Margaret Weis

Margaret Weis

Yazar
8.7/10
538 Kişi
·
1.521
Okunma
·
46
Beğeni
·
2.700
Gösterim
Adı:
Margaret Weis
Tam adı:
Margaret Edith Weis
Unvan:
Amerikalı Fantastik ve Bilimkurgu Yazarı
Doğum:
Missouri, ABD, 16 Mart 1948
Margaret Weis, 16 Mart 1948 tarihinde Independence, Missouri'de dünyaya geldi. 1984 yılında Tracy Hickman'la birlikte yazdığı Ejderha Mızrağı Serisi ile tanınmaktadır.

Weis, 1970 yılında yaratıcı yazarlık bölümünden mezun oldu. Weis ilk olarak küçük bir yayınevinde çalışmaya başladı ve burada editör oldu. 1972-1983 yılları arasında Herald Yayınevi'nde reklam direktörü olarak çalıştı ve ardından Herald Yayınevi'nin alt şirketlerinden biri olan Independence Yayınevi'nin müdürü oldu. 1970li yılların sonu, 1980li yılların başında Weis, çocuklar için birçok kitap yazdı. 1983 yılında Weis TSR Inc'e oyun editörü olmak üzere başvurdu. TSR bu pozisyon için yazarı geri çevirdi, fakat kitap editörü olarak işe aldı.

Overlord (Derebeyi) Projesi' olarak bilinen ve bir roman ve üç modül yazılmasını içeren görevlerinden birinde iş arkadaşı olan Tracy Hickman ile birlikte hikayenin taslağını çıkararak, kitabı yazması için bir yazar tuttular, fakat bu işe yaramadı. İşte tam bu sıralarda Weis'in kendi sözleriyle "Tracy ile kendimizi bu işe o kadar çok vermiştik ki, bu kitabı bizim yazmamız gerektiğini hissettik." Hikayenin yazıya dökülmesinin ardından Overlord Projesi, Ejderha Mızrağı olarak bilinen ve tüm dünyada tanınan bir kitap serisi haline geldi.

Fantastik kurgu yazarı olarak bilinen kariyeri ve ününün aksine, Weis fantastik kitaplar okumadığını belirtmiştir. Güney Wisconsin'de ambardan çevrilen bir evde yaşamaktadır.
Eğer dünyadaki büyük şeylere yakından bakacak olursan, onların aslında bir araya gelmiş küçük şeylerden oluştuğunu görürsün.
Umut gerçekleri reddetmektir. Umut, yük beygirinin önünde sallanıp, atın ona ulaşmak için nafile çabayla sürekli yürümesini sağlayan havuçtan başka bir şey değil.
Rüyasında, her zamanki gibi, Caramon'u gördü. Ancak bu sefer Raistlin'i kasap
bıçağıyla dürten bir kender vardı Caramon'un yanında.
Yepyeni bir fantastik seri, yepyeni karakterler ve olaylar... Margaret Weis ve Tracy Hickman'ın ortaklaşa kaleme aldığı Ejderha Mızrağı Destanı serisinin ilk kitabı Güz Alacakaranlığının Ejderhaları bize bir fantastik kitaptan beklenebilecek tüm unsurları vadediyor: kitabın adından anlayabileceğimiz üzere ejderhalar, pegasuslar, elfler, cüceler, büyüler, aksiyon dolu olaylar ve daha birçok şey... Daha önce de listemde olan ancak hacmi nedeniyle bir türlü başlayamadığım seriye erkek arkadaşımın ilk kitabı alması, okuması ve beğenmesi üzerine ben de başladım, bitirdikten sonra ise iyi ki okumuşum dedim. Hacimli demişken Krynn isimli kocaman bir dünyada geçen bu seri diğer birkaç yazarın da bu evrene dair yazdığı kitaplarla birlikte yaklaşık elli kitaptan oluşuyor, tabii kendi içinde serilere bölünerek ve bu serilerin nasıl okunacağının sıralaması da internette mevcut. Bu kocaman dünyaya Güz Alacakaranlığının Ejderhaları ile adım attım ve macera dolu bir evrenin kapısını aralamış oldum.

Kitabımız eski dostlar Tanis, Flint, Tass, Caramon, Sturm ve Raistlin'in Solace'ta bulunan Son Yuva Hanı'nda beş yıllık bir aranın ardından tekrar bir araya gelmeleriyle başlıyor. Handa elinde kristal bir asa taşıyan Altınay ve sevgilisi Nehiryeli ile tanışan eski dostlar bu asanın başlarına açacakları sıkıntılardan bir haber. Ta ki bölgenin Yüksekamiri'nin içeri girip asayı zor kullanarak almak istemesi ve goblinlerin saldırıları sonucunda Solace'tan uzaklaşmak zorunda kalacakları ana kadar. Kadim Tanrıların insanlardan uzaklaştığı, insanların yeni Tanrı arayışlarına girdiği o günlerde kötülük yavaş yavaş yükselmeye başlıyor, gezginlerin amacı ise bu durumun önüne geçmek, ama bunun için kötü Tanrılara, ejderhalara, ejderanlara kadar birçok düşmanla karşı karşıya gelmeleri gerekiyor.

Serinin bu ilk kitabına başladığımda fantastik kitaplarda her zaman yaşanan bir durumu yaşadım. Çok sayıda karakter olması isimlerin zaman zaman karışmasına neden olurken, yepyeni bir dünyada yaşanan ilginç olayları anlama noktasında sıkıntı yaşayabiliyorsunuz. Bunun ardından ise yani tüm bunlara alıştıktan sonra Güz Alacakaranlığının Ejderhaları sürükleyiciliğinin de etkisiyle oldukça rahat okunabiliyor. Kitapta genel konu olarak karşımıza çıkan Kadim Tanrıların insanlarla bağlarının kopması ve insanların Yeni Tanrılar arayışına girmeleri durumunu da çok beğendiğimi söyleyebilirim. Bu kitapla ilgili sevdiğim bir diğer şey kitabın karakterleri oldu. Özellikle Raistlin isimli bir karakter var ki bu karakter okuduğum kitaplardaki en gizemli ve dikkat çekici karakterlerden biri. Yorumlardan da okuduğum kadarıyla Raistlin gizemini daha çok çok uzun zaman sürdürecek. Kitap karakterlerinden bahsetmişken yukarda bahsettiğim isimlerden Tanis bir yarı elf, Sturm bir Solamniya Şövalyesi, Flint cüce, Tass kender, Raistlin büyücü, Caramon ise Raistlin'in kardeşi ve savaşçı bir insan. Karakterlerden bahsetmemin nedenlerinden biri Yüzüklerin Efendisi serisinin neden bu alan için bir mihenk taşı olduğunu göstermek. Cüce, büyücü bunları dışarda bırakacak olsam da Tanis dediğim gibi bir yarı elf ve bu, yazarların Tolkien'den ne denli etkilendiklerinin göstergesi; aynı şekilde daha da dikkat çekicisi Kender ırkı çünkü anladığımız kadarıyla bu ırk çok yakından tanıdığımız bir diğer ırka benziyor, Tolkien'in hobbitlerine. Güz Alacakaranlığının Ejderhaları'nda sevmediğim nokta ise bazı kısımlarda olayların çok fazla aynı şekilde sonuçlanması oldu, örnek vererek anlatamasam da aynı olayların birden fazla kez tekrarlanması zaman zaman hep aynı döngü dedirtmedi değil ancak buna da nazar boncuğu diyeyim dedim.

Sonuç olarak upuuuuzun soluklu olan bu serinin ilk kitabını okudum ve beğendim, Güz Alacakaranlığının Ejderhaları seriye güzel bir başlangıç diye düşünüyorum. Birkaç haftalık bir aranın ardından serinin ikinci kitabı olan Kış Gecesi Ejderhaları'nı okuyacağım. Raistlin ve dostlarının başına neler geleceğini ve Krynn evreninde yaşanacakları bir hayli merak ediyorum...
Krynn'de renkli renkli ejderhalar var; komik olmaya çalışan cüceler, komik kenderler, asil elfler var, ve ikizler, büyücüler . Krynn'de hikâyeler yok ama, ilgi çekebilen hikâyeler yok, birinci kitaptaki hikâyesi yavanlıkla sürüyor hissi veren bir tekrar hissi var. Bu kitabı belki bu yaşta değil, ergen yaşta, ilk genç yaşta okumak gerek. Başka bir evrende her şeyin bu kadar tanıdık gelmesi hissini yenememek de bundan tabi. İlk kitapta acemisiydim, gençken okumamıştım; ama şurası kesin, drizzt do'urden'ın yakınından, kenarından köşesinden geçemez bu karakterlerin hiç biri. Drizzt dediğim de, ilk üç kitabını diyorum. Gerisini okumaya çalıştığımda her yanı kılıç sesleri, bitmek bilmeyen kavgalar sarmıştı, ilk üç kitaptaki özgünlük, derinlik kaybolup gitmişti. Galiba witcher'a dönmek gerek.
Ejderha Mızrağı serisi ister istemez bütün fantastik seriler gibi Yüzüklerin Efendisi serisiyle karşılaştırılıyor. Henüz o seriyi okumamış olanlar için- benim gibiler yani- güzel sayılabilecek bir seri gibi duruyor. Ancak çok da yeni ya da değişik birşey yok sanki: elfler, cüceler, büyücüler, iyiler, kötüler. Ağır ağır, keyfine vara vara; arada ne oluyordu unutarak okudum. Krynn adında yeni bir evrendeyiz. Burada da kötüler herşeyi ele geçirmek ve yok etmek istiyor. İyiler de ne yapsın, mücadele edip iyiliğin kazanması için uğraşıyor. Fantastik kitapların en güzel yanı bu dünyadan uzaklaşmamızı sağlaması. Okurken de iyi edebiyat dediğimiz eserlerden beklediğimiz şeyleri bir kenara koymamız gerekiyordur belki de. Daha çok başka bir dünyada, başka maceralarla var olabilmek için bir kaçış yolu gibi düşünmek gerekiyor kimbilir . Bu sefer dünyayı ve insanı anlamak için değil, sadece uzaklaşabilmek, unutabilmek, başka birisi veya birileri olabilmek için. Ejderha Mızrağı serisinin ilk kitabı olarak Güz Alacakaranlığını Ejderhaları oldukça iyi bir başlangıç kitabı gibi göründü bana. Pek aksamayan bir ritm, ilginç olabilen karakterler ve özellikle de alışageldiğimiz karakterlerin dışında kalabilen Raistlin, orijinal Tas, ve kitabın sonlarındaki kısa ömrüne rağmen trajik hayatıyla Malfleur akılda kalabiliyor. Kitabın dili aceleye gelmeyen, karakterlerinin psikolojileri üzerine çok da eğilmeyen ama vasat olabilecek bir çizgiden de uzak duran bir tarzda ilerliyor. Mizah da bu dil ve anlatımın bir parçası ve zorlama hissi vermiyor.

İyi okumalar...
Kitaplarda en sevdiğim ikizleri iç dünyalarını çocukluğundan itibaren bir kitap. Serinin en ihtiraslı , en zeki ve en yetenekli kişisi olan Raistlin'nin iç dünyası üzerine geniş bilgi veriyor. Raistlin fantastik dünyada görebileceğiniz en ilginç karakterlerden biridir. Fiziksel olarak zayıf ve hasta olarak dünyaya gelip de nereleri başardığını görseniz hayret edersiniz. Tatkaçıran(spoiler :D) bilgi vermemek için burada kesiyorum. Sadece bir uyarıda bulunayım. Bu kitabı okursanız 52 kitaplık dünyanın içine girmek isteği bulunabilirsiniz(Ben yaklaşık 35 tanesini okudum. :D). :D Gerçi seride birbirinden güzel ve farklı karakterler var ama neticede 52' kitap. Şahsen ben pişman değilim. :D
Kitabın konusuna gelirsek ilk kitapta ki olayların bir ay sonrasından başlıyor, konuya hızlı bir giriş yapılıyor ve olaylar gelişiyor. İlk sayfalar hızlı ve olaylı başlayınca tüm kitabın aksiyon dolu olacağını düşünmüştüm fakat pek öyle olmadı. Olaylar genel olarak ilk kitaptaki gibi gelişti, zaman zaman durağan zaman zaman aksiyon dolu.
Genel olarak kitap güzeldi, bir çok olay yaşadı ve bir çok şey ortaya çıktı. Hatta bir detay bayağı şaşırtıcıydı ki hiç beklemiyordum. Sona doğru olaylar ivme kazandı ancak beklediğim gibi olmadı, serinin son kitabını merak ediyorum, olaylar nasıl ilerleyecek son bulacak? Özellikle Raistlin'in hikayesini öğrenmek istiyorum.
http://yorumatolyesi.blogspot.com/...ejderha-mzrag-2.html
2. Kitaba nazaran çok daha heyecanlı, çok daha beğendiğim bir kitap oldu Ilkbahar Şafağı Ejderhaları. Hatta diğer kitaplarını da almama vesile oldu. Laurana'nın aşkı yüzünden tuzağa düşüşünü ve yaşadığı olaylarla inanılmaz bir şekilde olgunlaştığını buna karşılık Tanis'inde sonunda kalbinde bir seçim yapabildiğini okuyoruz. Çok sevilen bir dostumuzu maalesef kaybediyoruz. Tasslehoff,Tika ve Caramon'un birlikte mücadele verdiği,gizemli arkadaşımızın bizimkilerin başına açtığı işlerin ve son olarak da çoğu kişinin en sevdiği karakter olan -benim değil- Raistlin'in nelere kavuştuğunu okuyoruz. Fantastiğe giriş açısından önemli serilerden Ejderha Mızrağı..
Her yerde çılgınlar gibi kitabı ararken 1.baskı önüme konduğunda havalara uçtuğum kitaptır kendisi. Gerçekten şu kitabı aradığım kadar hiç bir kitabı aradığımı hatırlamıyorum. Bir kitapçıya girip sorduğumda tüm seri için 700 tl fiyat biçmişti ve malesef nadir bulunan bi kitap olduğu için genellikle seri halinde satılıyormuş. Her neyse kitaba gelirsek gerçekten ilk başta sıkıcı gibi gelse de okumaya devam etmenizi tavsiye ederim ortalarına doğru açılmaya başlıyor ve ikinci kitap yani elf yıldızında biraz daha netleşiyor
İlk kitap ve ikinci kitap güzeldi, hareketliydi ama bazen durgunlaşıp aksiyondan çok uzak oluyordu ancak bu kitap.. Gerçekten çok güzel bir kitaptı, okurken diğer kitaplarda ki gibi sıkılmadım, açıkçası ilk iki kitap okurken bazen sıkıyordu ve bir oturuşta uzun uzun okuyamıyordum, bu kitapta bu sorun çok olmadı. Özellikle son 50 sayfayı nasıl okuduğumu bilmiyorum, olaylar müthiş bir ivme kazandı ve heyecan doruktaydı.

İlk kitaplarda başlayan olayların bir çoğu bu kitapta açıklığa kavuştu. Bir çok gizem aydınlandı, bir çok sorun çözüldü. Çok fazla olay vardı ve bu okurken çok keyif verdi. Aksiyonu bol bir kitaptı ve gizemde güzel bir ölçüde olunca gerçekten çok güzel bir kitap olmuş. Seriye uygun ve çok iyi bir final kitabı olmuş.

Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...erhalar-ejderha.html
Ejderha mızrağı serisini okuyan insanları görünce ayrı bı mutlu oluyorum. Dünyada milyonlarca ama ülkemde çok azız, gelin canlar bir olalim falan diyesim geliyor.
Serinin ikinci kitabı için; şaşırtıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim, bilinmeyen gizemler ve olaylar açıklanmaya başlıyor. Bitiş sahnesi, üçüncü kitabı merak ettirdi, kurgu beklenmedik yerlere çekiliyor. Yazım dili akıcı. Tatmin edici idi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Margaret Weis
Tam adı:
Margaret Edith Weis
Unvan:
Amerikalı Fantastik ve Bilimkurgu Yazarı
Doğum:
Missouri, ABD, 16 Mart 1948
Margaret Weis, 16 Mart 1948 tarihinde Independence, Missouri'de dünyaya geldi. 1984 yılında Tracy Hickman'la birlikte yazdığı Ejderha Mızrağı Serisi ile tanınmaktadır.

Weis, 1970 yılında yaratıcı yazarlık bölümünden mezun oldu. Weis ilk olarak küçük bir yayınevinde çalışmaya başladı ve burada editör oldu. 1972-1983 yılları arasında Herald Yayınevi'nde reklam direktörü olarak çalıştı ve ardından Herald Yayınevi'nin alt şirketlerinden biri olan Independence Yayınevi'nin müdürü oldu. 1970li yılların sonu, 1980li yılların başında Weis, çocuklar için birçok kitap yazdı. 1983 yılında Weis TSR Inc'e oyun editörü olmak üzere başvurdu. TSR bu pozisyon için yazarı geri çevirdi, fakat kitap editörü olarak işe aldı.

Overlord (Derebeyi) Projesi' olarak bilinen ve bir roman ve üç modül yazılmasını içeren görevlerinden birinde iş arkadaşı olan Tracy Hickman ile birlikte hikayenin taslağını çıkararak, kitabı yazması için bir yazar tuttular, fakat bu işe yaramadı. İşte tam bu sıralarda Weis'in kendi sözleriyle "Tracy ile kendimizi bu işe o kadar çok vermiştik ki, bu kitabı bizim yazmamız gerektiğini hissettik." Hikayenin yazıya dökülmesinin ardından Overlord Projesi, Ejderha Mızrağı olarak bilinen ve tüm dünyada tanınan bir kitap serisi haline geldi.

Fantastik kurgu yazarı olarak bilinen kariyeri ve ününün aksine, Weis fantastik kitaplar okumadığını belirtmiştir. Güney Wisconsin'de ambardan çevrilen bir evde yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 46 okur beğendi.
  • 1.521 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 380 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları