Yaşar TOPÇU

Yaşar TOPÇU
@yasar_topcuu
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
İSTANBUL
64 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri
10/10
·272 syf.··
2021 55. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 16:32
Kenan Akyüz'ün Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri kitabı hacim bağlamında ince görünmesine rağmen muhteva açısından nitelikli bir eserdir. Aynı zamanda diğer eserlerle mukayese edildiği zaman müstesna bir yere sahiptir. Çünkü Tanzimat'tan-Cumhuriyet'e(1839-1923) kadar oluşan edebi hareketleri tarihi - siyasi - sosyal ve toplumsal bağlamda sade, açık bir üslup ile kaleme almıştır. Edebiyat tarihi açısından önemli bilgiler içeren bu eser tür özelinde( şiir, tiyatro, roman-hikaye, mizah-hiciv, edebi tenkit) detaya inmeden, muhatabını sıkmadan ufuk açıcı bilgilerin ışığında yolumuzu kısaltması hasebiyle önemli konumdadır. Hülasa yeni Türk edebiyatı sahasında temelinizi güçlendirmek istiyorsanız gönül rahatlığıyla bu eseri baş ucu kitabı yapabilirsiniz. Buna binaen kitabın sonunda yer alan ayrıntılı kaynakça ise çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunun somut göstergelerindendir. Bununla beraber bibliyografya hazinemizi genişletmesi açısından döviz mahiyetinde olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim...
Modern Türk Edebiyatının Ana ÇizgileriKenan Akyüz · Inkılap ve Aka Sahaf · 2020221 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 14:04
Bir eseri okurken dikkat buyurduğum ilk nokta romanın başlangıç cümlesi olmuştur hiç şüphesiz. Bu eser, ilk cümlesiyle muhatabını tesir altına alıp, okuyucusunda büyük bir etki yaratmaktadır. Çünkü eserin ilk tümcesiyle beraber, her okuyucu gerçek yaşamında yaşadığı duygu durumlarıyla ilgili çeşitli anekdotlar bulacaktır bu eserde. Çünkü romanda isimsiz bir ressamın süregelen zaman zarfı içerisinde yaşadığı birtakım sıkıntıların ışığında nasıl bohemli, buhranlı, marazi vb. hayatın içerisine sürüklendiğini ele almaktadır. Aslında yukarıda ifade ettiğimiz ve türevindeki temalar bizi bütünüyle ''ölüm'' temasına götürmektedir. Hiç tereddütsüz ve mübalağasız söylüyorum bu roman okuduğum eserler arasında çok önemli bir konuma erişmiştir. Aynı zamanda zihinsel konforunu bozmak isteyen herkese de şiddetli bir şekilde tavsiye edilir. Zaten Andre Breton, ''Başyapıt diye bir şey varsa o da budur'' cümlesi bu eserin ne derece nitelikli olduğunu bizlere göstermektedir.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
7/10
·56 syf.··
2021 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 21:32
II.Yeni şairlerinden olan Ece Ayhan'ın ''tersten düşünmek'' şeklinde bir fikri vardır. Ben bu kalıbı biraz değiştirerek ''tersten yaşamak'' şekline dönüştürmek istiyorum. ''Benjamın Button'ın Tuhaf Hikayesi'' adlı eserde anlatılmak istenen tam olarak budur. Zaten kitabın arka kapak yazısında da Mark Twain'in şu sözünden esinlenerek yazıldığı bildirilmiştir: '' Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık.''
Benjamin Button'ın Tuhaf HikayesiF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202027,9bin okunma
8/10
·52 syf.··
2021 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 16:20
Cengiz Aytmatov'un iki küçük hikayesinden oluşan bu eser, maddiyat ( sayfa sayısı) bağlamında hacimsiz olarak görülse de, maneviyat ( tesiri, etkisi) bakımından kuvvetli bir eser olduğunu ifade edebiliriz. Buna binaen dil ve üslup açısından ise sade, duru, açık bir dille yazıldığını söyleyebiliriz. İlk hikayemiz ''Kızıl Elma''dır. Burada kızıl elmanın bir metafor olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Çünkü Anara'nın bulduğu kızıl elmayı, babası '' mutluluğun sembolü'' olarak nitelendirmektedir. Anara'nın bu elmayı bulmasıyla beraber, babası bir an geçmiş yaşantısına giderek, yaşadığı ''saf, temiz, heyecanlı, masum'' aşk hikayesini göz önüne getirmiştir. Çünkü Isabıekov'da çok eski zamanlarda yine o muhit içerisinde ama farklı bölgede Anara'nın bulduğu elmadan daha büyük bir elma bulmuştur. Bu elayı saçlarının kokusunu bilmediği, sesini hiç duymadığı ama gülüşünü tanıdığı hülasa içinde masum duygular beslediği o kişiye armağan etmek istedi. Bu dakikadan itibaren ise mütemadiyen bir heyecan silsilesi içerisine dahil oldu. İşte Isabıekov'un bu kişiye o kişiye beslediği o duygular hikayenin ana konusunu teşkil etmektedir. Yani bu hikayenin ana konusunu aşkın yaşattığı, o tertemiz, saf, heyecan duygusu olarak bildirmemiz doğru olacaktır. ''Oğulla Buluşma'' adlı hikaye de Çordon adlı şahsiyet 20 yıl önce savaşta kaybettiği oğlunu aramak için yola koyulmak ister. Bunun sebebi ise hasret hastası, özlem acısı içerisinde olduğundan dolayıdır. Bundan ötürü onu aramaya gittiği vakit yüreğinin belki birazcık rahatlayacağını, üzüntüsünün ise hafifleyeceği düşünülür. Lakin insan en sevdiği şahsiyetleri kaybedince, kendini her daim bir boşluğun içerisinde hisseder ve bazı gerçekleri
Kızıl Elma - Oğulla BuluşmaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,5bin okunma
PATRON-İŞÇİ METAFORU ÜZERİNDEN KLASİK EDEBİYATI İNCELEMEK
8/10
·88 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2021 14:15
Öncelikli olarak bu kitabın başlığı birçok insana ilk başta abes gelebilir. Lakin sayfaları okudukça muhteva ile başlığın birbiriyle ilişki içerisinde olduğu anlaşılacaktır. Bununla beraber '' Patrimonyal'' devlet anlayışını şu şekilde tanımlayabiliriz: ''Egemenlik gücü, mülk, tebaa mutlak biçimde hükümdür ailesine aittir.'' Bu tanımlamadan hareketle klasik edebiyatı '' patron-işçi'' teşbihi üzerinden açıklamaktadır Halil İnancık. Bazı insanların aklına Halil İnancık ile klasik edebiyat ilişkisi ne alaka diye gelebilir, lakin kitabı okuyunca yeni bilgiler edineceğinizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Aynı zamanda farklı bakış açılarıyla yazılmış kitapları tarayarak ufkumuzu genişletebilir, farklı bir pencereden bakabiliriz. Patrimonyal devletin sanat anlayışında göze çarpan en önemli özelliklerin başında kanaatimce şu gelmektedir: Osmanlı Devleti, kültür merkezi olan önemli vilayetleri ( Herat, Tebriz, İstanbul vb.) aynı oranda benimsemiş ve bu coğrafyada yetişen şairleri, münevver insan tiplerini yanlarına çekerek, himayesi altına almaya çalışmıştır. Söz gelimi bu düşüncenin önemli örneğini Molla Cami teşkil etmektedir. Öte yandan bir yerde kendini gösteren herhangi bir bilgin veyahut sanatkar şan u şeref ve refahını hükümdarın sarayında aramaktadır. Görüldüğü üzere saray nam u şeref kazanmanın yegane yoludur. Bundan ötürü de bu mertebeye erişmek isteyen şahıslar arasında yüksek derecede bir yarış meydana gelmektedir. Bu söylediklerimizin somut örneğini ise Vekayinameler ve Şu'ara tezkirelerinde görülmektedir. Çünkü bunların içeriği rekabet ve çekişme hikayeleriyle doludur. Şairlerin saraya alınma durumu sistemsel bir hale getirilmiş (istisnai durumlar hariç ) ve Batı dünyası ile mukayese yapmamıza vesile olmuştur. Alman filozof Heidegger'in ''dil insanın evidir''
Şâir ve PatronHalil İnalcık · Doğu Batı Yayınları · 2019826 okunma