Françoise Sagan

Françoise Sagan

Yazar
6.9/10
18 Kişi
·
41
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.748
Gösterim
Adı:
Françoise Sagan
Tam adı:
Françoise Quoirez
Unvan:
Fransız oyun yazarı, romancı ve senaryo yazarı
Doğum:
Cajarc, Fransa, 21 Haziran 1935
Ölüm:
Honfleur, Fransa, 24 Eylül 2004
Françoise Sagan (21 Haziran 1935–24 Eylül 2004) veya asıl adıyla Françoise Quoirez, Fransız oyun yazarı, romancı ve senaryo yazarı. Sanatçı, François Mauriac tarafından verilen "alımlı küçük canavar" takma adıyla da bilinmektedir. Sagan, havalı burjuva karakterler içeren güçlü romantik eserleriyle tanınmaktadır.

Hayatı

Sagan, Fransa'nın Cajarc kentinde dünyaya geldi ve bu kentin de içinde bulunduğu Lot ilinde büyüdü. Çocukluğunda hayvanlara karşı özel bir hayranlığı vardı. Bu dönemde 'Kiki' takma adıyla çağrılan Sagan, zengin bir ailenin en küçük kızıydı. Babası bir şirketin genel müdürü, annesi toprak sahibi bir ailenin kızıydı. Savaş döneminde Dauphiné'e yerleşen aile, ardından Vercors'a gitti. Sagan, 1953 yılındaki Sorbonne'a giriş sınavlarını kazanamadı. Aşırı savurgan yaşam tarzıyla bilinen sanatçı, yine de bu okula daha sonra girdi fakat mezun olmadan ayrıldı.

İlk romanı Günaydın Hüzün, 1954 yılında, Sagan 18 yaşındayken satışa sunuldu. Kitap kısa sürede uluslararası çapta başarı elde etti. Kitapta on yedi yaşındaki Cécile'in zevk düşkünü hayatı anlatılır. Romanda ayrıca kahramanın erkek arkadaşıyla olan ilişkileri ve zina tutkunu-eğlence düşkünü babasının tutumuna da yer verilir. Roman, Simon & Garfunkel'in "The Sounds of Silence" adlı şarkısında esin kaynağı oldu. Sanatçının takma adı, Marcel Proust'ın "Kayıp Zamanın İzinde" adlı kitabındaki 'Sagan Prensesi' karakterinden esinlenilerek verildi.

Sagan'ın karakterleri, J.D. Salinger'in eserlerindekine benzer bir şekilde bozulmuş gençlik için birer ikon oldu. 1996 yılına kadar düzinelerce eser veren Sagan'ın bu eserlerinden bazıları sinemaya uyarlandı. Sanatçı, nouveaux roman tarzının popüler olduğu dönemde bile sadece Fransız psikolojik romanlar yazdı. Karakterlerinin konuşmalarında sıklıklavaroluşçu duygulara rastlanır. Buna ek olarak sanatçının yazdığı şarkı sözleri ve senaryo yazıları bulunmaktadır.

Özel yaşamı

Sagan, iki kez evlendi. Bunların ilkini 13 Mart 1958 tarihinde kendinden yirmi yaş büyük bir editör olan Guy Schoeller ile yaptı. Bu ilk evliliği Haziran 1960'ta noktalandı. Daha sonra ise 10 Ocak 1962 tarihinde Bob Westhof adlı Amerikalı bir çömlekçiyle evlendi. Bu son evliliği ise 1963 yılında bitti. Haziran 1963'te ise oğlu Denis dünyaya geldi. Sonraları ise lezbiyen olarak takılmayı sürdürmeyi seçen Sagan, bu bağlamda bir moda stilisti olan Peggy Roche ile birliktelik yaşamaya başladı. Ancak sonrasında evli bir erkek olan Bernard Frank ise beraber oldu. Daha sonra tekrar Fransız Playboy dergisinde editör olan Annick Geille ile lezbiyen birliktelik yaşadı.

Sagan Amerika Birleşik Devletleri'nde gezmeyi severdi. Bu geziler sırasında çoğunlukla Truman Capote ve Ava Gardner gibi isimlerle görüntülenirdi. 14 Nisan 1957 tarihindeAston Martin marka spor arabasıyla kaza yaşayan yazar, bir süre komada kaldı. Otomobil tutkunu olan Sagan'ın bir Jaguar ve kumar oynamaya giderken kullandığı bir Monte Carlo marka arabası bulunmaktaydı.

1990'larda kokain kullandığı gerekçesiyle tutuklanan Sagan, hayatının belli dönemlerinde uyuşturucu bağımlılığı yaşadı. Öyle ki, kendisi hakkında bilinen bir olayda; evinde uyuşturucu aramaya gelen polis köpeğinin uyuşturucuyu bulup yalaması sonrasında Sagan, polise "Bak! O da bunu sevdi." şeklinde bir cümle kurmuştur.

Ölümü

2000'lere gelindiğinde yazarın sağlığı kötüleşti. Öyle ki 2002 yılında yargılandığı vergi kaçakçılığı davasına katılamadı. Bu nedenle cezası askıya alındı. Françoise Sagan 24 Eylül 2004 tarihinde, 69 yaşındayken Honfleur, Calvados'ta akciğer ambolisi geçirerek öldü.

Ölümü sonrasında Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac: "Onun ölümüyle Fransa tarihinin en parlak ve hassas yazarlarından birini kaybetti. O ayrıca edebi hayatımızda seçkin bir yere sahip olan yazarlardandı." yorumunu yaptı.

Film

Sagan'ın yaşamı, Diane Kurys tarafından yönetilen "Sagan" adlı biyografik filmde yer aldı. Bu film, Fransa'da 11 Haziran 2008'de gösterime girdi. Fransız aktris Sylvie Testud, Sagan'ın rolünü üstlendi.
Yaşamınızı karışık bir bilmeceye döndürmeyin. Boyuna kafanızı yoruyorsunuz, sonra da hüzünleniyorsunuz. Size yakışmıyor böyle olmak.
Bir gün heyecanla, tutkuyla birini seveceğim.
Bir yol arayacağım ona doğru.
Sakına sakına, usul usul, elim titreyerek...
Bir duygu ki bu bilmiyorum nedir
Verdiği iç sıkıntısı da
Gönlümü tatlı tatlı sarışı da
Bir an bırakmıyor beni...
142 syf.
·1 günde·7/10
Kitabı elime aldığımda sıradan bir aşk romanı okuyacağımı düşünüyordum. Fakat ne kadar aşk üzerine yazılmış bir hikaye gibi görünse de, bir trajedinin hikayesi bu aslında. Bana bolca "Muhteşem Gatsby"yi çağrıştıran bu trajik hikayenin kahramanları; çocuk ruhlu çapkın bir dul olan baba ve onun 17 yaşındaki ergen kızı. Çocukluğunu yatılı okulda, son iki yılını ise hovarda babasıyla eğlenceli ortamlarda geçiren Cecile, babasının nezih ama kuralcı bir kadın olan Anne ile evleneceğini açıklamasıyla bir duygu ve düşünce karmaşasına düşer. Eğlenceli hayatlarının bozulmaması için bir oyun düzenleyip Anne'den kurtulmak isteyen Cecile, bu isteğinin sonuçlarıyla düşündüğünden çabuk yüzleşecektir. Metnini uzun zaman önce duyduğum Hoş Geldin Hüzün'ü kütüphanemde görünce nasıl bir istekle okumaya başladım, varın siz tahmin edin. Ancak beni, öyle abartıldığı kadar etkilediğini söyleyemeyeceğim. Yine de ödüllü bir yazar olan Bayan Sagan ile tanışmak için güzel bir seçim olacağı kanısındayım. Tavsiye ederim. =)
120 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Annesinin kaybından sonra babasıyla yaşayan on yedi yaşındaki Cecile'nin, babasının hayatına kalıcı olarak girmeye kararlı Anne Larsen'e açtığı sessiz savaş anlatılmış. Baskın bir karakter olan tehlikeli Anne'e oynadığı kusursuz oyun entrika yumağına döner... 1950'lerde Françoise Sagan'ın on sekiz yaşında kaleme aldığı eserde masumiyetin kayboluşu en cesur haliyle anlatılmış...
156 syf.
·2 günde·8/10
Bir dönem çok popüler olmuş bu romanı ne zamandır okumak istiyordum. Yazıldığı döneme göre cesur bir roman olarak nitelendirilebilir ama günümüzde yazılsa aynı ilgiyi görmezdi sanırım. Merhaba Hüzün ismi gibi hüzünlü bir sona sahip.Kahramanımız ergenlik sorunlarıyla boğuşan, annesi öldüğü için çapkın babasıyla yalnız yaşayan genç bir kız. Başlarda uçarı babanın kızı da uçarı diyemesek de vurdumduymaz bir karaktere sahip. Babasının sevgilisi Elsa da onlarla beraber yaşıyor. Kızımızın öpüşmekten ileri gitmediği ,kendi yaşlarında bir de sevgilisi var. Bu tatlı hayat geçmişte kızımıza manevi annelik de yapan Ann'in gelmesiyle bozulur. Ann güzel,eğitimli, asil ve olgun bir kadındır. Elsa ise gençliğin güzelliğine sahip olsa da bunun dışında özelliği olmayan bir kadındır. Sesil'in babası da aradaki farkı görür ve Ann'le evlenmeye karar verir. Bundan sonrası Sesil'in iç hesaplaşmaları, entrika çevirmesi,Ann'i sevip sevmemediğine karar verememesi..vb. şekilde devam eder. Burjuva çevresini anlattığı bu ilk romanını 18 yaşında yazdığını bilmek,doğal olarak biyografik bir roman mı sorusunu akla getiriyor. Ergen bir kızın gözünden anlatılan bu roman günümüzde yazılsaydı ,çok iyi bir dizi senaryosu haline getirilirdi. Duyguların ve karakterlerin iyi anlatıldığı , güzel bir gençlik romanı.
125 syf.
·1/10
Kitabın ismi dikkatimi çektiği için başladım. Matthieu, adındaki karakterin öleceğini öğrendikten sonra gün içindeki ruh halini, arkadaşı ve sevdikleriyle bu haberi paylaşmasını, duygusal karmaşasını anlatıyordu kitap. Bir gün içinde yaşamının altı ay sonra sona ereceğini düşünerek geçirdi. Okumasam da olurdu, bu kitabın anlatmak istediği düşünceyi bir araya toparlayamıyorum.
120 syf.
·Beğendi
Filmlerin,kitapların mutlu sonlarına o kadar alıştırmışlar ki bizi bu kitabın kötü bitmesi ağlattı beni.
Anne(kadının ismi anne)... Geri dönecek ve herşey düzelicek diye düşünürken...Aaah aahhh öyle işte.!
120 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı okumamdaki ilk etken doğrusu yazarın 20 yaşında dünyaya gözlerini yummuş olmasıydı. Yazar kısacık yaşamına 2 tane roman sığdırmayı başarmış .Henüz bir tanesini okudum ve sıradan bir aşk romanı değildi. Raymond Radiguet ismini çoğumuz gibi bende ilk defa duydum. Yazar bu kitabında 16 yaşında daha lise yıllarındaki bir çocuğun , 19-20 yaşlarında romanın başında nişanlı daha sonra evlenen bir kadına aşkından bahsediyor. Romanı cazibeli kılan şey benim için aşkın en dolu dolu yaşandığı lise yıllarındaki doyumsuzluğun sembolize edilmiş olmasıoldu. Kitabı okumakta bence fayda var. Şimdiden iyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Françoise Sagan
Tam adı:
Françoise Quoirez
Unvan:
Fransız oyun yazarı, romancı ve senaryo yazarı
Doğum:
Cajarc, Fransa, 21 Haziran 1935
Ölüm:
Honfleur, Fransa, 24 Eylül 2004
Françoise Sagan (21 Haziran 1935–24 Eylül 2004) veya asıl adıyla Françoise Quoirez, Fransız oyun yazarı, romancı ve senaryo yazarı. Sanatçı, François Mauriac tarafından verilen "alımlı küçük canavar" takma adıyla da bilinmektedir. Sagan, havalı burjuva karakterler içeren güçlü romantik eserleriyle tanınmaktadır.

Hayatı

Sagan, Fransa'nın Cajarc kentinde dünyaya geldi ve bu kentin de içinde bulunduğu Lot ilinde büyüdü. Çocukluğunda hayvanlara karşı özel bir hayranlığı vardı. Bu dönemde 'Kiki' takma adıyla çağrılan Sagan, zengin bir ailenin en küçük kızıydı. Babası bir şirketin genel müdürü, annesi toprak sahibi bir ailenin kızıydı. Savaş döneminde Dauphiné'e yerleşen aile, ardından Vercors'a gitti. Sagan, 1953 yılındaki Sorbonne'a giriş sınavlarını kazanamadı. Aşırı savurgan yaşam tarzıyla bilinen sanatçı, yine de bu okula daha sonra girdi fakat mezun olmadan ayrıldı.

İlk romanı Günaydın Hüzün, 1954 yılında, Sagan 18 yaşındayken satışa sunuldu. Kitap kısa sürede uluslararası çapta başarı elde etti. Kitapta on yedi yaşındaki Cécile'in zevk düşkünü hayatı anlatılır. Romanda ayrıca kahramanın erkek arkadaşıyla olan ilişkileri ve zina tutkunu-eğlence düşkünü babasının tutumuna da yer verilir. Roman, Simon & Garfunkel'in "The Sounds of Silence" adlı şarkısında esin kaynağı oldu. Sanatçının takma adı, Marcel Proust'ın "Kayıp Zamanın İzinde" adlı kitabındaki 'Sagan Prensesi' karakterinden esinlenilerek verildi.

Sagan'ın karakterleri, J.D. Salinger'in eserlerindekine benzer bir şekilde bozulmuş gençlik için birer ikon oldu. 1996 yılına kadar düzinelerce eser veren Sagan'ın bu eserlerinden bazıları sinemaya uyarlandı. Sanatçı, nouveaux roman tarzının popüler olduğu dönemde bile sadece Fransız psikolojik romanlar yazdı. Karakterlerinin konuşmalarında sıklıklavaroluşçu duygulara rastlanır. Buna ek olarak sanatçının yazdığı şarkı sözleri ve senaryo yazıları bulunmaktadır.

Özel yaşamı

Sagan, iki kez evlendi. Bunların ilkini 13 Mart 1958 tarihinde kendinden yirmi yaş büyük bir editör olan Guy Schoeller ile yaptı. Bu ilk evliliği Haziran 1960'ta noktalandı. Daha sonra ise 10 Ocak 1962 tarihinde Bob Westhof adlı Amerikalı bir çömlekçiyle evlendi. Bu son evliliği ise 1963 yılında bitti. Haziran 1963'te ise oğlu Denis dünyaya geldi. Sonraları ise lezbiyen olarak takılmayı sürdürmeyi seçen Sagan, bu bağlamda bir moda stilisti olan Peggy Roche ile birliktelik yaşamaya başladı. Ancak sonrasında evli bir erkek olan Bernard Frank ise beraber oldu. Daha sonra tekrar Fransız Playboy dergisinde editör olan Annick Geille ile lezbiyen birliktelik yaşadı.

Sagan Amerika Birleşik Devletleri'nde gezmeyi severdi. Bu geziler sırasında çoğunlukla Truman Capote ve Ava Gardner gibi isimlerle görüntülenirdi. 14 Nisan 1957 tarihindeAston Martin marka spor arabasıyla kaza yaşayan yazar, bir süre komada kaldı. Otomobil tutkunu olan Sagan'ın bir Jaguar ve kumar oynamaya giderken kullandığı bir Monte Carlo marka arabası bulunmaktaydı.

1990'larda kokain kullandığı gerekçesiyle tutuklanan Sagan, hayatının belli dönemlerinde uyuşturucu bağımlılığı yaşadı. Öyle ki, kendisi hakkında bilinen bir olayda; evinde uyuşturucu aramaya gelen polis köpeğinin uyuşturucuyu bulup yalaması sonrasında Sagan, polise "Bak! O da bunu sevdi." şeklinde bir cümle kurmuştur.

Ölümü

2000'lere gelindiğinde yazarın sağlığı kötüleşti. Öyle ki 2002 yılında yargılandığı vergi kaçakçılığı davasına katılamadı. Bu nedenle cezası askıya alındı. Françoise Sagan 24 Eylül 2004 tarihinde, 69 yaşındayken Honfleur, Calvados'ta akciğer ambolisi geçirerek öldü.

Ölümü sonrasında Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac: "Onun ölümüyle Fransa tarihinin en parlak ve hassas yazarlarından birini kaybetti. O ayrıca edebi hayatımızda seçkin bir yere sahip olan yazarlardandı." yorumunu yaptı.

Film

Sagan'ın yaşamı, Diane Kurys tarafından yönetilen "Sagan" adlı biyografik filmde yer aldı. Bu film, Fransa'da 11 Haziran 2008'de gösterime girdi. Fransız aktris Sylvie Testud, Sagan'ın rolünü üstlendi.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 41 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 48 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.