İnsanoğlunun “emperyal bir hayvan” olduğu görüşüne yakınlık duyan herkes, toplum hayatında iyi bir başlangıç yapmış bireylerin, hayata kötü başlamış olanları avlayacağını düşünür. Daha doğrusu; toplum ilişkilerinde veya toplumlar arası ilişkilerde gasıp ve gabin konumunda bulunan herkes, bu haksız yerlerini başkalarının gözünde meşrulaştırmak ve durumlarını akla uygun göstermek için, sahip olduklarının iyi bir başlangıcın ürünü olduğunu savunur.
“Dişlerin varsa ısır, pençen varsa parçala. Hayatta kalmak için senden daha zayıf olanları avlamak ve yutmak zorundasın. Gücün yetiyorsa hükmet; yetmiyorsa üzerindeki hükümranlığa rıza göster.” İşte Batı burjuva medeniyetinin telkin ettiği ahlak, dönüp dolaşıp bu ideolojide karar kılar.
Yürürlükteki dünya sistemi içinde, iyi bir başlangıç yapmayı başaranların üstünlükleri tartışmaya açılmaz. Bu despotik ortamda ırkçılık, bazen açıkça; ama çoğu zaman gizli bir şekilde, Batı burjuva medeniyetinin mayasını oluşturur.