Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Hayatının değerine dair dertleri hiç olmasa da, kendisinin ve daha bir dolu insanın yaşamaya neden devam ettiğini hep merak etmişti; bazen kendini ikna etmekte bile zorlanıyordu, oysa daha milyarlarca insan aklının dahi almayacağı yokluklar, sefalet ve hastalıklar içinde yaşayıp gidiyordu. Ama hiç vazgeçmiyorlardı. O zaman insanın yaşama kararlılığı bir tercih değil de, evrimin eyleme geçiş şekli miydi?