Bu gibi durumlarda, yani Âsım Bey'in kendini bulduğu,
içinin sesini yakaladığı anlarda hep olan şey gerçekleşti:
"Kâbe'ye varıp toprağına yüz sürmeli". Bu
fikri-sabit, bir arınmadan, bir kurtuluş çâresi olmaktan
çok gözyaşlarını alabildiğine akıtacak bir imkan olarak
beliriyordu. Kirletilmiş mazi fikrine ancak böyle karşı
koyabiliyordu, derin bir pişmanlık ile.
Âh, teslimiyet...