Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
SOMUNCU BABA'DAN ÖĞÜTLER
Gizli ve aşikâr her yerde Allah'tan korkun. Az yeyin, az konuşun, az uyuyun. Halkın arasına az karışın. Tüm günahlardan ve kötülüklerden uzak durun. Şehvetin her türünden sakının. İnsanlara umut bağlamayın. Makam-mevkiye kapılmayın. Allah'ın ve Peygamberimizin övdüğü sıfatlarla süslenin. Açlıktan öleceğinizi bilseniz bile haram lokma yemeyin."
Alıntı
Reklam
Kaf suresi
6. Üstlerindeki gökyüzüne bakmıyorlar mı? Biz onu nasıl bina edip süslemişiz! Onun hiçbir çatlağı yoktur. 7. Yeryüzünü nasıl yaydık, ona dağlar bıraktık. Orada her sınıftan iç açıcı bitkiler bitirdik. 8. Allah’a yönelen her kulun basiretini açmak ve öğüt almak için (bunları yarattık). 9. Gökyüzünden bereketli su indirdik ve onunla bahçeler ve biçilen taneler bitirdik. 10. Tomurcukları dizilmiş yüksek hurmalar (bitirdik). 11. Kullara rızık olsun diye o su ile biz ölü bir ülkeye can verdik. İşte (kabirden) çıkış da böyledir. Allah (c.c.), bizi bu dünya dershanesinde eğitimden geçiriyor. Okulumuzdaki küçücük dershanelerimizin duvarlarında ders araç ve gereçleri asılı olur. Allah (c.c.) dünyayı bize bir dershane olarak tasvir ediyor. Eğitim araç ve gereçlerimiz; denizler, yıldızlar, taşlar, kuşlar, çiçekler ve böceklerdir. Allah (c.c.) bu ayetlerde bize bir metot öğretiyor: Yaptıktan sonra güzelleştirmek. Allah (c.c.) gökyüzünü yaptığını ve onu süslediğini ifade ediyor.
Alıntı

Kitabı Farika

, bir kitap okudu
9/10
·112 syf.·
33 günde okudu
·
2025 31. kitabı
Erich Scheurmann
8.1/10 · 17,2bin okunma
Şeyh edabali'nin Osman gazi'ye öğütleri
Ey oğul!.. Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz..." "Şunu da unutma: İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!.." Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlama sana..."
Alıntı
Tarık bin ziyad
Gelelim Tarık bin Ziyad'ın meşhur hikâyesine... Tarih, 19 Temmuz 711. Meşhur Berberi komutan Tarık bin Ziyad’ın Güney İspanya sahillerini fethetmeye başladığı yıllar... Tarık, İspanya’yı fethetme maksadıyla Musa bin Nusayr’dan aldığı yedi bin askerle Kuzey Afrika sahilinden Sebte Boğazı’nı geçip İberik Yarımadası’na çıkarma yaptığında, askerler yorgun ve bitkindi. Yolculuk sanılandan uzun sürmüştü. Askerleri artık evlerine dönmek istiyor, bunu da açıkça dile getiriyorlardı. Tarık, askerlerini canhıraş bir noktaya çekip “vazgeçme” hükmünü ortadan kaldırmak istedi. Limanda demirli bulunan gemileri bir sabaha karşı ateşe verdi. Askerler uyandıklarında deli gibi sağa sola koşuşmaya başladılar. Tarık bin Ziyad ise çoktan bir tepeciğin üstüne çıkmış, “Bu tarafa gelin!” diye bağırıyordu askerlerine. “Bu tarafa gelin!” Serdarlarını görünce askerler ona yöneldiler. Gemileri yangından kurtaracak bir formül vereceğini sanmışlardı. Tarık gayet keyifli görünüyordu. O haliyle, yangında gemilerini kaybetmiş bir komutandan çok, zafer kazanmış bir komutana benziyordu. “Gemiler yanıyor!” dediler. “Bırakın yansın!” diye cevap verdi. “Onların küllerinin arasından umutlarım yeşeriyor.” Askerler anlamadılar: “Peki ama bu durumda evlerimize nasıl döneceğiz?” dediler. “Dönmeyeceğiz.” dedi Tarık, soğukkanlılıkla. “Bu topraklar bizim evimiz olacak. Buraları fethedip kendimize vatan yapacağız!” Sonra ciddileşti. İri bir kayanın üzerine çıktı: “Sizinle konuşacağım,” dedi. “Yaklaşın!” Komutanlar ve askerler liderlerinin etrafına toplandılar. Tarık bin Ziyad kısa konuştu: “Artık gemilerimiz yok. Geri dönüş umudumuz yandı, kül oldu. Geriye iki ihtimal kalıyor: Ya yüzerek vatana dönmeyi deneyeceksiniz ya da düşmanı yenerek buraları kendinize vatan yapacaksınız. Kararınızı verin!” Sekiz yüz sene
Alıntı
Reklam