'... zekâ itibarlı bir yere sahiptir, ancak bu, yalnızca koşulsuz itaatle beraber olduğu müddetçe devam eder. Bu iyi hâl belgesinden yoksun kalındığı anda ve artık hükmeden kişinin menfaatlerine hizmet edip etmedikledi belli değilse, bu kişiler 'zeki'den ziyade "terbiyesiz", "küstah" , "kötü niyetli" olarak adlandırılırlar ve hükmeden kişinin güvenliğini tehdit etmiyo olsalar bile sıklıkla, en azından hükmedenlerin şeref ve otoritesinin sanki karşısında yer alıyorlarmış gibi göründükleri bir ilişki ortaya çıkar. ...ve hatta bu durumda kişinin bilgisi ne kadar sağlamsa, niyeti de o kadar kötü olur, düşüncesi baskındır. Adalet bile bu yargıdan kurtulabilmiş değildir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dil üzerinde düşünebilmek için, Boole cebirin, kibernetik teorisini, mantık kurallarını ve daha birçok şeyi bilmek gerekir. Bu arada yabencı ve hazır fikirleri tekrarlama tehlikesi de vardır. Bunlar, özellikle bizim insanlarımızı bekleyen tehlikelerdir: "Kalıp sözler, moda sözler, hazır nükteler" hep rüşünce zorluğuna dayanır. Henry Ford'un dediği gibi, 'Düşünmeye mecbur kalmak bir kimse için en büyük cezadır.' Güçlük de tembellik ve üşenme doğurur. Yeni fikir imal edememek, 'Müktesep Cehaleti' doğurur
Kisbsiz ta o kadar cehl olamaz
(İnsan öğrenmeden bu kadar cahil olamaz)
Cehlin ol mertebesi sehl olamaz
(Cahilliğin bu derecesi pek basit olamaz)
Sayfa 157 - İletişim Yayınları / 1. baskı 1987·Kitabı okudu
Gauss'un Alman vatandaşlarınıın ülkeye getirilmesiyle 1930'larda topraktan Gauss'ların fışkıracağı sanılmıştı. Ancak doğu geleneğinin bilim geleneğiyle nasıl uzlaştırılacağı meselesi unutulmuştu. Velhasıl bekmenen Gauss meyve vermedi. Mustafa İnan bunu anlamış olacak ki "İthal malı bilim olmaz" demişti.
Sayfa 69 - İletişim Yayınları / 1. baskı 1987·Kitabı okudu