Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Bariz olarak anlaşılabilir ki putperestlik derin bir sağırlıktır. Sağırlığın da derini, sığı olur mu demeyin; çağdaş biçimiyle putperestlik iki yanlı vurdumduymazlığı temsil ediyor: Bir yanda hakikatten habersiz oluş, onun yanında taptığının güçsüzlüğünden habersiz oluş. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Tek olan, ortağı olmayan Allah’a, Muhammed’in Allah’ın kulu ve resulü olduğuna; işitmeyen, zarar ve faydası dokunmayan, kendisine kulluk edenle etmeyeni ayırt edemeyen taştan putlara tapmaktan vazgeçmeye davet ediyorum.” buyurmuştur. Günümüzün putperesti, taştan putunun güçsüzlüğünden habersizdir. Örnek olarak aldığımız piyasa dini içinde iktisadi kanunların mutlak geçerliliğini kabul etmekle, itikadi olarak nerede bulunduğunu anlayamayacak kadar sağırdır. Piyasa dininin salikleri, teşekkül eden fiyatın kendisi için mükâfat veya mücazat olduğunu anlayamayacak kadar; fiyatın teşekkül ettiği zamanın kendisi için bir “hesap günü” olduğunu kavrayamayacak kadar sağırdır.
Alıntı
Reklam
İlk bakışta eşyanın gerçek-sahte ayrımına tabi tutulması gibi insanların da gerçek-sahte diye bölümlenemeyeceği düşünülebilir. Oysa eşyada olduğu gibi insanda da gerçeklik-sahtelik onunla aramızdaki ilişki sebebiyle bir anlam sahibidir. Nasıl sahte eşya o eşyayı kullanmamız bakımından gerçek faydayı temin etmiyorsa, sahte insanlar da bizim gerçekle temasımızı kesen kimselerdir. Sahte mücevher sahicisi kadar parlaktır, ama kuyumcu ona hiç değer vermeyecektir. Sahte insan da gerçek insan gibi bir mekanda yer tutar, onun da bir hayatı vardır, ama gerçekten hayatiyet sahibi olan insanlar sahte insanların bir hayal ve görüntü dünyasında ömür tükettiğini bilirler.
Alıntı
İnsanları gerçek mi değil mi diye tartmak aklımıza çoğu kez gelmiyor. Çünkü gıdalarımızdan tutun da, üzerimize giydiğimiz, kullanmak üzere yanımızda veya evimizde, işyerimizde bulundurduğumuz şeylerin gerçek olup olmadığı ile meşgul kafamız. Laboratuarda ıslah (!) edilmiş domatesten, I MF'de biçimlenmiş piyasa ilişkisinden başımızı alıp da önce kendimizin, sonra da karşımızdakinin gerçek insanlar olup olmadığını arayıp bulmamıza fırsat yok gibi. Oysa ilk önce bu yapılsaydı yani ne ölçüde gerçek olduğumuz, kaç tane gerçek insan tanıdığımız meselesini önümüze almış olsa idik belki sahte eşyanın hayatımızdaki yeri bu ölçüde önemli ve kapsayıcı olmazdı.
Alıntı
Modern medeniyet günlük hayatımızı olduğu kadar, eğitim dünyamızı, çalışma düzenimizi, dinlenme ve sosyal bağlantılar kurma çevremizi de birçok katlardan oluşan bir dolayımlar, dolambaçlar şebekesine hapsetmiştir. Hiçbir şeyi doğrudan ogrenemezsınız, hiçbir işe doğrudan girişemezsiniz, dinlenmeniz doğrudan değil dolaylıdır, ilişki kurduğunuz insanlara ulaşmak için birçok engeli aşmış olmanız gerektiği gibi, bu ilişkileri korumak için de toplumun geliştirdiği kurumların birçoğunu muhafaza etmek zorundasınız. İşte bu karışıklık içinden sayısız sahtelikler üreyebilmektedir. Bir bakıma hepimiz sahtelikler içinde yüzüyor ve gerçek insanlar sanarak birçok sahte insanla, düzmece şahsiyetle alış-veriş içinde, sosyal bağlantı içinde olabiliyoruz.
Alıntı
Bu çarpık mecburiyetlerin sayısı çoğaltılabilir. Belki her şeyden önemlisi insanların felaketlerini büyük bir telaşla arzulamalarıdır. Dolap böyle dönüyor. Nefret ettikleri şeyler için bütün güçlerini harcamaya hazır insanlar. Eğlencede eğlenmediklerini biliyor, ama buna kendilerini mecbur hissediyorlar. Çalışma alanlarının kendilerine ne büyük tahribat yaptığının farkındalar, ama büyük bir işsizlik korkusu içindeler. Konutlarında aradıklarını asla bulamayacaklarını bildikleri halde evsizlikten ölümcül bir korku duyuyorlar. İnsan ilişkilerinden bunalıma düştükleri halde bu ilişkilerin daha ileri noktalara vardırılması için çırpınıyorlar.
Alıntı
Reklam