Gürkan Ergin

Gürkan Ergin

YazarÇevirmen
8.1/10
11 Kişi
·
27
Okunma
·
0
Beğeni
·
396
Gösterim
Roma'da köleler iki farklı şekilde değerlendirilmekteydi. Barbar ülkelerden gelenler, genellikle ağır işlerde kullanılırken belli bir kültüre sahip Yunan köleler evlerde tutulmakta sekreter, öğretmen, muhasebeci, doktor olarak hizmet etmekteydi. Bu ikinci grup efendilerinin evlerinde nispeten daha iyi şartlarda yaşıyor ve özgürlüklerini satın alabilmek için gerekli parayı biriktirme imkanına sahip olabiliyorlardı.
Gürkan Ergin
Sayfa 229 - TÜRKİYE İŞ BANKASI YAYINLARI
Antikçağda Yahudiler çok geniş bir coğrafyaya yayılmışlardı. Kırsaldan ziyade şehirlerde yaşamaktaydılar ve her zaman azınlık durumundaydılar. Anadolu'daki Yahudilerden ilk kez Tevratta bahsedilir. Sardies'te bulundukları anlaşılan söz konusu yahudi topluluğu MÖ 587'den sonra Kudüs'ten sürgün edilmişti. Birkaç yüzyıl boyunca kaynaklarda kendilerine rastlanmayan yahudilerin Anadolu'daki varlıklarına dair en sağlam kanıt MÖ 3.yüzyılın başına aittir. MÖ 205 tarihli mektupta kral 2000 yahudiyi aileleriyle birlikte Mezopotamya ve Babilden Anadolu'ya göndereceğini bildirir.
Gürkan Ergin
Sayfa 169 - TÜRKİYE İŞ BANKASI YAYINLARI
Foucault'nun asıl amaçlarından biri, insanlar ve kurumlar arasındaki günlük ilişkilerde iktidarın nasıl işlediğini açığa çıkarmaktır. Böylece bireyler pasif kuklalar olmaktan çıkar ve aktif özneler haline gelir.
Görüldüğü üzere tarihçiler arasında Güneşin Vatandaşları'nı sadece propaganda amaçlı bir slogandan ibaret görme eğilimi hakimdir. Bunlarda iki argüman öne çıkar: İlki, şehirlerin desteğini kazanmanın daha önemli olduğu, dolayısıyla Aristonikos'un projesini ancak köşeye sıkıştığı zaman son çare olarak kullandığı, diğer bir deyişle aklında önce tasarlanmış bir programın bulunmadığıdır. Diğeri de Iambulos'un ütopyasını eğitimli ve entelektüel üst sınıflar için yazdığı, bu yüzden bu yüzden Aristonikos'a destek veren insanlar için bir anlam ifade etmeyeceğidir. İlk iddiadan başlarsak, ortada belli bir projenin olma ihtimali Aristonikos'a katıldığını bildiğimiz Romalı Stoacı filozof Blossius'un varlığıyla güçlenmektedir. Plutarkhos filozofun Mityne'li hatip Diophanes'le birlikte Tiberus Gracchus'un İtalya'daki toprak reformu planlarına katkıda bulunduğunu söyler. Plutarkhos, Cicero ve Valerius Maximus onu refomlardan sorumlu kişi olarak gösterir, hatta kötü niyetini ima eder. Blossius'un geldiği aile MÖ 216'da Hannibal'le anlaşmaya varılması gerektiğini savunmuş, MÖ 170'te Roma'yı yakmaya teşebbüs eden Campania'lıların yanında yer almıştı. Filozofun babasının da Roma karşıtı faaliyetlerde bulunduğu düşünülmektedir. Tiberus Gracchus'un öldürülmesinden sonra mahkemeye çıkarılan Blossius, her nasılsa aklanmış ve ardından Anadolu'ya, Aristonikos'un yanına gitmiştir. Ama ne yazık ki Blossius'un Anadolu'daki faaliyetleri konusunda bilgimiz nerdeyse hiç yoktur.
Gürkan Ergin
Sayfa 67 - 68 Aristonikos ve Güneşin Vatandaşları
Foucault özellikle birey, sosyal kurumlar ve yapılar üzerinde durmuştur. İktidarın bir zümre ya da bir kurumun elinde tuttuğu bir "şey" olmadığını vurgular. İktidar münferit bir varlık değildir; bir strateji, bir iktidar ilişkileri ağıdır. Üstelik iktidar baskıcı değil, üretken olabilir ve belirli davranış biçimlerini sona erdirmek ya da sansürlemek yerine yenilerine öncülük eder.
Foucault 17. yüzyıldan itibaren iktidarın farklı özellikler kazandığını söyler ve bu yüzyıldan önceki geleneksel iktidarı "egemen iktidar" (severeign power) ya da "hukuki-söylemsel" (jurudico-discursive) olarak niteler. Bu model bir yasa, yasaklama ve itaat sistemi içinde tasarlanmıştır. Bireylerin yaşam ve ölüm hakkı üzerinde mutlak söz sahibi olan egemen iktidar biçiminin yerine geçen 17. yüyzıl sonrası iktidar modeli pozitiftir ve yaşam verimini kısıtlamak yerine artırmayı amaçlar. Bugün geleneksel iktidar hâlen işler, ancak şimdi "disiplin" ve "biyo-iktidar" gibi iktidar teknolojilerini kullanır. Aşağıda göreceğimiz üzere 17. yüzyıl sonrası iktidar biçimlerini benimseyen Fransa, Hollanda, Almanya ve sonrasında Osmanlı İmparatorluğu, "uysal bedenler" yaratma yolunda Roma'nın özellikle orduda kullandığı iktidar teknolojilerini adapte edecek ve geliştirecekti.
Foucault'ya göre tıpkı iktidar gibi direnişin kendisi de tek bir büyük direniş odağından ibaret değildir. Bütün isyanların kaynağı ya da devrim kanunu gibi bir şeyin söz konusu olmadığını, toplumun tamamına yayılmış bir direniş ağından veya noktalarından bahsedilmesi gerektiğini vurgular. Yine iktidar gibi direniş noktaları da sosyal tabakaları ve bireyleri bir uçtan diğerine kat eder. O hâlde, belli grup ya da kurumları (burjuva, ordu, devletin basın organı) egemenliğin kaynağı olarak gören Marksizm'in, bu kaynakların yok edilmesi ya da dizge içinde eritilmesiyle özgürlüğe giden yolun açılacağı inancı geçerliliğini kaybeder.
Foucault'ya göre direnişi tamamen yok edebilmek için öncelikle "öngörülebilirlik" faktörünün ortadan kaldırılması gerekir. Bu sadece insanları sinirsel düzeyde kontrol edebilirsek ya da davranışlarını önceden tahmin edilebilir hâle getirirsek gerçekleşebilir. İlki bugünün standartlarıyla mümkün değildir, ama ikincisinde disiplin ve biyo-iktidar sayesinde bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Mikropolitik olan disiplin için bugün okullar, fabrikalar ve ordular mevcuttur; bunlar insanları kontrol etmenin ve bedenlerini eğitmenin yolunu arar. Makropolitik biyo-iktidar ise nüfusu kitle gözetimi ve kontrolüyle (nüfus sayımı, çeşitli sağlık kampanyaları vb.) tesis eder. Roma'nın 'census' [nüfus sayımı] uygulaması böyle bir örnektir. Bunlar bir dereceye kadar egemen iktidar modeliyle çelişir, çünkü sadece şiddetle değil, insanları eğitirken onları hayatta tutma yoluyla işlerler. Psikoloji, sosyoloji, bilgisayar modelleri bir anlamda toplumların ya da bireylerin davranışlarını öngörmeye yönelik teknolojilerdir.
191 syf.
Kitap; Roma imparatorluk dönemini Caesar ile başlatmış ve Batı Roma İmparatorluğu’nun son imparatoru Romulus’a kadar olan imparatorların kısaca hayatlarını, soylarını, kişiliklerini anlattıktan sonra ölümleri hakkında bilgi verir. Kimi imparator zehirlenerek öldürülmüş, kimisi hançerlenerek, bazısı kendisi intihar etmiştir.
191 syf.
·140 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle kitabın bu kadar çabuk eklenmesinden dolayı epey mutluyum. Kitap Eski Çağ özellikle de Roma dönemine ilgisi olanları ismi ile kendisine çekmekte. Tarih bölümünde ders kitabı niteliğinde okutulacak bir kitap.
Kitabın içeriği: Sadece Batı Roma İmparatorlarının, dönemlerinin tarihçileri kaynak alınarak hayatları, tahta geçişleri, kişisel özellikleri, zaafları, güç ve iktidar hırsları, başarılarına değinmekle birlikte asıl konusu olan son saniyelerinde neler yaşadıklarını anlatmaktadır.
Artılar:
+ Kronolojik olarak Roma'nın İmparatorluğa geçiş aşamasından itibaren son Roma İmparatoruna kadar tahta geçiş yılları esas alınarak düzenlenmiş olması
+ Dönemin Tarih Yazıcıları, kaynak olarak alınmış ve karşılaştırma metoduyla içerik hazırlanmıştır.
+ Bilinmeyecek kelimeler sayfanın en alt kısmında belirtilmiştir.
+ Hanedanların ve içerisindeki İmparatorların belirtilmesi,
Bana göre esas artısı ise kitabın bir akademik kitaptan ziyade romansal akıcılığı olması ve yaşanan o son saniyelere merakı arttırmasıdır.
Ayrıca kitapla ilgili bir ayrıntı, baktığınızda sayfa sayısının azlığı sizi şaşırtmasın, kitabın boyutu geniş ölçekli olduğu için her bir sayfa aslında iki sayfa olacak durumdadır.
408 syf.
·4 günde·7/10
Beklediğim kadar iyi bir kitap değildi. Çok fazla tekrar vardı ve çoğu bölümünü okumak çok sıkıcıydı. Yine de Constantinus dönemine ait bazı olayları kavradığım için çok kötü puan vermedim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 27 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.