Be Müslüman, insan insana bunu yapar mı? Diyorum yazara, sözlerime başlarken... Çünkü yazar beni kırk yerimden bıçakladı dostlar... Beni yerlerden yerlere sürükledi, uyumadan önce içime dert olacak düşünceler soktu aklıma, kaç kere sorguladım saymıyorum. Kitap bitene kadar içime dokunup ağladığım yerleri hiç söylemeyeyim zaten.
Yazar beni neden bu kadar etkiledi? Bu kitapta var olan kişiler gerçekten varmış ve ben evlerine misafir olup bu süreci uzaktan izlemişim gibi oldu. Bunun nedeni şu, kitapta olan baba benim babamdan, anne benim annemden, kültür benim kültürümden esintiler taşıyor. Kahraman yerine kendimi koydum hep. Babaannem rahmetli hep derdi ki, Allah kızım oğlum dedirtmesin kimseye yük olmadan hafif bir şekilde bu dünyadan göçeyim. Kitapta bir babanın hastalık sürecini eşinin vefalı bir şekilde ona bakması ve oğullarının babasına gerçekten evlatlık yapmasını anlatıyor. Öyle iyi evlatlar ki babalarına gerçekten çok iyi bakıyorlar, eşi vefası ile gözlerimi doldurdu. Hayırlı eş ve evlat bence dünyadaki en büyük şanslardan.
Babanın duygu durumu, boynunu büküp ağlaması, çocuklarına yük olma korkusu beni parçaladı attı. Kelimelerin insan üzerindeki etkisi korkunç, büyüleyici. Az biraz empati yeteneğiniz varsa bu kitap sizde de farklı bir etki yaratmayacak.
Dil çok akıcı, konu akıcı, duygular yaralayıcı, düşünceler parçalayıcı... İyi okumalar :)
Oğlum, dedi benim öyle baktığımı görünce; ay hilalken yapılmaz böyle şeyler. Tarhana karılmaz mesela, erişte kesilmez, salça yapılmaz, pekmez kaynatılmaz. Ay hilalken yapılırsa bunlar ya kutlanır ya da bozulur. Kurtlanıp bozulmasa bile ,beti bereketi olmaz. Uzun ömürlü ve bereketli olması için, bu tür şeyleri illaki dolunay varken yapmak lazım. Biz atalarımızdan öyle gördük çünkü.