Madde 22

8,3/10  (11 Oy) · 
22 okunma  · 
8 beğeni  · 
1.063 gösterim
Madde 22, okuduğum mantıklı tek savaş romanı.” –Harper Lee

“Madde 22, faşizme karşı verilen savaşta, Amerikalıların yarattığı en büyük destan.” –Kurt Vonnegut

“Son elli yılda yazılmış iki büyük Amerikan romanı var. Biri Madde 22.” –Stephen King

“Madde 22’nin muazzam başarısı, seçkin bir edebi eserin bazen gerçekten de çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabileceğini gösterdi.” –Anthony Burgess

“Orijinal. Kimse buna benzer bir kitap okumamıştır.” –Norman Mailer
Yayınlandığı günden beri Amerikan edebiyatının köşe taşlarından biri olarak görülen Madde 22, tarihin de en çok ilgi gören, en sıradışı kitaplarından biri. Edebiyatta kara mizahın doruk noktası.

Bu, II. Dünya Savaşı sırasında İtalya'da Amerikan ordusu adına görev yapan, bombardıman uçağı pilotu eşsiz Yossarian'ın hikâyesi. Hiç karşılaşmadığı binlerce kişi tarafından öldürülmek istendiği için kızgın olan Yossarian’ın asıl problemi ise askerlik görevini bitirmek için gereken uçuş sayısını her geçen gün artıran kendi ordusuyladır. Ancak Yossarian, tehlikeli görevlerden feragat etmek için herhangi bir girişimde bulunursa, fazlasıyla komik bir bürokratik kural olan Madde 22'ye takılacaktır: Eğer biri tehlikeli savaş uçuşlarını yapmaya gönüllüyse aklını kaybettiği düşünülür ama görevlere katılmak istemediğini belirten resmi bir başvuruda bulunursa delirmediği ortaya çıkar ve böylece görevine devam etmek zorunda kalır.
Kitabın ellinci yıl edisyonu, Christopher Buckley’nin önsözünün yanı sıra; Norman Mailer, Alfred Kazin, Anthony Burgess ve diğer yazarların da eleştirel makale ve incelemelerini barındırıyor. Nadir bulunan belgeler ve Joseph Heller'ın kişisel arşivindeki fotoğraflar da metne eşlik ediyor.
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2017
  • Sayfa Sayısı:
    680
  • ISBN:
    9786053756293
  • Orijinal Adı:
    Catch 22
  • Çeviri:
    Niran Elçi
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kübra 
10 Nis 21:19 · Kitabı okudu · 51 günde · 8/10 puan

İlk olarak 1961'de yayımlanan Madde 22, 1961'den bu güne çok konuşulan, tavsiye edilen, mutlaka okumanız gereken kitaplarla ilgili listelerin neredeyse hepsinde yer alan, eleştirmen ve okurlarca ya çok övülen ya da çokça yerilen bir kitap. Ancak şüphesiz eşi benzeri yok ve akıl almaz bir başyapıt. Kara mizahın en sert örneklerinden biri ve belki de zirve noktası. Anlatımı baştan sona esprilerle örülü olmasına rağmen okurken bir kez bile gülmüyorsunuz çünkü tüm bu absürtlükler bir süre sonra o kadar düşündürücü bir hal alıyor ki yalnızca içiniz acıyor. İkinci Dünya Savaşı'na çok farklı bir perspektiften bakan Madde 22, genel anlamda kışlada geçiyor. Çok kalabalık bir kadrosu var. Yazar karakterlerin hepsinden fazlaca bahsesiyor, hiçbirini unutmuyor, ara ara okurun karşısına tekrar çıkarıyor. Ordunun dışından kişilere yer verdiği gibi savaş öncesi anılara da dönüyor, savaş dışı insanlık hallerinden de bahsediyor. Bu kalabalık ve karmaşa başlarda kitabın içine girmenizi çok zorlaştırıyor haliyle. Farklı mizanseni, üslubu ve abartılı absürtlükler de keza öyle ama bir süre sonra yazarın yapmak istediklerine adapte oluyorsunuz ve özellikle ikinci yarı hızlıca akıyor. Yorucu, karmaşık, tüm özelliklerine bol kepçe yer verilen, uçuk kaçık, gerçekçi, olağanüstü, ilginç, derin ve bazen ciddi manada tahammül sınırlarını zorlayan bir kitap ancak bitince bu benzersiz deneyimi tatmaktan ziyadesiyle mutlu olmanızı da sağlıyor bir taraftan. Esasen Madde 22'nin ne olduğu bilinmiyor kitapta. Madde 22'nin açmazında kişiler ve kurallar duruma, çıkarlara ve bir anlamda keyfe göre yönlendiriliyor ve Yossarian Madde 22'nin yaptırımlarında kıvranırken okur da Heller'ın cümleleri arasında kıvranıyor. Tıpkı yakalandığı ağdan kurtulmaya çalışan avın, hareket ettikçe ağa daha da sıkı hapsolması gibi.

Umut Can Uluç 
02 Tem 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bazı kitaplar vardır, dünyanız öyle sarsılır ki kafanızı mı sallıyorsunuz yoksa deprem mi oluyor anlayamazsınız. Veya bir an metroda kıkırdamak istemediğinizden kitabı bırakır, yirmi sayfa sonra üzüntüden gözyaşlarınızı durduramazsınız. Bazen bıkıp okumak istemez, bazen de çabuk bitmesin diye gözlerinizi zorla ayırmak zorunda kalırsınız.
Bazen yazara neden diye bağırır, ve ancak yeniden okuduğunuzda, veya okuduktan iki hafta sonra anlar, ve anlamını anca kavrarsınız. Veya belkide kavramazsınız.
Hani kitap biter ama anlatım bitmez, anlatımı dinlemek için köşeye çekilip beklersiniz. Kitap çeviriyi hakeder ama çeviri kitabı haketmişmidir bilinmez. İşte bu kitap o tür kitaplardan.

ihtiyar 
29 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Eğlenceli bir kitaptı, yıllar önce okumuştum. Aklımda kalan ilk şey beni güldürdüğüydü. Tekrar okursam aynı şeylere güler miyim bilmiyorum. Bir savaş durumunda madde22 ile ilgili eleştirisel bir bakış vardı, aklımda bunlar kalmış...

Kitaptan 10 Alıntı

Kübra 
10 Nis 00:30 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Bir insan sebze gibi yaşayamaz."
"Nedenmiş?"
Binbaşı Danby'nin gözlerine uzak, sıcak bir bakış geldi. "Sebze gibi yaşamak hoş olurdu," diye kabullendi özlemle.
"Pis bir şey olurdu," diye yanıt verdi Yossarian.
"Hayır, bütün kuşkulardan ve baskılardan uzak yaşamak çok hoş olmalı," diye ısrar etti Binbaşı Danby. "Ben sebze gibi yaşamak ve hiçbir önemli karar vermemek isterdim sanırım."
"Ne tür bir sebze, Danby?"
"Hıyar ya da havuç gibi."
"Ne tür bir hıyar? İyi bir hıyar mı, kötü bir hıyar mı?"
"Ah, iyi bir hıyar gibi, elbette."
"Seni hayatının zirvesindeyken koparırlar, doğrayıp salata yaparlardı."
Binbaşı Danby'nin yüzü asıldı. "O zaman kötü bir hıyar gibi."
"Seni çürümeye bırakırlardı ve iyi hıyarların büyümesine yardımcı olman için kullanırlardı."
"O zaman sebze gibi yaşamak istemezdim, sanırım," dedi Binbaşı Danby, hüzünlü bir teslimiyetle gülümseyerek.

Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)

Herhangi bir şeyi gerçekten bilmenin yolu yoktu, biliyordu, hattâ herhangi bir şeyi gerçekten bilmenin yolu olmadığını bilmenin bile yolu yoktu.

Madde 22, Joseph Heller (Sayfa 377 - İthaki Yayınları)Madde 22, Joseph Heller (Sayfa 377 - İthaki Yayınları)
Ravza Gözcü 
12 Nis 01:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

''Beni öldürmeye çalışıyorlar.''
-Kimse seni öldürmeye çalışmıyor.
''O zaman neden bana ateş ediyorlar?''
-Herkese ateş ediyorlar, herkesi öldürmeye çalışıyorlar.
''Bunun ne farkı var peki?''

Madde 22, Joseph HellerMadde 22, Joseph Heller
yssrnysyr 
06 May 15:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Yaşlı."
"Ben yaşlı değilim."
"Her görev uçuşunda ölümden birkaç santim uzaktasın. Bu yaşta daha ne kadar yaşlı olabilirsin ki? Bundan yarım dakika önce de liseye başlıyordun ve kopçası açılmış bir sutyenden daha yakın bir cennet hayal edemiyordun. Ondan bir saniyenin beşte biri kadar önce küçük bir çocuktun ve yüz bin sana kadar uzun gelen ama yine de göz açıp kapayana kadar geçip giden on haftalık yaz tatili seni bekliyordu. Zıp! Roket kadar hızlı. Zamanı daha ne kadar yavaşlatabileceğini sanıyorsun?"

Madde 22, Joseph Heller (Sayfa 61)Madde 22, Joseph Heller (Sayfa 61)
Onur Özkan 
20 Şub 17:59 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

Madde 22 Açmazı
Tek bir açmaz vardı, o da Madde 22'ydi.
Bu madde, insanın gerçek ve yakın tehlike karşısında kendi
güvenliği için endişelenmesinin zihnin rasyonel bir süreci
olduğunu belirtiyordu. Orr deliydi ve uçuştan men edilebilirdi.
Tek yapması gereken uçuştan men edilmesini talep etmekti;
ve bunu yapar yapmaz, deli olmadığı anlaşılacaktı ve başka
görevlerde uçması gerekecekti. Orr'un başka görevlerde uçması için
deli olması gerekirdi, aklı başında olsa uçmazdı; ama aklı başındaysa
uçmak zorundaydı. Uçarsa deli demekti ve uçmak zorunda değildi;
ama uçmak istemiyorsa aklı başındaydı ve uçmak zorundaydı.
Madde 22'deki bu şartın mutlak basitliği Yossarian'ı derinden etkiledi.
Saygıyla ıslık çaldı.

"İyi açmazmış Madde 22 açmazı."
"Var olan en iyi açmaz," diye onayladı Doktor Daneeka.

Madde 22, Joseph Heller (Sayfa 7 - İthaki Yayınları 50. yıl edisyonu - ÖNSÖZ)Madde 22, Joseph Heller (Sayfa 7 - İthaki Yayınları 50. yıl edisyonu - ÖNSÖZ)
Ravza Gözcü 
12 Nis 01:41 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

''Sonunda, doktorların hepsi hemfikir oldu. Her şeyi iki kere gören askerin sorununun ne olduğuna dair en ufak fikirlerinin olmadığı konusunda anlaştılar.''

Madde 22, Joseph HellerMadde 22, Joseph Heller
Onur Özkan 
20 Şub 14:44 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

22. Madde
"Madde 22, okuduğum mantıklı tek savaş romanı.” –Harper Lee

“Madde 22, faşizme karşı verilen savaşta, Amerikalıların yarattığı
en büyük destan.” –Kurt Vonnegut

“Son elli yılda yazılmış iki büyük Amerikan romanı var. Biri Madde 22.” –Stephen King

“Madde 22’nin muazzam başarısı, seçkin bir edebi eserin bazen gerçekten
de çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabileceğini gösterdi.” –Anthony Burgess

“Orijinal. Kimse buna benzer bir kitap okumamıştır.” –Norman Mailer

Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları 50. yıl edisyonu)Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları 50. yıl edisyonu)
Onur Özkan 
20 Şub 18:05 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

Hastane'de Ölüm
Yossarian'ın görebildiği kadarıyla, hastanenin içinde,
hastanenin dışında olduğu kadar çok hasta insan olmuyordu,
ve hastanenin içindeki, ciddi rahatsızlıklara sahip insan sayısı da azdı.
Hastanenin içindeki ölüm oranı hastanenin dışındakinden daha düşüktü;
üstelik çok daha sağlıklı bir ölüm oranıydı. Pek az insan boş yere ölüyordu.
Hastanenin içindeki insanlar ölmek hakkında çok daha fazla bilgi sahibiydi,
ve bu işi çok daha düzgün, çok daha düzenli yapıyorlardı.
Hastanenin içinde Ölüm'e galebe çalamıyorlardı ama Ölüm'ün adabına
göre davranmasını kesinlikle sağlıyorlardı. Ona görgü kurallarını öğretmişlerdi.
Ölüm'ü dışarıda tutamıyorlardı, ama hastanede olduğu sürece,
Ölüm tıpkı bir hanımefendi gibi davranıyordu. Hastanenin içindeyken
insanlar ruhlarını belli bir zevk ve incelikle teslim ediyorlardı.
Hastanenin dışında çok rastlanan o kaba, çirkin ölüm gösterileri olmuyordu.
Kraft ve Yossarian'ın çadırındaki ölü adam gibi havada patlamıyorlar,
uçağın arkasında içini Yossarian'a döktükten sonra Snowden'in yaptığı gibi,
alev alev bir yaz günü donarak ölmüyorlardı.

"Üşüyorum," diye sızlanmıştı Snowden. "Üşüyorum."

"Hadi, hadi," diye teselli etmeye çalıştı Yossarian onu. "Hadi, hadi."

Clevinger'ın yaptığı gibi tuhaf bir şekilde, bir bulutun içinde
yoklara karışmıyorlardı. Kan ve lapa halinde patlamıyorlardı.
Boğulmuyorlar, yıldırıma çarpılmıyorlar, makinelerce parçalanmıyorlar,
toprak kaymalarında ezilmiyorlardı. Soygunlarda vurulmuyorlar,
tecavüze uğrarken boğulmuyorlar, meyhanelerde bıçaklanmıyorlar,
ebeveynleri ya da çocukları tarafından baltalanmıyorlar; yani, özetle,
Tanrı'dan gelen bir başka eylem sonucu ölmüyorlardı.
Kimsenin boğazına bir şey kaçmıyordu. İnsanlar ameliyat odasında
centilmen gibi, kan kaybından ölüyorlar, ya da oksijen çadırında
yorum yapmadan ruhlarını teslim ediyorlardı.
Hastane dışında çok moda olan, bak-şimdi-buradayım-bak-şimdi-değilim
oyunu yoktu; şimdi-varım-şimdi-yokum numarası da yoktu.
Kıtlıklar ya da seller olmuyordu. Çocuklar beşiklerinde, buz kutularında
nefessiz kalmıyorlar, kamyon altında kalmıyorlardı.
Kimse dövülerek öldürülmüyordu. İnsanlar gazı açıp kafalarını fırının
içine sokmuyor, metro trenlerinin önüne atlamıyor, otel pencerelerinden
ölü ağırlıklar gibi kendilerini bırakıp vısss! sesi eşliğinde, saniyede
dokuz nokta sekiz metre ivme ile hızlanmıyorlar, kaldırıma iğrenç bir plop!
sesi ile düşmüyorlar, orada, herkesin ortasında, kıllı çilekli dondurma
dolu koyun postundan çuval gibi iğrenç bir şekilde, kanlar içinde,
ayak serçe parmakları yamularak ölmüyorlardı.

Her şey düşünülünce, oranın da kendine has kusurları olmasına rağmen,
hastaneyi tercih ediyordu Yossarian. Görevliler işgüzar, eğer kulak
aşılıyorsa kurallar kısıtlayıcı idi ve idare her şeye burnunu sokuyordu.
Hasta insanlar da olduğundan, canlı, genç bir kalabalıkla aynı koğuşta
kalacağına güvenemiyordu, sunulan eğlence de her zaman iyi değildi.
Savaş sürdükçe ve cepheye yaklaştıkça hastanelerin durumunun
kötüye gittiğini itiraf etmek zorundaydı, muharebe alanının
dahilinde konukların kalitesi gözle görülür bir biçimde düşüyordu,
çünkü muharebe alanı dahilinde, savaş koşullarının
etkileri hemen kendilerini belli ediyorlardı.
Savaşın derinliklerine gittikçe insanlar daha da hasta oluyorlardı.

Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)
Onur Özkan 
20 Şub 14:49 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

22 Numaralı Madde
YALNIZ, BİR AÇMAZ VARDI...
22 NUMARALI MADDE.

Pianosa adası Akdeniz'de, Elba'nın 13 kilometre güneyindedir.
Çok küçük bir adadır ve doğal olarak bu kitapta
tarif edilen türden eylemleri barındıramaz.
Bu romanda, tıpkı arka plan gibi, karakterler de gerçek değildir.

Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)
Onur Özkan 
20 Şub 18:10 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

Yossarian & Doktor Daneeka "Madde 22"
“Deli olan birini uçuştan men edemez misin?"

"Ah, elbette. Etmek zorundayım.
Deli olan herkesi uçuştan men etmem gerektiğini söyleyen bir kural var."

"O zaman neden beni uçuştan men etmiyorsun?
Ben deliyim. Clevinger'a sor istersen."

"Clevinger'a mı? Clevinger nerede ki?
Sen Clevinger'ı bul, ben de sorayım."

"O zaman diğerlerine sor. Ne kadar deli olduğumu söylerler."

"Asıl deli olan onlar."

"O zaman neden onların uçuştan men etmiyorsun?"

"Neden onları uçuştan men etmemi istemiyorlar?"

"Çünkü onlar deli, işte bu yüzden."

"Elbette deliler," diye yanıt verdi Doktor Daneeka.
"Sana demin söyledim, değil mi? Ve deli insanların deli olup
olmadıklarına karar vermelerine izin veremezsin, değil mi?”

“Yossarian ona ciddi ciddi baktı ve bir başka yaklaşım denedi.
"Orr deli mi?"

"Elbette deli," dedi Doktor Daneeka.

"Onu uçuştan men edebilir misin?"

"Elbette edebilirim. Ama ilk önce bana gelip talepte bulunması gerek.
Kural öyle diyor."

"O zaman neden talepte bulunmuyor?"

"Çünkü adam deli," dedi Doktor Daneeka.
"Ucu ucuna kurtulduğu onca seferden sonra görev uçuşuna çıkmaya
devam etmesi için deli olması lazım. Elbette Orr'u uçuştan men edebilirim.
Ama ilk önce talepte bulunması lazım."

"Uçuştan men edilmek için yapması gereken tek şey bu mu?"

"Hepsi bu. Bana gelip talepte bulunsun."

"O zaman onu uçuştan men edebilir misin?" diye sordu Yossarian.

"Hayır. O zaman onu uçuştan men edemem.

"Yani bir açmaz mı var?"

"Elbette bir açmaz var," diye yanıt verdi Doktor Daneeka.
"Madde 22'deki açmaz. Muharebe görevinden alınmak isteyen
kimse aslında deli değildir."


Tek bir açmaz vardı, o da Madde 22'ydi.
Bu madde, insanın gerçek ve yakın tehlike karşısında kendi güvenliği
için endişelenmesinin zihnin rasyonel bir süreci olduğunu belirtiyordu.
Orr deliydi ve uçuştan men edilebilirdi. Tek yapması gereken uçuştan
men edilmesini talep etmekti; ve bunu yapar yapmaz, deli olmadığı
anlaşılacaktı ve başka görevlerde uçması gerekecekti.
Orr'un başka görevlerde uçması için deli olması gerekirdi, aklı başında
olsa uçmazdı; ama aklı başındaysa uçmak zorundaydı.
Uçarsa deli demekti ve uçmak zorunda değildi; ama uçmak istemiyorsa
aklı başındaydı ve uçmak zorundaydı. Madde 22'deki bu şartın mutlak
basitliği Yossarian'ı derinden etkiledi. Saygıyla ıslık çaldı.

"İyi açmazmış Madde 22 açmazı."

"Var olan en iyi açmaz," diye onayladı Doktor Daneeka.

Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)Madde 22, Joseph Heller (İthaki Yayınları)

Kitapla ilgili 2 Haber

Son anda isimleri değişen 10 klasik roman
Son anda isimleri değişen 10 klasik roman Edebi bir eser ortaya çıkartmak kadar, ona bir isim bulmak da güçtür. Aşağıdaki listede, bugün severek okuduğumuz pek çoğu artık klasikleşmiş eserin, isim konusunda başlarından geçenlerle ilgili ilginç bilgiler bulacaksınız. Bir kısmı sadece pazarlama gayesiyle, bir kısmı da daha akılda kalıcı olması amacıyla isimleri değiştirilen 10 edebiyat eserini, mentalfloss’tan filmlervekitaplar.com çevirdi.