Malik İlyas Tanrıbağı

Malik İlyas Tanrıbağı

Yazar
8.9/10
8 Kişi
·
12
Okunma
·
3
Beğeni
·
967
Gösterim
Adı:
Malik İlyas Tanrıbağı
Unvan:
Yazar
Pavlus'un Tevrat'ın 'Eski Ahit' olarak artık hükmünün kalmadığını beyan etmesi, sünnet uygulamasının kaldırılması domuz etinin yenmesi gibi radikal kararları kendi başına alıp Hristiyanlık olacak bu yeni dinde uygulamaya koyduğunu görüyoruz
Akıl ve ruh birleşirse hayvansal EGO ile, bu ego'yu terbiye etmek için savaşıdır. Nefs ve akıl birleşirse vicdan-ruh sesini susturup zulme başlar!
O tek ve en soyut titreşim olarak her yere, her şeye nüfuz etmişken nereye gidebilir? Tanrı'nın kendi ezelden ebede kadar isimsizdir. Ona kendi bulundukları boyutlarında algılamalarına göre isim ve sıfat veren diğer varlıklardır.
Kur'an'a göre Hz Muhammed ve Hazreti Musa'nın tanrısına inanıyordu, ancak Kur'an'da Yehova adını neden kullanmadı da onun yerine onun farklı bir sürümü olan "Errahmânir'rahim" ismini kullandı? Çünkü Yehova'nın Tevrat'daki 'penis-vagina' isimleri soyut alanda insanların idraki yönünden fiziki çağrışımla kavram kargaşasına sebep olurken Errahmânir'rahim bunu tamamen soyut alanda "Rahim olan Rahman", yani içyüzünde "dişil de olan eril", hermafrodit veya androjen olarak tanrısal değerinden düşürmeden, yüksek titreşim yani tanrısal boyutunda tutmaktadır
Cennet denilen ‘tanrısal yer, bahçe’ kavramı klasik Orta Doğu dinlerine Sümer’den gelerek girmiştir. Sümer’in ‘Dilmun’ ismi ile anılan bahçesi ilerleyen süreçte Tevrat’ta ‘Eden’ olarak karşımıza çıkacaktır.

Tanrısal bahçe kavramı ilk Sümer’den başlayıp Filistin’e göçle gelip yerleşen İbranilerin komşuları Kenanlılar, Asur, Babil, Hitit,Hurri ve Aramiler’den etkilenerek aldıkları bir inanç olacaktır
Tanrısal öğretide üç ana unsur vardır 'Tanrı-Ruh-Can' bu üç soyut yaşam unsuru fizik bedeni kullanılır. Bunların dışında kalan veya yapılan her ne varsa yani mabetler, ayinler dualar ve eylemler fizik bedende bulunan Can'ın ona eşlik eden Ruh'unu aracı ederek Tanrı ile teması, "O"nunla bütünleşmesi için dekorlardan ibarettir
Uzay boşluğunu dolduran beşinci unsur olan ve eter veya esir de denilen yarı-maddenin dünyamızdaki laboratuvar ortamında tahlil ve teşhisi şimdilik imkansız durumdadır.
Kim ve ne olursan ol! Asla ben yazdım, ben yaptım deme! Hiçbir bilgi yoktur ki o, insan da emanet olmasın! Tüm bilgilerin sahibi Allah olan Rabb'dır Rahman'dır Brahman'dır. Sen emanetçisin emanete bencillikle ihanet etme.
"Ey Ademoğulları size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar"Araf 26.

Bu ayete göre baş çirkin bir yer midir ki, hiçbir tanrısal değeri olmadığı halde Müslüman kadınlara şiddetle zorla örtü dağıtılmaktadır? O çağda edep yerlerinin kapanması için önerilen örtünün, çağımızda başın örtülmesine dağıtılmasının ardındaki erkek Egemen siyaset apaçık görülmektedir. Ahlak örtü ile Kaim olabilir mi? Ahlak, vicdani duyu ve nefsanî terbiye ile gerçekleşir.
553 syf.
·22 günde·Beğendi·8/10
Hermes Yayınlarından çıkan kitabımız, neredeyse diğer tüm Hermes yayınları gibi felsefe-düşünce, parapsikoloji-spiritoloji konularıyla ilgilenen okurlarının büyük bir keyifle okuyacağı, hayata bakışı açısını geliştirecek ve derinleştirecek oldukça önemli bir eserdir. Kitabımız; başta karma yasası, ruh göçü ve yeniden doğuş olmak üzere bir çok farklı paralel konularda da çeşitli dinler ve felsefelerden beslenerek oldukça keyifli analizler sunmaktadır. Bu analizleri Antik Yunan, Mısır, İran, Anadolu, Hindistan gibi geniş bir coğrafyada farklı din ve inanışlardan da beslenerek yapması yazarın konuya oldukça hakim ve yetkin olduğunu biz okuyulara göstermektedir. Okuyu için kesinlikle yeni ufuklar açacak, yeni araştırmalara sevk edecek, bu kitapla birlikte uzun bir tekamül yolculuğuna hazırlayacak; bu türdeki kitapların yeni okurları için güzel bir giriş kitabı, konunun müdavimleri için ise oldukça derin, bolca bilgi içeren rehber kitaplardandır.
Bununla birlikte eleştireceğimiz kısımlara gelirsek; üzülerek belirtmek isterim ki böyle değerli bir eserde, - eserin adı dahi Pitagoras olmasın rağmen- Pitagoras'dan neredeyse çok çok az derecede bilgi verilmiş. Beklerdim ki Pitagoras'ın bir çok yönü hakkında daha açıklamalı bir kitap olsaydı. Yazar Pitagoras'ı merkez noktası olarak belirleyip, diğer dinsel ve felsefi kökenlere ve bilgilere sıklıkla tekrarlar şeklinde bilgiler vermese idi. Kitabı yazmadan önceki aşamada kitabın kurgusunu ve akışını iyi belirleyip bu akış üzerinden gidebilse idi. Bir çok yerde ısrarlı tekrarlara, aniden konudan kopup bir sonraki paragrafta farklı konulara geçişleri okuyucuyu yormaktadır. Birden fazla bölümde tekrar tekrar yeniden doğuş, karma anlatmak yerine belki de bunları tek konuda bağlayıp kurgusunu da bu şekilde yapsa idi bu sorunu aşmış olabilirdi. Kitabın ismi Hermetik Bilge Pitagoras iken keşke daha fazla Pitagoras okuyabilseydik ya da kitabın ismi farklı olsaydı. Aynı şekilde karma, reenkarnasyon anlatırken bunu illa Kuran-ı Kerim üzerinden de ispatlamalıyım düşüncesi ile çok fazla Kuran'dan ayetlerle ispat etme eğilimine girmesi de kitabı yorucu hale getirmiştir. Gibi gibi..
İncelememdeki son paragraf sizleri düşündürtmesin, kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum, çok kıymetli ve değerli bir eserdir. Spirituelizm, felsefe gibi konularla ilgilenenler için önemli bir kitaptır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Malik İlyas Tanrıbağı
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 12 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 45 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.