Chinua Achebe

Chinua Achebe

Yazar
8.2/10
110 Kişi
·
264
Okunma
·
23
Beğeni
·
2241
Gösterim
Adı:
Chinua Achebe
Unvan:
Nijeryalı Romancı, Şâir, Profesör ve Eleştirmen
Doğum:
Ogidi, Nijerya, 16 Kasım 1930
Ölüm:
Boston, Massachusetts, Amerika Birleşik Devletleri, 21 Mart 2013
Albert Chinualumogu Achebe, (d. 16 Kasım 1930 - ö. 21 Mart 2013) daha çok Chinua Achebe ismiyle tanınan Nijeryalı romancı, şâir, profesör ve eleştirmen. Modern Afrika literatüründe yazılmış en geniş kapsamlı kitaplardan biri olan Things Fall Apart (1958) adlı eseri ile tanınır. Bu onun ilk kitabıdır. Türkçeye Ruhum Yeniden Doğacak ismiyle çevrilmiştir.

Güneydoğu Nijerya'da Ogidi'nin Igbo kasabasında büyüdü. Anne babası Hristiyandı. Okulunda hemen kendini fark ettirdi ve üniversite öğrencilerine verilen bir bursu almaya hak kazandı. Dünya dinleri ve geleneksel Afrika kültürü karşısında büyülenmiş ve ilk yazılarını üniversite öğrencisiyken yazmaya başlamıştır. Mezun olduktan sonra Nijerya Radyo ve Televizyon Servisi’nde çalışmaya başlamıştır. Kısa süre sonra bölgedeki büyük şehirlerden Lagos’a taşınmıştır. 1950’lerin sonlarında Things Fall Apart kitabıyla dünya çapında ilgi görmeye başlamıştır. Bu ilgi daha sonra No Longer at Ease (1960), Arrow of God (1964), A Man of the People (1966) ve Anthills of the Savannah (1987) kitapları ile devam etmiştir. Achebe, romanlarını İngilizce yazmıştır ve Afrika’da “kolonicilerin dili” olarak bilinen İngilizce’yi savunmuştur. 1975’te An Image of Africa: Racism in Conrad’s “Heart of Darkness” adlı konferansı Joseph Conrad’ı “lanet bir ırkçı” olarak nitelendirdiği için tartışmaların odağı olmuştur.

1967’de Biafra bölgesi Nijerya’dan ayrılınca, Achebe, Biafra bağımsızlık hareketinin özverili bir destekçisi hâline geldi ve yeni kurulan devletin büyük elçisi olarak görev yaptı. Savaşın halk üzerinde çok büyük bir yıkıcı etkisi oldu. Açlık ve şiddet had safhaya geldiğinde Avrupa ve Amerikalı insanlara yardım çağrısında bulundu. Nijerya hükümeti, bölgeyi tekrar ele geçirdikten sonra Achebe politika ile ilgilenmeye başladı. Fakat tanık olduğu yolsuzluk ve elitizm nedeniyle istifa etti. 1970'lerde birkaç yıl ABD'de yaşadı. 1990'ların sonunda geçirdiği trafik kazasıyla kısmi felç olduktan sonra ABD'ye geri döndü.

Achebe’nin romanları Igbo toplumunun geleneklerine, Hristiyanlığın onlar üzerindeki etkisine ve endüstri çağındaki ekonomik kaynak çatışmalarına dikkat çeker. Tarzı büyük ölçüde Igbo toplumunun sözel kültürüne dayanmaktadır ve öykü, atasözü, hitabet ve halk hikayeleri olgularını birleştirip sunmaktadır. Ayrıca bir dizi kısa hikaye, çocuk kitabı ve deneme derlemesi de yayımlamıştır. Hâlen David ve Marianna Fisher Üniversitesi’nde profesör ve Brown Üniversitesi’nde Afrika İncelemeleri bölümünde profesör olarak görev yapmaktadır.

Biyografi

Achebe’nin ebeveynleri Isaiah Okafo Achebe ve Janet Anaenechi Iloegbunam, Nijerya Protestan Birliği’ne bağlıydılar. En büyük kardeşi atalarının dinini yaşatmayı bıraktı fakat Achebe geleneklerine saygı duyan biriydi. Chinua ismi, Chinualumogu’nun kısaltmasıdır. Bu “Tanrı benim adıma savaşsın” demektir ve ilâhi koruma ve dayanıklılık için kullanılan bir duadır. Achebe ailesinde beş çocuk daha vardı. İsimleri de geleneksel adlar ile yeni dinlerinde kullanılan adların birleşiminden oluşuyordu: Frank Okwuofu, John Chukwuemeka Ifeanyichukwu, Zinobia Uzoma, Augustine Nduka ve Grace Nwanneka.

Gençlik Çağı

Chinua Achebe, 16 Kasım 1930’da, Ogidi’nin Igbo kasabasında doğdu. Ebeveynleri Isiah Okafo Achebe ve Anaenechi Iloegbunam Achebe Afrika gelenekleri ile Hristiyanlığın kesim noktasında bulunuyorlardı. Bu durum çocukları üzerinde büyük bir etki yarattı, özellikle de Chinualumogu üzerinde. Son kızkardeşin doğumuyla beraber, aile Isiah Achebe’nin büyüdüğü kasabaya taşındı. Burası Ogidi’ye bağlı, günümüzde ise Anambra ilinde bulunan bir kasabadır.

Hikâyecilik Igbo kültürünün temel taşı ve Igbo toplumunun tamamlayıcı unsuruydu. Chinua’nın annesi ve kız kardeşi Zinobia Uzoma, ona çocukluğunda birçok hikaye anlatırlardı. Eğitimi, babasının duvarlara astığı kolaj resimlerle, yıllık ve sayısız kitap ile birlikte gelişti. Bu kitapların arasında A Midsummer Night’s Dream (1590)’ın bir düzyazı uyarlaması ve The Pilgrim’s Progress (1678)'ın Igbo versiyonu da bulunmaktaydı. Chinua bunun yanında geleneksel kasaba organizasyonlarını da heyecanla beklerdi. Bunların içinde daha sonra kitaplarında yer vereceği maskeli balo tipi şenlikler de vardı.
"Halkımızın dediği gibi, büyüğe saygı gösteren, kendi büyüklüğünün yolunu hazırlar. "
Chinua Achebe
Sayfa 24 - İthaki Yayınları 2011, Çeviri: Nazan Anbaş Erbil
"Kendimizce hatalarımız var, ama beyaz görünce beyaz, siyah görünce siyaha dönüşen boş adamlar değiliz ."
Chinua Achebe
Sayfa 59 - İthaki Yayınları 2012, Çeviri: Nazan Anbaş Erbil
"Bilgelik tıpkı keçi derisi bir çanta gibidir, her adam kendisininkini taşır."
Chinua Achebe
Sayfa 23 - İthaki Yayınları 2013, Çeviri: Nazan Anbaş Erbil
"Şimdiye dek ormanın en büyük ağacını , iroko ağacını diken oldu mu? Dünyanın tüm iroko tohumlarını toplaya bilirsiniz, toprağı kazıp içine koyabilirsiniz. Ama boşuna olur. O büyük ağaç nerede yetişeceğini kendisi seçer ve biz onu orada buluruz, tıpkı insanların içindeki büyüklük gibi."
Chinua Achebe
Sayfa 60 - İthaki Yayınları 2012, Çeviri: Nazan Anbaş Erbil
"Akrabalarına ziyafet veren bir adam bunu onları açlıktan kurtarmak için yapmaz. Herkesin evinde kendi yiyeceği vardır. Mehtaplı köy alanında toplandığımızda bunun nedeni ay değildir. Herkes onu kendi evinden de görebilir. Toplanırız, çünkü akrabaların bir araya gelmesi iyidir. Tüm bunları neden söylediğimi sorabilirsiniz. Söylüyorum, çünkü genç nesil için, sizler için korkuyorum."
Chinua Achebe
Sayfa 155 - İthaki Yayınları 2011, Çeviri: Nazan Anbaş Erbil
"Acı kapınızı çaldığında ve ona oturacak yer kalmadığını söylediğinizde size endişelenmemenizi, kendi taburesini yanında getirdiğini söyler."
Chinua Achebe
Sayfa 105 - İthaki Yayınları 2013, Çeviri: Nazan Anbaş Erbil
"Hepsi beyaz adamın yüzünden. Kavga eden iki çocuğa seslenen bir yetişkin gibi şöyle diyor: 'Ben etrafta olduğum sürece kavga etmeyeceksiniz.' Böylece daha küçük ve daha zayıf olanı şişinmeye ve böbürlenmeye başlıyor."
Chinua Achebe
Sayfa 27 - İthaki Yayınları 2013, Çeviri: Nazan Anbaş Erbil
184 syf.
·2 günde·6/10
Bir zaman gelir çocuklar beğenmez babalarını ve bir zaman gelir kendi çocukları beğenmez onları. Parçalanma, her ne kadar sömürgecilik tarihinin Nijerya'dan bir kesiti gibi görünse de aslında temelde birçok kitabın içeriği olan babasıyla sorun yaşayan erkek çocuklarının kuşaklar boyu hikayesidir.

Ana karakterimiz Okonkwo, güçsüz, herkese borçlu babasından tabir-i caizse ölesiye nefret eder. Tek amacı babasının kötü şöhretinden kendini kurtarmak ve kabilenin en güçlü üyesi olmaktır. Her şey istediği gibi olur ama gün gelir bu hedefi tersine döner. Okonkwo, yetişkinliğinde kabilesinin en güçlü bireyi olur ve ayrıca da yenilmez bir güreşçidir. Acımasızdır, kendi çocuklarına ve eşlerine karşı herhangi bir merhamet duymaz, sertlikle oğullarını da kendine benzeteceğini, tıpkı kendisi gibi kabilenin en güçlüsü olacağını düşünür. Fakat ruhu daha yumuşak olan, babasına karakter anlamında hiç benzemeyen büyük oğlu Nwoye, gün gelir babasını ve ailesini terk edip misyonerlerin peşinden Hristiyan olur. Babasından nefret eden Okonkwo, sırf ona benzemesin diye kendi oğluna sert davranırken, yavaş yavaş yitirir evladını.

Kitaba ismini veren "Parçalanma" metaforu, önceleri ana karakter Okonkwo'nun üzerinden gerçekleşirken, kitabın sonlarına doğru tüm topluma yayılan bir konuya dönüşür. Kabileler arasında yaşanan bir suç nedeniyle Okonkwo'nun kabilesine birer genç erkek ve kız gönderilir. Köyün en güçlü adamı olduğu için genç erkek Okonkwo'nun himayesine verilir ve üç sene kendi oğullarından ayırmadan bakar karakterimiz. Fakat gün gelir, kabilenin aldığı karar doğrultusunda himayeye alınan genç erkek, Ikemefuna öldürülür. Cinayeti işleyen kişiyse kabileye bağlılığını ve eril gücünü göstermek adına Okonkwo olur. Sonrasında düğün esnasında yanlışlıkla kendi silahından çıkan kurşunla arkadaşının oğlunu öldürür ve kabile kuralları gereği Okonkwo, tam yedi yıllığına sürgüne gönderilir. İşte bu iki olayla birlikte ana karakterimizin ruhunda parçalanma başlar. Kabilenin en güçlüsü olan, babasına asla benzemeyen bir adamken birdenbire bulunduğu toplumun dışına çıkmak zorunda kalır. Etrafına ve ailesine, kendi ördüğü tüm duvarlar sanki kartondan yapılmışçasına gelen ilk rüzgarda yıkılır.

Sonrasında gün gelir misyonerler kabilelerin arasına yayılır, öncelikle zayıf olanları, toplumun dışladıklarını Hristiyan yaparken sonrasında kabilenin daha güçlülerinin çocuklarını çeker kendilerine. Okonkwo'dan nefret eden oğlu Nwoye'de bu furyaya katılır ve sürgünden dönen babasını terk edip Hristiyan olur. Yani bir şekilde babasının dedesine yaptığını, o da kendi babasına yapar. Okonkwo'ya son darbe de kendi kabilesinden gelir ve finalde parçalanma metaforu, trajik bir ruhsal çözülme ve yok oluş süreciyle sonlanır.

-----------------------------------------------------------

Nijerya'da kabile yaşamında yetişen yazar, kitabın ilk bölümünde uzunca kabile kültürünü, geleneklerini, din ve mistik yaşamı son derece sade bir dille ve güzel bir şekilde işlemiştir. Fakat kitabın sonraki iki bölümünde, Okonkwo'nun sürgün edilişi ve misyonerlerin gelişi son derece kısaca işlenip hızlı geçilmiş. Bölümlerin yerleşimindeki bu eksiklik, romanda işlenen iki ana konudan biri olan "misyonerlik ve sömürgecilik faaliyetlerinin" yeterince güçlü anlatılmamasına sebebiyet vermiş. Ayrıca kitaba edebi açıdan baktığımızda da dili fazlasıyla sade, süssüz ve lezzeti az bir anlatıma sahip. Dilindeki sadelik okur için kolay bir okuma vaat ediyorsa da özellikle geleneksel Nijeryalı isimlerinin zorluğu ve kitapta ismi geçen karakter sayısının fazlalığı, okuma sürecini aksatan unsurlardan birisi.

Kitabın olumlu kısımlarına bakarsak da, yazar çocukluğunun geçtiği toplumu çok iyi gözlemiş ve bunu tüm detaylarıyla romanında okura aktarmış. Özellikle sömürge dönemi öncesi Afrika kültürlerini okumak isteyen okurlar için kitap, bulunmaz bir nimet diyebiliriz. Kitaba dair bir olumlu unsur da baba-oğul çatışmasının son derece abartısız bir şekilde güzelce işlenmesi. Kitabın temel anlatmak istediği konulardan biri olan misyonerlik ve sömürgecilik faaliyetleri belki yeterince iyi işlenememiş ama baba-oğul çatışması da roman boyunca bir o kadar kuvvetli bir şekilde ifade edilmiş.

Son olarak edebi açıdan çok lezzetli bir kitap olmasa da Afrika Üçlemesinin ilk kitabı Parçalanma, Afrika kültürünü ve kabile hayatını tanıma adına son derece başarılı bir kitap. Roman, farklı bir şeyler okumak, farklı kültürleri tanımak isteyen okurlar için rahatlıkla nadide bir eser diyebiliriz.

Bu incelemenin de şarkısı Zimbabveli müzisyen Oliver Mtukudzi'den gelsin:

https://www.youtube.com/watch?v=R05s3R5Nn7w
191 syf.
·10/10
Adı üstünde bir "parçalanma" yer alıyor eserde: Bir kültürün parçalanması, dini inancın parçalanması, bir kabilenin parçalanması. Afrika Üçlemesi'nin ilk kitabı oluyor kendileri. Gayet başarılı bir eser. İnandıkları şeyler o kadar ilkel olmasına rağmen inançlarına böylesine bağlı olmaları insanı derinden etkiliyor. Ancak böylesine bağlı oldukları kültürlerinin parçalanmış olması da bir o kadar şaşırtıcı.
176 syf.
·5 günde·9/10
Afrika Edebiyatı’nın en önemli isimlerinde birisi olan Chinua Achebe’in Afrika Üçlemesi’nin 2. Kitabı Artık Huzur Yok. İlk kitap olan Parçalanma beni gerçekten çok etkilemişti. Nijerya’lı yazarın kendi toprakları hakkında yazdığı bu devam kitabı Parçalanma’yı okumamış olsanız bile okunabilecek bir kitap. Parçalanma’da ana karakterin olarak okuduğumuz karakterin oğlu ve torunu üzerine yoğunlaşmış bir kitap Artık Huzur Yok. Zaman olarak 1955 senesinde geçmekte ve artık Nijerya yavaş yavaş kendi çocuklarını Avrupa’ya okumaya göndermekte, devlet içerisinde yüksek makamlara bu okumuş çocuklar yerleşmekte ve Nijerya’nın Batı ülke bağımlılığının azalmaya başladığı bir dönem. Avrupa’ya okumaya gitmiş çocuklardan birisi de kitabımızın ana karakteri olan Obi. İngiltere’de aldığı eğitimden sonra Nijerya’ya geri dönen Obi’nin gözünden o dönemin Nijerya’sını gözlemleme şansımız oluyor. Bir taraftan Hristiyan misyonerlik çalışması, bir taraftan hala eski Nijerya ve Afrika kültürünün getirdiği kültür, diğer taraftan ise Avrupa’da okumuş ve bilimle gözleri açılmış çocukların oluşturduğu bir topluma misafir oluyoruz. Nijerya toplumunun ne kadar bölünmüş olsa da birbirlerine saygı duymaya çalıştığını görüyoruz. Hristiyanlığı kabul etmiş bir ailenin bile Afrika örf ve adetlerinden kopamadığı için yaşanan bir trajediye konuk oluyoruz. Mutlaka okunması gereken bir seri. Bu kitapla beraber ilk kitap olan Parçalanma’da tavsiyelerim arasındadır.
209 syf.
·1 günde·8/10
Turning and turning in the widening gyre
The falcon cannot hear the falconer;
Things Fall Apart; the centre cannot hold;
Mere anarchy is loosed upon the world.


Gitgide genişleyen girdapta hiç durmadan dönülür
Şahin işitemez şahinciyi,
Her şey dağılıp parçalanır; merkez artık tutamaz;
Yalnız anarşi salınır dünyanın üzerine.


Bu aralar çok güzel kitaplar okuyorum. Yazanlara, önerenlere sonsuz teşekkürler...Kitap okumayı çook seviyorum. Kuru, kuru değil ama. Gerçekten. Günlük işlerini hemen bitirip bir an önce kitap okuma isteğini bilen bilir. Başa değişik hisler... Neyse. Parçalanmaya dönelim. Çok ilginç farklı kültürden bir kitap. Kabilenin gelenekleri,inanışları kullandıkları kelimeler.. Bazılarının anlamı okuduğum pdf'in sonunda yazıyordu, çok güzel oldu benim için. Çok değişik bir kültür. Geleneklerine bağlı olmak güzel bazen kabiledeki erkeklerin özellikle Okonkwo'nun eşler,ne ve çocuklarına sert davranmasından hoşlanmadım. Ama düşününce zaman başka zaman, yer başka bir yer, kültür farklı bir kültür...Sadece herkesin insan olarak eşit olduğu bir durum olsa özellikle kadın-erkek ilişkileri bunun haricinde kabilenin geleneklerine birşey diyemem. Sonra misyonerler köylere geldi farklı kültür ve farklı din geldi. Ama genel olarak iyi karşıladılar. Bunu yazınca düşündüm acaba insanlar neden birbirlerini inançları konusunda ikna etmeye çalışıyor ki? Düşünecek ve tartışacak çok şey var. Okonkwo'nun yanlışlıkla birini öldürmesi ve bu yüzden sürgün edilmesi. Ve kitabın sonu... İnanamadım. Tuzak olduğunu zannettim. Ama gerçekmiş. Bu konuda daha fazla yazıp spoiler vermek istemiyorum. Bu arada bu kitap üçlü bir serinin ilk kitabı. O yüzden diğerlerini de hemen okumak istiyorum.
184 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Klasik klişelerden uzak, son derece özgün bir kahramanlık romanı. Afrika edebiyatıyla tanıştığım için sana minnettarım Chinua Achebe
Olay örgüsünün rüyama girdiği doğrudur.
184 syf.
*spoiler bulunmaktadır.

Fiziksel-mental güç, baba-oğul ilişkisi, Doğu-Batı çatışması...
Metaforları ve sembolleriyle vermek istediği mesajı her bir okuyuşta değiştiren kitap aslında bu üç "ikilem" ile çatısını oluşturuyor.

Kitapta geniş karakter kadrosu, derin ve anlamlı sembolleriyle bir Afrika kabilesinin nasıl "parçalandığı" anlatılıyor. Aklın ve bilimin asıl sahipleri olarak görülen Batı toplumunun, eğitimsiz ama kültürüne bağlı Doğu toplumunu nasıl ayrıştırdığı, asimile ettiği ve sonunda ise parçaladığını bir solukta okuyoruz. "Parçalamak" burada hem maddi hem manevi anlamlarda kullanılmıştır. Zira, akıl ve bilimden yoksun olarak görülen Doğu toplumu kültürlerini kaybederek manevi; Batı toplumunun onları değiştirmesi üzerine çıkan çatışmalarda birbirilerinin canına kastederek ise maddi anlamlarda parçalanmıştır.

Tek gerçek gücün fiziksel güç olduğuna ve bu fiziksel gücün de erkeklerde olduğuna inanılan ata-erkil bir Afrika kabilesinde, evini geçindiremeyen ve bu sebepten ötürü "güçsüz" görülen bir baba ve kaderinin babası gibi olmasından korkan bir oğul... Kabiledeki tek geçim kaynağı tarımdır ve hayatını "babası gibi olmamak" üzerine kurmaya çalışarak erken yaşta kabilesinin önde gelenlerinden olmayı başaran oğul, ailesine tek başına bakmaya başlamıştır. Bu oğul daha sonrasında bir "utanç" olarak nitelendireceği eşinin köyüne sürgün edilişi ile çöküşünü yaşayacaktır. Lakin ilk çöküşü bu değildir. Evlenip kendi yuvasını kurduğunda, kendisi gibi güçlü bir oğul yetiştirmek isterken yıllar geçtikçe oğlundan bir zamanlar babasından nefret ettiği gibi nefret edecek hale gelir.

Kabile daha çekirdekte bu tür sorunlarla başederken dış cephede Batı onlara yeni bir dünyayı (Batı'nın kendi doğrularından oluşan) göstermeye çalışır ve bir çok kabile üyesi bu dünyaya kendini kaptırır. Köyün yakınlarında açılan bir kilise ve okul gün geçtikçe ziyaretçi sayısını arttırır. Bu ziyaretçileri kabile kendi içinde dışlar fakat Batı'nın gönderdiği misyonerler de itaat etmeyen kabileye yaptırım uygular. Bahsettiğimiz oğul ise misyonerlerin yaptırımlarına boyun eğmemek adına -bir anlamda boyun eğmek oluyor- intihar eder.

Kültür, inanç ve eğitim ile güçlendirilmedikçe asimile edilmesi kolay bir hale geliyor ve parçalanıyor.

Kabile Hristiyanlaşma sürecinin başlamasıyla birlikte önce zayıflamış sonra da çöküş sürecine girmiştir.

Obierika'nın bir sözü “Beyaz adam çok akıllı. Sakin ve barışçıl bir halde gelip dinini getirdi. Aptallığıyla alay edip kalmasına izin verdik. Şimdi ise kardeşlerimizi kendi tarafına çekti. Artık klanımız bir bütün olarak hareket edemez. Bizi bir arada tutan şeyleri palayla kesip attı, dağılıp parçalara ayrıldık.” (Parçalanma, Achebe, 2011; 163-164)

Achebe hikayesini aralarında Batılı (Avrupalı) ve sömürgeci kültürün temsilcilerinin de bulunduğu kitlelere ulaştırabilmek için İngilizce yazmıştır. İgbo dilinde yazmak yerine İngilizceyi tercih etmesi sömürgenin bir sonucudur. İgbo dilinde yazılmış bir metni günümüzde ancak İgbo dilini bilenler okuyabilir. Fakat nerede İgbolular? Kitap geri dönüşü olmayan bir sürecin gerçekleştiğini vurgulamış ve sömürgecilik sürecinin yıkıcı etkilerinin kaçınılmaz olduğunu öne çıkarmıştır. Artık yapılması gereken şey sömürgeleştirilen, *ötekileştirilen, yabancılaştırılan, dışlanan ve yönetilen ve sessizleştirilen (aralarında gelişmekte olan ülkelerin da bulunduğu) Üçüncü Dünya toplumların ıstıraplarını anlatılar aracılığıyla paylaşmaktır.

*ötekileştirilen teriminin daha iyi anlaşılması için "oriental, orientalism" kavramlarını araştırmanızı öneririm. Bunun için bakılacak en iyi adam Edward Said.

İyi okumalar dilerim.
191 syf.
·Puan vermedi
Afrika'nın kültürel deformasyon cesur şekilde anlatan ve bunu yaparken önceki kültürü basit ve anlaşılır şekilde anlatan Afrika üçlemesinin ilk kitabı.
184 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Nijerya’lı yazar Chinua Achebe’nin kitabı hiç bilmediğim bir coğrafyanın hiç bilmediğim sosyolojik yapısını anlatmakta. Başlangıç olarak birçok bilinmeyen terim olsa da çeviri esnasında bu terimlerin Türkçeleştirmeden bırakılması ve aşağıda küçük notlar halinde bilgi verilmesi beni çok sevindirdi. Böylece okuma esnasında, anlam kaybı olmadan o terimin ne olduğu rahatlıkla gözümün önüne geldi. Çevirmene koca bir teşekkür sunuyorum. Kitaba gelecek olursak oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Toplum ve kültür değişse bile, kişilerin hırslarının, egolarının değişmediğini gözlemleyebiliyoruz. İnsanlar dünyanın neresinde, hangi ırka mensup, hangi kültürel kurallara tabii olurlarsa olsun kusurlarıyla birbirlerine benzediklerine şahit oluyoruz. Kitabın ilk yarısı kabile hayatını anlatıyor. İkinci yarısı ise başarılı bir hayatı bırakıp sürgüne gidilse bile aile kavramı sayesinde insanların tekrar hayata tutunabileceklerini, sıfırdan tekrar başlayabileceklerine vurgu yapıyor. Üçüncü bölümde ise sömürgeci beyaz adamlar üzerinden, insanların nasıl binlerce yıllık kültürlerinden, alışkanlıklarından bir anda vazgeçirilip birbirlerine nasıl kolaylık düşürülebildiklerini göz önüne seriyor. Kitabı sadece Afrika’da geçen bir öykü gözüyle okumamak gerektiğine inanıyorum. Hayat ve sosyoloji adına çok güzel noktalara vurgu yapmakta. Keyifli okumalar.
65 sayfa okuyup bıraktım. Aslında bir Batı ülkesine eğitim için gidip döndüğünde kendi ülkesinin nasıl yozlaştığına tanık olmak ve o yozlaşma furyasına dahil olmak gibi edebiyata çok uygun bir konusu var ama anlatım hiçbir şekilde beni sarmadı. Bir türlü konuya giremeyen, dağınık, bölük pörçük bir anlatım var. Roman kısa olmasına rağmen tamamlama gereği hissettirmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Chinua Achebe
Unvan:
Nijeryalı Romancı, Şâir, Profesör ve Eleştirmen
Doğum:
Ogidi, Nijerya, 16 Kasım 1930
Ölüm:
Boston, Massachusetts, Amerika Birleşik Devletleri, 21 Mart 2013
Albert Chinualumogu Achebe, (d. 16 Kasım 1930 - ö. 21 Mart 2013) daha çok Chinua Achebe ismiyle tanınan Nijeryalı romancı, şâir, profesör ve eleştirmen. Modern Afrika literatüründe yazılmış en geniş kapsamlı kitaplardan biri olan Things Fall Apart (1958) adlı eseri ile tanınır. Bu onun ilk kitabıdır. Türkçeye Ruhum Yeniden Doğacak ismiyle çevrilmiştir.

Güneydoğu Nijerya'da Ogidi'nin Igbo kasabasında büyüdü. Anne babası Hristiyandı. Okulunda hemen kendini fark ettirdi ve üniversite öğrencilerine verilen bir bursu almaya hak kazandı. Dünya dinleri ve geleneksel Afrika kültürü karşısında büyülenmiş ve ilk yazılarını üniversite öğrencisiyken yazmaya başlamıştır. Mezun olduktan sonra Nijerya Radyo ve Televizyon Servisi’nde çalışmaya başlamıştır. Kısa süre sonra bölgedeki büyük şehirlerden Lagos’a taşınmıştır. 1950’lerin sonlarında Things Fall Apart kitabıyla dünya çapında ilgi görmeye başlamıştır. Bu ilgi daha sonra No Longer at Ease (1960), Arrow of God (1964), A Man of the People (1966) ve Anthills of the Savannah (1987) kitapları ile devam etmiştir. Achebe, romanlarını İngilizce yazmıştır ve Afrika’da “kolonicilerin dili” olarak bilinen İngilizce’yi savunmuştur. 1975’te An Image of Africa: Racism in Conrad’s “Heart of Darkness” adlı konferansı Joseph Conrad’ı “lanet bir ırkçı” olarak nitelendirdiği için tartışmaların odağı olmuştur.

1967’de Biafra bölgesi Nijerya’dan ayrılınca, Achebe, Biafra bağımsızlık hareketinin özverili bir destekçisi hâline geldi ve yeni kurulan devletin büyük elçisi olarak görev yaptı. Savaşın halk üzerinde çok büyük bir yıkıcı etkisi oldu. Açlık ve şiddet had safhaya geldiğinde Avrupa ve Amerikalı insanlara yardım çağrısında bulundu. Nijerya hükümeti, bölgeyi tekrar ele geçirdikten sonra Achebe politika ile ilgilenmeye başladı. Fakat tanık olduğu yolsuzluk ve elitizm nedeniyle istifa etti. 1970'lerde birkaç yıl ABD'de yaşadı. 1990'ların sonunda geçirdiği trafik kazasıyla kısmi felç olduktan sonra ABD'ye geri döndü.

Achebe’nin romanları Igbo toplumunun geleneklerine, Hristiyanlığın onlar üzerindeki etkisine ve endüstri çağındaki ekonomik kaynak çatışmalarına dikkat çeker. Tarzı büyük ölçüde Igbo toplumunun sözel kültürüne dayanmaktadır ve öykü, atasözü, hitabet ve halk hikayeleri olgularını birleştirip sunmaktadır. Ayrıca bir dizi kısa hikaye, çocuk kitabı ve deneme derlemesi de yayımlamıştır. Hâlen David ve Marianna Fisher Üniversitesi’nde profesör ve Brown Üniversitesi’nde Afrika İncelemeleri bölümünde profesör olarak görev yapmaktadır.

Biyografi

Achebe’nin ebeveynleri Isaiah Okafo Achebe ve Janet Anaenechi Iloegbunam, Nijerya Protestan Birliği’ne bağlıydılar. En büyük kardeşi atalarının dinini yaşatmayı bıraktı fakat Achebe geleneklerine saygı duyan biriydi. Chinua ismi, Chinualumogu’nun kısaltmasıdır. Bu “Tanrı benim adıma savaşsın” demektir ve ilâhi koruma ve dayanıklılık için kullanılan bir duadır. Achebe ailesinde beş çocuk daha vardı. İsimleri de geleneksel adlar ile yeni dinlerinde kullanılan adların birleşiminden oluşuyordu: Frank Okwuofu, John Chukwuemeka Ifeanyichukwu, Zinobia Uzoma, Augustine Nduka ve Grace Nwanneka.

Gençlik Çağı

Chinua Achebe, 16 Kasım 1930’da, Ogidi’nin Igbo kasabasında doğdu. Ebeveynleri Isiah Okafo Achebe ve Anaenechi Iloegbunam Achebe Afrika gelenekleri ile Hristiyanlığın kesim noktasında bulunuyorlardı. Bu durum çocukları üzerinde büyük bir etki yarattı, özellikle de Chinualumogu üzerinde. Son kızkardeşin doğumuyla beraber, aile Isiah Achebe’nin büyüdüğü kasabaya taşındı. Burası Ogidi’ye bağlı, günümüzde ise Anambra ilinde bulunan bir kasabadır.

Hikâyecilik Igbo kültürünün temel taşı ve Igbo toplumunun tamamlayıcı unsuruydu. Chinua’nın annesi ve kız kardeşi Zinobia Uzoma, ona çocukluğunda birçok hikaye anlatırlardı. Eğitimi, babasının duvarlara astığı kolaj resimlerle, yıllık ve sayısız kitap ile birlikte gelişti. Bu kitapların arasında A Midsummer Night’s Dream (1590)’ın bir düzyazı uyarlaması ve The Pilgrim’s Progress (1678)'ın Igbo versiyonu da bulunmaktaydı. Chinua bunun yanında geleneksel kasaba organizasyonlarını da heyecanla beklerdi. Bunların içinde daha sonra kitaplarında yer vereceği maskeli balo tipi şenlikler de vardı.

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 264 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 370 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.