evren sonlu ve geçicidir; insan ise ölümsüzlük cevherini özünde taşır. Sonlu olan evren bir gün yok olacaktır. İnsanın ruhu ise bedeni yok olduktan sonra yaşamaya devam edecek ve kıyamet günü Yaratıcı'nın huzuruna çıkacaktır. Bu manada evrenin yaşı ne olursa olsun insan ondan daha fazla ya§ayacaktır.
Düşünmek, içimizdeki ölümsüzlük arayışına verilmiş bir cevaptır. Vadesi dolduğunda bedenen ölüp gidecek olan insan, düşünmek suretiyle ölümsüzlüğe bir adım atar. Ölümsüz olan ruh, sonlu ve fani olan dünyayı düşünerek a§ar. İyi, doğru ve güzelin bilgisini kuşanan insan, kendi ruhunu sonsuzluk alemi ne katar ve ebedi alemle olan bağım hatırlar. Varlık üzerinde düşünmek, bizden önce var olan ve bizden sonra da var olmaya devam edecek olan hakikat ile ünsiyet kurmaktır. İnsanın özü, mutlak ve sonsuz olanla irtibatlıdır. Geldiği yer de, döneceği yer de orasıdır. Düşünmek bize bu yolculuğun merhalelerini, duraklarını ve işaret levhalarım gösterir. Sonlu ve fani olmayan şeyler üzerinde düşünmek bizi ölümsüzlük yurduna komşu yapar.
Düşünmek, sonsuz olam sonlu olanın içinde anlama çabasıdır.
imkansız olduğunu bile bile bu işe talip olmaktır.
Düşünmek, sonlu ve geçici bir dünyada bulunmanın ölüm süz ruhlarımızda açtığı yaraları sarmak için başvurduğumuz bir tedavi yöntemidir. Kaybettiğimizi bulmak için ayağa kalkmaktır.
Bulmak ve bulunmak için varlık aleminin bütün dehlizlerine girip çıkmaktır. Düşünmek, farklı görünen şeylerin aym oldu ğunu anladığımız anda aym gibi görünen şeylerin farklı oldu ğunu kavramanın sancısıyla aramaya devam etmektir. Çare diye sarıldığımız şeylerin elimizden kayıp gittiğini gördükten sonra batmayan, solmayan, yok olup gitmeyen bir kaynağa doıru uzanmaktır.
Sevgi, insanın tüm varlığına nüfuz ettiği zaman bir anlam ifade eder. Hikmet ile sevgi arasındaki bağın gücü, bu tecrübenin dönüştürücü etkisinden kaynaklanır. Hikmeti sevmek, kendimizi bu idrak ve tecrübe pınarına bırakmaktır. İslam düşünce geleneğinde “Hikmetin başı Allah korkusudur.” sözü de bu noktaya dikkat çeker. Burada korku, bir tehlikeden yahut korkunç bir varlıktan korkmak değil; sevgilinin muhabbetinden mahrum olma ve onu kaybetme korkusudur. Allah’ın rıza ve sevgisini kaybetmekten korkmak, akıl ve hikmet sahibi kişinin yaşam ilkesidir. Arif olan kişi için hakikatin bilgisinden mahrum olmak, aç kalmaktan daha korkunç bir durumdur.