Tebessüm ettiren , tatlı bir hikaye
8/10
·112 syf.··
2026 31. kitabı
Son derece sıcak, samimi ve insanın yüzünde sürekli bir tebessüm bırakan bir kitaptı. Tamamı mektuplardan oluşmasına rağmen hiçbir zaman yapay hissettirmedi; aksine sanki gerçek insanların sohbetlerini okuyormuşum gibi geldi. Helene ile kitabevindeki insanların arasındaki ilişki zamanla öyle doğal gelişiyor ki, okurken onların dostluğunun bir parçası oluyorsunuz. Kitabın en sevdiğim yanı büyük olaylara ihtiyaç duymadan insanı mutlu edebilmesi oldu. Sayfalar boyunca kitap sevgisini, dostluğu, nezaketi ve mesafelerin gerçek bağlar kurmaya engel olmadığını görüyoruz. Sonu beni üzse de bu hüzün kitabın genel sıcaklığını gölgelemedi; aksine bütün o mektupların ne kadar gerçek ve değerli olduğunu hissettirdi. Mektuplar aracılığıyla kurulan dostluğun yıllar boyunca nasıl büyüdüğünü görmek çok etkileyiciydi. Bu yüzden kitap bittiğinde geriye büyük bir dram değil, tatlı bir özlem kaldı. Bana göre mektup romanlarını seven herkesin okuması gereken, insanın içini ısıtan ve kitap sevgisini yeniden hatırlatan çok güzel bir eserdi.
84, Charing Cross RoadHelene Hanff · Everest Yayınları · 2025234 okunma
10/10
·309 syf.··
2026 10. kitabı
Sessiz Hasta, uzun süre etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri oldu. Alicia’nın sessizliğinin ardındaki gizemi çözmeye çalışırken her sayfada merakım biraz daha arttı. Yazarın akıcı anlatımı sayesinde kendimi hikâyenin içinde buldum ve karakterlerin duygularını derinden hissettim. Kitabın en sevdiğim yanı, beni sürekli şaşırtması ve sonuyla tüm olaylara farklı bir gözle bakmamı sağlamasıydı. Benim için Sessiz Hasta, yalnızca bir gerilim romanı değil; insan psikolojisini etkileyici bir şekilde anlatan, unutulmaz ve özgün bir eserdi.
Duygu ve Düşünce
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·308 syf.··
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:42
#KitapYorum #KuzgunYemini #KamuranElagöz #EdebiyatistYayınları #Papatyakitaplığı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Edebiyatist Yayınları'ndan çıkan, Kamuran Elagöz'e ait, "KUZGUN YEMİNİ" isimli polisiye romanı tanıtmaya çalışacağım. Bazı kitaplar bitmez. İsteseniz de hayatın devamı gibi o arka planda kendi kendini yazmaya devam eder. Çünkü gerçek duygular, doğrular, vicdan, adalet, hırs, kötülük, gizem, aşk, dostluk, ölüm, doğum ve daha nice olgular sönümlenmeden bir yerlerde, rutin yaşanır. Bilinir ki; "Vicdan adaletin kalbidir. İyiliğin çoğalması için bazen kötülüğe izin verirsin." Tabi hakkaniyet adına. Bu cümle aklımın süzgecinde kumla altının ayrışması gibi kaldı. Bir altın avcısının avuçlarındaki serinliği, çizikleri, sevinci, acıyı, cesareti, sabrı, beklemenin kudsiyetini, heyecanı, bulmayı hisseder gibi." KUZGUN YEMİNİ " düşündüren, düşündürürken kendinizle, yüzleştiren, kimliğinize, benliğinize bir soğuk su vurumu misali şoka sokan bir yolculuk daveti. Bildiğimiz ancak itiraf iplerini sıkı tuttuğunuz tüm sırların çözümü, o anda kayboluşun soğukluğuna sıcak bir darbe sanki. Şimdi konu penceresinden şehrin ıslak sokaklarında izler bizi nereye götürüyor hep birlikte bakalım. "KUZGUN YEMİNİ" Polisiye, gizem ve tarihi gerilim unsurları taşıyan bir kurgu eser. İstanbul'un dar sokaklarında geçen, Da Vinci gibi gizemli bir figürün etrafında şekillenen bir intikam ve ihanet hikâyesi. Karanlık sokaklarda işlenen cinayetlerin ardında yatan sembolik ve titizlikle işlenmiş izleri takip eden bir anlatı. Eski Başkomiser Cenk’in yıllar sonra danışman olarak çağrıldığı bu karmaşık dosya, yalnızca bir katilin değil, parçalanmış bir ruhun haritasını da açığa çıkarır. Yirmi yıl önce ekilen kötülük tohumları, bugün kanla sulanarak filizlenir. Hemen aklıma genelde bu tip
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202620 okunma
8/10
·186 syf.··
2026 39. kitabı
Benim Yolum Sensin | Ecrin Su Acar #kitapyorumu Karadeniz'in serin yaylalarında ailesi ile birlikte sıcak bir ortamda yaşayan Asya, çiçekleri ve toprağı ile ilgilenmeyi çok seviyordu. Bir yandan çiçekleri diğer yandan kafesi onun huzur kaynağıydı. Ta ki şehirli bir oğlanı görene kadar... Toprak, yeni işleri için ailesi ile beraber Asya’nın ailesinin yanına gitmişti. Onu ilk gördüğünde bir garson sansa da evin kızı olduğunu öğrenince şaşırmıştı. Ama onu asıl şaşırtan şey ise babasının Asya'dan istediğiydi. "Oğlumun toprağı sevmesini sağla" Bu sıcak yaz günlerinde içinizi daha da ısıtacak tatlı bir kitabı sizlere sunuyorum. Soft karakterler okumayı seviyorum ve bu kitapta kaos namına bir şey yok Atışan, bakışan ve beraber vakit geçiren çiftimiz var. Asya ile tanıştıktan sonra Toprak'ın çevreye ve doğaya olan bakış açısının değiştiği görüyoruz. Başlarda minik çamur lekesinde kirlendiğini düşünen adam artık çamura bulaşınca mutlu oluyor. Çünkü bu anların çoğunda yanında Asya bulunuyordu. En sevdiğim kısım sanırım beraber kurabiye yaptıkları kısımdı Kitabın akıcılığı oldukça iyiydi fakat zaman atlaması olmasa daha güzel olabilirdi. Ben bu çifti sindire sindire okumayı da isterdim. İçerisinde rahatsız edecek bir sahne bulunmuyor yani her yaş grubu okuyabilir. Tatlı - soft kitap sevenlere öneririm kendisi tam olarak reading slump kurtarıcısı #frezyaneokudu
Benim Yolum SensinEcrin Su Acar · Patara Kitap · 20263 okunma
8/10
·240 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:08
1959 yılında California'da bir grup insanın, "Bevatron" adlı güçlü bir parçacık hızlandırıcıyı gezerken geçirdikleri bir kaza ile başlar. Proton ışınının altında kalan sekiz kişi, fiziksel olarak baygın halde hastanede yatarken, zihinsel olarak kendilerini tamamen değişmiş dünyaların içinde bulurlar. Gezgin grup, kazanın etkisiyle sırayla aralarındaki bazı kişilerin zihninde yarattığı evrenler içine hapsolur. Her uyandıkları dünya, o dünyayı yöneten kişinin takıntılarını, korkularını, dini inançlarını veya ideolojilerini yansıtmaktadır. Karakterler bir sonraki dünyaya geçip kendi "gerçekliklerine" dönmeye çalışırken, aslında insan psikolojisinin en karanlık odalarında seyahat ederler. Grup ilk olarak Arthur Sylvester adındaki bağnaz bir ihtiyarın zihnine düşer. Sylvester’ın dünyası, dogmatik inançların ve yozlaşmanın somutlaşmış halidir. Gökyüzünde her şeyi izleyen devasa bir gözün olduğu, bilimin yerini mucizelerin aldığı bu evren, aslında günümüzde de sıkça gördüğümüz kendi doğrusunu ve inancını korku unsuru yaratarak başkalarına dayatan insan modelini temsil eder. Yalan söyleyenin dilinde çıban çıkması gibi absürt cezalar, dinin ve inancın insanları manipüle etmek için nasıl bir baskı aracına dönüştürülebileceğinin bir eleştirisidir. Bu dinsel kabustan kurtulduklarında ise tam zıt kutupta yer alan, aşırı steril bir dünyaya, yaşlı bir kadın olan Edith Pritchet’ın zihnine geçiş yaparlar. Pritchet’ın dünyası; kötü, çirkin ve müstehcen bulunan her şeyin sansürlendiği, yapay bir düzenle yönetilir. Kadın; cinselliği, eti, kanı, hatta dünyadaki tüm böcekleri iğrenç bulduğu için onun zihninde bu kavramlara yer yoktur. Bu durum, günümüz dünyasındaki hayatın tüm gerçeklerini filtrelemek isteyen, her olumsuzluktan tetiklenen ve aşırı duyarlılık adı altında her şeye sansür
Edebiyat
Gökteki GözPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 2026259 okunma
3/10
·320 syf.··
2026 4. kitabı
·
130 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:22
kitap elimde aylaaarca suruklendi resmen. basta assiri gizemli oldugu icin kendini okutuyordu fakat sonrasinda o gizem unsuru kitabi okutmaya tek basina yetmedi. ayriyeten hikaye ve karakterler asla mantikli bi zemine oturmamisti. yani cok masalsi bi kitapti. 7 gun tanistigi insanla birbirlerine ait olduklarini falan dusunmeleri cart curt... yine de okudugum icin pisman degilim. fakat uzun bir sure colleen hoover okumak istemedigime eminim
ConfessColleen Hoover · Atria Books · 20151,002 okunma