Chris Cleave

Chris Cleave

Yazar
7.6/10
501 Kişi
·
1.940
Okunma
·
45
Beğeni
·
2.894
Gösterim
Adı:
Chris Cleave
Unvan:
İngiliz Yazar ve Gazeteci
Doğum:
Londra, İngiltere, 1973
1973 yılında, Londra''da doğdu. Gazeteci, yazar. Kamerun''da yetişti. Buckinghamshire, Balliol College ve Oxford''da psikoloji okudu. Halen yaşamını; İngiltere eşi ve üç çocuğu ile birlikte sürdürmekte.
''Beynimin böyle korkunç ayrıntılarla dolu olmamasını dilerdim. Sadece ayakkabılar ve kırışık gizleyici kremlerle ilgilenen bir kadın olmayı isterdim.''
-Sana bütün İngiliz çiçeklerinin adını öğretmeyi düşünüyorum. Bu fuşya, bu gül, bu da hanımeli. Ne var? Neden gülüyorsun?
-Burada hiç keçi yok. Bu yüzden bu kadar güzel çiçekleriniz var.
-Sizin köyünüzde keçi mi vardı?
-Evet, ve bütün çiçekleri yerlerdi.
-Üzüldüm.
-Üzülme. Bizde keçileri yerdik.
Ailem Müslüman tamam mı. Bizler için nasıl olduğu konusunda en ufak bir fikrin var mı? 1 Mayıs'tan beri sadece işe yürümenin bile bana neler hissettirdiğini tahmin edebileceğini sanmıyorum. Bana bakarken insanların gözlerindeki nefreti görmenin. Bir numaralı düşman oluverdim.
Bir yara izinin asla çirkin olmadığı konusunda bana katılmanızı rica ediyorum. Yara izini yapanlar bunun aksini düşünmenizi isterler. Ama siz ve ben, onlara kafa tutma konusunda bir anlaşma yapmalıyız. Bütün yara izlerini bir güzellik olarak görmeliyiz. Tamam mı? Bu bizim sırrımız olsun. Çünkü, tecrübelerime dayanarak söylüyorum, ölürken yara izi olmaz. Yara izi 'Ben kurtuldum' demektir.
Belki herkes, insan belleğindeki, en çok unutulmak istenen olayları saklayan o sahiplenici kusurla savaşıyordu.
Hayatından neyi çıkaracağın konusunda gerçek bir seçim yapman gerektiğinde karar vermek zordu.
Büyük ihtimalle dünyanın en güçlü insanıydı. Sophie güçlü ve cesur görünmeye çalışmak zorundaydı.
Hasta görünmemek için gerçekten de çok uğraşıyordu ve insanların ona acıması onu biraz kızdırıyor ve üzüyordu.
''Barış ne demektir biliyor musun Charlie?''
Charlie kafasını salladı.
''Barış, insanların birbirlerine gerçek adlarını söyleyebildikleri bir zamandır.''
Bu kitabı aldığımda çok beğeneceğimden, beni etkileyeceğinden emindim. Çünkü kapağındaki yorumdan bunu anlamıştım. ''Bir sonraki Uçurtma Avcısı'' yazıyordu ve sevdiğim kitaplar listesinde üst sıralardadır Uçurtma Avcısı. Evlilikleri bitmek üzere olan İngiltereli bir çiftin evliliklerini kurtarmak için Nijerya ya gidişiyle başlıyor hikaye.Orada yaşanan acılar ve Batman kostümlü altı yaşındaki bir çocuk onların bütün hayatını değiştiriyor.Kitap ağlatırken aynı an da güldürebiliyor.Çok beğendim ve kesinlikle tavsiye ederim.
Oğlunu ve kocasını, Arsenal maçında patlatılan bir bombayla kaybeden bir kadının hikayesidir. Yaşadığı olayların acısı, kini, üzüntüsüyle belki kafayı yemesiyle birlikte, Usame Bin Ladin'e mektup yazar.

Ülkemizde çok fazla terör olayı oldu. Başka ülkelerdede oldu. İngiltere, Fransa ve daha nicesi. İnsanlar öldü. Siviller.. Hiçbir suçu olmayan insanlar öldü. Ölenler bizden biriydi ama biz yaşadığımız anla o kadar ilgiliyiz ki, geçmişteki acıları unutuyor ve hiç ders çıkarmıyoruz. Bu kitabı okumaktaki en büyük hedefim buydu. Unutmamak, ne yaşadıklarını bilmek ve unutturmamak.
Kitaplarımı karıştırırken buldum. Yorum yazmadığımın farkına vardım. Okurken 1k`da daha yeniydim haliyle o zamanlar hem dil bilgim yetersizliğinden hem de biraz çekingenliğimden yorum yapmamıştım. Şimdiye kısmetmiş :)

Kitab`ın kapağında " ikinci Uçurtma Avcısı " yazılmıştı galiba. Bu kitabı okumam için fırsat doğurmuş bi de kitapdan uzaklaştırmıştı. Çünkü benim için tek bir "Uçurtma Avcısı " vardı. İkincisi olamazdı. Bundan dolayı kapağına o başlığı atmak bana çok yalnış geliyor. İnsanlar o başlığı gördükleri anda öfkelenirler. " Neden kendin olmuyorsun da başkasının başarısından kendine de pay çıkarmaya çalışıyorsun " diye.

"Uçurtma Avcısı" ile uzaktan yakından tek alakası- karekterlerin iki kitabda da çocuk olması, ülkelerinde yaşanan savaş yüzünden madur kalmaları. Başka da bir benzerlik yoktu. Bu konuysa bir çok kitaplarda mevcut. O zaman tüm bu tarz kitaplar " İkinci bir Uçurtma Avcısı mı olmalı? ".

Kitapta sevmediğim yerler vardı. Bunlar bende saklı kalsın :) Sevdiğim yerlerse : Kızın isminin son ana kadar bize hep Küçük Arı olarak söyletilmesi. Küçük Arı`nın yaşadıkları, savaş, toplama kampındakı insanların yaşadıklarının okuyucuya güzel geçirilmiş olması.

Şahsi fikrim " Uçurtma Avcısı " ile mukayese edilmezse okunabilir kitaplardan.

Keyifli okumalar.
Çok farklı ilk başta insan ne olduğunu anlayamıyor.Kitabın pek fazla akıcı bir yönü yok ilerleyen zamanlarda daha heyecanlı olacağını umuyorum.
Bu kitabın " Uçurtma Avcısı " kitabı ile tek ortak noktası vardı oda kitabın baş kahramanlarının çocuk olması ve onların ağzından kağıda aktarılmasıydı...
Küçük Arı yaşadığı bölgedeki tehlikeleri ve ailesinin başına gelenleri sade bir dil ile anlatıyor...
Petrol için ülkesinin esaretinden bahsederken, ailelerin yaşadığı sorunlar ve göçleri anlatışı insanı duygulandırıyor...
Kitap genel anlamda güzeldi. Uykusuz kalmanıza sebebiyet verecek şekilde sürükleyiciydi. Kitabın ilk başında yazar, size tüm kişileri veriyor. Aradaki bağlantıları yavaş yavaş çözümlüyor. Bu da kitaba olan ilginizin düşmemesini sağlıyor. Aslında Küçük Arı'nın hikayesinin ahım şahım bir yanı yok. Sadece yazar bilgileri size öyle bir ustalıkla sunmuş ki, sizi bu çözümleme duygusu ve gerçeğe kavuşma heyecanı için sayfaları yutuyorsunuz. Kitabın sonunda hüsrana uğradığımı söyleyebilirim. Dikkat bu satırlardan sonra spoi içerecek incelemem. Hikayenin, gerçek bir olaydan alıntı yapılarak oluşturulduğunu düşünürken, kitabın sonundaki açıklamadan sonra kandırıldığımı düşündüm. Baştan kitabın sonuna göz atsaydım, bu kitabı hiç okumazdım. Bu kadar drama giripte gerçeğe dayanan bir şey söz konusu değilse, gidip Stephen King okurdum.
Yıllar önce okumama rağmen hala hatırladıkça ağlama isteği uyandırıyor bende. Acılarınıza bir acı daha katmak istemezseniz okumayın. Küçük arı sizinde acınız olarak kalacak çünkü. Ama yok bu acı zaten bizim acımız, tüm insanlığın, diyorsanız okuyun, hep birlikte ağlayalım.
Bu kitapta özgürlüğün önemini daha çok anladım. Herkesin okuması lazım kesinlikkle okuyun. Küçük arı herkes tarafïndan sevilen bir kitap olmasï için bence okuyun
Öncelikle kitabın dili sade, akıcı, sürükleyici Konusuna kısaca değinmek gerekirse; Nijeryalı kod adı küçük arı olan minik mücadeleci ürkek bir kalbin hikayesi bu... Adı küçük arı çünkü yaşamalı. Küçük göçmen kızın hayata tutunuşu, yaşam mücadelesi, görmemesi ve tanık olmaması gereken ölümler intiharlar, sadece daha cok para için hırs için doymak bilmeyen büyükler için ailesinden koparılışı, beyaz bir kadınla kötü tanışması ve tam o anda ablasının gözünün önünde türlü işkencelerle yok edilişi.
Beyaz bir kadının siyahi küçük arı için mücadelesi ve uvzunu feda etmesi, pişmanlıklarla dolu bir babanın kimlik bunalımıyla yaşamına son vermesi ve herşeyden habersiz batman kostümlü aklınca kötülüklerle baş eden charlie...
Sonunda udonun teslimiyeti...

Udo: barış demektir.
Barış: insanların birbirlerine gerçek adlarını söyleyebildikleri bir zamandır.
Bu kitaba aslında çok büyük umutlarla başladım diyebiliriz.Lâkin kitap beni saramadı.Hani bazı kitapları bitirmek için sonunu beklersiniz ya bende aynısını bu kitapta yaşadım.Ama siz yinede bir şans verin.

Yazarın biyografisi

Adı:
Chris Cleave
Unvan:
İngiliz Yazar ve Gazeteci
Doğum:
Londra, İngiltere, 1973
1973 yılında, Londra''da doğdu. Gazeteci, yazar. Kamerun''da yetişti. Buckinghamshire, Balliol College ve Oxford''da psikoloji okudu. Halen yaşamını; İngiltere eşi ve üç çocuğu ile birlikte sürdürmekte.

Yazar istatistikleri

  • 45 okur beğendi.
  • 1.940 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 378 okur okuyacak.
  • 31 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları