Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Şair bir söz ustasıdır ama ondan önce bir fikrin taşıyıcısıdır. Zira fikri olmayan sözün derinliği yoktur. Söz sanatı ancak bir fikre dayanıyorsa anlamlı ve etkili hâle gelir. Âşık Veysel’in birkaç kelimeyle ifade ettiği manalar, dil kıvraklığının değil, fikir derinliğinin neticesidir. “Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece” sözü, şiirsel olarak insanın hayal gücüne hitap eder ve bizi hayatımızın anlamı üzerinde düşünmeye sevk eder. İfade ettiği mana, yani insanın yeryüzündeki hayatının “İki kapılı bir handa” devam eden bir yolculuk olduğu fikri, aklımıza ve kalbimize dokunur. Âşık Veysel “Ey gönül derdinden etme şikâyet / Yüce dağlar gurur duyar karından” dediğinde, sadece dağ metaforu üzerinden sanat yapmaz. Aynı zamanda Hz. Âdem’in oğullarının ve kızlarının seyr ü sülûkunda karşı karşıya kalacağı zorluklara dikkat çeker. Mana dile geldiğinde fikir de bu resimde yerini alır. Manası olmayan güzel söz yoktur. Bir söz güzelse, bu hem bir fikri ve anlamı hem de ifade letafeti olduğu içindir. Bu yüzden şiir, söz sanatı olmanın ötesine geçer. Şiir, varlığın ufkuyla kesişen bir fikri ifade edebildiği zaman şiir adını hak eder.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Farabi'nin ifadesiyle, oluş ve bozuluş âleminde “düşünen canlıdan daha yüksek ve faziletli bir varlık yoktur.” İnsan, düşünebildiği ve düşüncesini ifade edebildiği oranda beşeriyet makamından insaniyet makamına doğru yol alır. Bu yüzden kelime ve kavramlar, sıradan bir araç olmanın ötesinde, bizi insan yapan unsurların başında gelir. Düşünmek, dil aracılığıyla insan olma vasfımızı kazandığımız temel eylemdir. Bundan yoksun olmak, insanlığımızdan çok şey eksiltir.
Alıntı
Bilgelerin dediği gibi: “Kem âlât ile kemâlât olmaz.” Düşünce yanlış ise dil de bundan nasibini alır. Dil asaletini yitirmişse düşünce de fakirleşir. İstikamet kaybolmuşsa ne düşünce ne de dil bizi hakikate götürebilir.
Alıntı
Not:İyilik iyidir :)
Erdemin bilgisine ve bilginin erdemine sahip olanlar, aklî ve ahlâkî manada iyi ve mutlu bir hayat yaşarlar. Ve “İyilerin başına hiçbir kötülük gelmez; çünkü zıtların birbirine karışması mümkün değildir.” Romalı Stoik filozof Seneca'nın bu sözü, her tür felaket ve fenalık karşısında iyi insanların iç dünyalarını koruma gücüne sahip olduklarını vurgular. Yalan, iftira, ihanet, sürgün, cinayet gibi kötülükler elbette iyi insanların da başına gelebilir. İyileri kötülerden ayıran, bu fenalıklara nasıl tepki verdikleridir. Kötülük karşısında kötüleşen, mücadeleyi baştan kaybetmiştir. Kötülük karşısında iyi kalabilenler, gerçek manada erdemli ve mutlu olanlardır. Taocu bilgelerin dediği gibi, esas mesele canavarla mücadele ederken canavarlaşmamaktır.
Alıntı
İnsanın aydınlanması, aklıyla, kalbiyle ve tüm varlığıyla hakikatin ışığına yöneldiği zaman mümkün olur. Aydınlatan hakikatin kendisidir; aydınlanan da aklı, duygusu ve kalbiyle bir bütün olarak insandır. Aklı aydınlanıp kalbi karanlıkta kalan insan zeki ve başarılı olabilir, ama hüsranda olmaktan kurtulamaz. Hesabî akıl ile amacına ulaşan kişi “iş bitirici” olabilir; ama akıl ve erdem sahibi olamaz. Akıl ve erdem sahibi olmayan kişi ise mutlu olamaz.
Alıntı