John Peter Eckermann
"Bir devlette insanların rahatça yaşayıp, yaşamın keyfini sürmek yerine," dedi Goethe, "herkesin hükmetmek istemesi, sanatta da ortaya çıkan yapıtları beğenmek yerine, herkesin sanatçı olmaya kalkışması felakettir. Ayrıca şiir formunda bir yapıtın, kendine has bir yapısının olduğunu kimse aklına getirmiyor, herkes hemen aynısını yazmak istiyor. Daha da ileriye gidersek, bütün olarak ciddiyetten uzak, hiçbir şeye faydası dokunmayan anlamsızlıklar söz konusu, herkesin derdi yalnızca kendini göstermek ve olabildiğince dikkat çekmek. Bu yanlış çaba her yerde kendini gösteriyor, konserlerinde dinleyicilere salt müzik keyfi yaşatacak parçalar seçmek yerine, daha çok dinleyiciyi ustalığına hayran bırakacak parçaları seçen yeni virtüözler gibi davranıyorlar. Her yer kendini harika diye ortaya koymak isteyen bireylerle dolu, herkese ve yapılan işe faydalı olacak şekilde kendini arka plana alabilen bir çalışmaya hiçbir yerde rastlanmıyor. Sonrasında ise insanlar hiç farkında olmadan kötü işler ortaya çıkarıyorlar. Çocuklar da şiir yazarlar; yazmaya devam ederler, delikanlı olduklarında yetenekleri olduğuna inanırlar, ta ki sonunda, yetişkin erkek olduklarında mükemmel şiirin ne olduğunu anlayıncaya kadar, yanlış ve oldukça yetersiz çabalarla kaybettikleri yıllara şaşırıp kahrolurlar o zaman. Evet, birçoğu da mükemmel şeyler yazdıklarını düşünürler, yetersizliklerinin hiç farkında olmazlar ve ölünceye kadar yarım yamalak şeyler üretiler."
Alıntı
Ah, kalbi bilen anlar, en iyi en derin sevginin bile ne kadar yoksul, aptal, çaresiz, küstah, yanlış yapan, kurtarabildiği kadar kolaylıkla da yok edebilen olduğunu!
Sayfa 216·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hitler: Başka evrenlerde hayat olmadığını düşünmek delilik!
Maddi unsurlarıyla evren; söz konusu dünya, güneş ya da herhangi bir başka gezegenle aynı yapıya sahip. Günümüzde canlı hayatının sadece bizim gezegenimizde var olduğunu düşünmek imkânsız. Bilimin getirdiği bilgi insanları mutlu eder mi? Bunu bilemem; ama insanların kendilerini yanlış bilgiyle kandırarak mutlu olabileceğini gördüm. İnsanların hoşgörü kazanmaya çalışması gerektiğini kabul ediyorum.
Sayfa 146·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Alıntı
Belki de hayat, yanlış anlayınca güzeldi
"Çanakkale Harbi'ne kadar böyle bir terim yoktu kızım. Anzac yani okunuşu Anzak, Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı askerlerden oluşan birliğin, Australian and New Zealand. Army Corps'un başharfleriyle kısaltılmasıdır. Düşünebiliyor musun, gençlerin çoğu gerçeği Kahire'ye yakın Zeytun Kampı'nda talim alırken öğreniyor. Zaten yıllarca barbar Türkler olarak akıllara sokulmuşuz. Hakkımızda çıkarılan haberler, iftiralar yüzünden Batı ülkeleri bizi yanlış tanıyor. Hatta durum o hale varıyor ki, Anzakların aileleri, 'Çocuklarımızın cesedini barbarların elinde bırakmak istemiyoruz,' diyecek kadar bizden nefret ediyor.
Sayfa 206·Kitabı okuyor