Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
101 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
İnsanoğlunun en kutsal eylemlerinden biri olan sevmek de basit rasyonel mülahazaların ve kar-zarar hesaplarının fevkinde bir aşkınlığa sahiptir. Yoğun bir şekilde yaşanan ve insana varlığın başka boyutlarını gösteren manevi, ruhi ve psikolojik tecrübeler de bu şekildedir. "Men lem yezuk, lem ya'rif" (Tatmayan bilmez; metindeki akışa göre: "Tatmayan ne yazık ki bilmez") ifadesi, aklın ve dilin ötesinde tecrübe edilen ama dile ve argümana gelmeyen halleri ifade eder. Akıl dışı olan şey, iki kere ikinin beş olduğunu iddia etmektir. Akıl üstü gerçeklik ise hakikatin sayılardan ibaret olmadığını görmektir.
Alıntı
Reklam
Aklın idrak sınırlarını aşan ama insanın kalbiyle ve vicdanıyla sezdiği gerçekler vardır. Akıl üstü gerçekler, varlık düzeninin bir parçasıdır. Aklın kısıtlı imkanlarıyla kavrayamadığı fakat sezebildiği hakikatler bu kabildendir. İçimizdeki sonsuzluk fikri ve ölümsüzlük duygusu, rasyonel ve mantıksal önermelerin ötesinde bir boyuta sahiptir. Hiçbir matematiksel formüle ve biyolojik izaha indirgenemeyecek olan ana sevgisi, aklın sezgisel olarak kavrayabildiği ama akli formüllerin ötesine geçen bir olgudur.
Alıntı
Açık seçik delillerin reddedilirliği bir yerde akıl dışılığı norm haline getirir. Burada karşımıza şu soru çıkar: İnsan bilerek ve isteyerek akıl dışı olabilir mi? Bu elbette mümkün. Ama Sokrates'in hatırlattığı gibi insan bile bile yanlış yapmaz. Önce kendini yaptığı şeyin yanlış (ve suç) olmadığına ikna eder, ondan sonra o fiili işler. Hırsız, hırsızlığın kötü bir şey olduğunu kabul ederek çalmaz. Hırsızlığına çeşitli gerekçeler üretir (zenginlerin malında hakkım var, başka çarem yok, evimi geçindirmek zorundayım) ve ondan sonra çalar. Hiçbir katil, adam öldürmenin kötü bir şey olduğunu bilerek cinayet işlemez. Cinayete gerekçeler üretir (nefs-i müdafaa için öldürdüm, öldürülmeyi hak etti, bana çok büyük bir kötülük yaptı) ve ondan sonra öldürür. Bu tür durumlarda karşımıza çıkan düşünce şekli iyi, doğru ve güzel olanın yerine hırs, öfke, korku, çıkar, nefis gibi unsurları koyar. İnsanın kendiyle mücadelesi, bu ilkeler setinden hangisini kendine rehber edineceği ile ilgilidir. İç sesimizin tercüman olduğu vicdan, bu muhasebenin en yoğun yaşandığı yerdir.
Alıntı
Roma'nın ilk ve son bilge kralı Marcus Aurelius, "Düşüncelerimiz hayatımızı şekillendirir." derken bu noktaya dikkat çeker. Düşünceler ruh ve zihin dünyamızda cereyan eden soyutlamalardan ibaret değildir. Var olma biçimimizi, benimsediğimiz düşünceler belirler. İyi olmak için iyiyi düşünmek gerekir. Doğru olmak için doğrunun peşinden gitmek gerekir. Güzel olmak için güzeli teemmül etmek gerekir. Mevlana Celaleddin Rumi şöyle der: "Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin Geriye kalan, et ve kemiksin Gül düşünür, gülistan olursun Diken düşünür, dikenlik olursun."
Alıntı
Günümüzde en çok karşılaştığımız şey
Araçsallaştırma nedir? Yalın bir şekilde ifade edecek olursak, araçsallaştırma; kendi zatında kıymetli bir şeyi, kendisi için değil başka bir gayeye ulaşmak için istemek ve kullanmaktır. İlim öğrenmekten amacımız hakikati keşfetmek değil de para kazanmaksa, bilgiyi bir araç hâline getiriyoruz demektir. Bilginin faydası elbette arzu ettiğimiz bir şeydir. Fakat bilgiyi para, şöhret, güç, makam, mevki ve sömürü gibi ondan daha aşağıda bir şey için arzuluyorsak, onun özünden uzaklaşırız. Bir insanı, insan olduğu için değil; parası, gücü, konumu, makamı vs. için seviyorsak, sevgiyi süfli bir amaca ulaşmak için araç hâline getirmişiz demektir. İnsan, sevdiğini başka bir şey için değil, o olduğu için sever. Bunun dışındaki her izah, sevgiyi araçsallaştırır ve içini boşaltır.
Alıntı
Reklam