Gelelim Tarık bin Ziyad'ın meşhur hikâyesine...
Tarih, 19 Temmuz 711.
Meşhur Berberi komutan Tarık bin Ziyad’ın Güney İspanya sahillerini fethetmeye başladığı yıllar...
Tarık, İspanya’yı fethetme maksadıyla Musa bin Nusayr’dan aldığı yedi bin askerle Kuzey Afrika sahilinden Sebte Boğazı’nı geçip İberik Yarımadası’na çıkarma yaptığında, askerler yorgun ve bitkindi.
Yolculuk sanılandan uzun sürmüştü. Askerleri artık evlerine dönmek istiyor, bunu da açıkça dile getiriyorlardı.
Tarık, askerlerini canhıraş bir noktaya çekip “vazgeçme” hükmünü ortadan kaldırmak istedi. Limanda demirli bulunan gemileri bir sabaha karşı ateşe verdi.
Askerler uyandıklarında deli gibi sağa sola koşuşmaya başladılar. Tarık bin Ziyad ise çoktan bir tepeciğin üstüne çıkmış,
“Bu tarafa gelin!” diye bağırıyordu askerlerine. “Bu tarafa gelin!”
Serdarlarını görünce askerler ona yöneldiler. Gemileri yangından kurtaracak bir formül vereceğini sanmışlardı.
Tarık gayet keyifli görünüyordu. O haliyle, yangında gemilerini kaybetmiş bir komutandan çok, zafer kazanmış bir komutana benziyordu.
“Gemiler yanıyor!” dediler.
“Bırakın yansın!” diye cevap verdi. “Onların küllerinin arasından umutlarım yeşeriyor.”
Askerler anlamadılar:
“Peki ama bu durumda evlerimize nasıl döneceğiz?” dediler.
“Dönmeyeceğiz.” dedi Tarık, soğukkanlılıkla. “Bu topraklar bizim evimiz olacak. Buraları fethedip kendimize vatan yapacağız!”
Sonra ciddileşti. İri bir kayanın üzerine çıktı:
“Sizinle konuşacağım,” dedi. “Yaklaşın!”
Komutanlar ve askerler liderlerinin etrafına toplandılar. Tarık bin Ziyad kısa konuştu:
“Artık gemilerimiz yok. Geri dönüş umudumuz yandı, kül oldu. Geriye iki ihtimal kalıyor: Ya yüzerek vatana dönmeyi deneyeceksiniz ya da düşmanı yenerek buraları kendinize vatan yapacaksınız. Kararınızı verin!”
Sekiz yüz sene