Şirkette sohbet ederken şaşırarak ayırdına vardığım bir konu var. Genç nesil, yani 30lu yaşlarının başlarında olanlar ve daha küçükler, AKP iktidarından önceki dönemi hiç bilmiyorlar. Yani Kenan Evren’li, Demirel’li, Özal’lı, Ecevit’li, Erbakan’lı, bol koalisyonlu, gazetecilerin bomba gibi dosyalarla siyasileri sıkıştırdığı, açık oturumlarda rakip parti liderlerinin kozlarını paylaştığı -Amerikan seçimleri öncesi hala yapıldığı gibi- yıllar çok ama çok gerilerde kalmış.
Erdal İnönü o dönemin, yukarıdaki starlar kadar olmasa da, önemli oyuncularından biri. Kurtuluş Savaşı kahramanımız ve 2. Cumhurbaşkanımız -yakın zamanlarda da birçok siyasi söylemde adı geçen- İsmet İnönü’nün 2 numaralı oğlu olan Erdal İnönü, uzun ve başarılı kuramsal fizik kariyeri sonrası baskılara dayanamayıp solda bir parti kurmuş ve 1983’ten 1993’e kadar toplam 10 yıl Türk siyasetinin önemli oyuncularından biri olmuştu. İşte bu kitap Erdal İnönü’nün emekliliği sonrası yayınladığı “anılar” serisinin ilk kitabı. Yıllar önce almış ve bir kısmını okumuş, sonra rafa kaldırmıştım; dönemle ilgili araştırmalar yaparken tekrar elime alıp tamamlamak istedim.
Kitap hakkında görüşlerimi yazmadan önce kısaca dönemin siyasi durumunu açıklamak isterim. 1980 darbesi öldürdüğü, işkencelerde hayatlarını kararttığı, hapislerde çürüttüğü onbinlerce vatandaşımızın yanısıra tüm siyasi partilerin üzerinden de buldozer gibi geçmiş. Tüm partiler kapatılmış ve tüm parti liderleri, kısa süreli hapislerden sonra serbest bırakılmış ama yasaklanmış. Dolayısıyla 1983 yılına kadar geçen 3 yıl boyunca tüm ülkede sadece darbeci Kenan Evren ve silah arkadaşlarının borusu ötmüş. 1983’te artık bu durumdan duyulan rahatsızlık dillenmeye başlayınca ve toplumda demokrasiye dönüş talepleri daha açıktan konuşulur olduğunda, darbe öncesi
“Anılar ve Düşünceler”in ilk cildinin incelemesine şöyle başlamışım: “Şirkette sohbet ederken şaşırarak ayırdına vardığım bir konu var. Genç nesil, yani 30lu yaşlarının başlarında olanlar ve daha küçükler, AKP iktidarından önceki dönemi hiç bilmiyorlar. Yani Kenan Evren’li, Demirel’li, Özal’lı, Ecevit’li, Erbakan’lı, bol koalisyonlu, gazetecilerin bomba gibi dosyalarla siyasileri sıkıştırdığı, açık oturumlarda rakip parti liderlerinin kozlarını paylaştığı -Amerikan seçimleri öncesi hala yapıldığı gibi- yıllar çok ama çok gerilerde kalmış.”
Hala aynı fikirdeyim. Arada geçen sürede konuştuğum çok sayıda genç de bana hep aynı şeyi söylediler; “biz tek bir partinin iktidarını gördük; öyle rakip partilerin karşı karşıya gelip seçim vaatlerini tartıştığı programlara yetişemedik.” dediler. Dönemin mizah dergilerindeki -özellikle Gırgır- siyasi karikatürleri ise şaşkınlıkla karşıladılar; mizahın böyle yapılabileceğini, politikacılarla bu kadar açıktan dalga geçilebileceğini akılları almadı.
Kenan Evren ve şürekası 1980 darbesi tüm siyasi partileri kapatıp milletin üzerinden silindir gibi geçtikten sonra ekonomi yönetiminde çuvallayınca 1983’te tekrar demokrasiye dönme kararı verirler. Tabii ki bu yine güdümlü bir demokrasi olacaktır; hangi partilerin kurulabileceğine, partilere kimlerin üye olabileceğine, belediye başkanı ve milletvekili adaylarının hepsine karışırlar. Başka bir deyişle kayıt üzerinde demokrasiye geçilir, ancak ipler hala askeri yönetimin elindedir.
Bu dönemde, kapatılan CHP’nin yasaklı eski topları tarafından ikna edilen Erdal İnönü, SODEP’i (Sosyal Demokrat Parti) kurarak siyasete girer. Tanınan bir kuramsal fizikçi ve akademisyen olan Erdal İnönü’nün 10 yıl süren siyasi hayatının bir kısmını hatırlıyorum. Kendisinin farklı fiziği, ses tonu, konuşma tarzı
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Siyasi tarih niyetiyle okunmaz. İçinde Atatürk, İsmet İnönü ve kendi siyasi yaşamından eser miktarda söz etmiş. Kendi düşüncelerinden bahsetmiş. Hatırat olarak değerlendirilemez.
Kitapta çok ilgimi çeken bir bölüm var. Erdal Inönü fizik okumak istiyor ve bunun için İstanbul'a gitmesi gerekiyor. Çünkü o dönemde sadece İstanbul Üniversitesi'nde fizik bölümü var. Erdal Inönü'nün abisi Ömer İnönü, üniversite tahsili için İstanbul'a girmiş ve annesi Mevhibe İnönü buna çok üzülmüş, bu yüzden de Erdal'ın uzakta okumasını istemiyor. Mevhibe Hanım'ın İsmet İnönü nezdindeki girişimleri olumlu sonuç veroyor ve Ankara'da bir Fen Fakültesi açmaya karar veriliyor. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in çalışmaları sonucunda yeni bir fakülte açılıyor ve Erdal İnönü orada okuyor.
1980 ile 1995 arasında olanları öğrenmek isteyenler için başvuru kitabıdır.Güzel ve yalın bir dille yaşamını, Tükiye'nin siyasal dönüşümlerini, Türkiye siyasetine neler kazandırdığını, yasaklı ve bol yasalı dönemde kıyıma uğrayan kesim ve kişileri çıplak karelerle göz önüne seren İnönü, bugün yaşanmakta olan olay ve olguların ekseriyetle karşımıza çıkmasının nedenini sunmayla paralel aynı şeylerin geçmişte de gelecekte de yaşanmasının sebebi yol ve yöntemlerin akli olmamasına ve samimiyetsizliğe bağlamaktadır. Kürt siyasetinin açmazları hakkında bilgi sunan bu eser derin bilgilere yer vermese de satır aralarından çıkaracağınız çok şey var, diyebilirim. Dışta Libya,Irak,İtalya'da yaşanan olaylarını, içte yaşanan Sivas Olayını, 1402 sayılı yasayla atılan memur-üniversite eğitmenlerinin akıbetini anlatmakta ve güncel olaylara bakışta hafızaları yenilemektedir. İyi Okumalar...