Canan Tan

Canan Tan

7.7/10
7.436 Kişi
·
36.088
Okunma
·
2.305
Beğeni
·
41.352
Gösterim
Adı:
Canan Tan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 1951
Canan Tan (Ankara), Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu yazar.

Kısaca Hayatı

Canan Tan Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.

Kariyeri

“Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz ?" sorusuyla sıkça karşılaştığını vurgulayan Tan, asıl sorunun “Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz?” diye sorulması gerektiğini belirtiyor. Bunun nedeni ise edebiyata olan ilgisinin daha önce başlaması. Lise yıllarında, Hisar Dergisi’nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığı birincilik bu dünyanın kapılarını ona aralamış. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın bölümünü Türkiye derecesi ile kazanarak, yakınlarının isteği doğrultusunda eczacılık fakültesini tercih etmiş, ancak daha sonra evlenerek Diyarbakır'a gelin olarak gitmiş ve orada yaşadığı süre içinde yazım hayatını sürdürse de bunları gün ışığına çıkartmamıştır. Ne Diyarbakır'a gitmesinin, ne de eczacılık mesleğini tercih etmesinin onun için bir eksik değil aksine Piraye, Eroinle Dans, En Son Yürekler Ölür adlı eserlerine birer ilham kaynağı olduğunu belirtmiştir.

Bu sıralarda yazdığı bir öykü, Hürriyet Gazetesi'nin düzenlemiş olduğu bir yarışmada birinci olmuş ve fotoroman olarak çekilmiştir. İzmir'e geldiği sıralarda da bir çok öyküsü ona ödüller getirmiştir. Bunun yanı sıra Hürriyet Ege ve Yeni Asır’da konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar’da mizahi yorumlar yazmaya başlamış. İlk kitabı olan İster Mor, İster Mavi 1996’da Aziz Nesin’in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitabevi’nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasından başarı elde ederek basılmıştır ve aynı zamanda Canan Tan'a, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştır. Devam eden mizahi öyküleri ve çocuklar için yazdığı eserleri ona bir çok ödüller getirmiştir. Asıl sağlam adımlarını yetişkinler için çıkardığı ilk roman olan Çikolata Kaplı Hüzünler ve devamında gelen Piraye adlı eserleriyle atmıştır. Hafta da üç gün ise Yeni Asır'da köşe yazıları yazmış ve 2004 yılında kazandığı köşe yazarı ödülüyle de bunu noktalamıştır. Daha sonra yarışmalara katılmaya son vermiş, okurlarının sevgisi için yazmayı sürdürmüştür.

Ödülleri


Türk Kütüphaneciler Derneği’nden, Türkiye’deki kütüphaneler bazında, “2009 yılının en çok okunan yazarı” ödülü/ 2010
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’nden 2004 Yılı Köşe Yazarı Ödülü
10.Orhon Murat Arıburnu Ödülleri’nde, uzun metrajlı film öyküsü dalında Birincilik Ödülü/ 1999
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhuriyetin 75.Yılı Çocuk Öyküleri Ödülü /1998
İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanları Ödülü/ 1997
Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması’nda Birincilik Ödülü/ 1997
BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküler Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1997
İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı/ 1996
1.Ulusal Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1988
Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin senaryo yarışmasında birincilik ödülü
En acısı da ne biliyor musun?
"Aslında sana hiç sahip olamadığımı, seni
kaybettiğimde anlamış olmam."
“Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın. Ben de seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım.”
Mesela sen şimdi gelip bana “Seni seviyorum” desen,
üşenmeden bir yaşıma daha girerim…
Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
uzaktan seyretmeseydik ruhunu birbirimizin.
Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
belki bu kadar yakın olamazdık birbirimize.
Canan Tan
Sayfa 13 - Nazım Hikmet Ran
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.
"Her şey yolundayken temiz kalmak kolay; önemli olan, olumsuzluklar karşısında da güçlü durabilmek."
Sevdiğini özgür bırak, döner gelirse senindir ­; dönmezse, zaten hiçbir zaman senin olmamıştır
İlk aldığım romanım.. Aslı ile Murat'ın aşkları ve içinde bulunan şiirleri ayrı bir neşe katıyor :-)
Farklı kültürler, her şeye sıfırdan başlamak. Bir kadının nereli olursa olsun nasıl bir eğitim alırsa alsın yaptığı evliliğin tüm hayatını değiştirebileceğini bu kitabında harika bir şekilde anlatmış Canan Tan. Beklenmedik bir şekilde biten son ise insana birçok konuda ders veriyor aslında.Seçimlerimizi düşünerek, kimsenin etkisi altında kalmadan değerlendirmemiz gerektiğini ve elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden önce bilmenin ne kadar önemli olduğunu.
Canan Tan, ezelden beri sorun olarak karşımızda duran ve mevcut iktidar anlayışı ile gittikçe kötüye giderek tavan yapan; çocuk gelin, kadına şiddet ve töreden doğan kadın ölümlerini çok güzel bir kurguyla anlatmış. Sonlara doğru da erkeklerin de sorunlarına ufak bir gönderme yapmış. Çok güzel ve yalın anlatımıyla okumaya değer bir kitap. Kesinlikle okurlara öneririm.
Yüreğim seni çok sevdi
O yürek talan
O yürek yangın yeri
O yürek seni istiyor
Bir tek seni
Bu kitabı okuyan herkes belli bölümlerinde kendisine muhakak bir bölüö bir parça ayıracaktır. İki kişinin aşkını destansı bir şekilde anlatmış canan tan
Eroin hakkında yazılmış bir kitaptan beklediğim gibi değildi sanırım. Bir çok yazarla aynı hataya düşmüş yazar. Çok gerçek bir yarayı, göz önünde olsa da bir o kadar göz yumulan bir olayı masal gibi anlatmış. Karakterlerdeki tutarsızlık bir yana insana hiç bir şey gerçek gelmiyor. Bu konuda okuduğum diğer kitaplardan ve araştırmalarımdan yola çıkarak eroinle dans denen oyunun çokça yumuşatıldığını düşünüyorum. Bunlara rağmen emek verilmiş ve değinilmesi gereken bir konuya değinmiş. Belki ergenlik dönemindeki gençler için faydalı olabilir. Ancak özendirici olabilecek yönleri de yok değil.
Kitabı okumaya başladığınızda hani nerde ders veren bi durum yok diyerek sıkılabilirsiniz. Buda bizim sadece ön yargımız. Bu kitapta öncelikle iyi arkadaşlığı Dünya ve Eylül'den öğrenip,bağımlı olmanın ne büyük bi zaman kaybı ,hayatı nasıl zehir ettiğini düşünürken gençliğin bu takım maddelerle ziyan olmasına kayıtsız kalmamak gerektiğini hissediyor insan.Çocuklarımızı bu gibi zehirlerden korumanın yollarına olabildiğince özen göstermeliyiz.Bunları çocuklarımıza ulaştıran insan kılıklı canavarlar içinde devletin bu konuda daha geniş kapsamlı çalışma yapması gerekir.Zoru istiyorum ama gençlik olmadan devlet millette olmaz....Teşekürler Canan Tan gençlik için büyük bi iyilik bu
Bir kitabin daha sonuna geldim:)
Dili akıcı, sürükleyici ama dizi -film tadında bir kitap olmuş. Bazı kitapları okuduktan sonra etkisi altında kalırsın hani ,işte bu hiç oyle bir kitap degil .hatta birkaç gün sonra unutacağım bir kitap bir yerde duyunca veya görünce' a evet okumuştum' diyip geçerim . Kürk mantolu Madonnadan hemen sonra pirayeyi okumak (çok afedersiniz )tabiri caizse attan inip eşeğe binmek gibi oldu . Beğenmedim kitabi. Tekrar ata binmek için bir Tolstoy okumaliyim sanırım:))

Piraye karakteri başta çok özgür ruhlu şiire aşık biri olarak tanıdık ama sonra çok farklı bir pirayeyi okuduk . Aşk diye birşey göremedim ben kitapta , haşimin aşkını biraz hissedebiliyorduk ama Pirayenin Haşime karşı aşka dair hiçbir duygu besledigini hisedemedim ben.

Kitapta doğudaki örf adetlere değinmiş ordaki yaşam tarzına falan ve bunlara alışmaya ve ayak uydurmaya çalışan İstanbul'u Pirayeye. Diyecek pek birşey bulamıyorum açıkçası sonu Pirayenin duyduğu pişmanlıkla bitiyor ama bence pişman olmamalı doğru ve olması gerektiği gibi davrandi birde hiçbir şey olmamış gibi Haşimle yeniden yeni doğacak çocuklarini büyütecek degildi..
Canan Tanın daha önce bir kitabını daha okumuştum bu ikincisi ama üçüncüsunu okurmuyum bilemiyorum:/
Çok akıcı ve çok duygusal bir kitaptı.Okurken kitabın içinde olmamak elde değil.Her bölümünde Piraye gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ben okudum çok beğendim, herkese tavsiye ediyorum.:))))))
Sanırım Canan ablamız hapishanedeki kadınlara birer kalem kağıt vermiş ve hayat hikayenizi yazın demiş. Onlarda çabucak yazmışlar o haliyle basılmış ve bu kitap oluşmuş.

Öyle acemice, edebiyat ve duygudan uzak bir anlatımı vardı ki okurken bunu gerçekten Canan Tan mı yazdı diye düşünüp durdum. Bazı hayat hikayeleri çok güzeldi ancak bu anlatımla onlara da yazık oldu. Bu mükemmel konu için çok daha güzel bir eser yazılabilirdi.
Canan Tan'ın kitaplarını okuduğum zaman hmm idare eder demiştim.Taaki "Hasret"kitabını okuyana kadar.Durmadan ağladım okudum ağladım.. Tacettin'in sevgisine saygı duymuyorum!Nasıl olurda Patrica'nın çocuğuyla gitmesine izin verir uff Tacettin isteseydin illegal sekilde bile sevdiğinin yanına gidebilirdin ama kalmayı hasreti yaşamayı tercih ettin.Yıllarca çocuğunu büyütüp hiç bi erkeğe bakmayan, evlenmeyen Patrica içinden bi an olsun Tacettin'e olan sevgisinden ödün vermedi.Tacettin hayatın ona sunduğu şartlar sayesinde evlendi,baba oldu.İçindeki Patrica sevgisi bitmeliyken daha çok büyüttü zaman bu aşkın bitmesine engel olamadı.Yorumu kızgın yazdım çünkü yaşar gibi okutuyor ,okuturken yaşatıyor.Tıpkı "Kalbimde Bir Yara Bozcaada" kitabı gibi Rum bi kızla Türk bi gencin hayatını okumuş oldum.Siyasi fikirlere toplumsal olayların siyasetini konu alan tarafı görmemezlikten geliyorum.Burdaki ilgi Tacettin ve Patrica olmalı onlar gibi sevenlere gelsin.Okuduğum en güzel Canan Tan kitabı diyebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Canan Tan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 1951
Canan Tan (Ankara), Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu yazar.

Kısaca Hayatı

Canan Tan Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.

Kariyeri

“Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz ?" sorusuyla sıkça karşılaştığını vurgulayan Tan, asıl sorunun “Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz?” diye sorulması gerektiğini belirtiyor. Bunun nedeni ise edebiyata olan ilgisinin daha önce başlaması. Lise yıllarında, Hisar Dergisi’nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığı birincilik bu dünyanın kapılarını ona aralamış. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın bölümünü Türkiye derecesi ile kazanarak, yakınlarının isteği doğrultusunda eczacılık fakültesini tercih etmiş, ancak daha sonra evlenerek Diyarbakır'a gelin olarak gitmiş ve orada yaşadığı süre içinde yazım hayatını sürdürse de bunları gün ışığına çıkartmamıştır. Ne Diyarbakır'a gitmesinin, ne de eczacılık mesleğini tercih etmesinin onun için bir eksik değil aksine Piraye, Eroinle Dans, En Son Yürekler Ölür adlı eserlerine birer ilham kaynağı olduğunu belirtmiştir.

Bu sıralarda yazdığı bir öykü, Hürriyet Gazetesi'nin düzenlemiş olduğu bir yarışmada birinci olmuş ve fotoroman olarak çekilmiştir. İzmir'e geldiği sıralarda da bir çok öyküsü ona ödüller getirmiştir. Bunun yanı sıra Hürriyet Ege ve Yeni Asır’da konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar’da mizahi yorumlar yazmaya başlamış. İlk kitabı olan İster Mor, İster Mavi 1996’da Aziz Nesin’in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitabevi’nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasından başarı elde ederek basılmıştır ve aynı zamanda Canan Tan'a, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştır. Devam eden mizahi öyküleri ve çocuklar için yazdığı eserleri ona bir çok ödüller getirmiştir. Asıl sağlam adımlarını yetişkinler için çıkardığı ilk roman olan Çikolata Kaplı Hüzünler ve devamında gelen Piraye adlı eserleriyle atmıştır. Hafta da üç gün ise Yeni Asır'da köşe yazıları yazmış ve 2004 yılında kazandığı köşe yazarı ödülüyle de bunu noktalamıştır. Daha sonra yarışmalara katılmaya son vermiş, okurlarının sevgisi için yazmayı sürdürmüştür.

Ödülleri


Türk Kütüphaneciler Derneği’nden, Türkiye’deki kütüphaneler bazında, “2009 yılının en çok okunan yazarı” ödülü/ 2010
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’nden 2004 Yılı Köşe Yazarı Ödülü
10.Orhon Murat Arıburnu Ödülleri’nde, uzun metrajlı film öyküsü dalında Birincilik Ödülü/ 1999
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhuriyetin 75.Yılı Çocuk Öyküleri Ödülü /1998
İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanları Ödülü/ 1997
Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması’nda Birincilik Ödülü/ 1997
BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküler Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1997
İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı/ 1996
1.Ulusal Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması’nda 1. Mansiyon/ 1988
Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin senaryo yarışmasında birincilik ödülü

Yazar istatistikleri

  • 2.305 okur beğendi.
  • 36.088 okur okudu.
  • 595 okur okuyor.
  • 10.519 okur okuyacak.
  • 369 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları