Aşkla türlü şeyler yapabilirdik. Onu az çok gizleyebilir, peşimizden sürükleyebilirdik, onu yüceltebilirdik, dünyanın bütün ülkelerine taşıyabilirdik ya da çiçek demetlerine saklayabilirdik, toprağa gömebilir, gökyüzüne gönderebilirdik. Hepsine katılırdı aşk, olduğu gibi hoşgörülü ve uyumlu, ama onu değiştiremezdik.
Madam Michel'de kirpinin zarafeti var: Dışardan dikenlerle zırhlı, tam bir kale, ama bence içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. Onlar haksız yere duyarsız, uyuşuk görülen, şiddetli oranda yalnız ve korkunç bir şekilde zarif hayvanlar.
Kadınlar. Erkeklerin bu kelimeyi ne kadar güvensiz ve ihtiyatlı söyledikleri dikkatini çekti mi? Sanki tamamen boyunduruk altına alınmamış, sonsuza dek ayaklanmaya hazır, fethedilmiş ama cesaretini kaybetmemiş, isyankar bir kabileden bahseder gibi.
Günün birinde uyandım, yatağımda doğrulup oturdum ve gülümsedim. Artık en ufak bir acı çekmiyordum ve birden, doğru insan diye bir şeyin olmadığını idrak ettim. Ne yeryüzünde ne de cennette. Öyle biri, öyle tek bir kişi yok. Sadece insanlar ve her insanın içinde bir tutam doğru insan var ama kimsede, bizim diğerinden beklediğimiz ve umduğumuz şey yok.
Ve daha birçok şeyi, her şeyi; bir insanın bedeniyle ve ruhuyla kurulan o tekinsiz ve sıradan, dokunaklı ve moral bozucu, muhteşem ve sıkıcı yakınlık. Bütün bunları bildiğimi sanıyordum.