Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Roma'nın ilk ve son bilge kralı Marcus Aurelius, "Düşüncelerimiz hayatımızı şekillendirir." derken bu noktaya dikkat çeker. Düşünceler ruh ve zihin dünyamızda cereyan eden soyutlamalardan ibaret değildir. Var olma biçimimizi, benimsediğimiz düşünceler belirler. İyi olmak için iyiyi düşünmek gerekir. Doğru olmak için doğrunun peşinden gitmek gerekir. Güzel olmak için güzeli teemmül etmek gerekir. Mevlana Celaleddin Rumi şöyle der: "Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin Geriye kalan, et ve kemiksin Gül düşünür, gülistan olursun Diken düşünür, dikenlik olursun."
Alıntı
Reklam
Günümüzde en çok karşılaştığımız şey
Araçsallaştırma nedir? Yalın bir şekilde ifade edecek olursak, araçsallaştırma; kendi zatında kıymetli bir şeyi, kendisi için değil başka bir gayeye ulaşmak için istemek ve kullanmaktır. İlim öğrenmekten amacımız hakikati keşfetmek değil de para kazanmaksa, bilgiyi bir araç hâline getiriyoruz demektir. Bilginin faydası elbette arzu ettiğimiz bir şeydir. Fakat bilgiyi para, şöhret, güç, makam, mevki ve sömürü gibi ondan daha aşağıda bir şey için arzuluyorsak, onun özünden uzaklaşırız. Bir insanı, insan olduğu için değil; parası, gücü, konumu, makamı vs. için seviyorsak, sevgiyi süfli bir amaca ulaşmak için araç hâline getirmişiz demektir. İnsan, sevdiğini başka bir şey için değil, o olduğu için sever. Bunun dışındaki her izah, sevgiyi araçsallaştırır ve içini boşaltır.
Alıntı
Ağacın kökleri gerçekte göktedir
Huzurda bulunmakla huzur bulmak arasındaki irtibat, etimolojik olmanın ötesinde bir anlama sahip. Zihni ve kalbi huzur ve mutluluğa ulaşmak için her an hazır olmamız ve huzurda bulunmamız gerekir. Zira huzurda bulunmak, var olmanın her anını dolu dolu yaşamak demektir. Huzurda olmak, ilahi tecelli ve rahmetin muhatabı olmaktır. İnsanın huzur bulması ancak semaya kanat açması ile mümkündür. Bu ise semadan gelen feyiz ve bereketi almaya her an hazır ve nâzır olmayı gerektirir. Yerde olan gökte olana açık olduğunda feyiz ve bereket inmeye başlar. Simone Weil'in dediği gibi: "Ağacın kökleri gerçekte göktedir." Bütün ağaçlar hayat enerjilerini güneşten alırlar. Gökyüzü ile bağını kopartmış bir ağacın yaşaması mümkün değildir.
Alıntı
Zuhurun iki manası vardır: Ortaya çıkma ve ortaya çıkartma. Güneşin hem kendini hem de başka şeyleri aydınlatması gibi, hakiki nur da ışığını yayarak varlıkları aydınlatır. Zuhur etme olarak aydınlanma; karanlıktan aydınlığa, yokluktan varlığa çıkma anlamına gelir. Gazzâlî'ye göre, "Nurun sırrı ve ruhu, idrake zuhur etmesidir." Zira idrak, tıpkı gözün doğal ışıkla görmesi gibi, ancak akli nurun varlığı ile mümkündür. Nasıl gözlerimiz karanlıkta olan şeyleri göremezse, zihnimiz de aklen ve manen aydınlanmamış kavramları ve gerçekleri idrak edemez. Fakat akıl, gözden daha fazlasını görebildiği için "nur" adını almaya daha layıktır. Göz, bazı şeyleri görür, bazı şeyleri göremez; akıl ise görünenlerin ötesine geçerek varlıkların hakikatini görebilir. Çünkü "bütün varlıklar aklın tasarruf alanındadır." Aklın ışığı, gözün ışığından daha güçlüdür. Bu yüzden daha fazla şeyi aydınlatır ve daha fazla şeyi görmemizi sağlar.
Alıntı
Bazen zuhurun şiddeti, ortaya çıkan şeyi gizleyebilir. Güneşin gözümüzde siyah bir noktaya dönüşmesi onun ışığını ortadan kaldırmaz. Varlığın kendini gizlemesi bazen zuhurunun şiddetinden kaynaklanır. Bütün haşmet ve azametiyle ortaya çıkan varlığın sıkleti, idrakimize ağır gelebilir ve geçici körlüğe neden olabilir. Bu yüzden Gazzâlî, "Zuhur, bazen gizlenmenin sebebi olabilir," der. Bu ise daha temel bir ilkeye dayanır: "Bir şey sınırını aştığında zıddına dönüşür." Işığın şiddeti karanlık, sesin şiddeti sessizlik, varlığın şiddeti yokluk olarak algılanabilir. Sınırını aşıp zıddına dönüşen her varlık, idrak melekelerimizin ötesinde bir hâle tekabül eder.
Alıntı
Reklam