Hor gördü beni, evet... Sen kendi saygınlığını kendin yaratmalısın, benden ne diye ödünç alıyorsun, dedi. Sanki biz ikimiz yabancı imişiz gibi. Aslında o beni hep horladi, küçük gördü.
Eğitilmemiş kadınlar ordusunun okumuş kurşun askerleri onlar. Ucuz bir serüvene yorulmadan katılmış olmanın erinciyle, kalıbı hiç bozulmamış yargılarını yineliyorlar. Yükseklerden uçan kuşları, kayalar arasında açan çiçekleri, dağları delen akarsuları düşünmek istemiyorlar. Onlar bulaşık taslarının köpüklü sularında kırmızı bayraklı gemiler yüzdürmeyi bile bilmiyorlar. Ne zaman öğrenecekler peki? Nasıl? Kim öğretecek ?
"Biliyor musun ne istiyorum?" "Ne?" "Birdenbire yaşlanıverdik. O zaman isteyecek hiç bir şey kalmaz. Mutlu olurum." "O da olacak, yavaş yavaş. " " Ama ben uyuyup uyandığımda elli yaşımda olmak istiyorum..."Mutsuzluk senin usunda." "Bir şeyler yapalim,kendimizi yenileyelim istiyorum." "Ben değişmem kızım, ben buyum." "Çok şey mi istiyorum senden?" "Gereksiz şeyler. " " Yaşlandığımda bana salıncaklı sandalye alacaksın ama değil mi? " Ne saçma şeyler kuruyorsun, ne olacak o?" /