Geri Bildirim
Duygu Kaçaranoğlu

Duygu Kaçaranoğlu

10.0/10
5 Kişi
·
9
Okunma
·
0
Beğeni
·
784
Gösterim
Adı:
Duygu Kaçaranoğlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
Rize, 1971
1971 yılında Rize'de doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Fem Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun olduktan sonra 4 yıl süreyle tarih öğretmenliği yaptı. Kültür Yayınları ve Timaş Yayınlarında tarih editörü olarak çalıştı. Duygu Kaçaranoğlu halen tarih alanındaki çalışmalarına devam etmektedir.
Biruni, insanların üç şey yüzünden mutsuz olacağını söylüyordu;
- Kıskançlık yaparak başkalarının elinde olana göz dikmek.
- Kendini her konuda insanlardan üstün görmek.
- Fal ve uğursuzluk gibi boş inançlara kapılmak.
Büyük bilgin, kendisi için istediği iyi ve güzel şeyleri diğer insanlar için de isteyen, sadece kendini değil başkalarını da düşünen insanların gerçek kahramanlar olduklarını savundu...
Pisagor, " İnsanlar " 1 " ile sayar, " 1 " ile düşünür. Derse " 1 " ile başlanır. " 1 " bilenle bilineni, düşünenle düşünüleni birleştiren ortak bir ölçüdür. Bu ölçünün öteki ucunu görebilmek için onunla birleşmek gerekir. İnsan, eşya gibi edilgen değil, " 1 " gibi etkin olmalıdır, kendini böylesine yükseltmek için sıkı çalışmalıdır. " diyordu.
Öklid, İskenderiye Museum'un en saygın hocalarından biriydi. Mısır Kralı Ptolemy bazen Öklid'in derslerine katılırdı. Öklid'in geometri üzerine yazdığı kitabı okuyan kral, bazı konuları anlamakta zorlanmış olacak ki Öklid'e; " Geometri üzerine yazdığın kitap çok güzel ama bu eseri anlamakta biraz zorlandım. Bu bilgileri öğrenebileceğim daha kısa ve kolay bir yol yok mu? " diye sordu. Öklid, gayet sakin bir şekilde cevap verdi;
" ÖZÜR DİLERİM EFENDİM AMA GEOMETRİYE GİDEN ÖZEL BİR KRAL YOLU YOKTUR! "
Ünlü bilgin bu cevapla; hiç kimseye özel bir geometri öğrenme yönteminin olmadığını bir bilgine yakışır şekilde ifade etmiş oldu.
Öncelikle matematik de bir çeşit dildir, sayılarla konuşan bir dil. İtalyan bilgin Galileo bunu şöyle ifade eder; " Evreni anlamak istiyorsanız, önce onun yazıldığı dili öğrenmelisiniz. Evren matematik diliyle yazılmıştır. "
Eski çağlardan günümüze kadar gelen kil tabletlerden anlaşıldığına göre; insanlar matematik hesaplamaları yaparken önceleri sıfır yerine hiç bir şey koymamışlar.
Babilliler, milattan önce günümüzde kıllandığımızdan farklı olan bir basamak değerli sayı sistemi kullanmış. Ne var ki " 0 " rakamını kullanmadıkları için bazı karışıklıklar olmuş. Mesela; 1018 sayısı sıfır koymadan yazıldığında 118 olarak okunur. Bu karışıklığı ortadan kaldıran yüzler basamağındaki " 0 " rakamıdır. Bu durumun hesaplamalarda karışıklığa yol açtığı fark edilince, boşluk bırakmayı tercih etmişler. Ama boşluk, sayıları ayırmak için de kullanıldığından iyi bir çözüm olmamış. Daha sonra, hesaplamalarda sıfır konulacak yere nokta gibi başka ifadeler kullanılmaya başlanmış.
...
Böylece sıfır, matematik işlemlerinde ne kadar değerli ve önemli olduğunu açıklayacak, ona bir kimlik kazandıracak başka bir bilginin gelmesini ve keşfedilmeyi beklemeye başlamış. İki asır sonra gelecek ünlü matematik dehası Harezmi'ye kadar...
Altın oran, evrende canlı ve cansız birçok varlığın şeklinde bulunan özel bir orandır. Ünlü Yunan filozof Platon'un; " Kozmik fiziğin anahtarı. " dediği bu oranın nasıl ve ne şekilde keşfedildiğini bilmiyoruz. Ama altın oranın matematiksel karşılığını ortaya çıkaran matematikçi Leonardo Fibonecci'dir.
Kitapta Doğu ve Batının gelmiş geçmiş, en iyi matematikçileri olan; Pisagor, Öklid, Aryabhatta, Harezmi, Ebu'l Vefa Buscani, Biruni, Leonardo Fibonacci, Carl Frıedrıch Gauss, Sophıe Germain, Niels Henrik Abel ve Cahit Arf ile sayıların dünyasına harika bir yolculuğa çıkacaksınız. Matematik bir çoğumuzun okul yıllarında, korkulu rüyası olmuştur. Aslında bu matematiği sevmediğimiz anlamına gelmez. Eğer okul da, matematiğin soyut bir kavram olduğu için, öğrenilmesi çok zor bir ders olduğuna dem vurulmasa, belki de hepimizin korkulu rüyası değil, tam tersine zevkine vararak işleyeceğimiz bir ders olacaktır. Tabii ki bunda eğitimcilerin, katkı payı çoktur. Şahsen benim ortaokul yıllarımda nefret ettiğim bir ders olan matematik, lise de en çok sevdiğim ders olmuştur. Çünkü, muhteşem bir öğretmenimiz vardı. Ders sona ermesin diye, yapmadığımız, şaklabanlıklar kalmazdı. Her daim kendisini rahmetle anarım. Ve böylece hepimizin hayatına yön veren idealist eğitimciler, yıllar sonra bile sevgi ve özlemle anılırlar. Ünlü matematikçi Gauss, " Bu yüce bilimin olağanüstü çekim gücü, kendisini ancak içine girmeye cesareti olanlara gösterir. " der. Nitekim bilim adamları, evrende var olan her şeyde ve dahi insan vücudunda bile, muntazam bir düzende işleyen matematiksel bir ahengin varlığını ispat etmişlerdir. Hatta bilim adamları sözlerini vurgulamak için bile, matematiksel terimlerden faydalanmışlardır. Mesela Newton; " İnsanlar sayılar gibidir, o insanın değeri ise, o sayının içinde bulunduğu sayı ile ölçülür. " demiştir. Ne kadar manidar bir söz. Bunun gibi yüzlercesini sayabiliriz. İşte matematik o kadar içimize yer etmiş ki, insanlık ve matematik ayrılmaz bir bütünün parçaları diyebiliriz.
Matematiğin ilk olarak nerede ve nasıl çıktığını, hangi medeniyetlerin katkılarıyla günümüzdeki gelişmiş seviyesine ulaştığını öğrenmek ayrıca bilginlerimizi de kısaca tanımak isteyen okurlar resimlerle zenginleştirilmiş bu kitabı okumalısınız. Özellikle matematiği sevmeyen çocuklarınıza mutlaka okutun!...
Araştırmayı seviyorsan,filozoflarla ilgileniyosan kesinlikle okumalısın.Benim projelerimde bana çok yardımcı oldu.Ve birçok şey öğrendim.Diğer serilerini de alıp,okumak için sabırsızlanıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Duygu Kaçaranoğlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
Rize, 1971
1971 yılında Rize'de doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Fem Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun olduktan sonra 4 yıl süreyle tarih öğretmenliği yaptı. Kültür Yayınları ve Timaş Yayınlarında tarih editörü olarak çalıştı. Duygu Kaçaranoğlu halen tarih alanındaki çalışmalarına devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.