İnsan
10/10
·253 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 08:21
İsmail Saymaz'ın "Fıtrat: İş Kazası Değil, Cinayet" adlı eseri, Türkiye'de yıllardır "kader", "fıtrat" ve "kaçınılmaz iş kazası" söylemleriyle açıklanmaya çalışılan işçi ölümlerinin ardındaki gerçekleri cesur bir gazetecilik diliyle gözler önüne seren sarsıcı bir araştırma kitabıdır. Saymaz, tersanelerden maden ocaklarına, inşaatlardan sanayi tesislerine kadar uzanan geniş bir alanda yaşanan iş cinayetlerini, yalnızca rakamlar üzerinden değil, yaşamları yarım kalan insanların hikâyeleri, ailelerin acıları, ihmaller zinciri, denetimsizlik, taşeronlaşma ve sermaye-hız-kâr üçgeninin yarattığı yıkım üzerinden ele alıyor. "İş kazası" olarak kayıtlara geçen birçok ölümün aslında önlenebilir olduğunu kanıtlayan tanıklıklar, resmi belgeler ve saha araştırmaları okuyucuya sunulurken, devletin denetim mekanizmaları, işveren sorumlulukları ve çalışma yaşamının görünmeyen karanlık yüzü de sorgulanıyor. Eser emek, insan onuru, adalet ve yaşam hakkı üzerine güçlü bir toplumsal hafıza metni niteliği taşıyor. "Fıtrat", ölümlerin normalleştirilmesine karşı yükseltilmiş vicdani bir itiraz, her satırında emeğin değersizleştirilmesine karşı yazılmış bir tanıklık ve okuyucuyu yalnızca bilgilendirmekle kalmayıp, sorgulamaya zorlayan etkili bir yüzleşme kitabıdır. Saymaz'ın yalın ama çarpıcı anlatımı sayesinde eser, işçi ölümlerinin ardındaki sistemsel sorunları görünür kılarak, Türkiye'nin çalışma hayatına dair en önemli toplumsal gerçekliklerden birine ayna tutuyor.
1000Kitap
Fıtratİsmail Saymaz · İletişim Yayıncılık · 2016158 okunma
Puan vermedi·%22 (124/544 syf.)·
Öncelikle kitapdaki sürekli aynı sıkıcı dil yüzünden kitabı yarım bıraktım ve okudukça her olayın ana karaktere bağlanması benim aşırı canımı sıkıyor. Tamam en güçlü sensin, tamam en iyi sensin, tamam bütün sıkıntılar seni buluyor. Açıkçası ikinci kitabın çeyreğinde o kadar sıkıldım ki bıraktım. Bir sürü karaktere yer veriyorsunuz, ama her şey mi ana karakteri bulur.
Deniz Kızı AğladığındaEkin S. Koch · Ephesus Yayınları · 2021903 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 116. kitabı
"Kapı çalınmadan hiçbir şey başlamayacak." Beni duygudan duyguya sürükleyen bir kitap oldu Lale Sokak. Tanıyamadığım insanları, bilmediğim yılları, tatmadığım duyguları özletti. Acısıyla, tatlısıyla harika bir eser okudum diyebilirim. Derya'nın masumiyeti, kızların samimi arkadaşlığı, iyi ve yardımsever komşular, sokakta oynayan çocuklar... 90'ların sıcaklığını hissetmemek elde değil. Ancak keşke sadece güzellikler olsa hayat yolunda. Yolun diğer tarafında acılar var. El alemi düşünüp kendi çocuklarını düşünmeyenler, milletin lafıyla hareket edip gençlerin önlerine duvarlar örenler, söylenmemiş aşklar, yarım kalan sevdalar ve kursakta kalan hayaller. Elbet kolay olmayacaktı yaşam. Ne teknoloji vardı ne de insanlarda bireysellik. Şimdi de bazı bazı zorluklar yaşıyor insan ama döneme bakarsak daha zordu ve özellikle insanların yarattığı zorluklara çok güzel değinmiş yazar. Tabii bunu yaparken dönemin güzelliklerini de epeyce hissettirmiş. İnsan zor da olsa o yaşadığı / yaşamadığı dönemi ister istemez özlüyor. Asıl özlemimiz insanların dostluğu, komşuluğı, sıcaklığıydı belki de. Acısıyla , tatlısıyla içinizi ısıtacak, zaman zaman kalbinizde ufak bir sızı uyandıracak bir 90'lar kitabı okumak istiyorsanız doğru adrestesiniz. Not: Hediye için tekrar teşekkür ederim @ kitaplikkedisi68 Lale Sokak
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202633 okunma
Keşke
10/10
·500 syf.··
2026 7. kitabı
Keşke, Fikret ve Sabia’nın yüreğe dokunan aşk hikâyesini anlatırken aynı zamanda Cumhuriyet’in aydınlanma idealine ve Köy Enstitülerinin önemine ışık tutan etkileyici bir romandır. Köylerinden çıkıp Köy Enstitüsünde buluşan Fikret ve Sabia, yalnızca eğitim alan iki genç değil; Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği çağdaş, üretken ve düşünen bireylerin temsilcileridir. Enstitülerde öğrenciler hem akademik eğitim alır hem de tarım yapar, sanatla ilgilenir, üretir ve yaşamın içinde öğrenirler. Bu yönüyle Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in kırsaldaki kalkınma ve eğitim hamlesinin en önemli projelerinden biri olarak romanda güçlü bir şekilde hissedilir. Fikret ve Sabia’nın masum sevgisi, dönemin toplumsal ve siyasi olayları arasında sınanırken okuyucu bir yandan da Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eder. Doktor Sabia ve Avukat Tarık’ın yollarının kesişmesiyle ortaya çıkan sırlar, geçmişin gölgesinde kalan gerçekleri gün yüzüne çıkarır. Roman, bireylerin hayatlarını etkileyen siyasi kararları ve toplumun görünmeyen yönlerini sorgularken “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” düşüncesini de hissettirir. Kitabın merkezindeki “keşke” duygusu ise yalnızca yarım kalan bir aşkın değil, kaybedilen fırsatların, ertelenen hayallerin ve geçmişe duyulan özlemin sembolüdür. Fikret, Sabia ve Tarık’ın hikâyesi; sevginin, fedakârlığın ve zamanın insan ruhunda bıraktığı izleri derinden hissettirir. Keşke, Cumhuriyet’in eğitim anlayışını ve Köy Enstitülerinin toplum üzerindeki dönüştürücü etkisini anlatırken, aynı zamanda okuyucuyu hüzünlü bir aşkın ve saklı gerçeklerin peşinden sürükleyen; düşündüren, duygulandıran ve uzun süre hafızalarda kalan güçlü bir romandır.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,007 okunma
-spoiler içerir-
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:50
Açıkçası bence bazı incelemelerin aksine güzel sonlanmış ve iyi kurguladığını düşündüğüm bir kitaptı. Okuması keyifliydi ve insanı o bilinmezliğin ortasında kendisi varmış gibi hissettirme konusunda da yazarın iyi bir iş çıkarttığını düşünüyorum. Ayrıca sanki son sahnede thomas'ın deli olmadığını bilmek istersin belki der gibi getirdiği madalyon çok kafa karıştırıcıydı. Eve charlie'yi aramak için komşunun evine gittiğinde 3108 numaralı evin olmaması bir yandan bana acaba Alison'un evi de 3108 numaralı ev miydi diye de düşündürdü. Ek olarak kitaptaki belgeler mors kodları ile yapılan ve Thomas'ın belki de hiç Thomas olmadığıyla ilgili oluşturulan yazıda kitabı bir üst seviyeye taşımıştı bence. Ama Charlie'ye ne oldu neden böylesine olaylar oluyor bu tam olarak nasıl bir paranormal olay bununla ilgili çok bir şeyin açıklanmamış olması, o eski kulübe ne alakaydı sadece Eve o evi terk etmek istesin diye mi konulmuştu bu ve bunun gibi detaylar bana biraz anlamsız ve yarım hissettirdi.
Biz Eskiden Burada YaşardıkMarcus Kliewer · Nox Yayınları · 2025202 okunma
8/10
·249 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:55
GÜLİZ YAMAN - PETRA’NIN YANKILARI Selam kitap dostlarımm Bugün sizi Petra'nın kızıl taşları arasında, geçmişle bugünün birbirine karıştığı büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyorum. Yazardan ilk kez okuma yaptım ve daha ilk sayfalardan itibaren kendimi çöl rüzgârlarının, taşların ve yankıların arasında buldum. Hikâye bir yanda MS 74 yılında Petra'da yaşayan Zayd, Nadia ve Malik'in hayatlarına uzanırken, diğer yanda 2005 yılında arkeolog Lina ve ekibinin yaptığı kazılarla geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor. Her bulunan işaret, her taş parçası, her gölge geçmişten bugüne ulaşmaya çalışan bir ses gibi... Bu kitapta yalnızca bir arkeolojik keşif yok. Aşk var, ihanet var, kader var. Söylenemeyen sözler, yarım bırakılan hikâyeler ve taşların içine saklanmış sırlar var. Bazı sahnelerde Petra'nın mistik atmosferi öylesine güçlü hissediliyor ki kendinizi dar geçitlerde yürürken, kayalara dokunurken ve geçmişten gelen fısıltıları dinlerken buluyorsunuz. "Önce dinle." Zayd'ın ustasından öğrendiği bu söz, aslında kitabın ruhunu da anlatıyor. Çünkü bu hikâyede taşlar konuşmuyor; onları dinlemeyi bilenler duyuyor. Lina'nın kazılarda bulduğu izler yalnızca tarihin kalıntıları değil, yüzyıllar önce yaşamış insanların nefesi, umutları ve yarım kalmış hikâyeleri... Peki bir taşın içine saklanan sır, iki bin yıl sonra yeniden ortaya çıkabilir mi? Ve geçmiş gerçekten geçmişte mi kalır? Petra'nın kadim taşları arasında yankılanan sırlar, yıldızlı levhalar, unutulmuş işaretler ve zamanın ötesinden gelen sesler sizi bekliyor... Geçmişle bugünün iç içe geçtiği, tarih, arkeoloji, gizem ve duyguyu harmanlayan bu etkileyici yolculuğu mutlaka okuyun derim.
Petra'nın YankılarıGüliz Yaman · Mst Yayıncılık · 20261 okunma