Gamze Güller

Gamze Güller

Yazar
8.2/10
31 Kişi
·
73
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.560
Gösterim
Adı:
Gamze Güller
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 19 Mayıs 1970
19 Mayıs 1970 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimimi TED Ankara Koleji’nde, lisans ve yüksek lisans eğitimini İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde tamamladı. Çeşitli inşaat firmalarında görev yaptı ve yurtdışı projeleri nedeniyle Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Özbekistan, Irak gibi ülkelerde yaşadı. Hâlen Ankara’da Proje Koordinatörü olarak çalışıyor. İngilizce, İtalyanca ve Rusça biliyor. 2005 yılında Um:ag bünyesinde “Yazma” ve 2006 yılında “Uygulamalı Öykü” seminerlerine katıldı. Yine 2006 yılında “Felsefe tarihi, Varoluşçuluk, Sanat Felsefesi, Estetik” dersleri aldı. 2007 yılından itibaren Kitap-lık, Karşın, Lacivert, Patika gibi edebiyat dergilerinde çeşitli öyküleri yayımlandı. 2007 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nda “Otel” isimli öyküsü “Okunmaya Değer Öyküler” kategorisinde anıldı. 2007 Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali Öykü Yarışması’nda “Dağların Soluğu” isimli öyküsüyle Onur Ödülü, 2007 Özgür Pencere Edebiyat Derneği Kadın Öyküleri Yarışması’nda “Gel Pisipisi” isimli öyküsüyle mansiyon aldı. Yazarın yakın dönem içinde Turkuvaz Kitap’tan yayımlanan “İçimdeki Kalabalık” adlı öykü kitabı ilgi gördü.
Bütün çer çöpü süpürdüm yerden. Kalan derdi tasayı süpürmeye başladım arkasından. Ne zamandır aradığım küpe koltuğun altındaymış! Toz yumağıyla birlikte neredeyse atacaktım. Üfleyip hemen kulağıma taktım. Köşe bucağı iyice sildim. Baktım yetmedi, biraz daha süpürdüm.Cam parçaları, ekmek kırıntıları, kalp kırıkları, ölü böcekler, yalan dolan, yanmış kibrit çöpleri, katılaşmış gözyaşları doldu da doldu el kadar faraşa. Temizlik güzel şey!
Hiç kalbinde kırmızı çiçekler açtı mı senin?’ diye sormuştu bana eskiden beni çok seven biri, anlamamıştım. Bir gün âşık oldum, anladım. Beklemenin sahip olmaktan daha güzel olduğunu, kalbime dikenlerini batırıp da kanatanın aslında kavuşmak olduğunu keşfettiğimde, artık genç bile sayılmazdım.
"Kimselere kendimi anlatmaya gücüm yok. Sadece geçiyor hayat. Yaşanması gerektiği gibi, olmsı gerektiği gibi ve benim istemedğim gibi... "
Küçükken defterlerimizin alt köşelerine birbirlerini takip eden resimler çizer, sonra da sayfaları hızla çevirerek kendi filmimizi yapardık. Hayatta da bunu becerebileceğimi sanmıştım.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Her kadın içinde bir güçle var olur,bu güç zedelenebilir/zedeleyebilir,eksilip çoğalabilir.Ama yaşam boyunca asla son bulmaz. ‘İçimdeki kalabalık’ da bu güce yoğunlaşıyor. On öyküden oluşan kitabın,dokuz öyküsünde kadınlar alıyor sözü, birinde ise Sedat Demir’in ifadesiyle ‘kahramanlığa öykünerek başrolü kapabilmiş’ bir erkeği görüyoruz.
.
Türk öykücülüğünün çok yoğun olduğunu düşünüyorum. Tanıştığım çoğu öykü yazarında farklı tatlar görüyor; -kısılmak istense de- çoksesliliğin varlığını hissediyorum. Sancılı karakterler, ayakları yere sağlam basan ama sonrasında tökezleme riski bulunanlar, inatçılar, sinirliler.. Kapısı farklı, göğü aynı evlere girip çıkıyorum her öyküde. Gamze Güller de on eve konuk etti beni. Üç evde örneğin çok rahatladım, biriktirdiğim öfkeyi kustum insanların yüzüne, ‘yanlışsınız! siz yalnızsınız!’ diye bağırdım. Bir evde ise vedalaştım aşk sanılan hastalıkla, bir diğerinde ev küçüldü de küçüldü, küçücük bir kutuya sığdı eklemlerim, hem de 25 sene..
.
Velhasıl hoş buldum, ‘içimde kalabalık’ı. Yük olmadan, yüklenmeden..
96 syf.
Gamze Güller okuyucular tarafından çok tanınmamasına rağmen, öyküleri ödül kazanmış bir yazar. Ben de kalemini tanıdığımdan beri , yazdığı kitapları okumaya çalışıyorum. Üç kitabı var; ikisi öykü biri roman.

"Beşinci Köşe" isimli kitabı ile yazar "2013 Orhan Kemal öykü ödülünü" kazanmış.
"İçimdeki Kalabalık" kitabında geçen “Dağların Soluğu” isimli öyküsü ile 2007 Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali Öykü Yarışmasında birincilik ödülü almış. 2007 Özgür Pencere Edebiyat Derneği Kadın Öyküleri Yarışmasında yine bu kitabında geçen "Gel Pisipisi” isimli öyküsüyle mansiyon almış. Bu kadar ödülü hak eden bir dili olduğunu ise, okuduğunuz hikayelere dalıp bir daha da çıkamayınca anlıyorsunuz.
“İçimdeki Kalabalık” kitabı beni çok etkilemişti. Özellikle kadın hikayeleri ile dolu bu kitap gerçekten güzel bir okuma keyfi bıraktı bende.
Özellikle "Gel Pisi Pisi” hala aklımdadır, kadınların bitmeyen ev işlerinde hayatlarını yıpratmalarının çok önemli bir anlatımıdır bana göre.
"İçimdeki Kalabalık" öyküsü de bence hem eğlenceli hem de düşündüren bir özelliğe sahipti. O öyküyü okurken de gittiğimiz her yerde tanıdık, meraklı gözlerle sorguya çekilen hallerimiz aklımıza geliyordu.
183 syf.
2013 Orhan Kemal Öykü Yarışmasında birincilik ödülü almış bu kitap.
Bu kitaptaki hikayelerinde yazar, kadın-erkek ilişkilerini, tüketilmiş sevgileri,acı veren evlilikleri anlatmış.

Özellikle öykülerinde en çok hoşuma giden özellik, yazarın kısacık hikayelere bir ömür sığdırması. Anların güzelliğini sunması.

Hikayelerin sonunda ise bir şey olmasını bekliyorsunuz ama yazar, bir anda öyküyü bitirerek sizi şaşırtıyor
ya da beklemediğiniz bir sonu elinize tutuşturup yolluyor sizi iç aleminize.

Samimi diline hayran kaldığım , akıcı hikayelerin bulunduğu bir kitaptı diyebilirim.

Bir de 'Beşinci Köşe' öyküsünden bir alıntı eklemek istedim:

"Küçükken, oturduğumuz apartmanın asansöründe köşe kapmaca oynardık ve olur olmaz asansörde kalırdık. Asansörler garip bir şekilde bu oyunu hatırlatır bana. Çocukların çoğu, alan çok dar olduğu için köşelerini değiştirmeye yanaşmazlardı kolay kolay. Kaptırmaktan korkarlardı. Ben her nedense ataktım bu konuda. Pervasızca terkediverirdim köşemi. Ama sonuçta hep ortada kalırdım. Şimdi de öyle. Ben hayattaki beşinci köşeyim. Herkes tuttuğu köşelere sıkı sıkı sarılmışken ben sürekli elimdekileri bırakıp ortaya atıyorum kendimi."
131 syf.
"Ağlarken fotoğrafı yok kimsenin.
Dertliyken,tasalıyken,yapayalnızken...
Buna kanıyoruz işte."

Gamze Güller, kesinlikle son zamanlarda tanıdığım kalemi en sağlam ve tasviri muhteşem yazarlardan biri.
Bir kere yazar, eşyanın diline hakim.
Yazdığı tüm metinlerde , insandan çok eşya ve çevre dile gelmiş sanki.
Ben hayatımda bu kadar güzel eşyayı,nesneleri tanımlayan bir yazar görmedim.
Bu kitabı da diğer iki kitabı gibi müthişti.
Bu kitabı okuyunca eşyalara karşı da ,insanlara ve hayvanlara davrandığımız gibi, nazik ve kibar olmamız gerektiğini anladım.
Çünkü eşyalar sadece eşya değiller.
Onlar yılların güzel&kötü anısını sırtlarında taşıyan hafıza depoları...
Sonuçta bence , hala Gamze Güller ile tanışmadıysanız çok şey kaçırdınız demektir..
155 syf.
·4 günde·Puan vermedi
KARMAŞIK HAYATLAR
Bugünlerde öykü kitapları okuyorum.Geçmişten bugüne Türk edebiyatının öykü serüvenini izlemeye, özellikle günümüz yazarlarını keşfetmeye çalışıyorum. Her şeyin hızla tüketildiği, odaklanma güçlüğünün yaşandığı, zamanın çok kıymetli olduğu bu çağda çabucak okunan öyküler, günümüz okuruna daha fazla hitap ediyor diye düşünüyorum.
Okuma günlerimde “Beşinci Köşe”adlı kitabıyla karşıma çıkan Gamze Güller; derin ve yalın anlatımıyla beni hem hüzünlendirdi hem de düşündürdü. Kitap bittikten sonra da anlatı, kafamda sürmeye devam etti.
2013 Orhan Kemal Ödülü’ne layık görülen eserde; samimi, gerçekçi sekiz kısa öykü yer alıyor.Yazarın ilk kitabı “ İçimdeki Kalabalık”la birleşerek okurlara sunulan kitap, bize birbirinden farklı dünyaların kapılarını açıyor.

İlk öykü “Bal Kemiği”nde İlişkileri çıkmaza giren bir çift, av üzerine konuşuyor.Hikâyede adama haz veren, tehlikeli bir eğlence olmaktan ileri gidemeyen bir kadının umutlarına ve aşkına vedasına tanık oluyoruz. Evli adama kalbini veren kadının, adamın sevdiği değil de avı olduğunu fark etmesiyle yaşadığı hayal kırıklığı, kalbi koruyan kemiğin etinden sıyrılması adeta...

“Hayvanın göğsünde kaburgasının da altında, daha derinde bulunan kalbi koruyan tek bir kemik.Azıcık et olur içinde.Sıyırarak yersin.Zor bulunur, tek bir kemik parçası...Ama bir de tadı olur ki...”

Gamze Güller, öykülerinde öğretmekten çok göstermeyi tercih ediyor.Kahramanların kendileri ile yüzleştikleri, varoluş sancısı yaşadıkları özgün, sarsıcı hikâyeler yazıyor.Bunu yaparken de metin içinde bilinçli olarak boşluklar bırakıyor.Okurun zekasına güvenen, onun katılımını arzulayan  bir yapı içerisinde kurulan öyküler, boşluklar tamamlanarak okunduğunda bütünselliğe ulaşılıyor.

“Gerçek Hayattan Fotoğraflar” da bunlardan biri.Hayatta istediği başarıyı elde edemeyen bir fotoğrafçının gerçek dünyadan kopuşu, hayal dünyasına dalışı anlatılıyor hikâyede.
Düş ile gerçek arasındaki belli belirsiz sınıra dayanıyor anlatı.

Kitaba ismini veren “Beşinci Köşe” adlı öyküde hayatta bir yer edinemeyen yalnız bir kadın anlatılıyor.”Tek başına yitip giderken biriyle çoğalıp dünyalara karışma”isteğiyle sevdiği adamın iş yerine giden kadının, onunla asansörde dokuz kat inerken aklından geçen düşünceler, okuyucuya geçiyor.Kadın, tek kişilik varoluşuna beni de dahil edecek, diye beklerken birinci kata gelindiğini haber veren çınlama sesi ile irkiliyor.O vakit, yazgısının hiçbir zaman değişmeyeceğini anlıyor.

“Işıldayan rakam bana bütün ömrümün özetini veriyor.Hayat 1, ben 0.Ve tek başıma olduğumu bir kez daha hatırlatıyor bana.”

“Kirazların Açtığı Gün”de kaybolan temizlikçisi Döne’nin ardından gecekondu mahallesine giden kadının hikâyesini okuyoruz.Öykünün merkezinde sınıf çatışması yer alıyor.Kirazların açtığı gün doğan bahtsız Döne’nin dünyası, kahraman anlatıcınınki ile iç içe geçiyor.Kadın, yanında çalıştırdığı Döne’nin evden ayrıldıktan sonra nereye gittiğini neler yaşadığını, nelere katlandığını hiç düşünmediğini fark ediyor; vicdan azabı duyuyor.

“Kendimden utanarak gözlerimde yaşlarla yürüdüm.Döne’ye mi ağlıyordum, buradaki sefalete mi yoksa kendi aymazlığıma mı bilmeden...”

“Son Durak” adlı öykü, şu çarpıcı cümlelerle başlıyor:

“Filler, ölmek için doğdukları yere giderlermiş.Ama ben, hayatta en mutsuz olduğum yeri seçmişim ölmek için.Yaşamak üzerine düşünüp durmaktan vazgeçtiğim gün de yola çıkmaya karar verdim.Hiçbir şey yapamıyordum, bir yere ait hissetmiyordum kendimi...”

Bu hikâyede, hayatına yabancı kalan, yaşamını başka birininmiş gibi izleyen güçsüz, çaresiz bir kadının, acılarının başladığı yere dönüşü anlatılıyor.”Ben olmanın farkına” varabilmek için çırpınan kadın, verdiği mücadeleyi kaybediyor.Varoluşsal bir kimlik arayışıyla ve kendini huzursuz eden anılarından kurtulmak için yabancılaşıyor, başlangıç noktasına dönüyor.
Gamze Güller, yazınsallığı elden bırakmadan, süse ve abartıya kaçmadan sıradan insanların hayatlarına yer vermiş yapıtında.Dikkatimizden kaçan ya da farkına varamadığımız küçük ama önemli ayrıntılara bir kadın hassasiyetiyle değinmiş.

“Zeliş’in Rüyası” da gazetelerin ikinci sayfalarında hemen her gün rastladığımız bir kadın trajedisi.Kocası tarafından dövülen, hor görülen “Sevilmelere hasret Zeliş” yaşadığı olayların ardındaki gerçekliği, bilinçaltında gizlenen duygu ve düşünceleri açığa çıkarıyor.Gördüğü en güzel rüyada bile onu rahat bırakmayan; menekşelerini, petunyalarını ezen adamdan, gerçek hayatta da kurtulamayacağını anlıyor ve kendini ölümün kollarına bırakıyor.

Gamze Güller’in satırları; aşklara, kadın olmanın sancılarına, erkeklerin duygusuzluğuna dair ince bir his uyandırıyor okuyucuda.”Kartpostallar”adlı öykü tutunmaya çalıştıkça ona sırtını dönen adam karşısında çaresiz kalan bir kadının hikâyesi.

“Sana kart atarım.”diyor adam.
“Biliyorum yazacak bana.Her şeyin yolunda olduğundan bahsedecek, uzaklara alıştığından...’sevgiler’ diye bitirecek satırlarını.Bana hayalini bile kuramaz olduğum uzaklardan sevgiler gönderecek...”

Beşinci Köşe’nin son öyküsü “Tuzak”ta yazmadığı için karısının ve çevresindeki insanların onu suçladığını düşünen Taner adında bir yazarın sıkışmışlığına şahit oluyoruz.
Kaza yapıp arabaya sıkışan Taner’in gerçek yaşamındaki çıkmazı, varoluşçu bağlamda karşımıza çıkıyor.Çok katmanlı öyküde, modern insanın gelgitleri, yabancılaşması görülüyor.Bu yabancılaşma esere; sıradanlık, bunaltı, anlamsızlık, uyumsuzluk, eylemsizlik olarak yansıyor.

“Yenilik istemiyorum.İnsanlardan sıkılıyorum.Sürekli dertlerini anlatıyorlar ve bana malzeme olacağını düşündükleri için abartıp duruyorlar.Rafları dolduran birbirinin kopyası kitaplardan bir tane daha yazmak istemiyorum.Tanımadığım, dokunmadığım hayatlardan kesitler, hiç anlamadığım dünyalara dair yorumlar,başıma gelmemiş şeyleri içselleştirerek atacağım taklalar...”

Yazarın sesi duyuluyor bu satırlarda.Günümüz metinlerindeki anlaşılmazlığın, karmaşıklığın iyi eser olarak değerlendirilmesi eleştiriliyor.Diğer öykülerde olduğu gibi Beşinci Köşe’nin bu son öyküsü de Gamze Güller’in, yaşama, insana ve sanata bakışından izler taşıyor.

Mimarlık eğitimi alan yazarımız Gamze Güller “Beşinci Köşe” adlı eserinde sözcüklerle farklı hayatlar kuruyor.Dolambaçlı yollara sapmadan, kelime cambazlığına kaçmadan, ahlak dersi vermeden inşa ediyor yapıtını.İçine girip haz alacağımız daha nice yapıtlar inşa etmesi dileğiyle...
Berna Karakaya
Edebiyatburada 12.06.2020
155 syf.
·369 günde·Beğendi·Puan vermedi
Gamze Güller'in ilk öykü kitabı olan İçimdeki Kalabalık ve 2013 yılı Orhan Kemal Öykü Ödülü'nü kazandığı Beşinci Köşe İletişim Yayınları etiketiyle tek bir kitapta toplanarak yayımlandı kısa bir süre önce.Kitabın kronolojik olarak, ilk kitapla başlamasını tercih ederdim.Ya da daha dikkatli olsaydım da önce ilk öykü kitabını okusaydım diye düşündüm.Beşinci Köşe'deki öyküleri daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim.Gamze Güller içten, samimi bir dile sahip.Olaydan çok anlar üzerine kurguladığı öyküleri sürükleyip götürdü beni.Yaşamdaki kırılma anları Gamze Güller'in öykülerinin temelini oluşturmuş.Kirazların Açtığı Gün ve kitaba ismini veren Beşinci Köşe en sevdiğim öyküler oldu.Yeni bir yazarla tanışmanın mutluluğunu yaşadım bir kez daha.️
107 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Saygıdeğer yazar Gamze Güller hocamın son kitabı olan "Durmuş Saatler Dükkanı " nı okumak , sizleri bir ipin ucunda yavaş yavaş zamanın , yaşanmışlıkların , kayıpların , sevinçlerin , hüzünlerin , aşkın ve olağanüstünün sınırlarında gezdiriyor.
Elimden düşürmeden akıcı ve ilgi çekici anlatım , yazım ve konularıyla nasıl bittiğini anlamadığım nadide bir öykü keyfi yaşattı bana. Hocama başarılar diliyor , yeni kitabının yolunu merakla gözlüyorum.
131 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu eser, kısa roman ya da novella dediğimiz bir türde yazılmış. Yazar bize Asuman’ın yeni’nin duygusuzluğundan ve bu duygusuz yeniye düşkün herkesten yavaş yavaş uzaklaşmasını anlatıyor. Durmadan yükselen ve akıllanan(!) binalar, gösterişe meraklı alıcılar, yok olan ağaçlar, yeşilden yoksun soğuk duvarlı sokaklar aslında hepimizin içini daraltıyor. Tabii Asuman’ın içini biraz fazla daraltmış olacak ki bütün varlığını eski bir binaya ait hissetmeye ve her şeyi, herkesi kendinden uzaklaştırmaya başlıyor. Sevgilisi Mete, iş arkadaşları, dostları onun bu değişimini çılgınlık olarak görüyor. Çünkü “Normalin dışında gelişen her şey korkutuyordu onları. Düzenli, planlı her şeyi öngörebildikleri sıradan hayatlarında ciddi bir sapma yaratıyordu, Asuman.”(s.126)
Peki anormal kim acaba? Daha büyük evlerde oturup daha lüks eşyalara sahip olmak için çırpınan ve eşyaların da doğanın da ruhunu unutanlar mı yoksa Asuman mı? Okuyup cevap vermeli.
Daha söylenecek çok şey var ama neden söyleyeyim? Okuma ve fark etme keyfi dururken benden duymayın.
183 syf.
·3 günde
Kitap, yalın bir dille yazılmış kısa öykülerden oluşuyor. En beğendiğim hikayesi ise Zeliş'in rüyası oldu. Hem gerçekçi hem de hayalperest bakışın güzel bir harmanı. Özellikle kadın bakış açısını işlemesi yönüyle etkileyici ve okunası bir öykü kitabı.
96 syf.
·Beğendi·8/10
Gamze Güller ; öyküleri ödül almış , yazdığı her cümlede konusu ne olursa olsun sizi olayın içine çeken , düş gücüyle şimdiki zamanı eşitleyen harikulâde bir yazar olarak çıktı karşıma bu kitapla beraber.
İçerisinde kitapla aynı ismi taşıyan , İçimdeki Kalabalık , Ağrı ve Noel Baba'nın Bisikleti isimli öyküler okunurken beni tarifsiz bir düşünce güzelliği ile başbaşa bıraktı. İçimdeki Kalabalık

Yazarın biyografisi

Adı:
Gamze Güller
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 19 Mayıs 1970
19 Mayıs 1970 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimimi TED Ankara Koleji’nde, lisans ve yüksek lisans eğitimini İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde tamamladı. Çeşitli inşaat firmalarında görev yaptı ve yurtdışı projeleri nedeniyle Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Özbekistan, Irak gibi ülkelerde yaşadı. Hâlen Ankara’da Proje Koordinatörü olarak çalışıyor. İngilizce, İtalyanca ve Rusça biliyor. 2005 yılında Um:ag bünyesinde “Yazma” ve 2006 yılında “Uygulamalı Öykü” seminerlerine katıldı. Yine 2006 yılında “Felsefe tarihi, Varoluşçuluk, Sanat Felsefesi, Estetik” dersleri aldı. 2007 yılından itibaren Kitap-lık, Karşın, Lacivert, Patika gibi edebiyat dergilerinde çeşitli öyküleri yayımlandı. 2007 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nda “Otel” isimli öyküsü “Okunmaya Değer Öyküler” kategorisinde anıldı. 2007 Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali Öykü Yarışması’nda “Dağların Soluğu” isimli öyküsüyle Onur Ödülü, 2007 Özgür Pencere Edebiyat Derneği Kadın Öyküleri Yarışması’nda “Gel Pisipisi” isimli öyküsüyle mansiyon aldı. Yazarın yakın dönem içinde Turkuvaz Kitap’tan yayımlanan “İçimdeki Kalabalık” adlı öykü kitabı ilgi gördü.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 73 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.