"(aşkın tek işlevi, bizi bir haftalığına -ve sonsuza dek- yaralayan ölçüsüz ve acımasız pazar öğleden sonralarına dayanmamıza yardım etmesidir. atalardan kalma kasılmaların sürükleyiciliği olmasa. binlerce göz gerekirdi bize, saklı gözyaşlarımız için; ya da yenecek tırnaklar, kilometrelerce tırnak... artık akmayan bu zaman başka türlü nasıl öldürülür? bu bitmez tükenmez pazarlar'da var olma acısı kendini tümüyle gösterir. bazen bir şey içinde kendimizi unutmayı başarırız; ama dünya içinde kendimizi nasıl unutabiliriz? bu olanaksızlık o acının tanımıdır, evren tamamıyla değişse bile. değişmesi gereken yüreğidir, oysa yürek değişmez; onun gözünde, var olma'nın da tek bir anlamı vardır: acısına gömülmek -gündelik bir nirvanaya varma talimi onu gerçeksizliğin algısına yüceltene dek...)