Bruno Bettelheim

Masalların Büyüsü yazarı
Yazar
8.9/10
12 Kişi
64
Okunma
8
Beğeni
3.654
Görüntülenme

Hakkında

Bettelheim, 1903 yılında Avusturya'nın başkenti Viyana'da Avusturya Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak dünya'ya geldi. Viyana'daokudu. Yahudi olduğu için hayatı tehlikede olan Bettelheim Amerika'ya kaçtı ve eğitimini orada sürdürdü. Bettelheim, yirmi üç yaşında babasını frengi hastalığından kaybetti. Babası'nın ölümünden dört yıl sonra eşi Regina Alstadt'dan boşandı. Eşininn ölümünden uzun bir zaman sonra tekrar bir evliliği oldu. Gertrude Weinfeld ile evlenen Bettelheim'in üç çocuğu olmuştur. Eşi Gertrude Weinfeld kanser hastalığına yakalandıkdan kısa bir süre sonra öldü. Psikoloji alanında özellikle çocuk gelişimi üzerinde duran Bettelheim, içe kapanık çocukların davranışlarını analiz etmeye çalışmıştır. Şeker hastalığı bulunan ve yaşadığı travmalardan dolayı depresyonda olan Bettelheim 13 Mart 1990 tarihinde intihar ederek hayatına son verdi.
Ünvan:
ABD'li Psikolog
Doğum:
1903
Ölüm:
1990

Okurlar

8 okur beğendi.
64 okur okudu.
23 okur okuyor.
133 okur okuyacak.
6 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 81.0
Erkek% 19.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Freud'un yaşam boyu verdiği mücadelenin amacı, kendimizi anlamamıza yardımcı olmaktı ki içimizdeki tanımadığımız güçlerin güdümünde, huzursuz ve hatta düpedüz sefil bir hayat sürmeyelim; başkalarını da yine kendi zararımıza olacak şekilde mutsuz etmeyelim. Bilinçdışının içeriğini inceleyen Freud, insanın her daim mükemmele doğru evrilebileceği veya özünde iyi olduğu gibi epey itibar gören bazı inanışları tartışmaya açmış, ikircikli tutumlarımızı ve kumaşımızdaki narsisizmi bize çocukluktaki benmerkezciliğe uzanan kökleriyle beraber göstermiş, bunun ne kadar yıkıcı olabileceğini oraya koymuştur.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Freud'un zamanındaki Viyana' da psikoloji bir doğa bilimi değildi; bir felsefe branşıydı. Büyük oranda spekülasyona ve tasvirlere dayanıyordu. Ayrıca içeriği bakımından özünde hümanist değildi. Viyana' da psikoloji II. Dünya Savaşı' na kadar bu çerçeve içinde kaldı, sonrasındaysa psikologların doğa bilimcilerin yöntemlerini ve düşüncelerini taklit etmeye başlamasıyla bu çerçeveden ancak ağır ağır, tereddütle çıkabildi.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Reklam
Reklam