Aşk için...
senin çok menekşe çok gül ağzın geniş morkırmızı sokaklar gibi yayılınca yüzüne beni ışıktan bir hicret alır içimin çöllerinde bir kervan binlerce yıl ardından bulur yolunu adımları fâilâtün gözkapakları akşam yorgun ve umutlu yepyeni bir susuzluğa açılır ben ki bir alfabeydim kırılmış ve yarım bırakılmış şeylerden solgun çocuk yüzlerinden kursaktaki heveslerden ve unutulmaktan süresiz yontulan uzak yollara çivilenmiş dalgın ve dargın bir bakıştım kalbim benim uçurumlar yüklü bir uçurtmaydı ey camdan müziği akıp giden suların bir tel kopar gibi eski bir sazdan senin de yüzün bulanır mıydı ey sessiz îmânı çocukluk denen uykunun yitirdim bir günlük ömrünü sonsuz yaşayan o kelebek bilincini umutsuzum derisini yeniden giymeye çalışan bir yılan gibi
“Yarım kalan hikâyeler, tamamlananlardan daha uzun yaşar.”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yarıda bırakmaktır aşk.
Geçmişin yükü omuzlarından eksilmediğinde, aslında taşıdığın şeyin bir zamanlar yaşadığın bir anı değil, o anın sende bıraktığı yarım kalmışlık hissi olduğunu fark edersin.
İnsan en çok da içinde yarım kalan cümlelere takılıyor. Söylenmeyenler, bazen söylenenlerden daha ağır geliyor...
Benim yârim güle benzer Ovada sümbüle benzer Şakıyan bülbüle benzer