Kafamda rutubetli ,ağır düşünceler, taşkın sular aranıyorum dibini üfleyecek. Zaten neyim var ki kaybedecek, doğru öfkelere yanlış kelimelerden ,küflü akşamlar da biriktirilmiş tiyatro biletlerinden başka..
..Velev ki bir yanlış kendini büyütmüş ve tahammülü zor bir yaygınlık kazanmış olsun, bu durum insanın kendini kötüye, kötülüğe teslim etmesini meşrulaştırır mı?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İstişare yapmak veya birilerini uyarmak gayesiyle yola çıkıp gıybet ve dedikodu kuyusuna düşmemek dikkat ve otokontrol ister. Zira maksadın ulviliği, usulün süfli-çirkin-yanlış olmasını örtmez, örtemez..
Sayfa 37 - Kapı Yayınları·Kitabı okuyor
Deneme
Aslında hastalık tektir: Yanlış yaşam tarzı.
Alıntı
... Sadece o zamanları yaşamış kişiler tarafından değil, sonrakiler tarafından da yalan yanlış anlatılan bir öykü: Büyük önem taşıyan bütün kayıtların şüphe ve muğlaklıkla sarmalandığı öyle doğrudur ki; bazılarında son derece şüpheli dedikodular mutlak gerçek kabul edilirken, bazılarında da gerçekler yalana dönüştürülür ve sonraki nesiller ikisini de abartır. TACITUS
Toplum ve birey birbirlerinden ayrılamaz, karşıt değil birbirlerine gerekli ve tamamlayıcıdırlar. Donne'nın ünlü sözleriyle: "Hiç kimse kendi içinde bütün bir ada değildir, herkes kıtanın bir parçası, karanın bir kısmıdır." Bu, gerçeğin bir görünümüdür. Öte yandan, klasik bireyci J .S. Mill'in özdeyişini alın: "İnsanlar bir araya getirilince, başka bir öze dönüşmezler." Elbette dönüşmezler. Fakat yanlış olan, onların "bir araya getirilmiş" olmadan önce varolduklarını ya da herhangi bir öze sahip bulunduklarını düşünmektir. Biz doğunca, dünya üstümüzde işlemeye başlar ve bizi, salt biyolojik birimler olmaktan çıkarıp toplumsal birimlere dönüştürür. Her insan, tarihin ya da yazılı tarih öncesinin her döneminde bir toplumda doğmuş ve daha ilk yıllardan başlayarak bu toplumca kalıplanmıştır. Kullandığı dil, bireysel bir kalıt değil, içinde büyüdüğü gruptan toplumsal bir edinmedir.