Güven Adıgüzel

Güven Adıgüzel

Yazar
8.5/10
114 Kişi
·
355
Okunma
·
132
Beğeni
·
11711
Gösterim
Adı:
Güven Adıgüzel
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 1983
Güven Adıgüzel M.S. 1983 yılında İzmir'de doğdu. Doğarken ağlamaması şüphe uyandırsa da görevli olarak doğduğu anlaşılmadı. Fakir ama onurlu bir genç olarak karizma yaptı. Bir kaç kez feleğin çemberinden geçme teşebbüsünde bulundu. Hep kravatlı bir işinin olmasını istedi ve bu isteğini kısmen de olsa gerçekleştirdi. A.Ü İktisat mezunu. Muhtelif dergilerde şiirleri, gazetelerde makaleleri yayınlandı. Dört kıtaya ayak bastı. Eşkâlim Rehin ve Hiç adında hiçbir yerde bulunmayan iki kitap çıkarınca havaya girdi. Şu sıra Romantik-anarşist dergi Son İstasyon’un editörlüğünü yapıyor. Dünya’da bir yerde yaşıyor. ‘Bir gün her şeyi bırakıp bir balıkçı kasabasına yerleşeceğim’ tribinde. Öldüğünde adının ruhuna yakışacak şekilde çıkmaz bir sokağa verilmesi kentsel dönüşümsel vasiyetidir. Şiirlerinin oda sıcaklığında okunmasını tavsiye ediyor. Evsiz ve iki balık babası. Orta düzeyde Sanskritçe biliyor.
''...Diyorum ki çok çay içelim,
uzun uzun susalım.
Gözlerinde duralım
sonra bir şiirlik uçurum.
Tek ayak üzerinde beklerse yorulur mu dünya?
Savaş soğuk,
kuşlar güzel,
Allah büyük..''
Allahım hiç iyi değilim
Kronik yorgunluklar,düşkün acılar,hep sonralar
Çoktan seçmeli sancılar,iç kanamalı hastalar ve piyasalar
Sermayem derdimdir ve Keynes bahsi çoktan kapandı üzgünüm
Mevlana gel dese de biraz tedirginim
Bir ihtimal bekliyorum,bir ipucu yada bir infilak!
Güven Adıgüzel
İzdiham Yayınları
72 syf.
·Beğendi·8/10
Güven Adıgüzel hayalleri kalemine hayran oldugum yazarlardan https://1000yazar.com/yazar/Guven-Adiguzel
biyografi kısmını okursanız ne kadar farklı olduğunu hayallerinden çıkarabilirsiniz.İzdiham da yazıları ,müslüm baba sevgisi şiirleri denemeleri hepsi fevkalede..tüm sevinç, tüm kederleri ki ne varsa yürecikler dahilinde söylenemeyen, bağrılamayan hepsini toplayıp alıp götüren tek güzellik şiirdir. ve bu kitapta daha çok hissettim bunu.

Kitap içerisinde çok güzel şiirler var.Bazilari çay edebiyatını biraz andırsa da hepsi dolu dolu..dinlendiriyor insanı.din,aşk,şiir...boşlukta yuvarlanan insanın bir yıldıza attığı merdivenler...
cemil meriç hocanın bu sözünü hatırladım.

Benim en sevdiğim farklı olan şiir ;aşk ancak böyle güzel anlatılabilirdi;

Bazı kalıplaşmış fikirlere cevap olarak yazılmış manifesto niteliğinde bir şiir..

****Sınavda çıkmayan sorular buyrun****

Teşekkür ediyorlar, çok yaşıyorlar, işe geç kalmıyorlar
çeyrek altını önemsiyorlar, küresel ısınmayı ve beş çaylarını
ortadoğu’yu ihtiyaç halinde seviyorlar, gökdelenleri her haliyle
eve geç gelmeyi borsaya bağlıyorlar, geriye kalanları astrolojiye
“konuşan tartı”lardan korkmuyorlar bir de,
-ben bazen korkuyorum-

artis diyorlar erken ölenlere bir akşamüstü her yer kalabalık
her yer kalabalık, üzgünüz yeteri kadar ve rimbaud mahkemelerde sanık
sırayla ölüyor kumbarası kırılmış çocuklar, tez konusu bile değiller
içinde ortadoğu geçmeyince şiir de olmuyor, bir şeyler kahrolsun!
-işgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler!

stratejik bir aşk yaşıyorum devlet görmesin, keşişleri hemen soboleyin
bu saklambaç bizden uzak, kavimler göçü konumuz değil, seni seviyorum!
ideolojiler söylüyorum dünya kurtarmak isteyenlere ve çok rüya görüyorum
insanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok
ben bazen korkuyorum, annem duruyor hemen kalbime
beni hep yanlış öldürüyorlar anne diyesim geliyor
sonra cihad geliyor aklıma, cihad’ı çok seviyorum
-ama bunları coğrafi keşiflerle açıklayamam-

çocuğu okula yazdırıyorlar, merkez sağ’ı ve dedikoduyu çok seviyorlar
üniter yapı diyorlar, uluslararası toplum, en az iki yabancı dil
minareler gölde ediyor, başka ihsan da istiyorlar
akşam ezanında eve giriyoruz, üzgünüz yani gereği kadar
demokraside ısrar ediyorlar bir de, ben rahatça ölsek diyorum.

yemeklerden sonra pişman oluyorlar, kravat takıyorlar, az seviyorlar
aşık olamıyorlar, çok şişmanlıyorlar ve hiç gülmüyorlar
-manavlar da şiire inansın diye kırmızıydı belki elmalar-
elmalar deyince aklıma annem geliyor ve taksitli sancılar
bir yanağın elma oluşunu,
devrik cümlelerle düşünüyorum…

-sigortalı bir işe girmeden âşık olunmuyor-

Iyi okumalar..
142 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Su, üstü donsa da, içindekileri öldürmez, bağrında saklar gibi 'korur' kendisine emanet edilenleri. 'Su gibi ol'mayı böyle de anlayabiliriz. Berrak ve kıymetbilir.
72 syf.
Kadraj Hataları, ilk sayfasında sizi farklı bir konseptle karşılıyor. Kolay değil kitap hiçbir kadraja giremeyenlere ithaf edilmiş. Kadrajı da değişik olacak normallerinden.

Peki kim bu kadraja giremeyenler? Dünyaya karşı söyleyecek sözleri olan fakat bütün çaresizlikleriyle arkalarda kalanlar, ötekileştirilen mazlumlar, en arka sırada oturup kendini ifade edemeyen öğrenciler ya da.

Bir ülkeyi sevmek için en kısa yolu gösteriyor bize Güven Adıgüzel Kadraj Hataları’nda. Akif’in tabutunu taşıyan dört insan hatırına dahi kefil olmuyorsa yaralarımıza dünya ve İmam Hüseyin’in atı sendelediğinden beri sınanmaz merhametlerle gördüğümüz her rüyaya sükut ediyorsak, işte tam da bu yüzdendir.

Allah’ım hiç iyi değilim…

Güven Adıgüzel diğer kitaplarında olduğu gibi Kadraj Hataları’nda da kendine has çizgisini devam ettiriyor. İçinde yaşadığımız toplumun kıyıda köşede ve çokça gölgede kalmış ötekilerini anlatıyor bize.

Unutulan veya görmezden gelinen ne kadar şey varsa, gözümüzün önüne getiriyor Adıgüzel Güven. Evet Allah’ım hiç iyi değiliz ve hala Habil’in hakkını sormadık Kabil’den, bu gidişle soracak gibi de değiliz.

İşgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler…

Sigortalı bir işe girilmeden hala aşık olunmayan zamanlardan geçiyoruz. Aslında ileri gitmiyoruz, hep aynı noktadayız sadece yıllar ilerliyor. Ve Uhud’un okçularından rol çalmaya devam ediyor dünya. Unutmadan eklemek lazım tarih dersinden sınıfı yakanlar tarihe geçiyor, dersi dinleyenler sadece dersi geçebilirler.

Yeri gelmişken ölüyoruz dediği Borges’in işte tam olarak bu. Telaşa mahal yok ve dahi panik yapmayın hepimizin bir sırası var beklediğimiz. Ve yine Güven Adıgüzel’e bırakmak lazım son sözü: “Bu ülkeyi kurtarmalıyız, evet bu ülkeyi hiç Neşet Ertaş dinlememiş adamların elinden.”
160 syf.
·8/10
Deneme kitaplarını seviyorum başkasının gözünden nasıl bakılacağını gösteren bir tür. Okuduğum hiçbir deneme kitabından dolayı pişmanlık duymadım. Bu kitap içinde aynı şey söz konusu. Pişman olmadım. Şiirlerinden de aşinalığım vardı kendisine :) (bkz; Gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim) Bence harika bir şair ve yazar. İyi yazar :)

Kitap üç bölümden oluşuyor. A'dan Z'ye kadar her konu var. Anekdotlar, epigraflar, filmler, müzikler, anılar, pasajlar, ülkeler, hikayeler, yazarlar, şairler ve her bir çiçeğin kokusunu alacağınız, duyacağınız, hissedeceğiniz bahçe. Öğrendiğim birçok isim oldu. Bildiğim isimlerle ilgili de anılar... Deneme seviyorsanız koklayabilirsiniz :)
136 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bu kitabın yazarına hep dergilerde rastlıyordum. Okudukça kalbime dokunduğunu hissettiğim bir yazar oldu. Sonra kitaplarını almaya başladım. Bu da okuduğum ilk kitabı oldu. Kitabın içinde öyle güzel betimlemeler var ki bir sürü yerin altını çizdim. Kitap denemelerden oluşuyor, her denemede farklı bir konu ele alınmış. Tavsiye ederim.️
142 syf.
"Mutlu sonlara inanmadık ki hiç bayım ama gökyüzüne hep inandık, uçurtmalara ve Allah'a tüm kalbimizle.." işte bu ve benzeri cümleleri kitabın sayfalarında bolca bulacağınız. Sizi uzaklara götürecek güzel bir çalışma...
72 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın yatay basılmış olması fikri çok hoşuma gitmişti, okurken de bir o kadar severek okudum. Şiirlerdeki samimiyet ve farklılık bir çırpıda kitabı tüketmenizi sağlıyor. En beğendiğim sözü de bırakayım şuraya; "Susmayı öğrenemedik, konuşmak yüzyıldır en modern ayin"
136 syf.
·Beğendi·8/10
Hemingway'in sonunu 39 kere değiştirdiği kitabı Silahlara Veda'nın alternatif ismiydi Yaralar ve Diğer Sebeplerden. İlk bölümde değişik konulara değinip farklı yönlerini okura gösteriyor. Bu konu kimi zaman bir insan (Bruce Lee) kimi zaman bir hayvan (Karga) kimi zaman da coğrafya ( Afrika) oluyor. Doksanlı yıllara damgası vuran kavram ve kişilerden bahsettiği için daha fazla büyüledi beni. 2. bölüm Yaralar işte burası edebiyat şöleni. Farklı farklı yüreğimizde oluşmuş yaraların üzerinden tekrardan geçiyoruz.
Okumanızı tavsiye ettiğim bir deneme kitabı.
200 syf.
Perilerin Dili, şarkıların bitmesinin ardından yüreğinizde ve zihninizde çalmaya devam müziğin kitabı. Kimler yok ki; Feyruz, Tom Waits, Dino Merlin, Neşet Ertaş, Müslüm Gürses, Yusuf İslam ve diğerleri….

Güven Adıgüzel, bize politikadan her zaman daha büyük, daha güçlü ve daha ümit verici şarkıları anlatıyor. Acıları hafifleten, merhameti hatırlatan kalbimizi deli gibi çarptıran, nefesimizi kesen şarkıları…

Adıgüzel Güven, karanlık akşamlarda yalnızlık sesleri doldururken kulaklarımızı, kendimizle dahi aramız açıkken karşımıza sözleriyle bizlere umut olan sesleri getiriyor. Bu sesler kimi zaman Ortadoğu’ya barış gelene kadar şarkı söylemeyecek olan Feyruz oluyor, kimi zaman barışın direnişini gerçekleştiren kalemi ve gitarıyla cellatlarına direnen Dino Merlin oluyor.

Şarkıların merhametiyle yaşamak çoğu kez zor olsa da ve güzel yürekli garip bir adamın sesinde sızlıyorken dünya, gözyaşlarını kendi elleriyle silenler Müslüm Baba’yı dinliyorlardı.

Bazı sesler bitimsiz bir mucizeye sahiptir, Neşet Ertaş’ın her an sızlattığı gönülleri işte bu mucizelerin merhameti ayak tutar. Kitabı okurken şarkıları zihniniz fonda çalıyor siz istemeseniz de. Kelimeler her zamanki anlamlarına gelmiyor artık ve Güven Adıgüzel “Perilerin Dili”ni işte böyle anlatıyor okuyucusuna: Şarkı bitse de müzik devam edecektir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Güven Adıgüzel
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 1983
Güven Adıgüzel M.S. 1983 yılında İzmir'de doğdu. Doğarken ağlamaması şüphe uyandırsa da görevli olarak doğduğu anlaşılmadı. Fakir ama onurlu bir genç olarak karizma yaptı. Bir kaç kez feleğin çemberinden geçme teşebbüsünde bulundu. Hep kravatlı bir işinin olmasını istedi ve bu isteğini kısmen de olsa gerçekleştirdi. A.Ü İktisat mezunu. Muhtelif dergilerde şiirleri, gazetelerde makaleleri yayınlandı. Dört kıtaya ayak bastı. Eşkâlim Rehin ve Hiç adında hiçbir yerde bulunmayan iki kitap çıkarınca havaya girdi. Şu sıra Romantik-anarşist dergi Son İstasyon’un editörlüğünü yapıyor. Dünya’da bir yerde yaşıyor. ‘Bir gün her şeyi bırakıp bir balıkçı kasabasına yerleşeceğim’ tribinde. Öldüğünde adının ruhuna yakışacak şekilde çıkmaz bir sokağa verilmesi kentsel dönüşümsel vasiyetidir. Şiirlerinin oda sıcaklığında okunmasını tavsiye ediyor. Evsiz ve iki balık babası. Orta düzeyde Sanskritçe biliyor.

Yazar istatistikleri

  • 132 okur beğendi.
  • 355 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 188 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları