İsmail Beşikçi

İsmail Beşikçi

Yazar
9.0/10
51 Kişi
·
139
Okunma
·
82
Beğeni
·
2.270
Gösterim
Adı:
İsmail Beşikçi
Unvan:
Sosyolog, Araştırmacı, Yazar
Doğum:
7 Ocak 1939
Sosyolog ve yazar İsmail Beşikci 1939'da Çorum İskilip'te dünyaya gelmiştir.

İskilip'te ilkokulu okuduktan sonra Çorum lisesini bitirerek, 1962 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1965-1971 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde asistanlık yaptı. Erzurum'da Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nde sosyoloji asistanı iken aynı bölümde sosyoloji doçenti olan Orhan Türkdoğan tarafından Marksist propaganda ve bölgecilik yaptığı gerekçesiyle 'ihbar' edilen Dr. İsmail Beşikci 12 Mart1971 döneminde sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı ve üniversite ile ilişiği kesildi. 1974 affıyla cezaevinden çıkar bu kez de Kürt sorununu işleyen düşüncelerinden ötürü yargılanır.

Kürt sorunu üzerine araştırmaları ve yazılarıyla tanınan Beşikçi, 8 kez cezaevine girip çıktı ve yaşamının 17 yılı cezaevinde geçti. 12 Eylül askeri darbesinden önce 1979'da cezaevine girer ve 1987'de serbest bırakılır ancak davalar bir türlü peşini bırakmaz bu davalardan giydiği hükümlerle 1999'a kadar tutuklu kalır. 1999 yılında yapılan sınırlı yasal düzenleme sonucu tahliye olduğunda hakkında toplam 100 yıl hapis ve 10 milyar lira para cezası verilmişti. İsmail Beşikçi'nin 36 kitabından 32'si yasaklandı.

Özellikle ErzurumAtatürk Üniversitesi'nde asistanlığı döneminde yaptığı çalışmalarla dikkati çekmiştir. Bu dönemde doktora tezi olarak hazırladığı "Alikan Aşireti Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme" alanında ülkemizde yapılmış olan en önemli sosyolojik bilimsel bir çalışmadır.

Öğretim üyeliği döneminde ülkemizde yaşanan öğrenci hareketleri de göz önüne alındığında çalkantılı bir döneme denk gelmektedir. Dönemin hükümeti tarafından (S. Demirel hükümeti) suçlanmış ve akabinde uzun yıllarını geçireceği hapishane hayatı başlamıştır.
Kürt gençleri akademisyenleri, öğrencileri, öğretmenleri, kadınları, erkekleri @ismailbesikci yi okuyun.
Milli bir bilinç için Abdurrahman Qasımlıyo, Ordixane celîl, celîle celîl’i okuyun.
Bir Türk köylüsü ne oldu da bu duruma gelebildi?. Türkiye de toplumsal, siyasal ve sınıfsal olayların gelişiminde ne görmüş olabilir ki ? Kürt’ler için hayatını feda edebilsin.
Kimyasal silahlar atılmasından sonra, Kürtler büyük bir paniğe kapıldılar. Çoluk çocuk, kadın-erkek, genç-ihtiyar, ülkenin kuzey sınırına doğru kaçmaya başladılar. Şeyhan bölgesinde dar bir vadiye sığındılar. Burası derin, ince, uzun ve dar bir vadi idi. Üçbinin üzerinde Kürt insanı bu vadiye sığınmıştı. Saddam Hüseyin kuvvetleri buraları bombalamak istedi. Fakat, vadi dar, ince ve derin olduğu için uçaklar buralara dalış yapamadı. Sonra vadiye zehirli gazlar attılar. Vadinin her tarafı zehirli gazlar ile doldu. 10-15 dakika içinde 3000 üzerinde insan öldü. Sadece 20 kişi kurtuldu. Bu 20 kişi, vadinin yüksek yerlerinde, sırtlarında yürüyen ve Kürtlerin yürüyüşlerini emniyet altına almakla görevli olan, yürüyüşün güvenliğini sağlamaya çalışan pêşmergelerdi. Birkaç gün sonra vadide zehirli gazların etkinliği azaldı. Vadiye buldozerler girdi, her tarafı yaktı, yıktı, Kürt insanlarının cesetlerini toplu mezarlara, çukurlara doldurdu.
Filistinliler, Kürtlere hiç de dostça yaklaşmamış, her zaman onların düşmanlarıyla işbirliği yapmışlardır. Kürdistan'ı devletlerarası sömürge sistemi içinde tutmaya çalışan devletler Filistinlilerin en yakın dostları olmuşlardır. Filistinliler her zaman, Türkiye ve Irak gibi Kürtlere düşman olan devletlerin yanında yer almaktadır. Halepçe gibi bir soykırımda bile Filistin Kurtuluş örgütü, Kürtlerin lehine tek bir söz söylenmemiştir; soykırımı yapanları kınamamıştır. Halepçe'den önce, yine kimyasal silahlarla, soykırıma uğratılan Kürtlerin sayısının Halepçe'de katledilenlerden çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Bu zehirli gazlar, Kürtlere karşı Halepçe'den sonra da kullanıldı. Bütün bu süreç içinde, FKÖ hep Irak'ın yanında yer aldı; Saddam Hüseyin'i destekledi. Kimyasal silahlar kullanılmasını kınamadı. Mağdur edilen, binler binbir türlü acıya garkedilen Kürtler için tek bir şey söylemedi.
Ülkemizin doğusunda hangi düzen yürürlüktedir?

Bütün ayrıntılarıyla biliyor muyuz?

İsmail Beşikçi, Doğu Anadolu’daki düzeni, bütün önyargılardan sıyrılmaya çalışarak ve tüm politik kaygılardan uzaklaşmaya gayret ederek incelemiş. Zahmetinin sonucu üç yüz büyük sayfalık bir kitaptır.

İlhan Selçuk, cumhuriyet, 1969
Casım Aytekin
Casım Aytekin Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum İlkeleri Açısından İsmail Beşikçi Davası V'ı inceledi.
250 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
İsmail Beşikçi 1964 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi. Sosyoloji asistanı ola-rak Fen-Edebiyat Fakültesi’ne tayin edilmişti.Görev yaptığı sürede yaptığı açıklamalar ve sosyolojik çözümlemeleri yüzünden başlayan mahkemeleri.Beşikçi’nin dünya malına, para pula bu şekilde hiç önem vermemesi ve araştırma merakı uğruna her türlü fedakârlığı göze alması, bana hep aşkları uğruna bütün dünyalıklarını feda edenlerin söylemiş olduğu bir deyişi hatırlatır: Xelkê bû aşiqê mal û mulkê dinyalıxêEz evdalê xwedê bûme aşıqê çav û biryê reş û belek bejna zirav”(Başkaları dünya malının tutkunu oldu ben de sevgilinin selviboyunun meftunu oldum.
264 syf.
·Beğendi·10/10
kürt benligini inkar eden türklesen "Ne mutlu türküm" diyen birkişi herşey olabilir işçi ,kapıcı,miletvekili , prof. fakat kürt kalarak kürt ulusal haklarını savunarak hiçbir şey olamaz böyle bir kişinin türkiyede olabileceği tek şey vardır sanık olmak mahkum olmak
ve ismail beşikçinin mütiş eseri
123 syf.
·Beğendi·9/10
Tarikatın bașında bulunan ve müritlerine yol gösteren kimselere șeyh denmektedir. Șeyhler asırlar boyunca halkın cehaletinden faydalanarak din ve tasavvuf adı altında geniș halk yığınlarını etkisi altına alabilmișlerdir. İddalarına göre Allah'ı bilme, tanıma, anma ve Allaha ulașma kurallarını ancak onlar öğretebilir.
250 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Șehirler yıkılırken kabileler, devletler ortadan kalkarken insanlığın gözbebeği kitaplar da yokedilmiștir. Eski filozoflardan pek bir șey kalmamıș.,kendilerini eleștiren insanların eserlerindeki alıntılardan bașka.
264 syf.
·Beğendi·8/10
Tekel zihniyete sahip devletlerin anlatığı tarih genelde taraflı ve ırkcı söylemlerle doludur. İsmail Beşikçi 'nin bu kitaptaki hedefi ise böyle söylemlerin devlet büyükleri tarafından nasıl desteklendiğini ortaya koymaktır.
712 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Elimdeki bu kitap beşikci vakfının basımından önce 2 cilt olarak yurt yayınları tarafından basılmış. Şuan okumuş olduğum kitap, Doğu Anadolu'nun düzeninin 2.cildidir.

- Beşikçi bu kitabında Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde ülkeyi içine düştüğü karışıklıklardan kurtarmak adına ortaya çıkan siyasi akımlarla başlayarak tek partili dönemi, çok partili dönemi ve tüm bunlarla birlikte gelişen kürt sorununu ve kürt toplumunun yapı ve durumunu tarihi olaylarla ve geniş kaynaklarla ele almış kendince bir çözüm temeline oturtmuştur.

- Beşikçi, savaş yıllarında kürt halkını kazanmak adına nasıl bir bir politika izlendiğini. Cumhuriyetin ilanı ve akabinde bu politikanın nasıl değiştigini, kürt halkı üzerinde uygulanan asimilasyonu baskıyı ve daha bir cok olayı belgelerle okuyucuya sunuyor.

-Bugün artık bilmekteyiz ki bize öğretilen tarih tek taraflı, eksik ve sadece resmi ideolojinin sınırlarını belirlediği... bir tarihtir. Ve kanımca tarih bu sınırların dışına çıkabilmiş, yazdıkları uğruna bedel ödemiş tarihçilerden okunmalıdır. İsmail beşikçi bu tarihçilerden biridir.

- Bu kitabı okuduğunuzda yüzyıllardır birlikte aynı topraklarda yaşamış gerek 1.Dünya Savaşında gerek Kurtuluş Savaşında omuz omuza savaşmış iki milletin nasıl ve neden bu hale geldiğini eminim (bir nebze dahi olsa) tarihi olay ve kaynaklar ışığında daha iyi anlayacaksınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Beşikçi
Unvan:
Sosyolog, Araştırmacı, Yazar
Doğum:
7 Ocak 1939
Sosyolog ve yazar İsmail Beşikci 1939'da Çorum İskilip'te dünyaya gelmiştir.

İskilip'te ilkokulu okuduktan sonra Çorum lisesini bitirerek, 1962 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1965-1971 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde asistanlık yaptı. Erzurum'da Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nde sosyoloji asistanı iken aynı bölümde sosyoloji doçenti olan Orhan Türkdoğan tarafından Marksist propaganda ve bölgecilik yaptığı gerekçesiyle 'ihbar' edilen Dr. İsmail Beşikci 12 Mart1971 döneminde sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı ve üniversite ile ilişiği kesildi. 1974 affıyla cezaevinden çıkar bu kez de Kürt sorununu işleyen düşüncelerinden ötürü yargılanır.

Kürt sorunu üzerine araştırmaları ve yazılarıyla tanınan Beşikçi, 8 kez cezaevine girip çıktı ve yaşamının 17 yılı cezaevinde geçti. 12 Eylül askeri darbesinden önce 1979'da cezaevine girer ve 1987'de serbest bırakılır ancak davalar bir türlü peşini bırakmaz bu davalardan giydiği hükümlerle 1999'a kadar tutuklu kalır. 1999 yılında yapılan sınırlı yasal düzenleme sonucu tahliye olduğunda hakkında toplam 100 yıl hapis ve 10 milyar lira para cezası verilmişti. İsmail Beşikçi'nin 36 kitabından 32'si yasaklandı.

Özellikle ErzurumAtatürk Üniversitesi'nde asistanlığı döneminde yaptığı çalışmalarla dikkati çekmiştir. Bu dönemde doktora tezi olarak hazırladığı "Alikan Aşireti Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme" alanında ülkemizde yapılmış olan en önemli sosyolojik bilimsel bir çalışmadır.

Öğretim üyeliği döneminde ülkemizde yaşanan öğrenci hareketleri de göz önüne alındığında çalkantılı bir döneme denk gelmektedir. Dönemin hükümeti tarafından (S. Demirel hükümeti) suçlanmış ve akabinde uzun yıllarını geçireceği hapishane hayatı başlamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 82 okur beğendi.
  • 139 okur okudu.
  • 185 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları