Canan Tan

Canan Tan

Yazar
7.7/10
15.820 Kişi
·
87.792
Okunma
·
3.425
Beğeni
·
68378
Gösterim
Adı:
Canan Tan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 1951
Canan Tan (Ankara), Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu yazar.

Kısaca Hayatı

Canan Tan Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.

Kariyeri

“Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz ?" sorusuyla sıkça karşılaştığını vurgulayan Tan, asıl sorunun “Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz?” diye sorulması gerektiğini belirtiyor. Bunun nedeni ise edebiyata olan ilgisinin daha önce başlaması. Lise yıllarında, Hisar Dergisi’nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığı birincilik bu dünyanın kapılarını ona aralamış. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın bölümünü Türkiye derecesi ile kazanarak, yakınlarının isteği doğrultusunda eczacılık fakültesini tercih etmiş, ancak daha sonra evlenerek Diyarbakır'a gelin olarak gitmiş ve orada yaşadığı süre içinde yazım hayatını sürdürse de bunları gün ışığına çıkartmamıştır. Ne Diyarbakır'a gitmesinin, ne de eczacılık mesleğini tercih etmesinin onun için bir eksik değil aksine Piraye, Eroinle Dans, En Son Yürekler Ölür adlı eserlerine birer ilham kaynağı olduğunu belirtmiştir.

Bu sıralarda yazdığı bir öykü, Hürriyet Gazetesi'nin düzenlemiş olduğu bir yarışmada birinci olmuş ve fotoroman olarak çekilmiştir. İzmir'e geldiği sıralarda da bir çok öyküsü ona ödüller getirmiştir. Bunun yanı sıra Hürriyet Ege ve Yeni Asır’da konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar’da mizahi yorumlar yazmaya başlamış. İlk kitabı olan İster Mor, İster Mavi 1996’da Aziz Nesin’in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitabevi’nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasından başarı elde ederek basılmıştır ve aynı zamanda Canan Tan'a, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştır. Devam eden mizahi öyküleri ve çocuklar için yazdığı eserleri ona bir çok ödüller getirmiştir. Asıl sağlam adımlarını yetişkinler için çıkardığı ilk roman olan Çikolata Kaplı Hüzünler ve devamında gelen Piraye adlı eserleriyle atmıştır. Hafta da üç gün ise Yeni Asır'da köşe yazıları yazmış ve 2004 yılında kazandığı köşe yazarı ödülüyle de bunu noktalamıştır. Daha sonra yarışmalara katılmaya son vermiş, okurlarının sevgisi için yazmayı sürdürmüştür.

Ödülleri


Türk Kütüphaneciler Derneği’nden, Türkiye’deki kütüphaneler bazında, “2009 yılının en çok okunan yazarı” ödülü/ 2010
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’nden 2004 Yılı Köşe Yazarı Ödülü
10.Orhon Murat Arıburnu Ödülleri’nde, uzun metrajlı film öyküsü dalında Birincilik Ödülü/ 1999
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhuriyetin 75.Yılı Çocuk Öyküleri Ödülü /1998
İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanları Ödülü/ 1997
Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması’nda Birincilik Ödülü/ 1997
BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküler Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1997
İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı/ 1996
1.Ulusal Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1988
Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin senaryo yarışmasında birincilik ödülü
393 syf.
·3 günde·9/10
Diyarbakır İstanbul arası bir aşk hikayesi. Kitabı elinize aldığınızda bir turist rehberi eşliğinde bu şehirleri geziyormuş hissine kapılıyorsunuz. Bu arada yazar Canan Tan'da Piraye gibi Diyarbakır gelinidir. Belli ki bu kadar doğal anlatım ordan gelmektedir.

Ayrıca bu roman İngilizce, Korece ve Kürtçeye çevrilmiştir. Su gibi akıp giden bir roman okumak istiyorsaniz tavsiye edilir.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
431 syf.
·16 günde·8/10
(Spoiler içerir)
*" Piraye'yi yıllarca Nazım'a bekletip Vera' ya yar eden dünya değilmisin sen"
Okuduğunuz bu sözden yola çıkarak Piraye adlı kitaba merak saldım. Kitaba başlarken kararsız bir Piraye gördüm. Ne istediğini bilmeyen karşısına çıkan partnerlerini sırf ona benzemiyor diye hor gören bir Piraye.

Piraye' mizin kalbini Diyarbakır' lı Haşim çalıyor. İşte burda mesafelere rağmen aşk diyoruz...
Hani izlediğimiz güneydoğunun sarpa saran ağalı, hanımağalı dizileri tadında güzel bir hikayeydi.

Tam da reyting rekorları kıran HERCAİ dizisini düşündüm kitabı okurken. Konu farklı olsada çağrıştırıyor az da olsa.

Erkek çocuk sahibi olmadı diye üzerine kuma getirilen Piraye. Ah Piraye!
Koskoca İstanbul' da yaşayan, kendini kimseye ezdirmeyen, sözünü geçiren Piraye.

Çok değil evliliğinden beş sene önce biri çıkıp karşısına "Piraye sen Haşim ile evleneceksin dünya tatlısı bir kızınız olacak ve bir süre sonra kısa zamanlı hastalığından dolayı bir daha çocuğun olmayacağını, üzerine kuma geleceğini söyleselerdi inanırmıydın."

- Kim!
ben Piraye; üzerime kuma mı gelecek? dediğini duyar gibiyim. Daha kötü bir acı ile sınandın farkına varabildiğin kadar var. Artık Haşim yok!


Nazım'ın Piraye'si de böyle olmadı mı Nazım Piraye 'yi deli gibi severken birden başka kadına aşık olmadı mı?

Erkekler birazda böyle değil mi elindekinin kıymetini bilmez başkasını koynuna almaktan utanmaz. Ama aynısını sadece sözle dile getirseniz karşınızda sinir küplerine binerler. Eşlerinin başka bir adama bakışını bile kaldıramazken kadınlar onları aldatan kocalarına ne yapsın?

Tek kelime ile kadının sevgisini yüreğini haketmiyorsunuz.
__________________________________________________________

Gerçeği kahramanımız Haşim son nefesine kadar Piraye dedi de Piraye' miz duymamazlıktan geldi.
Olsun bedelini öde son nefesine kadar.

Farklı kültürleri, farklı gelenek ve görenekleri bir arada birleştirmek isteyen çiftimiz Piraye ve Haşim.

Piraye' yi okurken tarafınız belli olmayacak kime nerde hak vereceğiniz belli olmuyor devamlı dönen bir döngü gibi. Yok artık diyeceğiniz bir hikaye ve ben Diyarbakır' a hayran biri olarak kitabın tarihsel yanını çok sevdim. Gördüğüm yerleri yazar anlatırken hevsel bahçesini Piraye ve Haşim ile gezdim. Gazi köşkünden bakınca diclenin nasıl aktığını gördüm surların tam da karşıda kalkan gibi yıllarca inatla nasıl ayakta durduğuna tekrar şahit oldum ve en güzeli bunları yaşarken Diyarbakır' ın o muhteşem havasını bir daha içime çektim.

Ve gerçekten şuna inanıyorum ki şehirler kirlenmez. İnsanlar şehirleri kirletir.

*Hey gidi Diyarbakır sen daha nelere şahit olacaksın...
431 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Farklı kültürler, her şeye sıfırdan başlamak. Bir kadının nereli olursa olsun nasıl bir eğitim alırsa alsın yaptığı evliliğin tüm hayatını değiştirebileceğini bu kitabında harika bir şekilde anlatmış Canan Tan. Beklenmedik bir şekilde biten son ise insana birçok konuda ders veriyor aslında.Seçimlerimizi düşünerek, kimsenin etkisi altında kalmadan değerlendirmemiz gerektiğini ve elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden önce bilmenin ne kadar önemli olduğunu.
444 syf.
·Beğendi·10/10
İlk aldığım romanım.. Aslı ile Murat'ın aşkları ve içinde bulunan şiirleri ayrı bir neşe katıyor. Hayatları cok güzel sürerken, sebepsiz yere ayrılık olması da ayrı bir üzücü. Tavsiyemdir.
295 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Canan Tan, ezelden beri sorun olarak karşımızda duran ve mevcut iktidar anlayışı ile gittikçe kötüye giderek tavan yapan; çocuk gelin, kadına şiddet ve töreden doğan kadın ölümlerini çok güzel bir kurguyla anlatmış. Sonlara doğru da erkeklerin de sorunlarına ufak bir gönderme yapmış. Çok güzel ve yalın anlatımıyla okumaya değer bir kitap.
295 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap, Doğu' dan İstanbul'a uzanan sızılı bir ailenin hayat öyküsü diyebiliriz. Babası tarafından erkek çocuk olmadığı için adının Keder konulduğu çocuk gelinin tam bir imtihan olan kocasıyla yaşadığı hayat mücadelesini anlatıyor. Doğduğu topraklardan göçüp İstanbul'a gelen bu ailenin derdini üstlenen Keder'e gerçekten üzüldüm ve aslında binlerce Keder olduğunu bilerek okudum bu romanı. Töre konusuna da ayrı değinen yazar, kız çocuğun çocuktan sayılmadığı topraklara da atıfta bulunmuş. Yazarın genel olarak bu konuları işlediğini söyleyebiliriz. Farkındalık açısından bu kadınların yükünü yüklenip roman halinde herkese duyurması gerçekten güzel. Gelelim beğenmediğim kısımlara... Romanın tam yüz yetmiş sayfasını okuyana dek kitabın adının nereden geldiğini öğrenmeye çalıştım ki bu konu da fazla uzatılmıştı. Evet oraya kadar sizi asla sıkmıyor ve gayet akıcı ama ister istemez kitabın adına odaklanıyorsunuz. Bu konuda beklentilerinizi sabırla koruyun derim. İkinci olarak da kitabın üçüncü bölüm olan son kısmını (yani fasıl kısmını) gereksiz uzun bularak okurken cidden sıkıldım. Yazar burada farklı karakterlere yer vermek istemiş ama sizi tatmin etmiyor çünkü siz Keder'i merak ederken yazar başka karakterleri okutuyor size. Bu yüzden sıkıldım ve kitap bittiğinde "Acaba Keder ne yaptı?" dedim. Bu soruya yanıt alamamak ve son kısmı sizi sıkabilir beni sıktığı gibi. Ama genel olarak baktığımda teması dahil iyi ve dolu bir kitaptı. Önerebilirim, okuyun belki benimle aynı düşüncelere sahip olursunuz :) İyi okumalar şimdiden :)
444 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yüreğim seni çok sevdi
O yürek talan
O yürek yangın yeri
O yürek seni istiyor
Bir tek seni
Bu kitabı okuyan herkes belli bölümlerinde kendisine muhakak bir bölüö bir parça ayıracaktır. İki kişinin aşkını destansı bir şekilde anlatmış canan tan
400 syf.
·2 günde·7/10
Eroin hakkında yazılmış bir kitaptan beklediğim gibi değildi sanırım. Bir çok yazarla aynı hataya düşmüş yazar. Çok gerçek bir yarayı, göz önünde olsa da bir o kadar göz yumulan bir olayı masal gibi anlatmış. Karakterlerdeki tutarsızlık bir yana insana hiç bir şey gerçek gelmiyor. Bu konuda okuduğum diğer kitaplardan ve araştırmalarımdan yola çıkarak eroinle dans denen oyunun çokça yumuşatıldığını düşünüyorum. Bunlara rağmen emek verilmiş ve değinilmesi gereken bir konuya değinmiş. Belki ergenlik dönemindeki gençler için faydalı olabilir. Ancak özendirici olabilecek yönleri de yok değil.
471 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir kitabin daha sonuna geldim:)
Dili akıcı, sürükleyici ama dizi -film tadında bir kitap olmuş. Bazı kitapları okuduktan sonra etkisi altında kalırsın hani ,işte bu hiç oyle bir kitap degil .hatta birkaç gün sonra unutacağım bir kitap bir yerde duyunca veya görünce' a evet okumuştum' diyip geçerim . Kürk mantolu Madonnadan hemen sonra pirayeyi okumak (çok afedersiniz )tabiri caizse attan inip eşeğe binmek gibi oldu . Beğenmedim kitabi. Tekrar ata binmek için bir Tolstoy okumaliyim sanırım:))

Piraye karakteri başta çok özgür ruhlu şiire aşık biri olarak tanıdık ama sonra çok farklı bir pirayeyi okuduk . Aşk diye birşey göremedim ben kitapta , haşimin aşkını biraz hissedebiliyorduk ama Pirayenin Haşime karşı aşka dair hiçbir duygu besledigini hisedemedim ben.

Kitapta doğudaki örf adetlere değinmiş ordaki yaşam tarzına falan ve bunlara alışmaya ve ayak uydurmaya çalışan İstanbul'u Pirayeye. Diyecek pek birşey bulamıyorum açıkçası sonu Pirayenin duyduğu pişmanlıkla bitiyor ama bence pişman olmamalı doğru ve olması gerektiği gibi davrandi birde hiçbir şey olmamış gibi Haşimle yeniden yeni doğacak çocuklarini büyütecek degildi..
Canan Tanın daha önce bir kitabını daha okumuştum bu ikincisi ama üçüncüsunu okurmuyum bilemiyorum:/
%51 (226/444)
·Puan vermedi
Aslında kitapları yarım bırakmak adetim değildir. Ilk yüz sayfanın ardından tamamen boş ve okuyucuya verecek hiç bir şeyi olmayan bir kitap olduğuna kanaat getirdim. Daha fazla üzerinde zaman kaybetmeye değer bulamadığım için de yarım bıraktım. Kimseye laf söylemek ve küçümsemek amacında değilim. Eleştiri yapacak seviye de bilgiye de sahip olmadığımı biliyorum. Tüm bunlar benim fikrimi söylememe engel değil. Bence bu kitapla zaman kaybedilmemeli. Saygılar bizden.

Yazarın biyografisi

Adı:
Canan Tan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 1951
Canan Tan (Ankara), Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu yazar.

Kısaca Hayatı

Canan Tan Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.

Kariyeri

“Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz ?" sorusuyla sıkça karşılaştığını vurgulayan Tan, asıl sorunun “Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz?” diye sorulması gerektiğini belirtiyor. Bunun nedeni ise edebiyata olan ilgisinin daha önce başlaması. Lise yıllarında, Hisar Dergisi’nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığı birincilik bu dünyanın kapılarını ona aralamış. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın bölümünü Türkiye derecesi ile kazanarak, yakınlarının isteği doğrultusunda eczacılık fakültesini tercih etmiş, ancak daha sonra evlenerek Diyarbakır'a gelin olarak gitmiş ve orada yaşadığı süre içinde yazım hayatını sürdürse de bunları gün ışığına çıkartmamıştır. Ne Diyarbakır'a gitmesinin, ne de eczacılık mesleğini tercih etmesinin onun için bir eksik değil aksine Piraye, Eroinle Dans, En Son Yürekler Ölür adlı eserlerine birer ilham kaynağı olduğunu belirtmiştir.

Bu sıralarda yazdığı bir öykü, Hürriyet Gazetesi'nin düzenlemiş olduğu bir yarışmada birinci olmuş ve fotoroman olarak çekilmiştir. İzmir'e geldiği sıralarda da bir çok öyküsü ona ödüller getirmiştir. Bunun yanı sıra Hürriyet Ege ve Yeni Asır’da konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar’da mizahi yorumlar yazmaya başlamış. İlk kitabı olan İster Mor, İster Mavi 1996’da Aziz Nesin’in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitabevi’nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasından başarı elde ederek basılmıştır ve aynı zamanda Canan Tan'a, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştır. Devam eden mizahi öyküleri ve çocuklar için yazdığı eserleri ona bir çok ödüller getirmiştir. Asıl sağlam adımlarını yetişkinler için çıkardığı ilk roman olan Çikolata Kaplı Hüzünler ve devamında gelen Piraye adlı eserleriyle atmıştır. Hafta da üç gün ise Yeni Asır'da köşe yazıları yazmış ve 2004 yılında kazandığı köşe yazarı ödülüyle de bunu noktalamıştır. Daha sonra yarışmalara katılmaya son vermiş, okurlarının sevgisi için yazmayı sürdürmüştür.

Ödülleri


Türk Kütüphaneciler Derneği’nden, Türkiye’deki kütüphaneler bazında, “2009 yılının en çok okunan yazarı” ödülü/ 2010
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’nden 2004 Yılı Köşe Yazarı Ödülü
10.Orhon Murat Arıburnu Ödülleri’nde, uzun metrajlı film öyküsü dalında Birincilik Ödülü/ 1999
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhuriyetin 75.Yılı Çocuk Öyküleri Ödülü /1998
İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanları Ödülü/ 1997
Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması’nda Birincilik Ödülü/ 1997
BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküler Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1997
İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı/ 1996
1.Ulusal Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1988
Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin senaryo yarışmasında birincilik ödülü

Yazar istatistikleri

  • 3.425 okur beğendi.
  • 87.792 okur okudu.
  • 931 okur okuyor.
  • 16.709 okur okuyacak.
  • 775 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları