📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hüznümü anlatan bir şarkı bulamadım. Ruhumdaki tiz çığlıkları yakacak bir türkü okumadım. İçin için yanan benliğimi bir türlü söndüremedim. Yalnızım biliyorum hepimiz yanlızız aslında kalabalıkların içinde de kör kuytu köşemizde de. En çok da mutluluğunu paylaşamadığında hüznünü solduramadığında kimsenin seni anlamadığını anladığında büyür insan. Gidecek çok yer varken gideceğin tek bir yer'in olmadığında yavaş yavaş solan gül bahçeni kimse sulamadığında... Belki toprağın yanlış. Ama insan toprağını nasıl değiştirebilirki dönüş yine oraya değil mi? Ne kadar kaçarsan kaç yine seni bulmaz mı yakalayıp gömmez mi karanlığa? Sabredersen belki gül olursun dediler ya sabredemeyip hazan olursam? Görmesini bilirsen hayat bir cennet dediler ya ben görmeyi öğrenemediysem? Yürümesini bilirsen her yol maviye çıkar dediler peki ya ben yolu bile bulamadıysam? Güzellik uykusuna yatmış bir çirkin, yüzmeyi bilmeden karadan açılmış bir gafil ne derler bana bilmem ama ben bu hayatı yaşamayı kendime öğretemedim. Hep bir bahane hep bir sorun. Ama bana da bir sorun nedir seni bu kadar yoran biraz dinlen hakettin deseler. Ver o yükleri birazda ben taşıyım deseler. Öyle bir sevselerki beni sevilmeye gerçekten layık mıyım diye aklımdan bile geçirmesem. Oysa bir sulasalar o gül bahçemi ben ne güzel açardım her mevsim kendimi...
Canımın acıdığını hissediyorum. Bilmiyorum belkide ben artık büyüyorum. Yıllar değil yaşıma eklenen ruhuma binen yüklerle yürüyorum. Toz pembe değilmiş bu hayat oysaki en sevdiğim renkti bir zamanlar. Şimdi en sevdiğim siyah oldu kapkaranlık gecelerde ciğerimi söken yalnızlıklarla bir başıma savaşıyorum. Elbet bende isterdim çok sevilmek. Gözlerine bakınca içime işleyecek o sıcak mutluluğu bende isterdim. Sarılınca tüm hüznü yüzüstü bırakmak. Ama olmadı ve olmayacak. Ben bu dünyanın itirafsız suçlusuyum. Delil bırakmadan öldürmeye çalışıyorum benliğimi. Tek çarem bu çünkü. Karanlık odalara hapsettim aç susuz bıraktım olmadı. Defalarca hırpaladım dövdüm sövdüm olmadı. Utandım ondan kaçtım ayaklarım kanayana kadar koştum ama yine olmadı. Bırakmadı peşimi itiraf etmedi ne istediğini bende soramadım tabi. Korktum. Ta ki gerçekleri görene kadar. Yine korkuyorum evet ama artık kaçmıyorum. Gitmiyorumda ona adımlarım hep yerinde sayıyor. Ne doğru ne yanlış aklım bulanıyor bazen. Kağıtlara kusuyorum. Duygularım gerçeklerin ördüğü seti bir çırpıda yıkıp geçiyor. Oysa ellerim dillerim yüreğim kanaya kanaya ben dizmiştim o taşları. Emeklerim buhar gibi yükseliyor göklere. Bu yüzdendir belkide sevdam mavilere. Plastik çiçeklere benzedi hayatım. Gerçeğin yerini almaya çalışan sahteliklerle. Kendin ol dedi çok bilmişin biri insanlığa. Ben kendim olsam kendimden geriye ne kalırdıki.
mo willems şöyle der; “kendini yanlış hikâyede bulursan ayrıl.” ait hissetmediğiniz, “böyle olmamalı” dediğiniz her ne varsa ayrılın ondan. herkes kendi hikayesini bir yerde kendi yazar.