insanı var eden de sevgi, yok eden de
Duygular acımasızdır ama yine nefreti de cinneti de sadece sevgi değiştiriyor; merhameti, şefkati getirdiği gibi.
Sevince: sıkılgan, çökkün, yorgun, çekingen hâlin yok oluyor. Yetersizlik hissi giderken, cesareti kırılmış o mahcup kişi birden cesur birine dönüyor.
Sevmek yarım kalan her şeyini tamamlar, bunu bir tek severken ve sevilirken yapabilirsin. Sevginin küçük bir ihtimali bile insana yüzlerce km yol yaptırıyor, yorgun dizlerine kuvvet, halsiz ellerine dirilik geliyor.
Bir hevecan sarıyor ki benliğini, sorma gitsin. Kelimeler şiddetten uzaklaşıyor, insanın farkında olmadan ağrıları hastalıkları geçiyor meğerse sevgisizliktenmiş, diyorsun.
Sevgi dolu bir ruhun büyüklüğü herhangi bir şeyle kıyaslanabilir mi?
Sevgisinden vazgeçirilmiş, sevdiğinden vazgeçmek zorunda kalmış, çaresiz bırakılmış, aşkına sahip çıkamamış bir insanın yapacaklarından korkarım, sevgiyle sahiplenilmemiş bir aklın yapacakları dört başı mamur bir kötülük yaratıyor.
Kısacası insanı var eden de sevgi, yok eden de."
Doktor Urbino, kargaşanın ortasında, onsuz ölmenin umarsız acısının gözyaşları arasında onu tanıdı; yarım yüzyıllık ortak yaşamlarında Fermina Daza’nın hiç görmediği kadar ışıklı, hüzünlü, minnet dolu gözlerle sonsuza dek sürecek bir bakışla baktı ona; son soluğunu verirken, "Seni ne kadar sevdiğimi bir Tanrı bilir," diyebildi.