İçki, şuurun ölümü; rahiplik, dünyayla sava-şın ölümü. İşte, müslüman, bu türlü ölümlerden korunmuş bir diriliş soyudur. Namaz, onu, günün beş diriliş vaktinin birinden öbürüne sağ, diri ve canlı taşıyandır. Oruç, ruhun ölümünü hazırlayan şuur ve vücut kireçlenmelerini erite erite onun diriliğini ayakta tutandır. Namaz ve Oruç, insanın gerçek dirilişinin ve diriliğinin iki şartıdır. Onlarsız insan, yürüyen, yiyen, konuşan ölüden farksızdır. Namaz ve oruç, bir insanda gerçekleştikçe insandaki diriliş keskinliği artar; insan, diriliş basamaklarında adım adım yükselir. Öyle yükselir ki, onun bugünden gördüğü ileriyi, çıplak gözle gördüğü gelecek zamanı, siz, oraya ve vakte vardığı-nız zaman bile göremezsiniz. Siz, o günü onun kadar anlıyamaz ve değerlendiremezsiniz o gün bile. Çünkü: siz, belki eşyaya göre diri, ama (zaman) a göre ölüsünüz. Fakat, o, (zaman) a göre de diridir. Siz, eşyayı nasıl çıplak gözle görüyorsanız, o, (zaman) ı öyle çıplak gözle görür.