Fakat meşhur hikâyeci vaktini boşa geçirmek istemiyor: Üstelik ilham gülümser gibi olmuştur, kalem artık inatçı değildir; satırlar kapılarını açmakta.
Meşhur hikâyeci zevkle yazıyor: Her şey istediğinden daha mükemmel olacak gibi. Lakin bu bir zandır, yanlış bir zandır; zira yaratmak istediği insan, herhangi bir insan kadar hacim ve şekil kazanmıştır, fakat henüz en ufak bir karakter özelliği bile taşımıyor ve alışılmamış hiçbir anlaşmayı kabule yanaşmıyor.
Meşhur hikâyeci dudaklarını kemiriyor: Ne yapmalı, ilham yoksa, dışarda mı?
Liderliğe soyunan kimi komünistterin düştükleri en korkunç hatalardan birinin, kendilerinin bir nevi peygamber olduklarına, onların dışında kimsenin bu işi yürütemeyeceğine yürekten inanmaları olduğunu, bunca yılın deneyiminden sonra çıkarttım. Öylesine inanıyorlar ki buna, karşılarına çıkanları kırıp geçerken, hatta kimi zaman fiziksel olarak yok ederken, bunu, komünist hareketle kendilerini özdeşleştirdikleri için kendilerini izlemeyen, kendi fikirlerine karşı çıkan diğer herkesin düşman olduğuna, en azından yanlış hareketle davaya zararlı olduğuna inandıkları için yapıyorlar. Bel ki bu konuda benimle tartışacak olanlar çıkacaktır. Belki onların hakkı vardır, benim değil. Olabilir. Ben böyle düşünüyorum. Benim yaşadıklarım beni buna inandırdı.
Benim tek sevdiğim Rüzgar'dı. Hep Rüzgar olmuştu ve onun yanlış fikirlere kapılmasını istemiyordum. Onu bırakmayacaktım. Buna tam anlamıyla inanmadığını görebiliyordum. Bir şekilde yine ondan koparılacağıma inandırmıştı kendini. -Meltem