Ahmet Telli

Ahmet Telli

Yazar
8.3/10
623 Kişi
·
2.077
Okunma
·
580
Beğeni
·
18.357
Gösterim
Adı:
Ahmet Telli
Unvan:
Türk Öğretmen, Şair, Yazar
Doğum:
Eskipazar, Çankırı, Türkiye, 2 Aralık 1946
Yaşamı

2 Aralık 1946'da şimdi Çankırı'ya bağlı Eskipazar'da doğan Ahmet Telli, Hasanoğlan ve Kayseri Pazarören, Pınarbaşı öğretmen okullarında eğitim gördü. Öğretmen okulundan sonra dört yıl ilkokul öğretmenliği, daha sonra da Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirmesinin ardından,  Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt'ta, Kırıkkale'de ve Ankara Atatürk Lisesi'nde Edebiyat öğretmenliği yaptı.

1981'de Gazi Eğitim Enstitüsü'nde öğretmenken, sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verildi. Aynı yıl, TCK'nın (o zamanlar) 141, 142 ve 146. maddelerinden yargılandı. 141 ve 146'dan beraat etti. Cigerhun'un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından ötürü 142. maddeden kısa bir süre hüküm giydi.

Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993'te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961'de yayımlandı.

1972'de Cengiz Tuncer'in Kerkenez adlı romanı üstüne yazdığı ilk yazısına Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü ikinciliği verildi. 70'li yıllarda daha çok deneme ve kitap tanıtma yazıları yazdı ve kitaplarını 1979'dan sonra yayınlamaya başladı.

1980'de Hüznün İsyan Olur kitabına Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (Metin Altıok'la birlikte); Saklı Kalan adlı kitabına da 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü verildi.

2010 yılında yayınlanan Nida kitabına da 2011 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü verildi.

Özellikle 1972'den sonra, birçok edebiyat dergisinde yazıları, şiirleri yayımlandı. Türkiye Yazıları dergisi (Mart 1983, sayı: 72), Kavram ve Karmaşa dergisi (Ocak - Şubat 2002, sayı:22), Gümüş - Deliler Teknesi eki - (Ocak 2007), Bireylikler dergisi (Mayıs - Haziran 2011, sayı:32) şiiriyle ilgili özel sayılar yayımladılar.

1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerdendir. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan'a yakın durduğu söylenebilir.

Ödülleri

1980 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü Hüznün İsyan Olur kitabı ile (Metin Altıok’la paylaştı)

1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü Saklı Kalan kitabı ile

2011 Altın Portakal Şiir Ödülü Nida kitabı ile
Resimlerdeki kuşlar gibi el sallamıyor sana dostlar
Hala tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret
Ve hala başı bulutlarda bir çınar gibi esenliyorlar
Yanımızda değil, yanan kanımızdasın ey nazım hikmet
Ahmet Telli
Sayfa 74 - Everest - 19. Baskı - Aralık 2016
Sevda ile hasret varsa eğer
Zulüm varsa mapusluk varsa
Ayrılıklar yakıyorsa içimizi
Gurbet mutlaka olacaktır
Ahmet Telli
Sayfa 9 - Everest - 19. Baskı - Aralık 2016
HÂLÂ KOYNUMDA RESMİN



Sımsıcak konuşurdun konuşunca

ırmak gibi, rüzgar gibi konuşurdun

yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki

çiğdemler güller mor menevşeler açardı

Sımsıcak konuşurdun konuşunca

            Hâlâ koynumda resmin

Dağları anlatırdın ve dostluğu

bir ceylan gibi sekerdi kelimeler

Sesini duymasam çölleşirdi dünya

dağlar yarılır ırmaklar kururdu

bulutlar çökerdi yüreğime

            Hâlâ koynumda resmin

Gün akşam olur elinde kitaplar

ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin

bir kez bile unutmadın “merhaba” demeyi

ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin

bir dostun vurulduğu gün

            Hâlâ koynumda resmin


Kaç mevsim kırlara çıkıp

çiçekler topladık mezarlar için

Belki ürküttük tarla kuşlarını

belki kurdu kuşu ürküttük

ama aşkı ürkütmedik hiç

            Hâlâ koynumda resmin

Ve hâlâ sımsıcak durur anılar

sımsıcak ve biraz boynu bükük

Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış

yasak bir kitap gibi durmaktadır

ve firari bir sevda gibi

            Şimdi duvarlarda resmin
Ne ki ömürsüzdür gül sevinci
parçalanmış bir gökyüzüdür yaşamak
Donup kalır dudaklarında bir hüzün
ve çiy tanelerine döner türküler
Türküler hüzne dönmüşse eğer
geriye ne kalmıştır zaten
paramparçadır yaşamak
paramparçadır dünya
paramparçadır sevdalar
Ahmet Telli
Sayfa 61 - Everest - 19. Baskı - Aralık 2016
Zulmün granitini oyadursun ferhat
Ve sazını inletedursun pir sultan
Kerem yana yana kerem'dir
Varidat'sa bir gerilla günlüğü
Ahmet Telli
Sayfa 79 - Everest - 19. Baskı - Aralık 2016
Halk dilinin yerleşik konuğu
Sevda göçebesidir karacaoğlan
Ve sazının düzeni bozulmadıkça
Beyler sofrasının kadim dostudur.
Ahmet Telli
Sayfa 72 - Everest - 19. Baskı - Aralık 2016
85 syf.
·10/10
Yine çocukken, babamın dokunma yırtarsın diyerek beni uzak tuttuğu kütüphanesinden bir kitabı daha gizlice çalıp okumuştum. Babam bana oku dese eminim okumazdım. Yasak olunca ilgimi çekmiş sanırım.

Ortaokul sıralarındaydık. Bir gün öğretmenimiz kendimizi anlatan,
kendi kalemimizden bir şiir yazmamızı istedi. Sözlü yerine geçecek ve yarına şiirler hazır olacaktı. Şair miyiz öğrenci miyiz diyemedim.

İsteseydim yazardım ama neden yazmadım bilmiyorum. Herhalde puan kaygısından güzel bir şiir olsun istemişim. Hemen Ahmet Telli kitabından "Su Çürüdü" şiirinin bir bölümünü, ben yazdım diyerek öğretmene götürdüm.

Öğretmenimiz böyle manyak şiirler yazma bir daha diyerek düşük bir not vermişti. Yine de sınıfın en yüksek notunu almıştım. Çünkü arkadaşlarım bilinen tanınan şiirlerle gelmişti. Ayrıca dürüst!! olduğum için de teşekkür etmişti. Benim şiiri öğretmen o kadar acemice bulmuştu ki benim yazdığıma inanmıştı.

Öğretmenim anlamamıştı. Ahmet Telliyi tanımamıştı. Evet manyak yazardı ama kesinlikle acemi değildi.

SU ÇÜRÜDÜ
Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim.
Yalnızca anahtar deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızı­yor içeri.
Yalnızlık hiç de tanrısal değil, görkemli değil.
O yalnızca geçmişle gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir leke yalnızlık denilen.
Şimdi ne varsa, anahtar de­liğinden sızan havayla ışıkta...
Farkına varsalar, kapatırlar mıydı onu da?
Bütün belleğimdekileri yokettim. Elektrikli bir aygıtla yaktım, jiletle kazı­dım.
Çığlıkların aralığından uçurdum hepsini, kül edip savurdum.
Adımdan gayrısını bilmiyorum.
97 syf.
·10/10
"Ve ben dedim:
Ey Tanrı, konuşmayı bilmiyorum,
Çünkü çocuğum.
Ve o bana dedi:
Çocuğum deme..."

Seninle tanıştığımda bende çocuktum Ahmet Telli . Benim zamanımda Kahraman Tazeoğlu yoktu ben hep seni okurdum. O sebeple acılarım kavurucu, sevgilerim hırçın, duygularım asi, hüzünlerim isyankar olur.

Evet biliyorum bana en çok mutsuzluk yakışıyor. Yumuşak aşk, sevgi, çiçek-böcek hislerim olmaz parçalayıp yutmak isterim güzel duygu adına hissedilen her şeyi. Köprüleri dinamitleyip, cesetleri seyretmek isterim senin gibi. Hep mağlup hissederim kendimi. Sen mısralarında seslenirdin bana "kalbim bağışlanmayacak bir şey yap, katlanma kendine ve bu dünyaya". Bende en sevdiğim şiirleri avucumun içine yazıp pencereden atlamak isterdim arka bahçelere Nilgün Marmara gibi. Çocuklar siz Kahraman Tazeoğlu okumaya devam edin en iyisi.

Ömrüm Diyorum.......
Üzgün bir çocuğun yalnızlığı
Kadar saydam kalabilseydim
Ömrüm derdim ömrüm nasıl da
Dolu geçmiştir ölebilirim artık

Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor
Yaşanmışsa tüm yaşanacaklar
Acı yitiriyor anlamını ve renkler
Kül oluyor körleşirken gökboşluğu

Bu dünya dünya mıdır hani
Bildiğimiz o yamyam küresi
Ki apis öküzlerinin çekip durduğu
Bir can sıkıntısıydı önceleri

Hantal ve gürültücü bir tehdit
Gibi düşüyorken üstümüze gölgesi
Alaycı bir gülüş takılıyor yalnız
Dudaklarımın hüzün kıvrımına

Ömrüm diyorum şimdi ömrüm
Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız
Öyle kal çünkü bu dünyada
Sana en çok mutsuzluk yakışıyor
104 syf.
·7/10
Şair olmak demek içindeki duyguları kaleme yansıtmak demektir. Şairin en büyük aynası kelimeleridir. Kullandığı dizeler kendi hislerini hafifletirken, okuyanı kendi dünyasıyla buluşturur.

Şiirlerini okuyarak şairin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlayabilmemiz mümkün. Bu kitapta en fazla gizlenemeyen duygu aşk, vatan sevgisi ve artık yaşlandığını düşünerek ettiği bolca veda. Kafamdaki klasik Ahmet Telli temasından biraz uzak buldum. Zaten kendisi de yorulduğunu belirtmiş.

BAKIŞIN SENİN

Unut ve öyle gel mi diyor bakışın senin
Hatırla atlas yatağındaki derin uykuyu
Şüphe ve sır, huzursuzluk ve endişe ve tam
Aklıma gelmişken dilimde acılaşan soru

Ödünç hüzünler kadar alıngan bir kuyudan
Çıkrık sesini al, suya değebilir mi şavkın
Gölgesiz kalınca hayatta karıncalanıyor
Susunca konuşan mevsim mi demeliyim
167 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
- Şair misiniz ?
- Evet
- O zaman siz işkence çekmek zorundasınız. Bu ülkede şaire, yazara, aydına böyle muamele ederiz biz.

Sanırım ülkede demokrasinin işleyişi böyle oluyor. Nazım Hikmet'ten Sabahattin Ali'ye, Yaşar Kemal'den Aziz Nesin'e Ahmed Arif'e .. (liste uzar) işkence çektirmediğimiz, eserlerini yok etmediğimiz, zorlamadığımız bir sanatçı yok gibi geliyor. Sebep ? Dünyayı daha eşitlikçi daha yaşanabilir bir yer yapmaya çalışmaları ki bu asla affedilemez.

Ahmet Telli'den buraya nasıl geldim bilmiyorum ama muhteşem şairlerimiz var onu biliyorum. Ve her birinin her bir satırının anlamına bakınca bu adamlara neler yaptığımızı görüyorum. Bir sürü sapkına dolandiriciya verilen müsamahaların hıncı iki satır yazanlardan alınıyor ya dayanılır bir mantık değil.

Her satırı o kadar anlamlı ve güzel ki. Adamı 71 yaşındayken keşfetmiş olmama gerçekten utanıyorum. Tabi hiçbir şey için geç değildir diyor yine kendimi rahatlatiyorum. O zaman onun romantik satırlarıyla satırlarıma son vereyim:)

"Ey gülün pembesiyle
bir gülümseyişi paylaşan
kar yağıyor yatağıma
avuçlarım kutuplara döndü
gün kararmasın geldiğinde."
96 syf.
·8/10
Şiir; daha önce hissedilemeyen duyguları bile kağıt üzerinde görme şeklidir.

Şair; hislerini paylaşmayı sevmeyenlerin, yalnızlığına ortak olan kalem kağıda kaçış yolunu seçen bireylerdir. Hislerini bir dışa yansıtma aracıdır.

Şiir okuyucusu ise şairin hislerinden aldıkları kelimeleri kendi kalplerine doğru yönlendirir.

Çeşitli duyguları tadar insan şiirlerle. Kelimeler daha bir anlamlı gelir. Vurgular daha çok işler insan içine. İşte Ahmet Telli o duyguları siz yaşıyormuşcasına betimler sözcükleriyle. Bazen noktayı dizenin ardına değilde duygunun sonuna koyar.

Sevgilinin gözden kayboluşu, sabrın azalışı, atlıların gözden kayboluşunu seyredersiniz şiirlerde. Yitip giden bütün aşkların, bütün bilerek vazgeçişlerin ve bütün ayrılıkların ortasında buluruz kendimizi.


NİDA

Genciken,
Günler her şeye yeterken,
Berduş bulutlar gibi dolaşırken dünya denilen alacakaranlık güzergahta,
Cesaretimi ilk kez nerede keşfettim düşünsem hatırlarım.
Belki korkuyu tepeden tırnağa yaşadığım bir gündü,
Söz çakmaktaşından sıçrayan kıvılcım olsa nafiledir.
Hükmü hengâmedir artık kalbim dediğim muallakta
Geyiğini yitirmiş dağ, şiirini unutmuş dil neye yarar
91 syf.
·10/10
Veda Divanı 5. bölüm ile bildigim özlediğim Ahmet Telliye tekrar kavuştum. Sevdaya, aşk acısına, terkedilmişliğe doydum. Öyle kararlı ve başı bozuk bir halde kendimden geçtim.

Kalbimde unutmak istediğim şiirlerimle kısa bir yolculuğa çıkmak istedim. Belki yine gelirim diyerek vuruldum yollara. Yüreğimin kıyısına demir atmış minicik sandala bindim. Geceydi ve yukarıdan ay bana el sallıyordu. Çektim küreklerimi acılar denizinin sığ sularında. Özlem çırası tutuşturmuştu bedenimi ağır ağır. Bu kaçış bir su misali söndürürdü belki de yüreğimi yakan sevdaları.

Gitmekle kurtulmak mümkün değildi işte. Ateşim içimde okyanuslar kadar büyümüştü. Kendimi sulara attım. Acılar beni boğarken belki de kurtulacağımı düşünüyordum. Gitgide dibe batıyordum. Çırpındım son nefesime kadar çırpındım ve o an bir mesaj sesi işittim. Kendime geldim. Bana ne oldu neredeyim ben diye düşündüm . Hayal kurmaya bile izin vermezler insana.
750 syf.
·9/10
Veda Divanı ile Ahmet Telli ye veda edelim.

Toplu şiirler kitabı olduğu için her bölümü tek tek okuyup inceleme yazmak istiyordum. Ancak şairin bazı kitaplarında biraz kendini tekrarladığını düşündüğüm için inceleme olarak kendimi tekrarlamak istemediğim için son 3 bölüme aynı şeyleri yazmak istemedim.

Su Çürüdü #25088555

Çocuksun Sen #28145591

Belki Yine Gelirim #28579032

Yangın Yılları #28571227

Barbar ve Şehla #28545976

Nida #28493069

Bakışın Senin #28469239

Toplu şiirler kitabında yer alan diğer kitaplar ise
Saklı Kalan
Hüznün İsyan Olur
Dövüşen Anlatsın

Diğer şiir kitabı olan Kalbim Unut Bu Şiiri bu kitapta yer almıyor. Çünkü seçme şiirler. Başlangıç için bu kitap ideal.

Genel olarak Ahmet Telli şiirlerinde aşk dostluk, hüzün ve zaman zaman ideolojik konular vardı. Şiirlerin çoğunluğunu çok güzel oluşturmuş. İnsanda bir çekim gücü oluşuyor. Benliğinize işlememesi olanaksız.

Ahmet Telli sevdiğimi gören değerli insan https://1000kitap.com/Cnk35/Duvar/ bana bu kitabı aldığını, imzalı olarak göndereceğini söyledi. Yapma etme desem de kitap geldi. Hem de çok şahane bir şekilde imzalı. Mutluluğumu hala kelimelerle anlatamıyorum. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum.
85 syf.
·Puan vermedi
Bir coğrafyanın tetik boşluğunda diye başlayan kitabımızda şairimiz daha çok toplumsal ve kültürel şiirlere yer vermiş. Şehir şehir bölge bölge zulme direnmiş mısralarında. Aşk biraz daha geri planda kalmış olsa dahi acılar sayfalardan kan misali damlıyor.

Yine atlar ve taylar dört nala doludizgin ilerliyor mısra mısra. Yalan Dünya'da hiç kendi olamadığını, sığındığı kıyıların tenha olduğunu söylüyor. Veda havası her daim hissediliyor.

Yani her zamanki gibi imgeler can alıcı bir yola girmiş beyninize hücum ediyor. Bazıları insani çok fazla düşüncelere sevk ediyor. Bazı şiirleri çok acayip güzel olsa dahi genel olarak diğer kitaplarına göre farklıydı. İsim babası barbar ve şehla şiirinden sonra Aklım tökezliyor şiiri çok iyiydi.
103 syf.
·Puan vermedi
Toplumsal gerçeklilik şairin kaleminden kaçamamış. Şiirler sevda, acı ve hasretin yani sıra ideolojik ve politik bir temayla oluşturulmuş. Şiirlerin yazılma tarihini göz önüne alırsak o dönemde ülkede yaşanılanlarla bir paralellik gösteriyor.

Adı üstünde yangın yılları ve yangınları anlatıyor şiirlerde. Şair aslında şiirlerle kendini ve yaşadıklarını sorguluyor. Değiştirilmesi gereken bir şeyler olduğunu ve bunların neler olduğunu bazen açık bazen kapalı bir şekilde vurguluyor.
Örneğin "Güneşi sen çekeceksin buluttan"
Ve bunları gayet estetik ve etik biçimde okuyucuya sunuyor.
91 syf.
·Puan vermedi
"Yine el basacaksın o kitaplara
Dostun, kardeşin, aydının el basacak
Bir şeyi hiç unutmayacak üniversiteli genç
Bedeli canla ödenmiştir elindeki kitabın"


Aslında ahmet telli yi "Belki yine gelirim" şiiriyle tanımış olsamda onun başka şiirlerini ve şiirlerinde ki o güzel yakalanması gereken imgeleri sözleri bulur okurum diye okumak istedim ve gerçekten istediğimden fazlasını buldum. Her şiiri ayrı ayrı nefisti. Şiir kitabı arayan okumak için karar veremeyen herkese tavsiye edebilirim. Yinede en sevdiğim şiirinin bu bölümünü buraya yazmak istiyorum.

"Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
“Tükürsem cinayet sayılıyor” diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların"

Cok guzel bir şiir kitabı eline ve emeğine sağlık...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Telli
Unvan:
Türk Öğretmen, Şair, Yazar
Doğum:
Eskipazar, Çankırı, Türkiye, 2 Aralık 1946
Yaşamı

2 Aralık 1946'da şimdi Çankırı'ya bağlı Eskipazar'da doğan Ahmet Telli, Hasanoğlan ve Kayseri Pazarören, Pınarbaşı öğretmen okullarında eğitim gördü. Öğretmen okulundan sonra dört yıl ilkokul öğretmenliği, daha sonra da Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirmesinin ardından,  Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt'ta, Kırıkkale'de ve Ankara Atatürk Lisesi'nde Edebiyat öğretmenliği yaptı.

1981'de Gazi Eğitim Enstitüsü'nde öğretmenken, sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verildi. Aynı yıl, TCK'nın (o zamanlar) 141, 142 ve 146. maddelerinden yargılandı. 141 ve 146'dan beraat etti. Cigerhun'un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından ötürü 142. maddeden kısa bir süre hüküm giydi.

Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993'te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961'de yayımlandı.

1972'de Cengiz Tuncer'in Kerkenez adlı romanı üstüne yazdığı ilk yazısına Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü ikinciliği verildi. 70'li yıllarda daha çok deneme ve kitap tanıtma yazıları yazdı ve kitaplarını 1979'dan sonra yayınlamaya başladı.

1980'de Hüznün İsyan Olur kitabına Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (Metin Altıok'la birlikte); Saklı Kalan adlı kitabına da 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü verildi.

2010 yılında yayınlanan Nida kitabına da 2011 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü verildi.

Özellikle 1972'den sonra, birçok edebiyat dergisinde yazıları, şiirleri yayımlandı. Türkiye Yazıları dergisi (Mart 1983, sayı: 72), Kavram ve Karmaşa dergisi (Ocak - Şubat 2002, sayı:22), Gümüş - Deliler Teknesi eki - (Ocak 2007), Bireylikler dergisi (Mayıs - Haziran 2011, sayı:32) şiiriyle ilgili özel sayılar yayımladılar.

1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerdendir. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan'a yakın durduğu söylenebilir.

Ödülleri

1980 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü Hüznün İsyan Olur kitabı ile (Metin Altıok’la paylaştı)

1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü Saklı Kalan kitabı ile

2011 Altın Portakal Şiir Ödülü Nida kitabı ile

Yazar istatistikleri

  • 580 okur beğendi.
  • 2.077 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 812 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları