Puan vermedi·328 syf.··
2026 7. kitabı
Bir solukta okuyacağınız, her cümlesinde geçmişte yaşanmış olan acıları salt gerçeklikle iliklerinize kadar hissedeceğiniz , tarihin karanlık izleri arasında hayata tutunmaya çalışan bir halkın yara izlerini kalbinizin en derinliklerine hançer gibi sağlanacağını bir roman...
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,4bin okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:17
"Çocukluğumu aramak bir rodeo atına binmek gibiydi; er ya da geç üzerinden fırlatılacağımı biliyordum." Alex Schulman kitaplarını okuduysanız az çok tahmin edersiniz ki, hikâyelerin sonu bir şekilde çocukluk travmalarına çıkar. Bu beni nedense hiç rahatsız etmiyor. Aksine okuduğum her kitabında düğümler çözüldükçe "Oh be!" diyor, adeta baş karakterle birlikte ben de yüklerimden kurtuluyorum. Öğretmenlik yapan kırk beş yaşındaki Vidar'ın, iki yıl önce kaybettiği babasından kalan eşyaların arasından bir telefon rehberi bulmasıyla başlıyor olaylar. İçgüdüsel bir hareketle, çocukken yaşadığı yazlık evin telefon numarasını çeviriyor ve bingo! Telefonu babası açıyor. :) Her gün aramaya başlıyor Vidar, aile bireylerinin hepsiyle konuştuğu gibi, kendi çocukluğu ile de adeta dost oluyor. :') Kendi çocukluğunuzla sohbet ettiğinizi düşünsenize.Okurken bile tüylerim diken diken oldu benim. Her aradığında ailenin yılın aynı gününü yaşadığını fark ediyor: 17 Haziran 1986. Ve bugünün bir anlamı olduğunu, bir sır taşıdığını, önemli bir olay yaşanmış olduğunu keşfediyor fakat bu gizemi çözmek tam bir yılına mal oluyor, tabii bir de akıl sağlığına. Paralel evren mi, büyülü gerçekçilik mi derken ikisinin de olmadığını çabucak anlıyorsunuz. İkisi de Schulman'ın tarzı değil zaten. Velhasıl; bir çeşit kırılma noktasının olduğu o günün, aslında sıradan bir gün olmadığını, yetişkin bir insanın hayatını bugün bile derinden etkileyecek bir yaranın aslında o gün açıldığını ve Vidar'ın belki de ruhunda buna benzer daha ne yaralar taşıdığını boğazınızda bir yumru ile idrak ediyorsunuz. Çocukluğumuzda oluşan ve bir ömür boyu kapatamadığımız o gedikler... Kiminin varlığından bile haberdar olmadığımız o koca çukurlar... Kendi çocukluğunun korkularını gidermek, ona güven vermeye, onu korumaya
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,230 okunma
Reklam
9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 129. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:48
Herkese Merhaba Bugün sizlere Lynda Rutledge kaleminden Zürafalarla Batıya Doğru kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 372 sayfalık bir kitap Hikaye, 1938’de Amerika’da gerçekten yaşanmış bir olaydan ilham alıyor. •Hikayenin kalbinde 17 yaşında, hayatta tutunacak hiçbir şeyi kalmamış sıska bir çocuk var: Woodrow Wilson Nickel, yani Woody. Ailesini o dönemin lanetli toz fırtınalarında kaybetmiş. Köksüz, öfkeli, her gece kabuslarla uyanan bir tip. New York limanında üstü başı kan içinde, donmak üzereyken gözünü bir açıyor; karşısında devasa bir kasırgadan mucize eseri sağ çıkmış iki tane Afrika zürafası! •Bu iki tonluk Oğlan ve Kız isimli zürafaların New York’tan San Diego Hayvanat Bahçesi’ne götürülmesi gerek. Başlarında da huysuz ama dünya tatlısı bir hayvan bakıcısı, Charlie Riley (biz ona İhtiyar diyoruz). Woody bir şekilde bu yolculuğa dahil oluyor ve Amerika’yı bir uçtan diğer uca geçecekleri o efsanevi 12 gün başlıyor. •Arkalarından gelen o çilli, kızıl saçlı fotoğrafçı kızla birlikte zürafaların peşinde yol alırken, İnansam da inanmasam da Tanrı’nın bana da biraz yüzünü dönmesinin vakti gelmişti artık diyor. Kendini o kadar değersiz hissediyor ki, Kaliforniya’ya ulaşırlarsa hayatının kurtulacağına inanıyor. •Birbirinden tamamen farklı üç insan, geçmişi sırlarla dolu İhtiyar, erkek egemen dünyaya kafa tutan fotoğrafçı Kızıl ve kimsesiz Woody. Ortak hayalleri: Vadedilmiş topraklara, Kaliforniya’ya sağ salim varmak. •Ama yolculuk bitince her şey bitmiyor işte. Arada koca bir II. Dünya Savaşı geçiyor, Pearl Harbor bombalanıyor. Woody gençliğini cephelerde bırakıp yirmi beş yaşında geri döndüğünde bile, okyanusun ortasındaki fırtınalı bir askeri gemide tek sığınağı yine o zürafaların sakinleştirici hatırası oluyor. •Hem bir büyüme hikayesi, hem
Zürafalarla Batıya DoğruLynda Rutledge · The Kitap · 202684 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 10:07
Bir insanın kendini en güvende hissedebileceği yerde başına ne gelebilir ki? Sanırım bu yüzden okuduklarıma inanmakta zorlandım. Çünkü insan, böylesine bir kötülüğün gerçek olabileceğini kabul etmek istemiyor Utanç Taraf Değiştirmeli, Gisèle Pelicot’nun yaşadıklarını ve sonrasında gösterdiği inanılmaz cesareti anlatıyor. Kitabı okurken sık sık durup düşündüm. Öfkelendim, üzüldüm, hayrete düştüm… Ama en çok da, yaşadıklarının ardından sessiz kalmayı reddeden bir kadının gücüne hayran kaldım. Bir yanda insanın en yakını tarafından uğradığı tarifsiz ihanet, diğer yanda ise “Utanması gereken ben değilim.” diyerek suçluların saklanmasına izin vermeyen bir kadın… Sayfalar ilerledikçe insan, okuduklarının gerçek olduğuna inanmak istemiyor. Ama ne yazık ki gerçek. Belki de bu kitabı bu kadar sarsıcı yapan şey tam olarak bu. Çünkü burada anlatılanlar bir kurgu değil; yaşanmış bir hayat, çalınmış yıllar ve buna rağmen dimdik ayakta kalmayı başaran bir kadın var. Ve sanırım, kitabı kapattığımda aklımda kalan şey yaşanan dehşetin yanında Gisèle Pelicot’nun gösterdiği cesaret oldu.
Yaşama ÖvgüGisèle Pelicot · Everest Yayınları · 202646 okunma
10/10
·
Beğendi
Yazarın okuduğum ilk eseri olmak ile birlikte yakın bir arkadaşımın şiddetli tavsiyesi üzerine almıştım. Aldığım gibi de başladım zaten. Romanı genel çapta düşündüğümüzde akıcı bir dili ve olay örgüsü olduğunu söylemek isterim ya da en azından beni kendine aşık etti:)) Olaylar öncelikle gerçek hayatta yaşanmış olan Witt kardeşlerin ölümü ile başlıyor, araştırmalarım ise kalan kısmının tamamının kurgu olduğu yönde. Yani gerçek olan sadece Witt kardeşler ve onların karşı karşıya kaldıkları ölüm, kalan diğer önemli karakterler ve yaşadıkları olaylar ise yazarın kurgusu. Cornelis van Bearle diye de Rosa Gryphus diye de kişiler yokmuş, bu üzdü. En azından Isaac Boxtel'in gerçek olmaması mutlu etti beni. Sonrasında ise van Bearle'nin lale tutkunluğu, komşusu Isaac Boxtel, van Bearle'nin suçsuz yere tutuklanıp idama mahkum edilmesi ile devam ediyor. Daha fazla uzatıp ya da detaylandırıp spoi vermek istemiyorum:)) Okurken sürekli bir heyecan sardı beni ve bazı yerlerde kâh sinirden kâh mutluluktan bağırmamak için iradem ile savaştım:)) Bilemiyorum, belki de yazarın dili bu şekildedir ya da bu kitaba özgüdür ama genel olarak bir dış ses hakim anlatımda. Demek istediğim şu ki dışarıdan birisi sanki size hikaye anlatıyor gibi, bunun bir hikaye olduğu ve yazar-okuyucu ikilisi hissettiriliyor. İlk defa böyle bir yazıma denk geldiğim için bana garip geldi, hoşuma da gitmedi değil ama:))
1000Kitap
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
İşte Beyniniz, İşte İncelemem
10/10
·%30 (75/248 syf.)··
Beğendi
Kitap, beyni sadeleştirmeden anlatarak okura bir şeyler kazandırmayı ve öğretmeyi amaçlıyor. Her yeni bir sayfasını okurken nöroloji ve sinirbilim ile alakalı ilk kez duyacağınız şeyleri öğrenebilir, benim yaptığım gibi not alıp ilerleyerek bunu kalıcılaştırabilirsiniz. Kitapta görülen vakalarda yer edinebiliyor. Gerçek hayatta yaşanmış olaylar da olduğundan sevebilirsiniz. Lakin, bu kitabı okurken beyninizin öğrenmeye açık olması gerekli. Yani, kafanızda düşünceler varken, odaklanamıyorken veyahut yorgunken okunması verimli olmaz ve pişmanlık bile duyulabilir. Kitabı bu yüzden tek bir oturuşta bitirmek yerine bazen 10 dakikalık, bazen 1 saatlik bazen de 1 haftalık molalar verebilirsiniz. Ben sınav haftamdan çıkıp yorgun bir zihinle bu kitabı okumaya çalıştım ve kitaba vermem gereken değeri veremediğimi düşündüm. Bu yüzden mola verdim. Kısaca, kitap nörobilimi ve acayipliklerini, ilgili olan ve temeli olan okurlara sunuyor.
İşte BeyninizMarc Dingman · Orenda Yayınları · 202044 okunma
Reklam
Reklam