Joseph Heller

Joseph Heller

8.1/10
32 Kişi
·
65
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.157
Gösterim
Adı:
Joseph Heller
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Coney Adası, New York, ABD, 1 Mayıs 1923
Ölüm:
East Hampton, New York, ABD, 12 Aralık 1999
1 Mayıs 1923'te doğan Joseph Heller, Brooklyn, New York'ta geçen çocukluğu ve gençliği boyunca hep yazar olmak istemişti. 2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusunda bombardıman pilotu olarak İtalya'da görev yapıp altmış uçuş gerçekleştirdi. Burada yaşadığı deneyimler, daha sonra yazacağı Madde 22'nin zeminini oluşturdu. 1945 yılında terhis edilen yazar, New York Üniversitesi'ne girip İngiliz Edebiyatı öğrenimi gördü. Columbia Üniversitesi'ndeki master eğitiminden sonra Fullbright bursuyla İngiltere'ye gidip Oxford Üniversitesi'ne devam etti. 1950-1952 yılları arasında Pennsylvania Üniversitesi'nde profesör olarak ders verdikten sonra Time ve Look dergilerinde metin yazarı olarak çalıştı. İlk evliliğinden iki çocuğu olan Heller, boşanma sürecini yine aynı o alaycı üslubuyla No Laughing Matter adlı kitabına döktü. 1989 yılında hastayken tanıştığı bir hemşireyle yeniden evlenen yazar, 13 Aralık 1999'da geçirdiği bir kalp krizi sonucu Long Island'daki evinde yaşama veda etti.
"Bir insan sebze gibi yaşayamaz."
"Nedenmiş?"
Binbaşı Danby'nin gözlerine uzak, sıcak bir bakış geldi. "Sebze gibi yaşamak hoş olurdu," diye kabullendi özlemle.
"Pis bir şey olurdu," diye yanıt verdi Yossarian.
"Hayır, bütün kuşkulardan ve baskılardan uzak yaşamak çok hoş olmalı," diye ısrar etti Binbaşı Danby. "Ben sebze gibi yaşamak ve hiçbir önemli karar vermemek isterdim sanırım."
"Ne tür bir sebze, Danby?"
"Hıyar ya da havuç gibi."
"Ne tür bir hıyar? İyi bir hıyar mı, kötü bir hıyar mı?"
"Ah, iyi bir hıyar gibi, elbette."
"Seni hayatının zirvesindeyken koparırlar, doğrayıp salata yaparlardı."
Binbaşı Danby'nin yüzü asıldı. "O zaman kötü bir hıyar gibi."
"Seni çürümeye bırakırlardı ve iyi hıyarların büyümesine yardımcı olman için kullanırlardı."
"O zaman sebze gibi yaşamak istemezdim, sanırım," dedi Binbaşı Danby, hüzünlü bir teslimiyetle gülümseyerek.
Joseph Heller
İthaki Yayınları
- Artık beni uçuştan men edebilir, eve gönderebilirsin. Deli bir adamı ölüme göndermezler, değil mi?
- Başka kim ölüme gider ki?
Tek bir açmaz vardı, o da Madde 22'ydi.
Bu madde, insanın gerçek ve yakın tehlike karşısında kendi
güvenliği için endişelenmesinin zihnin rasyonel bir süreci
olduğunu belirtiyordu. Orr deliydi ve uçuştan men edilebilirdi.
Tek yapması gereken uçuştan men edilmesini talep etmekti;
ve bunu yapar yapmaz, deli olmadığı anlaşılacaktı ve başka
görevlerde uçması gerekecekti. Orr'un başka görevlerde uçması için
deli olması gerekirdi, aklı başında olsa uçmazdı; ama aklı başındaysa
uçmak zorundaydı. Uçarsa deli demekti ve uçmak zorunda değildi;
ama uçmak istemiyorsa aklı başındaydı ve uçmak zorundaydı.
Madde 22'deki bu şartın mutlak basitliği Yossarian'ı derinden etkiledi.
Saygıyla ıslık çaldı.

"İyi açmazmış Madde 22 açmazı."
"Var olan en iyi açmaz," diye onayladı Doktor Daneeka.
Joseph Heller
Sayfa 7 - İthaki Yayınları 50. yıl edisyonu - ÖNSÖZ
Meçhul askerler hakkında bilinen tek şey buydu - hiç şanslarının olmadığı.
''Beni öldürmeye çalışıyorlar.''
-Kimse seni öldürmeye çalışmıyor.
''O zaman neden bana ateş ediyorlar?''
-Herkese ateş ediyorlar, herkesi öldürmeye çalışıyorlar.
''Bunun ne farkı var peki?''
"Yaşlı."
"Ben yaşlı değilim."
"Her görev uçuşunda ölümden birkaç santim uzaktasın. Bu yaşta daha ne kadar yaşlı olabilirsin ki? Bundan yarım dakika önce de liseye başlıyordun ve kopçası açılmış bir sutyenden daha yakın bir cennet hayal edemiyordun. Ondan bir saniyenin beşte biri kadar önce küçük bir çocuktun ve yüz bin sana kadar uzun gelen ama yine de göz açıp kapayana kadar geçip giden on haftalık yaz tatili seni bekliyordu. Zıp! Roket kadar hızlı. Zamanı daha ne kadar yavaşlatabileceğini sanıyorsun?"
Hayatımda bu kitabı okurken güldüğüm kadar beni güldüren bir başka kitap hatırlamıyorum. Absürtlüğün şahı, zırvanın daniskası, fakat amaçladığı da bu. Askerliğin saçmalıklarını öyle nefis betimlemiş ki yazarımız Joseph Heller, "catch 22" tabirini ingilizceye kazandırmış.

Yirminci yüzyılın en iyi yüz kitabı listelerinde ilk on'a girmeyi başaran bir kitaptır bu. Vietnam savaşı sırasında savaşı protesto eden gençlerden savaş karşıtı akademisyenlere kadar herkesi hayran bırakan bir yapıt. Demem o ki kara mizahı en karasından yapan kült olmuş birinci sınıf bir kitap..
Madde 22 bir açmazı, bir paradoksu serimler. Kitaptan bu örneği verecek olursak

"... evet sadece bir tek kural vardı: madde 22. Bu maddeye göre, aklı başında bir insanın yapması gereken tek şey, gerçek ve yakın tehlikeler karşısında, kendi güvenliğiyle yakından ilgilenmesiydi. Orr (kitaptaki bir karakter) deliydi, şu halde, yer görevine yerleştirilebilirdi. Bir tek şey yapması gerekiyordu: böyle bir istekte bulunmak. Böyle bir istekte bulunduğu an, deliliği geçmiş olacak, dolayısıyla görev uçuşuna çıkması gerekecekti. Orr daha sık görev uçuşuna çıktığı taktirde deli, çıkmadığı takdirde akıllı olacaktı. Ama akıllıysa uçuşa çıkmak zorundaydı. Eğer uçuyorsa deliydi ve uçmak zorunda değildi. Ama uçmak istemiyorsa akıllıydı ve uçmalıydı."

Anlaşılmadı mı? Demek isteniyor ki, uçuştan uzaklaştırılmanın tek yolu, akıl sağlığınızın bozuk olması ve uçuştan men edilmenizi talep ediyor olmanızdır. Ama eğer bunu talep edebiliyorsanız, bu durum, bunu talep edecek akla sahip olduğunuzu göstereceği için deli olmadığınız anlaşılır. Deli olanlarsa bunu talep edecek akıldan yoksun olduklarından ve talep edemeyeceklerinden ötürü uçuştan men edilemiyorlar. O halde akıllı deli bakılmaksızın uçmaya ve bombalamaya mahkumsunuzdur. İşte bu bir "catch 22" durumudur (orijinal başlık: catch-22).
Bu ve benzeri açmazları ifade etmek için ingilizceye bu terimi kazandıracak kadar güçlü bir eser olan bu kitap, beni kahkahalara boğmasının yanında veya dışında, genel kurgusu, edebi kalitesi ve savaşın olduğu bir dünyanın saçmalıklarını anlatmadaki başarısıyla benden tam not aldı.

Okuyun da yanında yatın, ama yatarak okumayın; yoksa kahkahalar gırtlağınızda boğulur.
İlk olarak 1961'de yayımlanan Madde 22, 1961'den bu güne çok konuşulan, tavsiye edilen, mutlaka okumanız gereken kitaplarla ilgili listelerin neredeyse hepsinde yer alan, eleştirmen ve okurlarca ya çok övülen ya da çokça yerilen bir kitap. Ancak şüphesiz eşi benzeri yok ve akıl almaz bir başyapıt. Kara mizahın en sert örneklerinden biri ve belki de zirve noktası. Anlatımı baştan sona esprilerle örülü olmasına rağmen okurken bir kez bile gülmüyorsunuz çünkü tüm bu absürtlükler bir süre sonra o kadar düşündürücü bir hal alıyor ki yalnızca içiniz acıyor. İkinci Dünya Savaşı'na çok farklı bir perspektiften bakan Madde 22, genel anlamda kışlada geçiyor. Çok kalabalık bir kadrosu var. Yazar karakterlerin hepsinden fazlaca bahsesiyor, hiçbirini unutmuyor, ara ara okurun karşısına tekrar çıkarıyor. Ordunun dışından kişilere yer verdiği gibi savaş öncesi anılara da dönüyor, savaş dışı insanlık hallerinden de bahsediyor. Bu kalabalık ve karmaşa başlarda kitabın içine girmenizi çok zorlaştırıyor haliyle. Farklı mizanseni, üslubu ve abartılı absürtlükler de keza öyle ama bir süre sonra yazarın yapmak istediklerine adapte oluyorsunuz ve özellikle ikinci yarı hızlıca akıyor. Yorucu, karmaşık, tüm özelliklerine bol kepçe yer verilen, uçuk kaçık, gerçekçi, olağanüstü, ilginç, derin ve bazen ciddi manada tahammül sınırlarını zorlayan bir kitap ancak bitince bu benzersiz deneyimi tatmaktan ziyadesiyle mutlu olmanızı da sağlıyor bir taraftan. Esasen Madde 22'nin ne olduğu bilinmiyor kitapta. Madde 22'nin açmazında kişiler ve kurallar duruma, çıkarlara ve bir anlamda keyfe göre yönlendiriliyor ve Yossarian Madde 22'nin yaptırımlarında kıvranırken okur da Heller'ın cümleleri arasında kıvranıyor. Tıpkı yakalandığı ağdan kurtulmaya çalışan avın, hareket ettikçe ağa daha da sıkı hapsolması gibi.
Bazı kitaplar vardır, dünyanız öyle sarsılır ki kafanızı mı sallıyorsunuz yoksa deprem mi oluyor anlayamazsınız. Veya bir an metroda kıkırdamak istemediğinizden kitabı bırakır, yirmi sayfa sonra üzüntüden gözyaşlarınızı durduramazsınız. Bazen bıkıp okumak istemez, bazen de çabuk bitmesin diye gözlerinizi zorla ayırmak zorunda kalırsınız.
Bazen yazara neden diye bağırır, ve ancak yeniden okuduğunuzda, veya okuduktan iki hafta sonra anlar, ve anlamını anca kavrarsınız. Veya belkide kavramazsınız.
Hani kitap biter ama anlatım bitmez, anlatımı dinlemek için köşeye çekilip beklersiniz. Kitap çeviriyi hakeder ama çeviri kitabı haketmişmidir bilinmez. İşte bu kitap o tür kitaplardan.
En büyük açmaz : Madde 22.
‘Eğer biri tehlikeli savaş uçuşlarını yapmaya gönüllüyse aklını kaybettiği düşünülür ama görevlere katılmak istemediğini belirten resmi bir başvuruda bulunursa delirmediği ortaya çıkar ve böylece görevine devam etmek zorunda kalır’

Joseph Heller’in acı bir gerçeği kara mizaha bürüyüp sunduğu okunası bir eser.
2. Dünya savaşının baştan sona saçmalığını anlatan, alay eden bir kitap. Sadece savaş karşıtı hikayesiyle değil, ordunun yozlaşmasını ve ordu içi hiyerarşiyi de hicveden, dili hafif, bir o kadar eğlenceli, okurken hiç sıkılmayacağınız bir roman. Kalın olması ilk başta gözünüzü korkutan bir unsurken, okudukça "iyi ki bu kadar kalın bir kitapmış" diyeceğiniz nitelikte. Okudukça yazarın nasıl bir kafada olduğunu anlayacak ve yaptığı tespitlerde ona hak vereceksiniz. Tabi birde bol bol güleceksiniz. Bildiğiniz savaş romanlarını unutun ve ilginç kurgusuyla dikkat çeken Yossarian'ın hikayesini dinleyin.
Kafayı yediğini düşünüyorsan askerlikten men edilmeyi isteyebilirsin..Kafayı yediğinin farkında olman halen akıl sağlığının yerinde olduğunu gösterir..

22 nolu çıkmazımız böyle bişey.

2nci dünya harbinde bir Amerikan savaş uçağı birliğinde yaşanan ilişkilerin ve karakterlerin derinlemesine anlatıldığı, okurken yüzünüzden tebessümün hiç düşmeyeceği, öte yandan insanı düşüncelere sürükleyen bir kitap. Olayların çoğu en başta son derece komik ve absürt görünmesine karşın, günlük hayatın veya anılarımızın içinde de benzerleri olduğunu fark ediyorsunuz. Aslında çivileri çıkmış hayatın kendisini anlatıyor bu kitap. Karakterler harika betimlenmiş. Heller'in anlatım dili çok başarılı. İkili ilişkiler ve bilhassa laf cambazlığı üzerine kendini geliştirmek isteyenlere özellikle öneririm.
Eğlenceli bir kitaptı, yıllar önce okumuştum. Aklımda kalan ilk şey beni güldürdüğüydü. Tekrar okursam aynı şeylere güler miyim bilmiyorum. Bir savaş durumunda madde22 ile ilgili eleştirisel bir bakış vardı, aklımda bunlar kalmış...
Okumak için çok kötü bir zamanlama yaptığım kitaplardan oldu kendisi. Mutlaka tekrar okuyacağım. Katıla katıla güldüm çoğu zaman. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Kitabı okurken Kurt Vonnegut okudugumu düşündüğüm zamanlar oldu. Yazarın tarzını Kurt Vonnegut kara mizahına benzettim ve zaten arkadaş olduklarını öğrendim. Savaş karşıtı ve savaşın sorgulanması açısından kült bir kitap. İçindeki mizah ve absürd olaylar beni güldürürken düşündürdü. Olay örgüsü ileri giderken aralarda geri sarıyor ve bazı konular temelleniyor. Ana konu Yossarian adlı savaş uçağı pilotunun sırf komutanlarının üstlerine yaltaklanması için sürekli uçuş sayısını yukarı çekmesine isyan etmesidir. Yossarian bir yandan madde 22 açmazından kurtulmaya çalışırken bir yandan korkarak uçmaktadır. Bir sürü eğlenceli ve ilginç karakter ayrım yapılmadan kitapta karşımıza çıkıyor. Dunbar, Orr, Papaz, Binbaşı Major Major, Nately ve Milo gibi renkli karakterler içeren bu kitap bugün bile güncelliğini koruyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Joseph Heller
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Coney Adası, New York, ABD, 1 Mayıs 1923
Ölüm:
East Hampton, New York, ABD, 12 Aralık 1999
1 Mayıs 1923'te doğan Joseph Heller, Brooklyn, New York'ta geçen çocukluğu ve gençliği boyunca hep yazar olmak istemişti. 2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusunda bombardıman pilotu olarak İtalya'da görev yapıp altmış uçuş gerçekleştirdi. Burada yaşadığı deneyimler, daha sonra yazacağı Madde 22'nin zeminini oluşturdu. 1945 yılında terhis edilen yazar, New York Üniversitesi'ne girip İngiliz Edebiyatı öğrenimi gördü. Columbia Üniversitesi'ndeki master eğitiminden sonra Fullbright bursuyla İngiltere'ye gidip Oxford Üniversitesi'ne devam etti. 1950-1952 yılları arasında Pennsylvania Üniversitesi'nde profesör olarak ders verdikten sonra Time ve Look dergilerinde metin yazarı olarak çalıştı. İlk evliliğinden iki çocuğu olan Heller, boşanma sürecini yine aynı o alaycı üslubuyla No Laughing Matter adlı kitabına döktü. 1989 yılında hastayken tanıştığı bir hemşireyle yeniden evlenen yazar, 13 Aralık 1999'da geçirdiği bir kalp krizi sonucu Long Island'daki evinde yaşama veda etti.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 255 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.