Yalçın Uğraşı

aşk, ancak bu kadar kusursuz anlatılır
Ama şunu yalnızca hissetmeye çalış: oradaki her nesne sanki tutkumla doluydu, çocukluğumun, özlemimin simgesiydi: apartmanın önünde seni binlerce defa beklediğim kapısı, hep senin ayak seslerine kulak verdiğim ve seni ilk defa gördüğüm merdivenler, bütün ruhumla baktığım göz deliği, daire kapının önünde duran ve bir zamanlar üstüne diz çökmüş olduğum paspas, anahtarın kilidin içerisinde dönmesinden çıkan ve beni hep yattığım pusudan sıçratmış olan ses. Bütün bir çocukluğum,bütün tutkum işte orada, o birkaç metrelik yerde yuvalanmıştı, orası benim bütün hayatımdı ve şimdi bu hayat bir fırtına gibi üstüme çökmekteydi, çünkü arzulanan her şey,ama her şey gerçekleşmişti ve ben seninle yürüyordum, senin evindeydim, bizim evimizdeydim
Reklam
Ayrılık acısını çekmeden kavuşmanın/yan yana olmanın kadrini/değerini bilemedim. bu ayrılık acısı bana çok şeyi öğretti/birçok karanlığı aydınlattı. yan yana olmanın kadrini bilememenin verdiği acının/yokluğunun/karanlığın farkına vardım.
Dost nasihatini dinlemeyip kendime aşka verdim. Benim kendime ettiğimi, hiçbir düşman yapmaz...
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Ey sevgili! Ben senin diyarındayken bana cenneti teklif etme. madem senin diyarındayım; senin diyarın bana cennettir, ne diye bana cennet teklif edip bana azap veriyorsun.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
ey fuzuli! güzeller/sevgili, aşıkları görüp tanımazlıktan gelip onlarla alakadar olmazsa asıl bu kötüdür. onlar seni tanımazlıktan gelmeyip cefa etseler sana bir ihsandır, armağandır...
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Reklam