- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var.
I. BÖLÜM
1) Aynalı Baba ile Konuşma
ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.”
“Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.”
↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği)
“Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. -
Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır.
Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri:
(1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh)
(2) Mevlana = Mesnevi
(3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm
(4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir.
(5) Spinoza = Etika
→ Mantıkut Tayr (Kuşların Dili)
→ Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı
→ Siddhartha
2) Yokluk Tepesi
Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı)
Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
Adı yaşamak olan bir kitap ; ama okuduktan sonra sahip olunan hayatı , insanın kendi vermiş olduğu kararlara göre yaşa(yama)mak ...
İçinde daha çok ölüm barındıran YAŞAMAK ...
Yaşamak, insanın elinden her şey alındığında bile hayata nasıl tutunduğunu değil, hayata nasıl devam ettiğini anlatan bir roman. Fugui’nin hikâyesi kayıplarla dolu; fakat Yu Hua bu kayıpları bağırarak değil, sakin ve sade bir dille anlatıyor. Tam da bu yüzden anlatılanlar daha derinden etkiliyor.
Roman boyunca acı, yoksulluk ve ölüm neredeyse gündelik hayatın bir parçası gibi sunuluyor. Fugui’nin isyan etmemesi, yaşadıklarını sorgulamadan kabullenmesi önce insanı şaşırtıyor, sonra da düşündürüyor. Çünkü bu tutum fazlasıyla gerçek. Hayat her zaman dramatik tepkiler vermeye izin vermiyor; bazen insan sadece yaşamak zorunda kalıyor.
Büyük umutlar, parlak cümleler ya da teselli eden bir son yok. Ama kitap bittiğinde geriye kalan şey güçlü bir insan hikâyesi oluyor. Sessiz, sade ama etkisi uzun süren bir roman. Okuduğuma kesinlikle değdi.
Yaşamak, ölüme ulaşmak için acı çekmektir. Beni derinden etkileyen ve yere vuran bir kitap, yaşa(yama)mak. Başlarken herşey güzeldi, şimdi bir çok sorgu ve hüzün ile bir benim. Empati yapmaktan içim kurudu, nefes alamıyorum. Farklı ben için bir adım. Ölüm gerçek üstü gerçek, ve tüm mutlulukların celladı. Ağızların tadını kaçıran ölümü çokça hatırlayın hadisi şerifini iliklerime kadar yaşattı. Allah huzurlu yaşam nasip etsin, en iyisi güzel bir ölüm.
Â'mâk-ı Hayâl (Hayalin derinlikleri, hayal pınarları)
Peygamberimiz "Ya Rabbi eşyanın hakikatini bana göster." diye dua etmiştir.
Filibeli Ahmed Hilmi, Birkaç Söz kısmında “Hikmet” adını verdiği önce haftalık daha sonra günlük yayımladığı gazeteden bahseder. Bu sebeple önce “Hikmet” tanımı yapmak istiyorum.
Hikmet; bize açılan bir kitap bir bilgidir.
Hikmet; veri tabanıdır.
İnsanın var olanı karşısına alıp ondan okuduğunda orada görünmeyen bir şeyi açıklama çabasının sonucu olarak, yeni bir bilgi üretmenin kaynaklık etmesi insanın hikmetidir ve kime böyle bir güç verdiyse kendisine iyilikte bulunulmuştur.
Hikmet; verdiğimiz kararda tam isabet etmektir.
Doktorun doğru teşhis etmesi, tam isabettir. Davalı-davacı arasında adaleti sağlamaktır.
Hikmet; bir varlığı yok olsun diye değil sonsuza kadar var olsun diye yapmaktır. Kişinin içindeki ölümsüzlük duygusu da bununla örtüşür. Sebepsiz bir eylem yoktur.
Hikmet; bir anlayış bir yorumlama gücüdür.
(Allah'ın hikmetinden sual olunur.)
Â'mâk-ı Hayâl, Fantastik dünyasının içinde asılı çok gerçekçi bir hikâyedir.
İnsanın kendini bulma yolculuğudur. Hayatta hep “Aynalı Baba”lar vardır. Yeter ki siz fırsatları bulun ve değerlendirin, yolculuğa hazır olun, gerçeklerle yüzleşmeye ve yaşamaya cesaretiniz olsun.
Â'mâk-ı Hayâl, başucu kitabınız olabilir. Her zaman ihtiyacınız olan, canınız sıkıldığında ya da mutlu olduğunuzda açıp okuyabileceğiniz bir eser.
Raci ve Aynalı Baba’nın yolculuğu, Hz Musa ve Hızır'ın yolculuğu gibidir. Görünenin bir de arka yüzü vardır, görülmeyen. Mühim olan bunu keşfetmektir. Hem ilmi hem felsefi hem de coğrafi bir donanım vardır kitapta. Kur'an ilmi ve tasavvuf bilgileri mevcuttur. Aynı Mevlana'nın Şems’i gibi Raci'nin de Aynalı Baba’sı vardır. Yani ona yol gösteren bir Meczup.
Â'mâk-ı Hayâl, mezarlık
A’mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Kapra Yayıncılık · 202122,4bin okunma
Bir hayat çizgisine ne kadar acı sığar? Peki acı ölçülebilir, tartılabilir mi?Ne kadar acı çoktur mesela? Veya insan acıyla nasıl yaşar. Yaşamak, yaşamak işte bütün mesele bu aslında. Yaşamak kelimesi olabildiğince geniş ve olabildiğince muğlaktır aslında. Bir yaşamak çizgisinde belli olur acı; ölçülebilir mi, ne kadarı çoktur... Hepsi yaşamak tellakisinde saklıdır aslında.
Biz de bu kitapta karakterimizin yaşamak çizgisindeki hayatına dahil oluyoruz aslında. Bir yaşamak çizgisi içindeki acılarına, mutluluklarına, çoğunlukla acılarına.
Yazar genel olarak çok etkileyici bir dil kullanmış, zaman zaman izleyici çoğu zaman da kitaptan biri gibi büsbütün içindesiniz kitabın. Bir solukta biten bir kitap.