"Seni hiç bırakmayacağım, Nemrut'un kızı," diye mırıldandığında sesi yemin eder
gibi gukmist. "Sen benim kimsesizligimin kimsesi, yarım kalmışlığımın tamamlayıcısı ve hiçliğimin her şeyisin."
Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözlem kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmek iyidir önemlidir Türkiye gibi bir yerde avantajdır.
İnandım ben, her şeyimle inandım hem de. Bütün içimi doldurdu o inanç, bana, kendime bir yer bırakmadı. Ben de sıkıldım, vazgeçtim. Kendime de kendi içimde bir yer bulmak istedim. İnançsız insanlardan, yarım inananlardan, inançları uğruna yaşamını vermeyenlerden hoşlanmam. Ama bütün yaşamı boyunca hep ayni inancı, hep ayni güçte sürdürecek kadar kişiliksiz ve salak olanlardan da hoşlanmam.
Altay Tatarları, dünyadaki insan ve hayvanlara hastalıkları gönderen bir yeraltı ruhuna da inanırlar. Ölüleri kendi etrafına toplayan bu ürkütücü ruh, atletik vücutlu, dizlerine kadar inen sakalı, kömür siyahı gözlü olarak tarif edilen, "Erlikdir, ancak bu isim kullanılmaz, onun yerine "Kara nämä" (siyah şey) adı kullanılır. Erlik'in yer altı dünyasının denizlerinde küreksiz bir tekne ile gezdiği veya kara bir boğanın sırtında dolaştığı, yüzünün geriye baktığı anlatılır. Elinde kırbaç yerine, bir yılan veya yarım ay şeklinde bir balta vardır. Dokuz nehrin birleşip "Toibodym" isimli tek bir nehre dönüştüğü yer deki karanlık sarayı "Örgö” de yaşar. İnsanların gözyaşlarından oluşan bu nehrin üzerinde bir at kılı inceliğinde bir köprü vardır ve ölülerden biri bu köprüden kaçmaya kalkacak olsa, sendeleyip aşa ğıya düşer ve dalgalar onu yine ölüler ülkesinin kıyılarına atar. Toibodym ırmağında korkunç yaratıklar yaşar ve Erlik'in sarayını ko rurlar.