8/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:51
İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit "İstanbul artık sadece bir şehir değil benim için; bir hafıza, bir yara, bir sevda" Başkomiser Nevzat serisinin değerli bir parçası olan bu kitap, Ahmet Ümit'in kalemine iyiden iyiye ısındığımı hissettirdi ben de diyebilirim. Tamamen hayal kırıklığı demek abartı olur ama her şey de pembe değildi. Olumlu yanlarıyla başlayalım: Kitabın İstanbul'u anlatışı gerçekten başarılı. Sarayburnu'ndan Ayasofya'ya, tarihi yarımadanın her bir taşına işlenmiş gizem ve geçmiş... Yazarın şehre duyduğu sevgiyi her sayfada hissediyorsunuz, mekan tasvirleri oldukça başarılı. Yedi tarihi mekan ve yedi cinayet konsepti de kurgu olarak oldukça zekice. Ancak bazı noktalarda Ümit'in kalemi fazla coşmuş ve ana hat olan polisiye kurgunun önüne geçmiş. Romanın bazı yerlerinde konudan kopmalar yaşanıyor ve uzayan diyaloglar insanı yorabiliyor. Hatta bir kaç defa kitabı yarım bırakmayı düşündüğümü itiraf edeyim. Bu yüzden bazı okurlar kitabı "ağır ve sıkıcı" da bulabiliyor . Üstelik bu kadar sayfa sonunda ulaştığımız sonu çok da şaşırtıcı değildi. Bununla birlikte yazarın kalemine alışmaya başladığım ve bu dünyanın içinde kaybolduğum için tamamlamış oldum. Genel olarak, sonuna kadar sabredince dolu dolu bir İstanbul gezisi sunuyor ama polisiye tansiyonu çok yüksek bir kitap beklentisi ile girilmemeli. Bu kitaptan bana asıl kalan, tarihi bilgiler oldu diyebilirim, daha fazlası değil. Peki Ya Siz? · Kitaptaki tarihi mekanlar ve İstanbul betimlemeleri sizce başarılı mı, yoksa bu kısımlar da kitabı bölüp duruyor muydu? · Ahmet Ümit'in Başkomiser Nevzat serisinin en iyi kitabı sizce hangisi? · Polisiyeden çok bir "İstanbul Rehberi" olarak okunursa daha mı iyi olur bu kitap?
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,1bin okunma
7/10
·147 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:55
Daha önce de 3 kere başlamıştım ama hep yarım bırakmıştım. Bu sefer bir şekilde bitirdim ama gerçekten sıkıcıydı. Sonu da hiç beklediğim gibi değildi. Kitaptaki terim fazlalığı da anlamamı güçleştirdi.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Reklam
SARI NEHİR ÖYKÜSÜ
Puan vermedi·285 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
Bir ölü için toprağa gömülmemek, tam olarak ölmemek demektir. Bu daha ziyade ölümün tamamlanmaması, eksik kalmasıdır. Böyleleri başıboş bir ruh, bir sahipsiz hayalet sayılır. ​Olaylar, yıllar sonra Sarı Nehir’in kıyısına doğduğu yere dönen bir kadınla başlıyor. Onu geri çağıran şey yalnızca bir cenaze değil; kaçmaya çalıştığı çocukluğu ve yarım kalmış duyguları. ​Sayfalar ilerledikçe, Çocukları arasında açıkça ayrım yapan, eşine karşı aşağılayıcı tavrını öldükten sonra bile sürdüren mesafeli bir anne var. Çocuklarınsa bu sertliğe rağmen hâlâ ondan bir zerre sevgi ve onay alabilmek için çabalamaları çok sarsıcı. ​Anneleri tarafından utanç kaynağı gibi anlatılan babadan geriye çok anlamlı bir miras kalıyor; bir tarif defteri. Kardeşler, babalarının hatırasını yaşatmak için birer lokanta açıp bu deftere tutunuyorlar. Ancak annenin bu çabaya bile saçma karşı çıkışı,aile içindeki o bitmeyen çatışmayı çok net gösteriyor. ​Aslında merkezde yalnızca bir ölüm yok; baş karakterin yıllar boyunca babasını savunma çabası da var. Anlatıcı bunun aksini göstermeye; babasının yalnızca hatalarını değil, insanlığını ve geride bıraktığı sevgiyi de görünür kılmaya çalışıyor. Kitaptaki şu satır da bu duyguyu özetliyordu;Onun ruhunu bir şekilde memnun etmek istiyorum. Annem sürekli onun oburluğundan yakınırdı. Şimdi yaşıyor olsaydı onu doyana kadar yedirirdim. ​Beni en çok etkileyen nokta tamamlanamamış YAS... Babanın yıllarca bir mezarının olmayışı, küllerinin taşınması ve anlatıcının ona ait fiziksel bir mezar bulma arayışı, aslında babasının sevgisini savunma mücadelesi Çin kültüründe “Ana Nehir” yani Sarı Nehir, binlerce yıldır medeniyetleri beslediği kadar büyük taşkınlara da neden olmuş gerçek bir nehir. Benim için bu tarihsel anlamı kullanan insanların hayatlarının da nehir gibi bazen
Sarı Nehir ÖyküsüShao Li · Lotus Yayınevi · 20265 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Bu kitap baştan sona bir hikâyeden çok bir hafıza çözülmesi gibi ilerliyor. Olayları takip etmekten ziyade, bir insanın kendi geçmişine bakarken nasıl parçalandığını izliyorsun. Net bir anlatıdan çok, zihnin içinden geçen kırık görüntüler var. 17 Haziran tam olarak dış dünyayı değil, insanın kendi içindeki çocukluğu, eksiklik hissini ve aile içinde kalmış yarım duyguları anlatıyor. Alex Schulman burada bir hikâye kurmaktan çok, geçmişin bugüne nasıl sızdığını gösteriyor. Kitabın en güçlü tarafı, küçük anların çok büyük duygular taşıması. Bir fotoğraf, bir ses, bir ev ya da bir sessizlik bile yıllar sonra insanın hayatını belirleyen bir şeye dönüşebiliyor. “Bedeni bütündü; yaşıyor gibiydi, ama ölüydü.” Bu tarz cümleler kitabın tonunu en baştan belli ediyor. Açıklamaya çalışmıyor, sadece hissettiriyor. Özellikle çocukluk bölümleri çok ağır bir duygusal zemin taşıyor. Geçmiş sadece hatırlanan bir şey değil, hâlâ içinde yaşayan bir şey gibi anlatılıyor: “İnsan öylece çocukluğunu arayıp da biraz olsun şanslı olmayı dileyemez. Hattı düşürebilirsin belki ama içeri giremezsin. Hazırlıklı olman gerekir; ne söyleyeceğini bilmen, bir planının olması gerekir. Bu anlamda dördüncü gün kritikti, bir dönüm noktasıydı. Çünkü yöntemin önemini o gün kavradım. ” Burada asıl mesele çocukluğu hatırlamak değil, ona ulaşmaya çalışmanın imkânsızlığı. Aile ilişkileri ise kitabın en kırılgan noktası. Sevgi, mesafe ve eksiklik aynı anda var. İnsan hem bağlı hem de uzak hissediyor: **__“1986 yazından bana ait tek fotoğraf vardı. Gölde bir sandaldayım. Arkada karanlık su, uzakta ev; kırmızı bir Lego parçası gibi. Gülümsüyor muyum, yoksa güneşte gözlerimi mi kısıyorum, bilmiyorum. Keskin hatlar, açık kahve gözler. Ben çocukken, annem en şefkatli anlarında “ancak bir annenin
İnceleme
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,143 okunma
Korkuyu Beklerken - Oğuz Atay
9/10
·202 syf.··
2026 39. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:30
Ülkemizde en çok yarım bırakılan kitabın yazarı Oğuz Atay'dan Korkuyu Beklerken'i okumuş muydunuz? Bir tanesi kitaba ismini veren Korkuyu Beklerken olmak üzere toplam 8 hikayeden oluşan bir kitap. Her hikayesinde kendinize bir şey çıkaracağınız okuması keyifli bir kitaptı. İçlerinden beni en çok etkileyen Beyaz Mantolu Adam ve Korkuyu Beklerken oldu. Beyaz Mantolu Adam'da kendisini kukla gibi hayatın rüzgarına bırakmış bir adamın hikayesini okurken Korkuyu Beklerken'de yazılan bir mektup üzerine hayatının yönetimini kendini ellerinden kayıp şahsi sorgulamalar yapan bir hale dönüşüyor. Beni en çok etkileyen hikayeler bunlardı. Sizinkiler hangisi idi? En severek okuduğunuz Oğuz Atay kitabı nedir?
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
10/10
·54 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Bu kitap süslü cümlelerle yazılmış edebi bir kurgu değil; yazarın da ilk sayfalarda dediği gibi, geceleri kimseye anlatamadığı dertleri sessizce kâğıda döktüğü ham ve gerçek bir hayat... Zaten insanı kalbinden vuran da tam olarak bu saf yaşanmışlık. Adana’nın sokaklarında başlayan o masum çocukluk, ilk gençlikteki o sessiz ve yarım kalan aşk acısıyla sarsılıyor önce. Ardından en güvendiği insandan, "kardeşim" dediğinden gelen o ağır ihanet... İnsanın canını en çok sırtını yasladığı yer acıtıyor çünkü. Ama kitabın ruhumu asıl paramparça eden ve sonra garip bir dirençle ayağa kaldıran yeri lösemiyle olan o amansız savaş oldu. Hastane odalarında yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide yürürken, doktorların "Bu geceyi atlatırsa bir umut var" dediği o upuzun gecede yazarla birlikte ben de nefesimi tuttum. Bedeninden 18 kilo giderken, içindeki o inatçı "direnç" kıvılcımına tutunarak istatistikleri alt üst etmesi muazzam bir yüzleşmeydi. Bir Ümit, sadece bir isim hikâyesi değil; en karanlık gecede bile içindeki o ışığı sönmekten koruyan herkesin hikâyesi. Okurken kendi kırgınlıklarımı, kendi sessizliklerimi buldum. Kalbinde dost yarası taşıyan ya da hayata tutunacak küçücük bir ihtimal arayan herkes bu samimi satırlarda kendini bulacaktır. Yazarın da dediği gibi: "Çünkü inananlar için hayat, her düşüşten sonra yeniden başlar." Başucu kitaplarımdan biri oldu. Kelimelerine sağlık Ümit Oklu.
Bir ÜmitÜmit Oklu · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 202527 okunma
Reklam
Reklam