Onur Girgin, Yeraltından Notlar'ı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dostoyevski üzerine çok söz söylemeye gerek yok. Ne desek biraz eksik kalacaktır. Yeraltından Notlar filminden tiyatrosuna tekrar tekrar içinde kaybolduğum bir yapıt. Bu dünyadan iyi ki bir Dostoyevski geçti.

nihal baysal, Su Adamı'ı inceledi.
 11 saat önce · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Dr. Salvador tarafından küçükken üzerinde yapılan deneylerle İhtiandr bir “Su Adamı”na dönüşür. Denizi avucu içi gibi bilirken kara hayatında bir bebekten farksızdır. İnsanların fark edip denizşeytanı olarak nitelendirmesiyle artık kara dünyasının bilmecesi olur. Her zaman ve her yerde olduğu gibi burada da para hırsından gözü dönen biri vardır: Pedro Zurita. Denizşeytanını inci bulmak için kullanmak ister ve İhtiandr ‘ın peşine düşer.

Bu sırada İhtiandr sudan çıkıp karayı keşfeder. Sudan karaya çıkınca gerçek manada sudan çıkmış balığa döner. İnsanların kirliliği, gürültüsü, karmaşası onu tiksindirir. Bu sorunlara katlanmasının tek bir nedeni vardır o da aşk.

Bilim kurguların genellikle uzayı konu aldığı düşünülünce su altını konu alan bir roman farklı hissettiriyor. Su altı betimlemeleri güzeldi. Sonlara kadar İhtiandr’ın su adamı olması dışında bilimkurgu okuduğumu düşündüren şeyler olmadı. Daha çok kara su karşılaştırması, insanların yanlışları ve çirkinlikleri vardı. En nefis bölüm Dr. Salvador’un savunmasıydı. Din ve bilimin karşıt olup olmadığı, bilimin gelişmesiyle insana ve canlılara müdahale etmenin etik tarafı ve evrim hakkında yapılan tartışma bu sayfaya kadar okuduğuma değdi dedirtti. Roman 1928’de yazılmış. Dönemi düşünülünce büyük bir yapıt olduğu anlaşılıyor. Günümüzdeki bilimsel gelişmeye alıştığımız için roman biraz yavan gelebilir.

Bilim kurgu sevenlere duyurulur (:

Emre, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ı inceledi.
 17 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Türk edebiyatının roman olarak (bazı çevrelerce roman olduğuna dair şüphe duyulsa da) kabul edilen ilk eseri. Edebiyatımızda daha önceleri benzer eserler verilmediğinden teknik açıdan oldukça kusurlu bir yapıt. Romanda iki ayrı hikaye anlatılıyor. O dönem içinde yazarın sanat kaygısı ikinci planda olduğu için kesin bir tavırla kahramanlar arasında taraf tutuluyor. Kahramanların iç dünyası hareketleriyle anlatılıyor, bunun en büyük sebebi ise romandaki malzeme yoksunluğu ve bilinç akışı tekniğinin yazar tarafından uygulanamaması. Roman sanatında olmazsa olmaz şeylerden bir tanesi de kahramanların değişim yaşamasıdır, ancak görülüyor ki Talât bir değişim yaşamazken Ali Bey büyük değişim yaşar. Talat'ın olayların başındaki durumuyla sonundaki durumunun aynı olması roman sanatına aykırıdır. Nedensellik bakımı açısından yine zayıf bir kurguya sahiptir. Olgu kuruluşuna değilinilecek olursa; Saliha Hanım'ın hikayesinin anlatıldığı bölüm teknik açıdan başarılı bir bölümdür. Anlatıcı Saliha Hanım'dır ve Talat'ın hikayesinin anlatıldığı bölüme kıyasla daha başarılıdır. Talat'ın bölümünde ise anlatıcı üçüncü bir kişidir (figür olmayan anlatıcı). Yavan bir kurguya sahiptir. Romantizmin etkisi fazla görülmese de kitabın sonu çok rastlantılı ve ölümlüdür yine bunun sebebi de malzeme eksikliği ve yazarın sanat kaygısını göz ardı etmesidir.

HavuçReçeli, Zor'u inceledi.
 19 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

ZOR, kesinlikle hazır cevap olan minik bir adam. Ama bu hazır cevaplılık kesinlikle konuşmak için konuşma olarak adlandırılmamalı. Her şeye mantıklı bir cevabı olan, her resmin en ince detayına kadar fark eden ve bunu size basit bir dille ikna edici bir şekilde sunan bir Haitili cüceden bahsediyorum. Kitap elimde uzun zamandır var sanırım 2015te almıştım ama bir türlü elim gitmiyordu. Her seferinde kapağını açtığım gibi kapatıyordum ve bu sefer farklı olmasını umarak başladım kitabı okumaya ve öyle de oldu. Düşündüğümün aksine sizi genel olarak yoran bir kitap değil, benim için bahar havasıyla uyum sağlayan bir kitap oldu. Veranda da kahvenize eşlik ederken sayfaların aktığı ama her sayfada size bir şeyler sunan, düşünceleri çok ince bir şekilde işleyen bir yapıt. Zor’un dediklerine çoğunlukla katılıyorum, fikirlerini felsefi, manevi ve bilimsel şekilde kitabın kapağında da yazdığı gibi destekliyor. Ancak hemen “ay ben sıkılırım… bilimsel mi, felsefi mi…” dememek gerek. Çünkü fazla detaya girmiyor, girmesi gereken ya da sizin merakınızın arttığı yerlerde daha fazla bilgi edinebileceğiniz başka kitap-kaynakların da ismini vermiş yazarımız. Kitabın içeriği mutluluk, enerjinin gücü, değerler, Tanrı, evren, kuantum gibi geniş çaplı ve bunların geçtiği yer Joe’nun Yeri adlı bir bar. Kim barda bunları konuşur diye düşünebilirsiniz ki haklısınız, John bile bu şekilde düşünüyor. Bar için fazla ağır konuşmalar olsa da yazar bunu bile genel anlamda oturtmayı başarmış. Sevmediğim nokta ise Kuantum olayında “Yeter….” Dedirtmesi oldu. Konuyu fazla uzattığını ve kitaba biraz ara vermem gerektiğini düşündüm ancak eğer ara verirsem bir daha elime alamamaktan ve kitabın sonlarına doğru yarım kalmasından korktuğumu söylemeliyim. Yazarın kuantum fiziğine ve özellikle evren yapısına karşı derin bir ilgisinin olduğunu düşünüyorum. (Düşünüyorum çünkü yazar hakkında Türkçe bilgi bulunmadığı gibi İngilizce olarak bile pek işe yarar bilgi elde edemedim. Merakım daha da arttı ama şimdilik fikir yürütelim.)
Kitap hakkında ki tanıtım yazılarında yazılanları abartı bulduğumu söylemekle beraber evet bilgece içeriği olduğunu ama hayatınızı değiştirecek, aydınlatacak bir baş yapıt olduğunu düşünmüyorum. Okuması zevkli olan bir kitaptı. Diyaloglar birbirinden oldukça zıt insanları ve fikirleri savunmasına rağmen iki tarafın bakış açılarını ve düşüncelerini oldukça başarılı anlatıyor.
Kişisel gelişim kitabı - romanı demek pek doğru değil ama okunabilecek, size kesinlikle güzellikler katacak bir kitap.

Elif Yıldız, bir alıntı ekledi.
 20 saat önce · Kitabı okuyor

"...Ama bana sıradan bir kitap yetmez. Sadece hissedersem ortaya bir yapıt çıkar. Öyle kitaplar var ki, bana hemen ne ortaya çıkarabileceğimi esinler; bazıları öyle değildir, hiç işe yaramaz. Kimi zaman aklıma bir fikir gelir, ama doğru kitabı bulamadığım için gerçekleştiremem."

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, Italo CalvinoBir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, Italo Calvino

Yazardan okuduğum ilk klasik polisiye roman. Her ne kadar çocuk kategorisinde olsa da yetişkinlerin de haz alacağı bir kitap. Konusu gök bilimle uğraşan bir lise öğrencisinin bir uçurumdan düşüp ölmesiyle başlıyor. Peter asosyal bir kişilik olduğu için çevresi tarafından sevilmeyen bir çocuk. Ve bu çocuğun kendisi sevmeyenlerin yaptıkları olayları teleskopu ile görüp ve zekasıyla araştırıp öğrenmesi ve sonrasında yaptığı santajlar olayı karmaşıklaştıran unsurlardan sadece birkaçı.
Yazarın bir çok yerde araya girip konuşma havasında okurun dikkatini dağıtması kitabın kötü kısımlarından biri. Anlatım akıcı, üslubu gayet farklı. Sherlock Holmes kadar olmasa da insanda derin bir merak uyandıran olay örgüsünü yazar başarılı bir şekilde kurmuş.
Toplum içindeki asosyal insanların toplumun dışına itildiğinde ne kadar hınç ve gözü kara davrandığını gösteren bir yapıt. Ve en şaşırdığım nokta da kitaba bu ismin hiç uymaması. İlk okuduğumda bir savaş romanı ya da bir mülteci romanı olduğunu varsaydım ama çok çok farklı duruyor resmin içeriği ile resmin adı.

Ecem Öztürk, Lâ: Sonsuzluk Hecesi'ni inceledi.
24 May 22:26 · 10/10 puan

Benim için Nazan Hoca ülkenin en başarılı edebiyatçısı. Lâ: Sonsuzluk Hecesi ise hayatimda okudugum en muthis eserdir. Nazan hocanın kalemi, naifliği, bilgisi, bakış açısı öylesine muazzam ki yazdığı tüm kitaplar birer baş yapıt. Ama benim hayatımın kitabı kesinlikle Lâ'dır.

Selim, Uykusuzluk'u inceledi.
 24 May 20:23 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Yazarın daha önce okuduğum iki kitabı 'Oğlak Dönencesi' ile 'Yengeç Dönencesi' idi. Henry Miller, büyük bir edebiyat olayıdır. Her ciddi edebiyat okurunun onu, yapıtlarını tanımaya ihtiyacı var. Bu kısacık kitap: edebiyat dünyası için, o henüz sonsuzluğa adım atmadan önce ardında bıraktığı, geriye kalan son küçük hatıralardan biri. Dikkat ettim de şu an yazarın bu kitabı sıralamada diğer kitaplarıyla kıyaslandığında en çok okunan ilk kitap olma özelliğini taşıyor - 1000Kitap da. Fakat kısa bir yapıt olduğu için de etkisi - okuduğum - diğer uzun soluklu kitapları yanında yine de sönük kalıyor.

Aram Adar, bir alıntı ekledi.
24 May 03:59 · Kitabı okuyor

Nasıl kendini yasalara ve refaha kaptırmış biri, hiçbir zaman dayanılmaz bir komşu, garip bir hergele hâline gelemezse, kendini kurallara göre eğiten bir insan da hiçbir zaman zevksiz ve kötü bir yapıt meydan getirmez; buna karşın her kural, doğanın gerçek duyumsayışını ve doğanın gerçek dışavurumunu yok edecektir, bu hangi kural olursa olsun ve lehinde ne söylenirse söylensin!

Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe (Sayfa 29 - CAN)Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe (Sayfa 29 - CAN)
Hanife Yolat, Şu Çılgın Türkler'i inceledi.
23 May 23:07 · Kitabı okudu · 22 günde · 10/10 puan

Efsanevii bir baş yapıt. Defalarca kere okunmalı. Çevremizdeki herkeze okutturmalıyız. Kanla ıslanmış bu vatan topraklarını o yoksulluğun içinde nasıl koruduğumuzu çok iyi bilmeliyiz. 700 sayfalık romanın her sayfasında gözleriniz dolabilir.