Cafer İskenderoğlu

Yazar 9,8/10 · 48 Oy · 4 kitap · 45 okunma ·  39 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Cafer İskenderoğlu
  • Unvan:
    Türk Yazar

Yazar İstatistikleri

39 okur beğendi.
48 puanlama · 10 alıntı
0 haber · 2.000 gösterim
45 okur kitaplarını okudu.
55 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
7 okur kitaplarını şu anda okuyor.
0 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Cafer İskenderoğlu'nun Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Cafer İskenderoğlu'nun Biyografisi

Yazar hakkında bilgi girilmedi.

Cafer İskenderoğlu'nun Kitapları Kitap Ekle

9,7/ 10  (27 Oy) ·  27 Okunma
2. Tuva (Peygamber Vadisi)
10,0/ 10  (10 Oy) ·  12 Okunma
Sabriye Yabancı, bir alıntı ekledi.
04 May 07:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

1400 yıl evvel gelmiş Kur'an'ın ayetleri bugün her ferde ayrı ayrı tecelli eder ve her ferdin orada ayrı ayrı ilim nasibi vardır.

Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 86 - Enoch yay.)Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 86 - Enoch yay.)
hüseyin yılmaz, bir alıntı ekledi.
12 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Zamanımızda din bilgisi bilimsellikten çıkarılmış, yerini birçok
uydurma hurafe ve İslam’da olmayan bilgilerle doldurulmuş, İslam’ın
insanlara sunduğu ilim kısıtlanıp kaybolmuştur.

Ortaçağın Hrıstiyan din adamlarının bilimin önüne din adına
engel koymalarıyla başlayan engizisyon, bu gün İslam adına
kendilerini İslam alimi sanan kişiler tarafından (İslam adına)
sessizce uygulamaya konulmuştur.

Tamamen kapalı bir devre haline getirilen İslam, aslına uygun
olmaktan çıkarılmış Kur’ân’ın bilimsel derinliklerinden ilim tahsili
yapmak nerdeyse yasaklanmış, Kur’ân’ın derinliklerinden
haber verenlere de günahkar, dinden çıkmış gözü ile bakılmaya
başlanmıştır.

Bir zamanlar İslam ilminin pınarları olan Tasavvuf ocakları da
asıl gayesinden uzaklaştırılmış, bir kısmı turizm ve tiyatro geliri
elde eden kurumlara dönüştürülmüştür. Diğer tasavvuf ocakla



rının birçoğunda ise talebelere İslami ilim tahsili yasaklanmış
kayıtsız şartsız o ekolun başındaki kişiye itaat ve teslimiyet şartı
getirilmiştir.

Oysa Resulullah Efendimizin (s.a.v.) talebeleri olan sahabeler,
Peygamber Efendimizden (s.a.v.) değişik bir bilgi öğrendikleri
zaman şöyle sorarlardı:

“Ya Resulullah bu söylediğiniz Allah (c.c) tarafından inen bir
ayet mi yoksa kendi sözünüz mü?”

İşte İslam’da Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında başlayan
sorarak öğrenme özgürlüğü daha sonradan kaldırılmıştır.

İçlerinden çok az bir kısmı asıl gayesi üzerinde çaba vermektedir.
İslam da ki bu ve buna benzer yasaklamalar, Emeviler devrinde
başlamış, Hür İslam toplumunu kendi emirlerine almak
ve bu toplumun yönetimini padişahlığa dönüştürmek için, zamanın
yönetimindeki kişilerin emrinde olup da fetva veren ve
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) dilinden birçok hadis uyduran
alimler türetilmiş, gerçek İslam alimleri de yönetimin çeşitli baskıları
ile susturulmuş veya katledilmiştir.

Böylece zaman içerisinde İslam dini ilim dini olmaktan çıkmış,
görünüşe kılık kıyafete, önem veren müntesiplerini her fırsatta
cehennemle ve kabir azabıyla tehdit eden, düşünmeyi yasaklayan,
kâinatta yaratılmış olan en üstün varlığı yani insanı kendi
kalıbında kalmasını sağlayan ve diğer varlıklar karşısında küçülten,
aslından uzaklaştıran bir din haline getirilmiştir.

İslam dini kâinatta ki ve dünyadaki tüm insanlara hitap eden
bir kutsal kitabın, Kur’ân-ı Kerîm’in emirlerine tabi iken, İslam
alemi kendi içine dönük ve İslam olamayan insanlardan
ayrı yaşamaya zorlanır hale gelmiş, yabancı bir dindeki insanla
yakınlaşmanın altında şüpheli şeyler aranmaya başlanmıştır.
Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hiçbir din mensubunu ya da
inançsızı ayırmadan her insana İslam’ı tebliğ etmiştir.

İslam dini altında her insan eşittir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
Veda Hutbesi’nde bunu açıkça beyan edip şöyle buyurmuştur:


“Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslâm’da insanlar
eşittir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem de topraktan yaratıldı
(toprak nurdan hücreye altı aşamalı yaratılışa tabidir). Allah

(c.c) katında en değerliniz, en çok Allah’a (c.c) sığınanız, emirlerine
yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır.
Bir Arap’ın, Arap olmayana, bir başkasının Arap’a, bir siyahın bir
kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük
sebebi yoktur.”
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bu sözleri İslam’ın, insanları eşit
gördüğünün delilidir. Ancak, biz İslam aleminin mensupları,
Kur’ân-ı Kerîm’e tam uymadığımız gibi, Peygamber Efendimizin
(s.a.v.) sözlerine de itaatimiz tartışılır. Bugün İslam’ın ana
unsurunun kılık kıyafet olduğunu dayatanlar, eşit olan insanlar
arasında neden ayrım yapmıştır? İşte size çarpıcı bir örnek:

“Tesettür; kadın hür ise bütün bedeni avrettir. Eller ve yüz hariç
hiçbir yerine bakılamaz haramdır. Kadın cariye ise; bazı alimler
onun avret yeri göbekle diz arasıdır demiştir (yani göğüsleri
açıkta kalabilir). Bazıları da, cariyenin avreti, yaptığı iş sırasında
açılmasına ihtiyaç olmayan kısımlardır demiştir. Buna göre
cariyenin başı, kolları, bacakları, boynu, göğsü avret sayılmaz
demişlerdir.” (Kaynak; Kütübü sitte, cilt-3 sayfa12).

Cariye veya başka bir insan Allah’ın (c.c) yarattığı şerefli ve üstün
bir varlık değil mi? Cariye, Müslüman olsun ya da olmasın
bir İslam toplumu içerisinde yaşıyorsa bu ayrımcılık neden?
Haramın geçerli olması için Müslüman mı olunmalı? Müslüman’a
haram olan şey başka dinde olana haram değil midir?

İşte İslam aleminin son zamanlardaki İslam ilmi adına tartıştığı
konular buna benzer konulardır.

Ebu Hureyre Ra diyor ki;

“Ben Resulullahdan iki kab dolusu ilim aldım. Bunlardan birini size
naklettim. Diğerini de nakletmiş olsaydım boynumu vururdunuz”
Buharî, İlim, 42

Ebu Hureyre Hz.leri gibi Kur’ân ilimlerinin hakikatine ulaşan


bir çok İslam mutasavvıfı ve düşünürü yazmış oldukları eserlerde
Kur’ân’ın derinliklerini anlatan cümlelerinde daha ileri
gitmekten korkarak “Bundan öteye anlatmaya bize müsaade
yoktur” diyerek, konuyu kapatmışlardır. Sebebi ise dar düşünen,
sonsuz İslam ilmine kendi kafalarında sınır koyan, kaba
sofuların fitne çıkarmasını önlemek içindir (bu örnekleri ileriki
sayfalarda sizlere tekrar hatırlatacağız).

Ahir zamanı yaşadığımız şu günlerde kalplerde küllenen imanın
ve İslam ilimlerinin yeniden tazelenmesi için, İslam’ın insanlara
verdiği hürriyeti ve derin ilimleri tüm açıklığıyla anlatmanın
insanın, kâinatta sonsuz kere tekrarlanan hayatlarını ve bu hayatlarındaki
evrelerini ve her evredeki olgunlaşmalarını hatırlayabilmeleri
için bu konudaki ayetlerin zamanımıza ve ötelerine
hitap eden manalarının açıklanmasının vakti gelmiştir. Bu sebeple
bu kitabı kaleme aldık. Kitabın bazı bölümlerinde konular
sizlere tekrar gibi görülebilir. Ancak İlah’ın varlığındaki merkez
insanı, kâinattaki insanı kebiri, dünyadaki İnsan-ı Kâmili, Fena-
fil Rabbı, Fenafillahı daha iyi anlatmak için tekrarladık. Dikkatle
okursanız muhtevasının ayrı anlamları içerdiğini göreceksiniz.
Kitabın son bölümlerinde ise sizi aydınlatacak makaleleri ve
bazı ayetlere verdiğimiz gerçek manaları bulacaksınız.

Halef, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 1)Halef, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 1)
kemal, bir alıntı ekledi.
10 Ara 2016 · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Cafer İskenderoğlu
ENOCH Yayınları

Biz tüm sohbetlerimizde, kitaplarımızda insanı, insanın basit
bir varlık olmadığını, Allahü Teâlâ’nın kâinattaki halifesi
olduğunu, İnsân-ı Kebîr olduğunu, İsm-i Azâm olduğunu
anlatıyor ve söylüyoruz. Bu kitabımızda da daha önce duymadığınız
ilimleri, bilgileri size hatırlatacağız biiznillahi.

Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Cafer İskenderoğlu ENOCH Yayınları)Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Cafer İskenderoğlu ENOCH Yayınları)
kemal, bir alıntı ekledi.
12 Ara 2015

HALEF
Amadan Sonsuzluğa
16 Bedende Yaratılış

Hatırla ki Rabbin meleklere;
Ben yeryüzünde bir “halife” yaratacağım, dedi.
Bakara 30

Ahir zamanı yaşadığımız şu günlerde kalplerde küllenen imanın ve İslam'ın
Mim’lerinin
yüreklerde tazelenmesi için İslam’ın İnsanlara verdiği hürriyeti ve derin ilimleri
tüm
açıklığı ile kavramak için, insanın kainattaki sonsuz kere tekrarlanan hayatlarını
bu
hayatlarındaki evrelerini ve bu evrelerdeki olgunlaşmalarını hatırlayabilmeleri için bazı
ayetlerin
zamanımıza ve ötelere hitap eden manalarının açıklanmasının
vakti gelmiştir.

Bu sebeple Allah (C.C) yeryüzündeki halifesi olan İlah’ın varlığındaki merkez insan, Peygamber Efendimizi (sav),
kainattaki insanı kebiri, dünyadaki İnsanı Kamil’i, Fenafil Rabbi, Fenafillahı, Levh-i Mahfuzu ve daha bir çok sırrı daha iyi anlamak
ve ortaya koymak için HALEF isimli kitabımızı kaleme aldık. Biiznillahı Teala….

Allahu Teala buyuruyor ki; siz bildiklerinizle amel edin, bilmediklerinizi Biz size öğretiriz.

Cafer İskenderoğlu (Sayfa 1 - Bilge Karınca Yayınları)Cafer İskenderoğlu (Sayfa 1 - Bilge Karınca Yayınları)
kemal, bir alıntı ekledi.
10 Ara 2016 · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Biz tüm sohbetlerimizde, kitaplarımızda insanı, insanın basit
bir varlık olmadığını, Allahü Teâlâ’nın kâinattaki halifesi
olduğunu, İnsân-ı Kebîr olduğunu, İsm-i Azâm olduğunu
anlatıyor ve söylüyoruz. Bu kitabımızda da daha önce duymadığınız
ilimleri, bilgileri size hatırlatacağız biiznillahi.

Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Cafer İskenderoğlu ENOCH Yayınları)Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Cafer İskenderoğlu ENOCH Yayınları)
Halef Ali, bir alıntı ekledi.
10 Ara 2016 · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Resûl-i Ekrem, parmağını kaldırıp çevresindekilere
dönüp “Refîk-i a’lâ’ya” dedi. O öyle bir hal ki Allahü
Teâlâ’nın isimleri O’na isim olmuş, Allahü Teâlâ’nın isimleri
O’na arkadaş olmuştur. Demek ki O’na gerçekten bir İsm-i
Azâm veya başka türlü yüce bir isim olmuş ki; giderken “en
güzel arkadaşa” diyor.

Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Allaha Yolculuk Cafer İskenderoğlu)Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Allaha Yolculuk Cafer İskenderoğlu)
hüseyin cabir, bir alıntı ekledi.
13 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Amâ?
Amâ, Allahü Teâlâ’nın kendi sonsuz ve sınırsız varlığından yine
kendi sonsuz ve sınırsız varlığına tecelli etmeden yani kâinatı ve
içindeki varlıkları yaratmadan önceki halidir.
Amâ’da İlah, kendi varlığındaki sayısız isim ve kudretlerini
sükûn halinde ihtiva eder.
Allahü Teâlâ sonsuz mülkünde, sonsuz Amâ halinde sayısız
isimlerinden önce insanı sonra kâinatı ve içindekileri yaratmayı
dilemiştir. Zatından Zatına tecellisi ile bütün yaratılmış canlı,
cansız varlıkları kâinattaki tüm insanları, insanlardan sonra melekleri,
meleklerden sonra cinleri ve şeytanları ve daha sonra da,
bu varlıkların beden alemlerindeki yaşayacakları yerler olan,
kâinat içerisindeki galaksileri ve gezegenleri yaratmıştır.
Allahü Teâlâ insan ve kâinatın yaratılışını ışıktan hücreye altı
aşamada yaratmıştır. Her şey yaradılışla başlar. Bu nedenle öncelikle
nasıl yaradıldığımızı çok iyi kavramamız gerekir. Şimdi
gelin hep birlikte Kur’ân-ı Kerîm’deki ayetler ışığında nasıl yaratıldığımızı
öğrenelim.

Halef, Cafer İskenderoğluHalef, Cafer İskenderoğlu
Abdullah EVLİYAOĞLU, bir alıntı ekledi.
14 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Mümin gerçek manada İnsan-ı Kâmil
olmalıdır. Değil dünyaya (Biiznillah) bütün kâinata sahip olmalıdır.
Mümin (Allah (c.c) adına Biiznillah) bütün yeryüzünde
ve kâinatta görev yapmalıdır. Yeryüzünde de Resulullah (s.a.v.)
adına bu ilimleri yaymalıdır İnşallah. Allahü Teâlâ bizleri şu in
sanlık makamından düşürmesin. Hamdimiz sonuna kadar bunadır,
Biiznillahi. Başka bir beklentimiz de yoktur.
Ama uyarmazsak vicdanımız sızlıyor. Bu gerçekleri bilip de anlatmazsak
vicdanımız sızlıyor. Hani Lut Kavmini helak etmek
için Allahü Teâlâ melekleri gönderiyor ya… Cebrail (a.s) diyor
ki; “Ya Rabbi bunların içinde alimlerde var. Bunları ne yapalım?
Bunları da mı helak edelim?”. Allahü Teâlâ’da; “Onları da helak
edin, onlar halkı uyarmıyorlardı” buyuruyor. Allah (c.c) muhafaza
etsin.
Biz bir alim değiliz ama bildiğimiz kadarıyla bunları size İnşallah
tebliğ ve tevdi ediyoruz. Ve detaylarını da (bütün dünya
alem üstümüze gelse de) öğreteceğiz, anlatacağız. Hatta daha
da detaylarını anlatacağız. Biz hepinizin ayak Turabıyız. Bütün
insanlara hizmetçiyiz İnşallah. .........."

Halef, Cafer İskenderoğluHalef, Cafer İskenderoğlu
Gürhan Akçay, bir alıntı ekledi.
27 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ruh ve insanın ahlakı
"......Bu devirde cemaatlerin çoğu cahil kaldılar. İnsanlara, götüremeyeceği
zikirler, virdler yüklediler. İnsanlar da bu yükün altında
ezilirken, ilim öğrenmeye vakitleri kalmadı. Oysa bir insan;
kalben bir defa “Allah” derse, Allahü Teâlâ o anda “lebbeyk kulum!
Ben geldim” der. Yani, “ben sendeyim, senin varlığındayım”
buyurur. Sen yeter ki; Allahü Teâlâ’ya inanarak, bir defa “Allah”
de. Allahü Teâlâ o an senin varlığında, “Ben buradayım” der ve
kendisiyle beraber başlarsın “Allah” demeye. Bütün hücrelerin,
bütün hücreni meydana getiren moleküllerin, bütün o molekülleri
de meydana getiren atomların, o atomlarının alt yapılarının
zikirleri ile beraber, bütün bedenin zikretmeye başlar. Allahü
Teâlâ zaten, senle beraberdir, hariçte aramaya gerek yoktur.
Başkasına tapmaya da gerek yoktur. Bizleri yaradan ilk öğret-
menimiz, Rabbimizdir.
Kâinatın Efendisi bir Peygamberimiz (s.a.v.) var. O’na güzel kardeş
olmak, insan makamına çıkmak, gidip onu ziyaret ederek
sahabe olmak, bunlar insanların haklarıdır.
Bu yüzyılda yaşamış bir büyüğümüz bir beytinde; “Elhamdülillah!
Sahabe-i Saadattan oldum” diyor. Hazreti Peygamber Efendimiz
(s.a.v.), görmediği kimseyi ümmeti olarak kabul etmemiştir.
Ya Tayy-i Mekanla gelir kendisini bizzat tanıtır ya da insan o
zamana gider, bizatihi ümmetinden, sahabesinden olur.
Bu zamanda, apartman aidatı gibi aidat toplayan cemaatlere
değil, fakirine, fukarasına bakan cemaatlere gidin. Bir yerde
ilim öğrenmiyorsanız, orada kesinlikle durmayın. Hiç kimse sizi
(mümkün değil) kurtaramaz. Elinizden tutup da sizi insan makamına
çıkarayım diyemez. İnsan makamına ancak öğrenerek,
bilerek çıkarsınız.
Siz o zaman ne yapacaksınız? Bildiğinizle amel edeceksiniz.
Allahü Teâlâ buyuruyor:
“Siz; bildiklerinizle amel edin, bilmediklerinizi biz size öğretiriz.”
Bunun sırrını da açalım. Allahü Teâlâ’nın buyurduğu, bizlerin
bildiği nedir?
Bildiğimiz; beş vakit namazımız, bununla beraber varsa verilen
virdimiz, derslerimiz ve zikirlerimizdir. Kişi bunu yapmaya başlayınca
mesela yatağında, kalben “Allah, Allah” diyerek uyursa
bildiğiyle amel ediyordur.
Bu şekilde yaparsak “Allah” (c.c) isminin zikri, kalpten genlere
ulaşır. Allahü Teâlâ’nın adeta bohçalayıp da içimize koyduğu
Levh-i Mahfuzumuz olan genlerdeki (Elest Günü, nur bedenlerde
ilk yaratıldığımızda öğretilen, dünyada hatırlayamadığımız)
ilimleri alır, hafızalarımıza taşır. Böylece bizler o ilmi hatırlamış
oluruz. Yani; Allahü Teâlâ bildiğimizle amel ettiğimiz için,
bilmediklerimizi bize hatırlatmış olur. İşte; “Bildiklerinizle amel
edin; bilmediklerinizi biz öğretiriz” hitabının anlamı budur.
Bunlar için kimseye tapmaya gerek yoktur. İnsan, insana tapmaz.
İnsan, insanın hiçbir zaman kölesi olmamalıdır. Kendi
başına bir kâinat olan insana, bugün gıpta ile baktığımız; hatta
bazı müslümanların evlerine gelsin diye heyecanla bekledikleri
melekler, vaktiyle Adem’in (a.s) şahsında secde etmişlerdir.
Hazreti Ali (r.a); “İlim Çin’de de olsa gidip alınız; ilim, sizin öz malınızdır”
buyuruyor.
Bilgi sahibi müslümanlardan olursak, insan makamına çıkar;
Allahü Teâlâ’nın ahlakıyla ahlaklanmış oluruz inşallah. Allahü
Teâlâ’nın Ahlakıyla ahlaklanan bu devrin insanları da Hazreti
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Ahir zamandaki kardeşlerime selam
olsun” müjdesine nail olurlar. ......"

Halef, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 228)Halef, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 228)
Sabriye Yabancı, bir alıntı ekledi.
03 Tem 21:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Unutmayınız ki İslam "ilim ve insan" demektir. Yeryüzünde ilim ve insanın cemi "İslam"dır.Allahü Teala Alimdir, Allahü Teala alim olanı sever.

Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 135 - Enoch Yay.)Allah'a Yolculuk, Cafer İskenderoğlu (Sayfa 135 - Enoch Yay.)

Cafer İskenderoğlu ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

Muhteşem bir kitap herkes mutlaka okumalı. Hayatımı bu kitabı okumadan önce ve okuduktan sonra olarak ikiye ayırabilirim.

Ilim hazinesi olan bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ediyorum.. Muhteşem bir kitap.

Böylesine muazzam açıklayacı bilgilendirici doğru anlatımlı bir kitap daha yok. Kesinlikle okunmalı şiddetle tavsiye ediyorum..

2 yıl önce Kuran meallerini okumaya başladım... Okudukça hiçbişey anlamadığımı ne yazık ki farkettim... Sonra bu konuda arayışa girdiğimde bir çok kitap almaya başladım. Bu arayış sonucu Sayın Caferiskenderoğlu'nun Halef isimli kitabıyla karşılaştım… Okudukça işte dedim hiç bişey bu kadar basit olamazdı... Bu toplumun böyle hurafelerden sıyrılmış önce Allahu Tealayı sevmeyi öğreten insan olmanın ne demek olduğunu hatırlatan böyle değerli insanlara çok ihtiyacı var… Kitabı okuduğumda ise kendi içimde aradığım bir çok sorunun cevabını buldum…Muhteşem bir eser... İnşallah Sayın Caferiskenderoğlu’nun yeni kitaplarını büyük bir heyecanla bekliyoruz..

Değerli hocama teşekkür ederim çok güzel ve hakikati açıklayan bi kitap herkez okumalı

"Hatırla ki Rabbin meleklere ben yeryüzünde bir halife yaratacağım dedi" Bakara-30
"Biz meleklere (ve cinlere) Adem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler." Bakara-34
İnsanın yaratılıştaki üstünlüğü ve Allahü Teala'nın insana verdiği önem.
İnsan nasıl Allahü Teala'nın Halef'i olur ve onu yeryüzünde nasıl temsil eder.
İnsanlıktan okadar düştük ki, bu halimizle kaç melek bize secde eder.
Son zamanlarda okuduğum rehber niteliğinde bir kitap.

Bize hakikatimizi hatirlatan Muhtesem bir eser, Değerli hocamiza cok teşekkür ederiz. Yeni kitaplarini da bekliyoruz insaAllah, Saygilarimla.

Kadim tasavvufi bilgileri günümüzün anlayacağı dilde, evrensel bir şekilde, herkese hitap ederek açıklayan, bakış açınızı değiştirip ufuklarınıza ufuklar katan değerli bir yazardır. Hem kalben hem de entelektüel anlamda doyurucu bilgilerle hayatı sorgulamayı bırakmamış ve günümüz dünyasının çarklarında erimemiş kişiler için güzel bir âleme güzel hoş kapılar, hoş idrakler açıyor.

Mutlaka herkesin okuması gereken bir kitap. Eskiden okuduğum tasavvuf kitaplarını hem anlamakta güçlük çekerdim hemde içimdeki boşluğu dolduramazdı. Bu kitapta kendimi buldum, nasıl yaratıldığımı ve aslında ne olduğumu öğrendim.

Bütün Yorumları Göster