Buket Konur

Buket Konur

YazarDerleyenÇevirmenEditör
8.4/10
226 Kişi
·
583
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.466
Gösterim
Adı:
Buket Konur
Unvan:
yazar
Doğum:
1985
1985 yılında dünyaya ‘merhaba’ dedi.

Çocukluğunu çok sevdiği mahallesinde bilye oynayarak geçirdi. Pastel boyalarını cebine doldurup kaldırımları en sevdiği renge boyadı. Çocukluğu boyunca çürük çıkarsa hayal kırıklığı yaşayacağını düşünüp elma şekeri yemedi. Uzun cümleler kurmayı severdi; ilerleyen yaşlarında kalemini mürekkebe batırıp durmadan yazdı ve yazdıklarını tozlu raflara istifledi.

Şimdi elma şekeri yiyerek yazmaya devam ediyor.

2013 yılının Mayıs ayında artık yayımlamaktan korkmuyorum dediği ilk kitabı olan “Mor Delilik” çıktı. Yaşadıkça yazacak çok şeyi olduğuna inanan yazarın ikinci kitabını tamamlaması da uzun sürmedi.

O’na göre hâlâ her renk biraz MOR’a çalıyor.
Aslında sana her gelişimde sanki gitmemi istemiyormuşçasına sarılışların;beni sevmeyişindeki ezilişe aitti.Geç anladım.Ama anladım
Evde oturmuş senden haber beklerken yanındakilere karışık durumlar diye bahsedilip bana nasıl bir yalan yaşattığını bile görmezden geliyorum özlemim arttıkça.
Murat Ön
Murat Ön Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları'ı inceledi.
256 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Hayatta seçim hakkımızın olmadığı tek kavramdır aile. Sonrasındaki hayatımızı kendi (!) kararlarımız şekillendirse de , o günlerin izi son nefesine kadar üzerinde kalır. Eğer aile kurmayı, anne - baba olmayı düşünüyorsanız yada halihazırda evebeyn iseniz okumanızı tavsiye edeceğim kitaplardan biridir, zinciri bozmak bizim elimizde.
Poetika
Poetika Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları'ı inceledi.
256 syf.
·8/10 puan
İnsanın küçüklüğünde ne çok yara alabileceğini, neden suçu hep başkalarına attığımızı, neden hep insanlardan onay alma gereği duyduğumuzu, aslında iç sesimizin nereden geldiğini ve yetiştirilişimizin bizi nasıl etkilediğini anlatan bir kitap. Okuyunca insan kendine yüklenmeyi bir nebze olsun bırakıp rahatlıyor
MaviVapurDumanı
MaviVapurDumanı Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları'ı inceledi.
256 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Keşke gerçekten okuması gerekenler alıpta okusa şu kitabı ve gerçek anlamda bir özeleştiri yapabilseler.
Aaa ama pardon o zaman olgunlaşmamış olmazlardı 🤷‍️ Ebeveyn olsun olmasın ailesiyle ilişkilerini anlamak isteyenlerin de mutlaka okuması gereken kitaplardan diye düşünüyorum.
Üstelik hiç sıkılmadan okuyabileceğiniz akıcı bir dille yazılmış ve dilimize çok güzel çevirisi yapılmış bir kitap.
Herkesi bulabilirsiniz bu kitapta anne-babanızı, kardeşinizi,eşinizi,komşunuzu,arkadaşınızı ve hatta kendinizi... ama yeterince dürüst olursanız ️ Zaten toplum olarak şu aile işlerinde çok başarılı olduğumuzu düşünmüyorum. Artık bu durum yavaş yavaş değişiyor şükürler olsun. Yaşam şeklimiz ve ataerkil aile yapılarımız yüzünden toplumun yarısından fazlası sanıyorum sorunlu çocukluklar geçirmiştir. İşte bunu anlamak için bile okuyabilirsiniz bu kitabı.
Betül Eymen
Betül Eymen Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları'ı inceledi.
256 syf.
·8/10 puan
Bu kitabı okurken 'aa öyle mi' 'aa ne kadar doğru şeyler anlatıyor' diye düşünüp durdum. Fakat okuduklarımı çoğunlukla çevreme uyarlıyordum. Onları gözlemleyip davranışları, travmaları hakkında kendimce çıkarımlar yapmaya çalışıyordum. Taa ki okları kendime döndürüp 'ben kimim?' diyene kadar. Bu kitap kendinizin farkına varmanız ve yüzleşmeniz için sizi minik minik tokatlıyor. Gerçekten kendinizi baz alarak bir taraf tutmadan yaşadıklarınızı değerlendirebilirseniz, sizde neler olduğunu anlamlandırmak için yardımcı bir kitap. Tabii ki tek başına yeterli bir kitap değil ama sizin içinize bir kıvılcım çakıyor ve daha fazlasını bilmek, öğrenmek ve anlamak istiyorsunuz. Aslında hepsi birer kendi özünüzü doğru şekilde arama yolu -yolculuğu-. Dilerim herkes bu yolculuğa çıkar ve neyi neden yaptığını anlayıp robotikleşen duygu rutinini fark edip kırabilir.
Eğer bir içsel yolculuktaysanız veya ruhsal yolculuğa çıkmak istiyorsanız bu kitap başlangıç olarak iyi olacaktır diye düşünüyorum. Tavsiye eder kendinizi bulmanızı dilerim.
256 syf.
·26 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabı Çok beğendim.
Aslında ilk zaman biraz önyargılı yaklaşmıştım kitabın üstündeki açıklamadan dolayı (Mesafeli, Reddeden, Bencil Ebeveynlerin Negatif Etkilerinden Kurtulmanın Yolları ) çünkü böyle bi ebeveynim olduğunu düşünmüyordum. Ama kitabın içeriği sadece ebeveyn-çocuk ilişkisi değil de çok kapsamlı ilişkileri konu alıyormuş o yüzden aslında kitabın üzerine o açıklama yerine ilk sayfalardaki şu cümleyi yazsalarmış daha dikkat çekici ve içeriğe uygun olurmuş : *İnsanlar daha derin ilişkiler kurmak ve duygusal anlamda olgunlaşmak için bu kitaba başvurabilir*

Aslında onarım kitabı okumak bi nevi cesaret istiyor insanın kabuk bağlayan yaralarını, saklayıp gizlediklerini gün yüzüne çıkarıyor. Okurken acı veriyor ama aynı zamanda da iyileştiriyor tabii acıdan kaçmayıp istikrarla kitabı bitirirsek.
Bu kitabı okurken de böyle hissettim özellikle egzersizleri yaparken.


Bu tarz kitapları okurken çok yönlü düşünüyorum özne hem ben, hem anneliğim, hem çocuğum, hem çocukluğum, hem ailem hem eşim oluyor . Yani ben böyle biri miyim, böyle bi anne miyim, böyle mi bi annem vardı, eşim böyle mi, böyle bi çocukluk mu geçirdi diye. Böyle düşününce kafamda eksik olan bi çok parça yerine oturuyor ben ve çevremle alakalı . O yüzden bu tarz kitapları okumayı çok önemsiyorum .

Kendini tanıma, farkına varma, etrafını tanıma adına bana çok artısı oldu kitabın.


Bölümlerin sonunda özetin olması çok güzel dağılan konunun tamamen kafamızda bütünleşmesini sağlıyor.

Karakter Analizlerinde resmen nokta atışı yapıyor kitap, okurken çevremdeki insanlarla aynı davranışlar olduğunu gördüm her seferinde "aa evet gerçekten de öyle dedim" ve şükrettim halime bi dışsallaştırıcı olmadığım için çok zor bir karakter yakın çevremden de iyi tanıyorum çünkü .

*Uyanmak için yıkılmak* bölümünü çok beğendim.

Çevremizdekilerin Duygusal olgunlaşmama durumundan kurtulmak için verdiği 3 öneriyi uygulayacağım inşallah.

Şu araştırmanın bulgusu aslında çok önemli ve göz önünde bulundurulup dikkat edilmesi gerek :
" *insanların yaşadıklarının, yaşadıkları şeyi sürdürüp sürdürmediklerinden daha az önemli olduğunu öne sürmektedir* "

Şu Sözü de benim hayat mottom olmuştu son zamanlarda :
*BAŞKALARI DEĞİŞMEYECEK AMA BEN DEĞİŞEBİLİRİM*

Ve son olarak şu cümlesi konuyu özetliyor :
" *sağlıksız rol ve ilişkilerden gerçek özgürlüğe geçiş, başkalarıyla olan etkileşim ve yüzleşmelerimizle başlamaz aksine her birimizin kendi içinde başlar* "

Hasılı kitap harika mutlaka okuyun
*Habibe*
*Habibe* Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları'ı inceledi.
256 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
Okuduğunuz bir kitap sizi başkaca kitaplara götürüyor. Fıtrat Pedagojisi'nde karşılaştığım "çocukluk yarası" isimlendirmesi aldı götürdü beni peşi sıra. Seninle Başlamadı, Kusursuz Ebeveyn Yoktur ve Zor Bir Ailede Büyümek kitaplarının ardından durağım bu caanım kitap oldu.

Gelelim bu durakta neler kazandığıma:
Duygusal olarak olgunlaşmamışlığın yansımalarını ve etkilerini okumak kendi ebeveynlerimi / ebeveynliğimi gözlemleme ve tanıma fırsatı sundu.
.
Anne babam için sıklıkla sorduğum " neden böyle davranıyorlar" ya da "neden böyle davranmak onlar için bu kadar zor" minvalinde sorduğum soruların cevabını buldum.
.
Duygusal olarak ihmal edilmiş olmanın acı verici etkilerini okumak, kendi tepkilerimi anlamamı ve bu etkilerden kurtulmak için hangi savunma mekanizmalarını kullandığımı görmemi sağladı. Duygusal yakınlık kurmakta neden zorlandığımı anladım ve duygusal yalnızlığımdan nasıl sıyrılabileceğime dair düşünmeye başladım. .
.
Çocukluğa dair okumak yer yer acı veriyor; boğulduğumu hissedip nefes almak için kitabı elimden bıraktığım, üç dört gün hiç açmadığım oldu. Zaman alıyor insanın bastırdığı - yok saydığı duygularla yüzleşmesi ve kabullenmesi. Ama şu var ki farklı hayatlardan benzer yaşanmışlıklar okumak başlı başına iyileştirici etkiye sahip.
.
Değiştirmem mümkün olmayan ebeveyn davranış ve tepkilerinden kendimi nasıl koruyacağımı öğrenmek, duygusal bağımsızlığımı kazanmam için kendime bir yol haritası çizmeme yardımcı oldu.
Demet
Demet Kim Olduğumuzu Anlamamızı Engelleyen Tabular'ı inceledi.
144 syf.
"...hepsi de kardeşlik ve evrensel sevgi adına kurulmuş olan dinler ve din dışı gruplar, her zaman bölücü ve kavgacıdır."

Ben, sen, biz, siz, onlar... Din, politika, dil, ırk, mezhep, renk... vs. Ne kadar çok bölündük değil mi? En çok da "onlar" diyoruz, "siz" diyoruz. Sanki "onlar"la aynı bütüne dahil değilmişiz gibi.

Daha da mikro düzeye gidelim. "Saçlarımı uzatıyorum, tırnaklarımı uzatıyorum, kanımı dolaştırıyorum" demiyoruz da, "Saçlarım, tırnaklarım uzuyor, kanım bedenimde dolaşıyor", diyoruz. Sanki saçımız, tırnağımız ve kanımız bizim bütünümüze dahil değillermiş gibi.

Hayvanlar, bitkiler, dağlar, taşlar, diğer insanlar, parça parça tüm organlar, tüm nesneler... vs. hepsini kendimizden ayrı görüyoruz. Az önce de bahsettiğim gibi bölünme ta içeriden başlıyor. Hayatı bütün olarak deneyimleyemiyoruz dolayısıyla. En başta kendimizi bölüp parçalayarak algılamaya çalışırken, dışarı dediğimiz bizim dışımızdaki hayatla nasıl bütünleşebiliriz? Hep bir öteki var ve hep bir "düşmanlık" durumu mevcut oluyor böylelikle.

En fenası da kendimizi tanıyamamak. Dahil olduğumuz bütünü olduğu gibi göremediğimizde ve kendimizi o bütünün organik bir parçası olarak görmediğimizde, pek çok şeyi ve kendimizi tanımamız da mümkün olamıyor.

Bu tip algılar yüzünden özgür de olamıyoruz. Kendimizi ve hayatı küçük parçalara bölüp anlamaya çalışırken, küçük küçük parçalara sıkıştırırken karmaşık ve devasa hayatı ve evreni, nasıl özgür olabiliriz? Dolayısıyla bizler de parçalara sıkışıyoruz.

"İnsan doğayı yönetmeyi arzular, ancak kişi ekoloji üzerine ne kadar çok çalışırsa, bir organizmanın veya bir yapı/çevre alanının herhangi bir özelliğinden başkalarını yöneten veya hakim olan olarak söz etmek bir o kadar saçma görünür."

Doğaya karşı bir savaş halindeyiz. Doğayı yönetmek arzumuz var fakat bu yönetme arzusu saçma ve olanaksız olduğu gibi bizi doğaya karşı düşmanlaştırıyor. Doğaya dahil bir doğa olan insan gün geçtikçe kendine ve doğanın bütününe körleşip duyarsızlaşıyor.

Uzun zamandır böyle bir kitabın arayışındaydım. Hayatı bütünsel olarak algılayıp öyle yaşamak ihtiyacım gün geçtikçe artmıştı. Aniden alışveriş yapacağım bir sırada kitapları incelerken karşıma çıktığında çok heyecanlanmıştım ve sevinmiştim.

Alan Watts, kitapta doğu bilgeliğinin bütüncül bakış açısından da faydalanarak günümüz dünyasının bu parça pinçik edilmiş algısını eleştiriyor. Çinlilerin, Hintlilerin, doğunun ve batının bu konudaki bakış açılarını karşılaştırıp eleştiriyor. Eleştirirken parçaları birleştiriyor, bütünlükten bahsediyor. Böylece hayatı başka türlü algılamanın ve yaşamanın bir yolunu sunuyor bizlere. Tüm bunlar ve bu konuda daha fazla ayrıntı kitapta anlatılmakta. Kendinizi ve evreni/hayatı bütüncül bir bakış açısıyla görebilmek adına kitabı okumanızı öneririm.

Keyifli okumalar dilerim.
AYŞE
AYŞE Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları'ı inceledi.
176 syf.
·7 günde·9/10 puan
Kitap anne-baba ve çocuklar arasındaki kopukluğun asıl nedeninin olgunlaşmamış anne babalardan kaynaklandığını ve anne babalarımizin üzerimizdeki bizi yıllardır çevreleyen görünmez zincirleri kırmaya yönelik bir yolculuk olduğunu bu sayede kendimizi anlamamızı ve duygularımızı fark etmemize yardimcı olabileceğini fısıldıyor. Bu kitap olgunlaşmamış ebeveynlerin çocukları kendilerindeki hasarı farketmelerine yardımcı oluyor. Ayrıca egzersizlerle desteklenmiş olup kendimizi ve ebeveynlerimizi tanımamıza yardımcı olan ve aralarda kitap tavsiyelerinde bulunan her cümlesi altin değerinde desem yalan olmaz diyebileceğim güzel bir kitap. Herkesin, özellikle anne babaların, ve anne baba adaylarının mutlaka okuması gereken yararlı bir kitap. Iyi okumalar..

Yazarın biyografisi

Adı:
Buket Konur
Unvan:
yazar
Doğum:
1985
1985 yılında dünyaya ‘merhaba’ dedi.

Çocukluğunu çok sevdiği mahallesinde bilye oynayarak geçirdi. Pastel boyalarını cebine doldurup kaldırımları en sevdiği renge boyadı. Çocukluğu boyunca çürük çıkarsa hayal kırıklığı yaşayacağını düşünüp elma şekeri yemedi. Uzun cümleler kurmayı severdi; ilerleyen yaşlarında kalemini mürekkebe batırıp durmadan yazdı ve yazdıklarını tozlu raflara istifledi.

Şimdi elma şekeri yiyerek yazmaya devam ediyor.

2013 yılının Mayıs ayında artık yayımlamaktan korkmuyorum dediği ilk kitabı olan “Mor Delilik” çıktı. Yaşadıkça yazacak çok şeyi olduğuna inanan yazarın ikinci kitabını tamamlaması da uzun sürmedi.

O’na göre hâlâ her renk biraz MOR’a çalıyor.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 583 okur okudu.
  • 82 okur okuyor.
  • 716 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.