Allah'ın Resulü Ebu Bekr'e dediler:
Ne olurdu, kardeşlerimi göreydim…
— Ey Allah'ın Resulü, biz senin kardeşlerin değil miyiz?
— Siz benim sahabîlerimsiniz. Kardeşlerim onlardır ki, beni görmeden doğrularlar, bana
bağlanırlar; ve hattâ babalarından ve çocuklarından fazla beni severler.
İşte, O'nu görmeden doğrulayanlara ait de ayrı ve yine eşsiz bir makam..
Bu makama, kıyamete kadar gelecek her müslüman namzettir.
Ben hikmet eviyim; Ali de onun kapısı...
Ben ilim bekçisiyim; Ali de onun kapısı...
İlim isteyen kapıya gelsin...
Ali'ye nazar etmek ibadettir.
Ali'nin benimle alâkası, bedenimle başım arasındaki ilgi gibidir…
Nefsine en küçük kıpırdama hakkını vermeyen,
halifeliğinde Dicle kenarında çobansız kalmış oğlağın hesabına kadar düşünen, muhtaçlara sırtında zahire taşıyan, kisrâların incili kürkünü ayakları altında çiğneyip yamalı gömlekle gezen, kendisini yaralayanın bir müslüman olmadığını öğrenince Allah'a hamd eden, ruhunu teslim ederken de rahmete nail olabilmek için yastığının çekilmesini ve başının
kuru yere bırakılmasını isteyen Ömer...
Gelmiş ve gelecek bütün insanlığa mefkûrevî devlet reisinin mefkûrevî şartlarını misalleştiren Ömer...
O da bütün sahabîler arasında ikinci...
Allah sevgilisinin:
Nebilerden sonra en hayırlısı.
Kendisine sevgi ve teşekkür bütün ümmetime vaciptir.
Benim mağarada ve Kevser Havuzunda arkadaşımsın!
Cehennem ateşinden kurtulmuş insanı görmek istiyen, Ebu Bekr'in yüzüne baksın!
Sen Allah'ın ateşten âzad edilmiş kulusun!O'nun yardımı kadar kimsenin yardımı bana menfaat vermedi.
Cebrail bana gelip dedi ki: Allah, Ebu Bekr ile istişare etmeni emrediyor.
İçinde kendisinin bulunduğu kavme, ondan başkasını imam edinmek lâyık olmaz buyurduğu...
Ve nihayet, Peygamberler Peygamberinin ifadesiyle, Peygamberler müstesna, her gün doğup batan güneşin hiç bir defa daha üstün bir baş üzerine ışığını saçmadığı
Ebu Bekr...
Allah Resulünün yolunda, son meteliğine ve son damla gözyaşına kadar, maddî ve manevî bütün varlığını talaş talaş yontup nefsine hiç bir şey bırakmayan Ebu Bekr...
Sadakat ve teslimiyetin münteha noktası, rikkat ve merhametin mesafe mefhumunu aşan ufku Ebu Bekr...
Bir arada gönül ve kafa idrâkinin erişilmez kutbu ve şu ölçünün elmastraşı Ebu Bekr...