Haziran artık benim için yazın başlangıcı değil.
Takvim her bu aya döndüğünde içimde bir yer sessizce kararıyor.
İnsan bazı tarihleri unutamıyor. Unutmak istemediğinden değil; hayat o tarihten sonra aynı kalmadığından...
Bir yıl oldu.
Koca bir yıl boyunca seni özlememeyi öğrenemedim. Bazı günler güçlü görünmeyi başardım, bazı günlerse yokluğunun ağırlığı omuzlarıma çöktü. Hayat devam etti deniyor ama bazı kayıplarda insanın bir parçası olduğu yerde kalıyor.
Haziran bende artık eksiklik demek.
Yarım kalmış cümleler demek.
Bir daha duyulamayacak bir sesin özlemi demek.
Sana söyleyemediğim şeyler, birlikte yaşayamadığımız günler, paylaşamadığımız sevinçler içimde bir yerde duruyor.
Bazen kalabalıkların içinde, bazen gecenin en sessiz anında aynı düşünce gelip yanıma oturuyor:
"Keşke burada olsaydın."
Geçen zaman seni benden uzaklaştırmadı.
Sadece sana olan özlemimin ne kadar derin olduğunu öğretti.
Bu haziran da zor geçiyor ablam.
Ama seni sevmenin, seni özlemenin ve seni dualarımda yaşatmanın sonu yok.
30 Haziran...
Bazı ayrılıklar takvimde bir gün değil, insanın ömründe bir mevsim bırakıyor.