Timurtaş Paşa ve diğer bâzı beyler vezîr olunca, başları olan Ali Paşa’ya, ayırdedilmek için Vezîr-i A’zam dendi. Anadolu Beylerbeyi’nin merkezi Ankara idi.
Mâneviyâtı iyice bozulan Rûmlar, İstanbul surlarına kadar bütün yerlerin Osmanlı’ya âid olması, İstanbul içinde emniyet ve inzibat memurlarının Türkler tarafından tâyini ve Fâtih’in belirleyeceği en yüksek haracın ödenmesi gibi çok ağır şartlarla barış istediler. Fâtih, ‘Ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni’ cevabını verdi, şehrin teslimini istedi.
Bilindiği gibi, hoşgörü ve tevâzu, ancak güçlü ve kendine güvenen tarafından gösterilebilir. Güçsüz ve kendine güvensiz, hoşgörüden uzaktır, tevâzudan çok uzaktır, güçsüzlüğünü gösterişle örtmeye çalışır.
İlk Halîfe Hz. Ebûbekir (r.a) gönderdiği orduya, kadınlara, çocuklara, yaşlılara, din adamlarına, bitki ve hayvanlara zarar verilmemesini buyurmuştu. Bu medenî davranışı, 21. Yüzyılda bile, ‘ileri’, ‘gelişmiş’ kabûl edilen ülkelerin ordularında göremiyoruz.