Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Ölüm
Bir insan ölürken, gittikçe bu dünyaya yabancılaşmaya, ondan uzaklaşmaya başlar. Bunun için şairler, ölümü bir kıyıdan uzaklaşan gemi benzetmesiyle canlandırmaya çalışmışlardır. Bizse bunu «göz» olayıyla, göz önünde hayal ettirmek isteyeceğiz. İnsanın dünyaya açılan duygu yollarının en göze çarpanı gözdür. İnsan ölürken, göz yavaş yavaş dünya biçimlerini terk eder, yitirir. Dünya, ruhtaki oluşa paralel olarak göze göre bir değişikliğe uğrar, bir metamorfoz geçirir. Bütün ruhu ışıkla dolu mü’min bir adam, gözün en küçük aralığından, sonsuz bir hoşluk duygusu içinde yalnız ışık, nur görür. İnkar ve umutsuzluk ve karanlıklar içinde bocalamış bir insanın gözü ise sonsuz karanlıklar ülkesine asılmış kalmıştır. Hızır ile İskender-i Zülkarneyn’in âb-ı hayatı ararken geçtiği, yıllarca süren kalınlıktaki geceler diyarı gibi bir diyar. Biri ışıklı bir asfalta, öbürü karanlık bir dehlize açılan, çıkan iki göz ve iki ayaktır artık ölü. Bir insan ölürken, cennet ve cehennemin ilk çizgileri gözünün önünde yanar ve söner.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biz, bir şeyi öğrenmek, olgunlaşıp yetişmek için yabancı bir ülkeye düşürülmüşüzdür. Bütün savaşımız, farkında olsak da olmasak da, hep o ideal ülkeye tekrar ulaşmak içindir. Bu yolculukta açlıktan, susuzluktan, ya da yorgunluktan, belki korkudan yere serildiğimiz gün, iki kişi gelecek: Biri ayaklarımızdan, biri başımızdan tutacak ve geldiğimiz ülkeye gideceğiz. Orada artık her şey mutlaktır. Nisbîliğin bile mutlaklık kazandığı yerdir orası. Bütün renklerin karışıp da bir rengi meydana getirdiği güneş kursu gibi değildir orası. Orada iki renk var: beyaz ve siyah. Ve beyaz beyazdır, siyah da siyahtır.
Alıntı
İnsanları bir kere yaratan, bir kere daha yaratmaya yeterli değil midir? Bir şeyin yenilenmesi (iadesi), ilk olarak yapılmasından (icadından) çok kolay değil mi? Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan çöl otları gibi ölürler; sonra, baharda boy veren, binbir renkli, parlak ve çiçekli bitkiler gibi topraktan doğrulurlar. Ölüler, gün ışığında görünmeyen yıldızlar gibidirler. Vakti gelince, hepsi, bir düğmeye basmakla vaziyetini alan lunapark rölyefleri gibi doğrulurlar. Allah varsa — ki olmalıdır ki ben olayım — elbet adaleti olacak. Ve adaleti varsa, bu yıkımlar ve adaletsizlikler, çirkinlikler, ölüm dünyası gidecek; yerine gerçek, ebedî, güzel ve âdil dünya gelecektir. Fanî hayatı çevirdiği ebedî bir hayatı olacak. Burada, yalnız isim ve tartışmalarının bulunduğu GERÇEK ve GÜZEL’in bir yerde kendileri olacak.
Alıntı
Ankebut 54
54- Senden azabı çabucak istiyorlar. Şüphesiz, cehennem kafirleri kuşatmıştır. Ayet yine tekrarlanıyor. Senden acele azab istiyorlar. Halbuki ahirette cehennem kafirleri kuşatacaktır. Mevlana anlatıyor; Ormanda hayvanlar toplanıp, Aslanla anlaşma kararı almışlar. Aslan, hergün rasgele bir kaçımızı yiyeceğine, sırayla birimizi yesin, diğerleri de sırası gelinceye kadar rahat etsin derler. Bu fikir kabul edilir, ama aslana götürmeye kimse cesaret edemez. Buna kızan sinek ortaya atılır; "Neredeymiş o aslan, çıksın ortaya da haddini bildireyim şuna" diyerek avaz avaz bağırırmış. Halbuki bağırdığı yer aslanın başı imiş. Çocuk elektriğin tehlikesini bilmediği için pirize parmağını veya elindeki oyuncağını sokar Anne ve baba elektrikten korktuğu için değil onun tehlikesini bildiği için ondan uzaklaştırır. Eğer biz Allah'ın azabından korkuyorsak, bu konuda bilgimizin olmasından dolayıdır. Mevlana; "bire sinek, aslanın ne olduğunu anlamak ve ondan korkmak için ceylan olmak gerekir." diyor. Kafirlerin Allah'tan korkmaması; sineğin aslanın ne olduğunu bilmediği gibi, sinek tabiatlı olan bu kafirler de, Allah'ın azabının ne olduğunu bilmeyip azabı acele istemelerinden dolayıdır
Alıntı
Tanrı'nın pek bir şeyi kalmamış, insanlar her şeyini almışlar ve kendi "benim'leri, "senin'leri haline getirmişler. Birileri çıkıp daha fazla istediği için, Tanrı, güneşini bile herkese eşit dağıtamıyor. Birçokları gölgede küskün ışınları yakalamaya çalışırken, pek azı güzel ve büyük güneşli alanlarda oturuyor
Alıntı