Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Eyüp Sultan: Fethe Aşık Bir Sahabi
İstanbul’un Eyüp Sultan semtinde türbesi bulunan Ebu Eyyüb el-Ensari, Osmanlı padişahları için her yaşta idealist olunabileceğini gösteren bir örnektir. Onun hayatı, inanç uğruna fedakârlığın ve kararlılığın sembolü olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine’ye hicret ettiğinde, onu evinde misafir eden Ebu Eyyüb el-Ensari, hayatı boyunca İslam uğruna mücadele etti. Efendimizin vefatından sonra ise, “Kostantiniye elbette fethedilecektir...” hadisindeki müjdeye kavuşmak için Bizans seferine katıldı. Seksenli yaşlarında olmasına rağmen fetih aşkıyla yollara düştü. İstanbul kuşatması sırasında hastalanarak vefat etti. Vasiyeti üzerine, Bizans surlarının yakınına defnedildi. Rivayete göre, o gece kabrinden göğe doğru bir ışık yükseldi; bu olay Bizanslılar arasında hayranlık ve korku uyandırdı. Yüzyıllar sonra, Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethettiğinde hocası Akşemseddin’e Ebu Eyyüb’un kabrini bulmasını istedi. Akşemseddin dua ve tefekkürle mezarın yerini keşfetti. Fatih, buraya bir türbe ve cami yaptırarak Eyüp Sultan Külliyesi’ni kurdu. Bu külliye, Osmanlı’nın İstanbul’daki ilk selatin (sultan) camisi oldu. Zamanla etrafına evler ve medreseler yapıldı; böylece bugünkü Eyüp Sultan semti doğdu. Ebu Eyyüb el-Ensari, sadece bir sahabe değil; inancın, fedakârlığın ve fetih ruhunun simgesidir. Osmanlı padişahları, yüzyıllar boyunca tahta çıkmadan önce hilafet kılıcını onun makamında kuşanarak bu ruha bağlılıklarını göstermişlerdir.
Alıntı
Reklam
Hazreti Hacer, Hazreti İbrahim’in (tüm peygamberlere selam olsun) kabul olmuş duasıydı. İleri yaşında onunla evlenmiş, bu evlilikten Hazreti İsmail dünyaya gelmişti. Başta bu evliliğe razı olan ilk eşi Sara, zamanla Hazreti Hacer’i kıskanmaya başladı. Sonunda, Hacer’i ve oğlunu uzak bir yere götürmesi için Hazreti İbrahim’e baskı yaptı. Dünya herkes için bir imtihan yeridir, hayat da herkes için bir sınav. Hazreti İbrahim, Sara’nın isteği ve gelen vahiy doğrultusunda ikinci eşiyle küçük oğlunu yanına alarak yola çıktı. Yolculuk bugünkü Mekke’de sona erdi. Hazreti İbrahim, oğlu ve eşini o zamanlar tamamen ıssız, kuş uçmaz kervan geçmez, dağlarla çevrili bir çölde bırakıp Filistin’e geri döndü. Bir düşünün: Her yer çöl ve dağ. Ne gölgelenecek bir ağaç ne de içecek bir damla su var. Hazreti İbrahim’in bıraktığı bir testi su ve birkaç günlük yiyecek kısa sürede bitti. Açlık ve susuzlukla karşı karşıya kaldılar. Tüm şartlar Hazreti Hacer ve oğlu İsmail’in aleyhineydi. Görünüşe göre, birkaç gün içinde susuzluktan öleceklerdi. Zaten Hacer yeterince beslenemediği için sütü de kesilmişti. Küçük İsmail ağlıyor, annesi çaresizce bakıyordu. Bir ara Hacer’in gözü “Safa Tepesi”ne takıldı. Dağın yamacında bir ırmak akıyormuş gibi görünüyordu. Sevinçle koştu ama yaklaştıkça bunun bir serap olduğunu fark etti. Umutsuzluk içinde bakınırken bu kez “Merve Tepesi” yönünde su gördü. Oraya doğru koştu, fakat orada da su yoktu; sadece taş ve kum vardı. Pes etmedi. Merve’ye çıktı, bu kez Safa yönünde su gördü. Oraya koştu, yine bulamadı. Bu şekilde Safa ile Merve arasında yedi kez gidip geldi. Artık su bulmaktan umudunu kesmişti. Gördüğü suların aslında güneşin kumlarda oluşturduğu bir serap olduğunu anladı. (Hacer’in Safa ile Merve arasındaki bu koşusu, onun hatırasına haccın bir
Alıntı
Mü'min süresi ayet 68
68-Yaşatan ve öldüren O’dur. Bir işe hükmetti mi, ona sadece “Ol” der; o da hemen oluverir. Dirilten O’dur, öldüren de O’dur. Bir işin olmasına karar verdi mi, “Ol” der ve oluverir. Bizim bir şeyi yapmamız için zorluklara katlanmamız gerekir, ama Allah için bu söz konusu değildir.
Alıntı
Mü'min süresi 65. Ayet
O diridir. O’ndan başka ilah yoktur. Dini O’na halis kılarak dua ediniz. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır. O diridir. O’ndan başka yaratan, yaşatan, yöneten yoktur. Dini Allah’a halis kılarak Allah’a dua ediniz. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. “Diri olan O Allah’tır.” Her şeye can veren O’dur. Yeryüzündeki bu kadar canı veren biri olması gerekir. İşte her şeye can veren Allah (cc)’dır. Bize hayatımızı “Hay” olan Allah (cc) vermiştir. O, ruhumuzu bedenimize üflemektedir. Tenimize can bahşeden Allah (cc)’dır. “O’ndan başka ilah yoktur.” derken, O’ndan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur diyoruz.
Alıntı
İbadet, Allah’a ulaşmanın ve silsileleşip safîleşmenin en kestirme yoludur. Hangi makamda olursa olsun “kul”un, Yaratıcı Kudret karşısında kendi aczini idrak etmesini sağlar. Fatih’in zaman zaman imzasını “el-fakîr” yahut “abd-i âciz” diye atması, Yavuz Sultan Selim’in Arap sultanlar gibi “Hâkimü’l-Haremeyn” (Hicaz’ın hâkimi) unvanını kullanmak yerine “Hâdimü’l-Haremeyn” (Hicaz’ın hizmetkârı) unvanını kullanması, ayrıca “Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş / Bir veliye bende olmak cümleden âlî imiş” demesi, bu anlayışın tarih içindeki insanımıza yansımalarıdır.
Alıntı
Reklam