Karin Karakaşlı

Karin Karakaşlı

YazarÇevirmen
8.0/10
61 Kişi
·
148
Okunma
·
20
Beğeni
·
2.820
Gösterim
Adı:
Karin Karakaşlı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1972
Karin Karakaşlı 1972’de İstanbul’da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü bitirdi. Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. 
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı. 
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı. 
Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, halen Radikal 2’de köşe yazarlığı yapıyor. Yazar aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. 
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri: Can Kırıkları (2002, öykü), Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim? (2005, roman) ve Cumba (2009, deneme).

 
Ne zamandır ötelerde, hiç tanımadığım birilerinin beni düşündüğünü hissediyorum.
"Sokakta koşmayan, top oynamayan, dizini yaralamayan çocuklar büyüyor.
Ve ben bunu romantik kaygı olarak söylemiyorum. Bunlar eksildikçe dönüştüğümüz şey başka bir insan modeli."
“Tam da onun dediği gibi ‘bir dilimi zehir zıkım bir dilimi candan tatlı’ bir aşk bizimkisi.
"... utanmayanların açtığı deliğe başkaları yuvarlanmasın diye sahiplendin utancı . "
Karin Karakaşlı
Sayfa 37 - Can Yayınları
Yaşım başkalarına göre çok genç olabilir, ama içimde, yılların akıp gittiğine dair bir ihtiyarlık hissi var.
Böyle güzel bir kitap için hiç inceleme yapılmaması kadar
pek okunmayan bir yazarın böyle güzel kitap yazması da ilginç. Yeterince reklamını yapamamış sanırım. Uyumadım bu saate kadar okuyup bitirdim. Zaten bu tarz kitapları seven biriyim. Bu sebeple çok beğenmiş olabilirim. Ya da okumadan önce çıtayı düşük tuttuğum için kitap yükseldi gözümde. Duru bir anlatımı var. Okuyun derim ben.
Can Kırıkları bi' öykü kitabı ve benim yazarla tanışma kitabım. Akıcılığını duru oluşuna yorduğum bu hikayelerin kişisel olarak en etkileyici yönü konulardı diye düşünüyorum.

Kitap, adını yansıtır nitelikteki konulara ev sahipliği yapıyor. Her bi' öykünün farklı bi' acısı, ilginç bi' durgunluk etkisi var. Yazarın özellikle durduğu temalar, kişinin sürgün hali, mülteci olması ve doğal afetler. Bunun dışında yazar, hikayelerinin birinde yaşanmış bi' aşkı, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Mari Gerekmezyan'ın, aşkını kurgusal ve gerçeklerle örtüşür bi' biçimde kaleme almış. Bu hikayedeki vurgu ise Mari Gerekmezyan'ın başarılarına rağmen Ermeni olarak dışlanması üzerineydi.

Tüm bu hikayeler aslında konu olarak can yakıcı, görmesi ve katlanması hatta bilmesi bile zor konulardan oluşuyor. Fakat yazarın dili son derece açık, sakin bi' aktarımı var. Olayların düzlemi derinliklerde değil, acıysa olduğu gibi dümdüz, aşksa olduğu gibi hikayenin tam ortasında aşk var; yazar hikayeleri konu olarak çoklulaştırmamış, konu cimriliği bu noktada ilginç, okunası bi' sakinlik katmış öykülere. Bu yüzden can yakıcı konular vurmadı beni, başlıktaki gibi kırmadı; sadece kağıt kesiği gibi ince bi' acı bıraktı. Elbette hikayelerden etkilenmek kesik derinliğine bağlı. Bazı kesikler güzeldir.
Vay canına, evet vay canına :) Melisa Kesmez' in kitaplarından sonra okuduğum en iyi öykü kitabı. 1998’de Yaşar Nabi Nayır Ödülü ile taçlandırılmış. Kitap tam istediğim gibi ağır melankoli, bol bol sıkıntı stres barındırıyor, kalp yoruyor, boğaz düğümlüyor, sizi eskilere götürüp "Ah be, keşke" dediğiniz anları hatırlatıp ne hatırlatması yüzünüze vurup sigara üstüne sigara yaktırıyor. O nasıl kelime oyunları ablacım, nasıl betimlemeler, nasıl süslemeler. Nefes kelimesi ile yaptığın o harika satırlar ayakta alkışlanmalık.. Hayran kaldım. Bildiğiniz bir sayfanın komple altını çizdim ki daha çizilen bir sürü yer var. Öykü aralarında resmen soluklanma ihtiyacı hissettim. Baktım dışarıda okurken harika yerleri kaçırıyorum, odama kapanıp sadece kendisiyle ilgilendim. Harika bir deneyimdi. (Henüz bitirmedim, 92. sayfadayım, kıyamıyorum yahu) Öykü severler kaçırmayın ne olur. Ben yandım, siz de yanın Allah aşkına :) Ve de sakin bir ortamda, sakin bir kafayla okunması önerilir. Bu kitabın kullanım kılavuzu, reçetesi budur.
Başka dillerden şarkılar söyleyen, Yaşar Nabi Nayır ödüllü, kelimeleri dansettiren, şiirsel ve lirik anlatımıyla beni mest eden bir yazar oldu Karin Karakaşlı... Kitapta alıntı yapılacak o kadar çok cümle var ki... Okurken sizi geçmişe götürüp yaşadıklarınızı sorgulatacak çok derin, birbiriyle bağlantılı ilerleyen hikayelerden oluşan bu nefis kitabı herkese tavsiye ediyor ve yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
"Satırları okşaya okşaya okudum."

Hiçbir kitap bir anda bu kadar duygu yüklememiştir üzerime. Söze nereden başlamalı nasıl incelemeli bilemiyorum. İnsanlığımdan utandım okurken. İnsan bir çamur yığınına dönüşmemeliydi ama çoğumuz dönüştük. Satırları derin, içini kemiriyor insanın.
86 sayfada binbir alıntı yapasım geldiyse eğer bence herkesin okumasına değer.
Satın almak istemezseniz pdf için yazın ben size atarım ama mutlaka okuyun.
Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitabı.Türkiyenin yaşadığı acılı dönemleri bazen bir şehir bazen bir eşya üzerinden insanlarla bütünleştirip öyle güzel anlatmış ki...canınız da yanıyor okurken gözünüz de buğulanıyor..Ama kitabı bitirdiğinizde insan olmanın önemini,güzelliğini düşünüyorsunuz.Bu topraklarda hep birlikte yaşamanın güzel olduğunu,doğru olduğunu,herşeyin paylaşınca,insan sıcaklığıyla güzelleştiğini anlıyorsunuz..Okuyun derim..
Yazarın "Başka Dillerin Şarkısı" isimli kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı. İlk kitap genelde aşk, yalnızlık ve keşkeler üzerine iken bu kitap tamamıyla tehcir ve bu tehcirin insanlar üzerinde oluşturduğu ağır travmalar üzerinden gitmekte. Okurken insanlığımdan utandım. Üstelik bu sadece o anı yaşayan insanların duygu ve düşüncelerinin birkaç sayfadan ibaret bir özeti. Umarım dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde uygulamalar olmaz, savaşlar biter ve birbirimizi din, dil ve ırk ayrımı yapmaksızın sevebiliriz. "Zoraki Mültecinin Sustukları" isimli son hikaye ise resmen içimden geçti, kalpte çeşitli şiddetlerde depremler yaratarak. Karin Karakaşlı okuyunuz, özellikle de "Başka Dillerin Şarkısı" kitabını.
Kitap dört bölümden oluşan ve bu bölümlerin konu bakımından ya aynı olduğu ya da devam niteliğinde olduğu öykülerden oluşmakta. Beni en çok etkileyen ‘Yerin Sesi’ bölümü oldu. Birbiriyle bağlantılı o üç öyküde boğazım düğüm düğüm oldu sevgili Karin Karakaşlı bunu çok güzel aktarmış yaşamışçasına, oradaymışçasına hissediyorsunuz.
Karin Karakaşlı'nın ilk kitabı olan Başka Dillerin Şarkısı, okuyanı derinlere götürüyor. Denizin maviliğini, gülümsemenin sıcaklığını, anın kıymetini hissediyorsunuz. Umudun kapılarını aralıyor, yorgunluğunuzu unutuyorsunuz.
Sımsıcak öykülerin içinde kendinizi bulurken, aynı zamanda bir başkasının hayallerine dokunuyorsunuz. Hüzünlü anlarınız gözlerinizin önüne diziliyor, unuttuklarınızı hatırlıyor, hatırınızda kalanları unutuyorsunuz.
Hayatta kalan yanımıza, hayatın içinden öyküler sunuyor. Bu kısa hayat dolu öyküler ise fazlasıyla yüreğimize d/okunuyor.
Ohannes Kondayan, ailesinin kullandığı ismiyle Aram, 1905'te İzmit'in Bardizag(Bahçecik) ilçesinde dogdu. 1915 yılında ailesiyle birlikte Suriye'ye sürülmek üzere yük vagonlarında Orta Anadolu'ya kadar getirildi. Konya Ereğlisi'nde bir süre tutuldukları kamptan Protestan Almanların müdahalesiyle çıkarılan aile, Konya'ya yollanarak 1.Dünya Savaşı süresince Konya'da yaşadı. Savaştan sonra İstanbul'a yerleşti. Ohannes Aram Kondayan, Robert Kolej'de okudu ve mezun olduğu 1927 yılında matematik hocası olarak hemen işe alındı. 1969 yılında emekli olana kadar --41 yıl-- Robert Kolej'de hocalık yaptı. Ohannes 1970 yılında ailesiyle birlikte Amerika'ya yerleşince resim yapmaya başladı ve gençlik günleri ile bağlantılı anı-hikayeler yazdı. 2002 yılında, 97 yaşında, Lexington, Virginia'da vefat etti. Bu eser Betty Kondayan'ın eşinin vefatından sonra hic dokunmadığı çocukluk anıları, bazı çocukluk izlenimlerini hikaye ettiği yazılarıyla seçtiği on hikayeyi ve ohannes'in yaptığı bazı resimlerle aile fotograflarının Virginia'da bir kitapçık olarak 2007'de yayınlanmasıyla oluştu.
Kitap Boğaziçi Üniversitesi yayınlarından Nüket Esen'in çalışmaları sonucu Türkçeye çevrilip yine onun önsözüyle Türkiye'de yayınlandı.
Önsözden:
Kalıplaşmış siyasi söylemler yerine herhangi bir insanın biricik olan hayatında yaşadıkları, düşündükleri, hissettiklerini aksettirerek yüreğe işledikleri için kayıtsız kalınamayacak "belgeler" oldu bu hikayeler. Bu kitap da onlardan biri...
Nüket Esen/2009

Yazarın biyografisi

Adı:
Karin Karakaşlı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1972
Karin Karakaşlı 1972’de İstanbul’da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü bitirdi. Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. 
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı. 
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı. 
Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, halen Radikal 2’de köşe yazarlığı yapıyor. Yazar aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. 
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri: Can Kırıkları (2002, öykü), Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim? (2005, roman) ve Cumba (2009, deneme).

 

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 148 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 80 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.