yasmin cece

yasmin cece
@yasmincece
"nerede tükettin ömrünü? bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari cinnet -geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. iz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?"
Reklam
"gezegenin öğlelerini ve geceyarılarını hiç sevmedim; sabırsızlıkla, saatlerin ve saatleri dolduran o korkunun olmadığı, iklimlerin olmadığı bir dünya bekledim; yılların ağırlığı altında ölümlerin iç çekişlerinden nefret ettim. amaçsız ve arzusuz an nerede? ya düşüşlerin ve hayatın sezgisine kapalı olan o ilk münhallik nerede? hiçliğin coğrafyasını, bilinmeyen denizleri ve -verimli ışınların rezaletinden arınmış- başka bir güneşi aradım; önermelerin ve adaların garkolacakları kuşkucu bir okyanus, bilgiden usanmış, uyuşturucu ve sakin, uçsuz bucaksız bir sıvı aradım. şu yeryüzü - yaratıcının günahı! fakat artık başkalarının günahlarının kefaretini ödemek istemiyorum. kıtaların dışındaki bir can çekişmede, akışkan bir çölde, gayri şahsi bir batışta, doğumun etkisinden kurtulmak istiyorum."
"geceler boyunca hangi kabuslarla haşır neşir olduk ki güneşe düşman olarak kalkıyoruz? her şeyle hesabımızı kapatmak için kendimimizi mi tasfiye etmemiz gerekiyor? zamanla kurduğumuz yakınlığı hangi suç ortaklığı, hangi bağlar sürdürüyor? hayat, kendisini yadsıyan kuvvetler olmasa dayanılmaz olurdu. muhtemel bir çıkış, bir kaçış fikri bulunur elimizde; kendimizi kolaylıkla yok edebilir ve, sayıklamanın doruğunda bu evreni balgam gibi tükürebiliriz. ... ya da dua eder ve baska sabahları bekleriz."
"zaferler ve yenilgiler, adı kader olan bilinmez bir yasaya göre birbirini izlerler; kader, felsefi olarak yoksun kaldığımızda, şu dünyadaki ya da herhangi bir yerdeki ikametimiz bize çözümsüz, maruz kalınacak bir lanet gibi saçma, ya da hakedilmemiş göründüğünde başvurduğumuz sözcüktür... kader mağluplar terminolojisinin gözde sözcüğü... devasızlığa bir isim kadrosu bulmaya meraklıyızdır ve isimler icat ederek, felaketlerimizin üzerinde asılı aydınlıklarda bir hafifleme ararız. kelimeler merhametlidirler: narin gerçeklikleri bizi kandırır ve teselli eder...)
"ümitsizliğe talim eden ve kendini kabullenen cesetleriz; kendimize rağmen hayatta kalırız ve yalnızca yararsız bir formaliteyi yerine getirmek için ölürüz: sanki hayatımız, sadece ondan kurtulabilceğimiz anı ileri atmamıza bağlıymış gibi...)
Reklam